Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Dönüş Üçlemesi

Darwinya kitabının yazarı Robert Charles Wilson’ın bu serisi 21.Yüzyıl bilimkurgusu olarak nitelendiriliyor. Darwinya kitabını okuyanlar için üslup ve konuya yaklaşım çok benzer. Bunun yanında 3 kitapta da hard sci-fi buram buram bize sunuluyor. Serinin bence en iyi kitabı olan ilk kitapla aslında muhteşem bir giriş yapıyoruz. Konu olarak çok fazla dala ayrılıyor ve aynı zamanda her kitapta 2 veya daha fazla karakter üzerinden hikaye anlatılıyor.

Dünyayı görece işgal eden uzaylılar getirdikleri teknolojiyle Dünya’nın evren üzerindeki zamanını durduruyor. İşin ilginci uzaylılar hakkında başka bir olgu yok. İletişim, temas, uzay gemisi vs. gibi uzaylı temasının dışında insanların bu olaydan sonraki sosyal hayatları üzerinden işleniyor. Bu kadar detaylı olması benim çok hoşuma gitmişti hep böyle kitaplar okurken düşünürdüm diğer insanlar ne yapıyor?nasıl para kazanıyor? neler değişti? bu soruların cevabını çok güzel bir şekilde alıyoruz. Kitapta ki bilim tabanlı olaylar gayet doyurucuydu. Olay olarak bahsetmek istemiyorum çok bağlantı olduğu için spoiler olmasın. Ayrıca her kitapta karakterler değişiyor yenileri ekleniyor ama bağlantı kesilmiyor.

Detay vermeden anlatılacak bir kitap değil, detay verirsem de son kitaba kadar bağı uzuyor. İlk kitap çok iyiydi ama sonra yavaş yavaş düşüyor diyebilirim. Sonunda her şeyin açığa kavuşması beni tatmin etti. Güzel bağlanmış sonu. Bilimkurgu okuyucuları en azından ilk kitaba şans verebilir zaten seride pek hacimli değil. Kitaplar kendini okutuyor. Ayrıca gençliğini İstanbul’da geçiren bir ana karakterimizin ismi Turk. Yer yer İstanbul bahsi geçiyor ama çok az.

10 Beğeni

Bi an Cadılar Dışarıda kitabı ne öyle dev gibi dedim sonra fatk edilen bebek eli… :rofl: .

1 Beğeni

Ah evet kızımın eli yakın çekimde büyük görünmüş :joy:

1 Beğeni

Hakan Bıçakcı’nın okuduğum ilk kitabı oldu Boş Zaman. Geçirdiği bir trafik kazası sonrası hafıza kaybına uğrayan birini anlatıyor kitap. Tamamen Harun’un (hafızasını kaybeden karakter) bakış açısından anlatıldığı için bildiğimiz hiç bir bilgi yok, kitaptaki diğer karakterler ne derse ‘peki’ deyip kabulleniyoruz Harun gibi, her sayfayı merakla çeviriyoruz ve sonunda son sayfalara kadar geliyoruz. Sonunu okuyunca yazarın başka kitaplarını da okumaya karar verdim. Karanlık bir atmosferde geçen güzel bir kitaptı.

10 Beğeni

Bu karantina günlerinde okuduğum ana kitabın arasına çerezlik niyetine bir çizgi roman sıkıştırayım dedim. Yakın zamanda tüm serisini edindiğim, bir çok kişi tarafından tavsiye edilen “Y Son Erkek” serisine başladım. Ama ne başlama. Bir solukta okuyup bitirdim. İkinci cildi okumamak için kendimi zor tutuyorum. Çizgi romanın değindiği konu sadece “erkeksiz bir dünya nasıl olurdu?” değil, bir çok başka hikaye bir çok başka sorun barındırıyor. Marvel ve DC’nin klasikleşmiş, herkes tarafından önerilen serilerini okuyup beğenen biri olarak bu Çizgi romana bayıldım. Kendimi tutup tüm seriyi bir anda bitirmeyeceğim :grin:

10 Beğeni

Son zamanlarda okuduklarımı topluca paylaşıyorum.

