Bir kez okunsa da öyle basılsa tertemiz çıkar kitaplar ama okumuyorlar demek ki. Gözden kaçacak hatalar değil çünkü.
Şahsen Alfa’dan alacağım kitapların 1. basımlarını almamaya karar verdim. Aden’de olduğu gibi alacağım kitabı daha iyi bir yayınevi bastıysa da onlara yöneleceğim.
Stephen King’in “Kujo” kitabını bitirdim. Yazarın okuduğum ikinci kitabıydı ve bunu da çok beğendim. King’in anlatımına bayılıyorum. Okurken, bahsettiği konu ne olursa olsun insanı gerebiliyor. Ben şahsen bazı anlarda gerginlikten okuyamadım ve ara vermem gerekti. Konusu basit olsa da hikayeyi anlatış tarzı sizi konuya bağlamayı başarıyor.
İthaki’nin BKK serisindeki Walter Tevis’in “Dünyaya Düşen Adam” kitabını bitirdim. David Bowie’nin oynadığı bir de filmi varmış bu kitabın. Filmi izlemedim bir yorum yapamam ama kitabı çok beğendim. Sıkılmadan okuyabileceğiniz ilgi çekici, akıcı bir eser. Dünya’ya yabancı olan birinin giderek insanlaşması, değişmesi ve dünyaya geliş amacının değişen koşullarla beraber değişmesi güzel ele alınmış.
Ve son olarak, Y Son Erkek serisinin 5. cildini bitirdim. Yine çok heyecanlı, yine çok sürükleyici, yine çok etkileyici bir ciltti. Çizimleri zaten öve öve bitiremem zaten. Ayrıca anlatılan hikayenin genişleyerek, ilginçleşerek devam etmesi beni sürekli bir sonraki cilde geçmem için teşvik ediyor. Kararlıyım hemen bitirmeyeceğim bu seriyiç
Benim en zor bitirdiğim kitap olabilir. O yüzden Alfanın bastığı 2. Lem kitabına dokunmadım. Çeviri sorunu ayrı, editör hataları ayrı dert. Yazarında bu kadar yoğun anlatımı da sıktı beni.
Bence kitap haddinden fazla betimleme içeriyordu. Bazı noktalarda bunları tahayyül etmekte zorlandım, doğal olarak okumayı daha da zorlaştırdı bu durum. Belki de çeviriden kaynaklı idi, bilmiyorum. Hikayesi de öyle pek ilgi çekici gelmedi, kendime işkence etmek istemediğimden bıraktım ben de.
Bu konudan şahsen çok şikayetçiyim. Bir kitabı çabuk çabuk basıp kalitesiz bir iş sunmak mı yoksa geç basıp doğru dürüst basmak mı? Her iki türlü de bir okur olarak nasılsa heyecanla bekliyorum fakat kitap gelince hayal kırıklığı… İkinci baskıyı beklemek de çoğu zaman korkunç uzun bir süreç. Madem bu kadar bekleyeceksem o zaman bence iki sene sonra da basılabilir. Nasılsa memnun olmak güç. Yine de bunları düşününce bir kitabı on sene beklemek beni yormuyor ama aceleye gelmiş işleri okumak yoruyor. Alfa’dan ise çok ama çok şikayetçiyim. Daha pişman olmadığım bir kitabına rastlamadım ve hepsini maalesef ki okumadan fırlatıp attım.
Antonius ve Kleopatra’yı okudum. Rome dizisini izlediğimden beri Marcus Antonius’a hayranım, hayatıyla beni çok etkiledi. Shakespeare’nin bu eserini, Marcus Antonius’u kötülemiştir diye okumuyordum ama en sonunda nasıl anlattığını merak edip okudum.
Shakespeare beklediğim gibi M. Antonius’u kötülememiş, aksine oldukça yüceltmiş ve bunu tarihi detayları hiç değiştirmeden yapmayı başarmış.