Gotik Öyküler, Gnome
İçinde yer alan hikayeler: Berenice, Edgar Allan Poe; Duvardaki Fareler, H. P. Lovecraft; Kuledeki Oda, E. F. Benson; Papazın Kara Peçesi, Nathaniel Hawthorne; Sarı Duvar Kağıdı, Charlotte Gilman Perkins; Topal Rahip, S. Carleton; Ceset Hırsızları, Robert Louis Stevenson. Hikayeleri beğenme sırasına göre yazdım. Hikayeler genel olarak güzel. Ilk defa Lovecraft okudum ve hoşuma gitti, Alfa yayınlarından iki cildini almıştım ve bu öykü sayesinde okunma sırasında ön sıralara alıyorum. Sarı Duvar Kağıdı bana biraz garip geldi, çok fazla King romanı okuduğum için olacak kadının yaşadıklarını normal karşıladım. Özellikle Oyun romanı buna sebep oldu. Kitabın bence en güzel yani en sona Poe öyküsü konmuş olması, bu öyküyü daha önce okumuştum ama tekrar okumak iyi geldi.

Şeffaf, Stephen King
Kitap başlangıçta sıradan ilerliyor gibi. Iki baş karakterin ayrı ayrı başından geçenler aktarılıyor. Sonra ikisi bir araya gelince olaylar bir anda hızlanıyor. Olaylar bir gün kadın karakterin ayağının taşa takılmasıyla başlar. Bilimkurgu, gizem türünde bir kitap. King’in en sevdiğim yanı kitabın başında verdiği bir ayrıntıyı kitap ilerledikçe ara ara yinelemesi. Kitapta 5 farklı kitabına 6 tane gönderme vardı. Bu da 2. sevdiğim yanı. Hele 3 tanesini öyle yerlere yedirmiş ki harika. Gönderme yapılan kitaplardan sadece ikisini okumadım. Spoiler yok denebilir. Okumadığım için bilemem.

Briç Masasında Cinayet, Agatha Christie
Poirot maceraları devam ediyor. Doğu Ekspresinde Cinayet, Poirot Araştırıyor, Ölüm Oyunu, Büyük Dörtler’le başladığım Poirot evrenine bu kitapla devam ediyorum. 3 yıl kadar önce pdf olarak okumama rağmen kitap olarak da okudum. Yine çözemedim cinayeti, yani çözdüm (katil şudur ama kanıtım yoktur) de çözemedim ters köşe oldum tekrardan.

Mavi Trenin Esrarı, Agatha Christie
Kitap şuana kadar okuduklarım gibi iyiydi. Garibime giden arka kapakta dediği şey orada dediği gibi olmadı. Yoksa bu da mı ters köşenin bir parçası.

Satranç, Stefan Zweig
Aylak adam yayınlarından çıkan toplu öyküler 1. kitabın 1. öyküsü. Bu öyküyü daha önce pdf olarak okumuştum. Daha önce farkına varmadığım birkaç şeyi farkettim. Zweig’in gözlem gücü ve bunu yazıya aktarması… Bütün güzel sıfatlar gider buraya.

Hayatın Mucizeleri, Stefan Zweig
Yine gözlem gücünün ne kadar güçlü olduğunu gördüm Zweig’in. Tek bir sıkıntı var sakin kafayla sakin yerde sakin sakin okumak şart. Satranç’ı okurken ortam sessizdi daha önce gözden kaçırdığım ayrıntıları fark ettim. Hayatın mucizeleri gürültülü bir zamana denk geldi. Sonra yine okuyacağım.

11 Beğeni

image
Romalıların Yücelik ve Çöküşünün Nedenleri Üzerine Düşünceler’ini okudum.
Montesquieu’nun Kanunların Ruhu Üzerine adlı kalın kitabına başlamadan önce yazarla ilgili fikir edinmek adına bu kitabını okudum.

Yazarın her görüşüne katılmasam da Roma Cumhuriyeti hakkındaki tespitlerini çok başarılı buldum. Yazarın beğenmediğim yönü Hristiyanlık dönemine kadar olan dönemleri gayet tarafsız bir şekilde değerlendirirken, Hristiyanlık sonrası dönemlerde tarafgirliğe kapılması oldu. Özellikle Katolik Kilisesi’ni övüp Ortodoks Kilisesi’ni ve Doğu Roma İmparatorlarını eleştirmesi kitabın değerini azaltan bir faktör oldu.

9 Beğeni

One Punch Man mangası 12. cilt bitti. :slight_smile:

7 Beğeni

Ursula K. Le Guin çok sevdiğim bir yazar. Şu ana kadar okuduğum tüm kitaplarını çok beğendim. Ama Anlatış gitmiyor. Daha doğrusu zorla gidiyor. Hani farklı yazar olmuş olsa belki de yarım bırakmıştım.

1 Beğeni

Anlatış hainli döngüsünün son kitabı Ursula K. Le Guin'in Hainli Döngüsü | Bilimkurgu Kulübü bu makaleyi okumanızı tavsiye ederim belki görmüşsünüzdür bilmiyorum ama atmak istedim. Faydası olur umarım :blush:

1 Beğeni

Evet, bu makaleden haberim var. Daha önceden seriden 3 kitap okudum. Anlatış’ı -serinin son kitabı olmasına rağmen serinin bir biri ile bağlantısı olmadığı için arada okumadığım kitapları göz ardı edip- hazır elime geçmişken okuyayım dedim. Ama sanırım yanlış zaman, bilmiyorum belki de bırakıp daha sonra tekrar bir şans vermeliyim.

1 Beğeni

NOT: Nedense şimdi aklıma takıldı. Söylemeden edemeyeceğim: Konunun başlığı ‘‘Hangi Kitabı Okuyorsunuz?’’ olduğu halde bu konu altına çokça okuyup bitirdiğimiz kitapları paylaşıyoruz. Başlığa bir ekleme yaparak ‘’ ve Okudunuz?’’ şeklinde değiştirilirse daha mı iyi olur sanki? :slight_smile:

6 Beğeni

Başlığı ilk gördüğüm andan itibaren aklımdan geçen buydu da ortama ayak uydurdum :grin:

3 Beğeni

Metro 2034 bitti. İlk kitabı uzuuuuun olmasa da uzun bir zaman önce okumuştum ve kendime çok kızmıştım okurken. Bana biraz garip gelmişti yani, hiç beklediğim bir şey değildi oyundan sonra o yüz milyon sayfa süren istasyonların camıydı sütunuydu bilmemnesiydi betimlemeleri falan. Neyse hoşuma gitmemişti, öyle hevele hüvele okumuştum. Diğerlerini okuma hevesim de hiç yoktu. Neyse işte bir şans daha verdim ve bu kitabı çok çok sevdim. Ekşiye girdim ve serinin en az sevilen kitabı olmasına da bayağı şaşırdım açıkçası. Yalnız bulduğum bir yorumu alıntılayacağım çünkü aynı bu şekilde düşünüyorum.

“ herkesin aksine metro 2033’ten sonra daha fazla sevdiğim bir roman oldu.

metro 2033 maalesef duraklaya duraklaya, sıkıla sıkıla, uzata uzata okuyup bitirdiğim bir kitap oldu. kıyamet sonrası dünyada metroya sığınan insanların hayatına panoramik bir bakış vardı çünkü o kitapta, iki sayfa sonra adını bile hatırlamayacağım bir ton figüran kitapta boşuna yer kaplıyormuş hissini çok derinden yaşadım. metro istasyonlarının beni hiç alakadar etmeyen uzun uzun tasvirleri (fayansları, kirişleri, sütunları, tavanı, avizesi, projektörleri, üst geçitleri, yürüyen merdivenleri vs artık her peronda öööeeeehhhh dedirtmişti.), artyom da dahil hiçbir karakterin zerre derinliğinin olmayışı, artyom’un polis’e ulaşana kadar rahat en az 150 sayfanın doldurgeç (filler) bölümlerden oluşması, iyice artan kasvet kitabı bitirmemi zorlaştıran faktörlerdendi. metro 2033 anca son 150 sayfada şaha kalkabilmişti.