Aynı düşünüyoruz. Bir kitabı çabucak basıp kalitesiz bir iş sunmayı doğru bulmuyorum. Okur olarak bir iki ay beklemeyi ve kitabı en az hatayla okumayı tercih ederim. Bir sayfada birkaç hatayla karşılaşmak can sıkıcı oluyor. Dediğiniz gibi, ikinci baskıyı beklemek de bazen çok daha can sıkıcı olabiliyor. Fiyat artışı da cabası. Ben bu durumu Alfa’ya instagramdan yazacağım. Bence rahatsız olan herkes yazarsa yayınevi belki işi biraz ciddiye alır.
Isaac Asimov’un derlediği ve kendisinin de bir öyküsünün olduğu Güneş Sistemi Öyküleri’ni okudum. Kitap ismi derlemenin hakkını ziyadesiyle veriyor. Çünkü derlemede Güneş Sisteminin içinde yer alan tüm unsurlar (Merkür, Venüs, Dünya ve diğer gezegenlerinin yanı sıra yıldızlar, meteorlar) hakkında öyküler var.
Seçkide Arthur C. Clarke, Larrry Niven, Paul Anderson ve Robert Sheckley gibi tanıdık isimlerin yanında adını ilk defa duyacağınız isimler de mevcut. Her öykünün başlangıcında Asimov’un öyküye konu olan gezegen ya da diğer unsurlar hakkındaki bilgi bölümü sizin öyküye daha adapte olmanızı sağlıyor. Diğer yandan Asimov’ un seçtiği öyküler bilimsel ağırlıklı diyebilirim. Bilimkurguyu daha çok kurgu yönüyle seviyorsanız bazı öykülerde sıkılmanız olası. Ben öykülerin çoğunu sevdim. Öykü ne kadar bilimsel olursa olsun. Ana tema ve öykünün sonu beni tatmin ettikten sonra sorun olmuyor benim için.
@JrThoth sorduğunuz öykünün adı ‘Bekle’, sanırım Lary Niven’ın kaleminden okuduğum ilk öyküydü. Diğer öykülerle kıyasladığımda Larry’nin dilini daha sade ve akıcı buldum. Tabii Asimov’u ayrı tutuyorum. Yazarın öyküsüne konu olan gezegen Plüton. Gezegenin özelliklerine Larry’nin hayalgücü çok iyi eşlik etmiş diyebilirim.
Son olarak Asimov’un derledeği Güneş Sistemi Öyküleri’ni özellikle bilimkurgu severlerin okumasını öneririm. İlk defa bilimkurgu okuyacak olan arkadaşlar lütfen bu kitapla başlamasın.
Karışık, bir türlü konunun içine giremedim. Bazı yerleri sıkıcı. Olay örgüsü daldan dala atlıyor. Konu kısaca mafya, polisler, cinayetler, aile bağları.
2 ayda bir tane okumayı planlıyordum. Ama bu senenin kolonlarından olan bir serim olsun diyip ayda bir tane okumaya karar verdim. Aralara disk dünya atmayı düşünüyorum. Özlemişim bu dünyayı.
Büyünün Rengini epub 40 sayfa okudum da ıthakiden gitmedi çeviri kötüydü dünya güzeldi araya bir seyler girdi alamamıştım. Erkek arkadaşım baktı seriyi bu şekilde
öteleceğim kitapları hediye aldı, kitapların gelmesini bekliyorum. Zaman çarkı okurken araya diskdünya at dedi onun formülüydü. Yalnız değilmiş.
İthakiden okumak intihar olur. Hatta ben başta okuyarak intihar ettim. Niran Elçi birtane.
Afyon gibi etkisi olduğunu düşünmeye başladım.
Okuyan bırakamıyor. :)) 41 kitap olduğunu düşününce sanırım az gelecek okuyanlara.
Sabırsızlıkla bekliyorum kargoyu.