bu kitap ise metro yaşamının insanlar üzerindeki içsel değişimleri kadar sabit ve değişmeyeceklere de harika vurgular yapıyordu. karakter derinliği çok daha iyiydi. kendi efsanesini yazmaya çalışan bir adamın kıyamet sonrası metrosundaki içsel macerasını ben çok titiz bir çalışma olarak gördüm açıkçası. açıkçası olaylar kadar karakterleri okumayı da seviyorum, metro 2033’ün veremediği karakter doygunluğunu metro 2034 bana homer ve hunter karakterleriyle gayet net bir şekilde verebildi. yine bir metro klasiği olarak kitap hiç tahmin etmeyeceğimiz bir şekilde bitti, ben memnun kaldım açıkçası.”

6 Beğeni

Sanırım bu kısım Metro istasyonlarının bizimkilerin aksine belirli bir mimarî anlayış çerçevesinde, estetik açıdan ilgi uyandıracak şekilde inşa edildiğinden olsa gerek. Zamanında uzun uzun tasvir edilen istasyonların gerçekteki halini incelemiştim. Özgün tasarımlar olduklarından ötürü kıyamet sonrası halleriyle rahatça karşılaştırabildim. Muhtemelen yazar, metrolarına aşina olan Rus halkını göz önüne alarak bu kısımları kaleme almış. Metro - 2 muammasına hiç girmiyorum.

Benim de seride favorime yaklaşabilecek en yakın kitap bu. Homer da istediğini elde ediyor hem, kendi Odesa’sını yazmayı başarıyor. Heyt be, okuyalı epey oldu. Gözümde canlandı birden. 2033’ün oyununu oynarken yaşadığım heyecanla 2033 ve 2034’ü edindiğimi hatırlıyorum. Daha sonra da 2035’i beklemeye koyulmuştum.

1 Beğeni

Evet, Moskova Metrosunda neredeyse her durağın kendime has bir mimarisi var. Bir de gözümüzde canlansın diye insanların nasıl yerleştiğini tasvir etmeye çalışmış sanırım. Benim de sıkıldığım anlar olmuştu, o kısımları hızlıca atılıyordum.

1 Beğeni

Kitap: Âşık Şeytan - Bir İspanyol Hikâyesi
Özgün: Le diable amoureux, nouvelle Espagnol
Yazar: Jacques Cazotte
Çeviri: Berna Günen
Yayın: Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskı: 2016 Mart, 1. basım
Sayfa: 128

Babil4

Jorge Luis Borges’in hazırladığı Babil Kitaplığı dizisinin dördüncü kitabı. Yapıt 18. yüzyıl ürünü. Bu yüzden karakterlerin edebi bir dille, yapay bir edayla konuşması zihne garip gelse de yadırganmamalı.

Yapıtı ortaya koyan Jacques Cazotte, Fransız fantastik yazınının öncülerinden biri olarak tanınmasını sağlayan "Âşık Şeytan"ı 1772’de yazmış. Ateşli bir kraliyetçi olan yazar, Fransız devrimine karşıt görüşlerinden ötürü 1792’de giyotinle idam edilmiş.

Roman, genç bir erkeğin benliğini ele geçirmeye çalışan Şeytan’a karşı olan uğraşını ele alıyor. Başlangıcı şöyle:

İspanyol süvarisi Álvaro, Napoli kralının muhafız alayında yüzbaşıdır. Bir akşam asker arkadaşlarıyla içerken konu kabala ve kabalacılara gelir. Herkes kendi odasına çekildikten sonra, konuşmalara hiç katılmamış olan, birliğin en yaşlı askeri Soberano ruhlarla iletişim kurulabileceğini söyler. İlgi gösterince de Álvaro’yu bir harabeye götürür. Yere bir pentagram çizen Soberano, Álvaro’ya söylemesi ve yapması gerekenleri anlattıktan sonra yanındaki iki arkadaşlıyla birlikte oradan ayrılır. Ritüelin sonunda Beelzebub yani Şeytan gelir ve Álvaro’ya ne istediğini sorar… İlerleyen sayfalarda Şeytan, çok güzel bir kadın kılığına girerek önce Álvaro’nun uşağı, sonra da tutkunu olur. Álvaro ona Biondetta adını verir…

5 Beğeni


Odunları kırdıktan sonra dinlenme aşaması :slight_smile:
Havada hafif bir fırtına. Eksi kaç bilmiyorum ama dışarda kar atıyor. Ben de sobanın başında wardstone okuyorum :joy:
Kitaba gelirsek 5. kitaba yeni başlıyorum ancak önceki kitaplardan bahsedecek olursam bazı yerlerde çocuk kitabı olarak geçmesine rağmen bu kitabı çocuklara vermem. Öcüler cadılar vs var ama sevimli olarak değil korkukutucu seviyede.
Her ne kadar seri olsa da her kitabın hikayesi kendi içinde başlayıp bitiyor ve oldukça sürükleyici. Ancak şuana kadarki kitaplarda asıl düşman olarak gösterilen şey yerinne her zaman hikayede odak başka yerlere kayıyor ve ana düşman oldu bittiye gelitiriliyor. Kendi içinde mantığı var bu durumun ama art arda kitaplarda görünce dikkatimi çekti. Tabi durum şuana kadar iki kitapta oldu genele yaymayayım bu durumu. Bakalım bu kitap nasıl çıkacak.

22 Beğeni

Philip K. Dick - Vulcan’ ın Çekici bitti. Konusu güzel, anlatımı güzel ve akıcı. Bir çırpıda bitti. Güzel bir distopyaydı.
Büyük yıkıma sebep olan savaştan sonra tüm dünya artık kararları 2029 yılında bir süper bilgisayara bırakmıştır. Totaliter bir rejim vardır ve birileri süper bilgisayarı ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.

Öneri Seviyesi: 7,5 / 10

vulcanın çekici

8 Beğeni

Arthur’un Ölümü - Sir Thomas Malory

Şovalyelerin , Britanya topraklarında harman olduğu zamanlara gidiyoruz.Her köprü başını aşık bir şovalyenin tuttuğu, her kalede güzel bir leydinin olduğu zamana… Kral Arthur’un İngiltere’nin başına geçmesi ve yuvarlak masa şovalyeleri’nin öykülerini anlatıyor kitap. Hatta Arthur’dan daha fazla yuvarlak masa şovalyelerinin maceralarını okuyoruz. Sir Lancelot, Sir Tristram, Sir Lamorak başlıca hikayeleri işlenen karakterler.

Kitabı okurken bizde ki Dede Korkut hikayelerine benzettim. Akıcı bir anlatımı olsa da hikayelerin hepsi nerdeyse aynı ama şovalyeler farklı.Hikayeler 1400’lü yıllarda yazılmış olduğundan devasa bir kurgu beklememek lazım da dediğim gibi aynı olaylar farklı karakterler olunca bir süre sonra ben bu hikayeyi okumamş mıydım hissiyatına neden oluyor.

O dönemin Britanyasından Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şovalyeleri temalı güzel bir RPG oyunu çıkar.

Kitabın baskısı kaliteli. Yaklaşık 650 sayfa olan kitap Kabalcı Yayılarının küçük fontlu yazısı ile aslında 1000 sayfalık kitaba eş değer. Yazım hataları kitabın yarısından sonra çok artıyor genelde eksik harf şekinde. Şimdilik eyyorlamam bu kadar.

7 Beğeni