Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Teşekkür ederim. Ben de ilk başta Can Yayınları’nı mı alsam dedim ama İthaki’nın kapakta kullandığı illüstrasyon çok hoşuma gitti. Yazarın otuz yaşında vefat ettiğini öğrendim az önce. Daha çok eserini okuyabilmek güzel olurdu tabi. Mutlaka yorum yazacağım :slight_smile: .

2 Beğeni

Yevgeni Zamyatin’ in Biz kitabı bitti. *

biz5bfc4cda2e0a95223633b07cd4248402

Gelecekte BEN’ in olmadığı sadece BİZ’ in olduğu mekanik ve matametik bir distopya. Her şey Tek Devlet’ in elinde. Bu mükemmel(!) sistemlerini uzaydaki ilkel elemanlara ulaştırmak/anlatmak için camdan bir uzay aracı inşa ediyorlar. Bu kitapta bu aracı inşa eden baş mühendisin ilkel arkadaşlar için yazdığı kayıtları/günlükleri okuyoruz.

Anlatımlar, betimlemeler biraz değişik gibi geldi bana. Tabi bu biraz da kahramanımızın ruhsal durumundan kaynaklanıyor ama okumayı sekteye uğratacak ilginçlikler yok.
Yazar abimizi ve devrini incelediğinizde kitapta neyin neyi temsil ettiğini anlıyorsunuz. Ben o şekilde okuduğum için kitap boyunca bir türlü bilimkurgu okuduğum izlenimine kapılamadım. Bu kitapta nedense böyle bir şey oldu bende. Eğer benim gibi olma ihitmaliniz varsa önce kitabı okuyun sonra arka planını araştırın. Ve tabiki okuyun kaçırmayın. :slight_smile:

12 Beğeni

İlk İmparatorluğun Efsaneleri serisinin 2. kitabı olan Kılıçlar Çağı’nı okudum. İncelemede bazı olayların sürpriz bozanı vardır. Çok açıklayıcı olmadıkları için okuma keyfinizi azaltmayabilir. Ama yine de blurlama yapıyorum.

İlk kitaptaki aksiyon artarak devam ediyor. Tanrı katilleri, devler ve sanat kullanan kişilere bu sefer silah ve ekipman yapmakta ünlü Dherg kabilesi katılıyor. Dahl Rhen kabilesi onlara savaş açan Fhreyler’den kaçıp bir başka Rhun klanına sığınıyorlar. Dahl Rhen klan lideri Persephone, sığındıkları yerde bütün klanlara mesaj yollayıp Tanrılara savaş açmayı planlıyor. Onlara sığınmış olan devlerden savaşmayı öğreniyor. Ayrıca Dherg kabilesinden silah almak için uğraşırken kitaba iblisler ve ejderhalar da ekleniyor.

İlk kitapta belirttiğim gibi Suri bu kitapta yine önemli bir rol oynuyor. Bazı önemli kararlar alıp bazı sevdiği karakteri ve yaratıkları öldürmesi gerekiyor. Serinin de önemli bir karakteri olacak şekilde ilerliyor. Ayrıca kitapta olaylar gerçekleşirken erkek egemenliği fazla yok. Olayların çoğunda kadın karakterler daha ön planda.

Diğer taraftaki Tanrı olarak bilinen Fhreyler’in arasında bir taht kavgaları da eklenince maceranın dozu katlanıyor. Prens Maywndule de aksiyonun içine katılıyor. Büyük ihtimal bir sonraki kitapta Feyn liderliğini alacak gibi duruyor. Malcolm ve Nyprhon’un ise arka plandaki aksiyonları devam ediyor. Olaylar buradan çıkıyor zaten.

Fazla uzatmayayım. Seri çok muhteşem ilerliyor. Merakla 3. kitabı bekliyorum. Bu kitaba puanım 10/10.

15 Beğeni

Betimlemeleri, karakterleri ve akıcılığı bakımından ben de çok beğenmiştim Uğultulu Tepeler’i. Can Yayınlarından okumuştum, çeviri fevkaladeydi. Viktoryen dönem romanı olarak geçiyor, Emily Bronte’nin yazdığı tek kitap, kendisi ölümünden kısa bir süre önce tamamlıyor zaten kitabı. Karakterleri kendi hayatından uyarlamış yanılmıyorsam ki karakterler cidden bambaşka. Hepsi üzerine çok iyi düşünülmüş ve tasarlanmış kendi derinliğine sahip. Anlatı açısı farklı ama olayların dışında hissettirmiyor hiç. Umarım beğenirsiniz siz de :slight_smile:

6 Beğeni


Platon’un “Şölen - Dostluk” adlı kitabını okudum. Kitap iki ayrı diyalogdan oluşuyor. Şölen adlı diyalogda sevginin ne olduğu , Dostluk adlı diyalog adından da anlaşılacağı üzerine dostluk kavramının ne olduğu üzerine bir konuşma içerirken, Şölen diyalogu ise dönemin önde gelenlerinin Eros ve aşk üzerine yaptığı konuşmalardan oluşuyor.

Dostluk diyaloğunda Platon’un diğer eserlerinden de aşina olduğumuz üzere Sokrates, Sokratik Yöntem ile Atina gençleriyle Dostluk kavramını araştırıyor ama ne kadar uğraşsa da Sokrates istediği sonuca ulaşamadan diyalog sona eriyor. Diyalogda bir sonuca varılamamasına rağmen bu diyalogu Şölen diyaloğundan daha çok beğendim, diğerine göre bu diyalogda Sokrates etkisi daha ön planda yer alıyor (Bilmeyenler için Sokrates, Platon’un hocasıdır. Sokrates hiç kitap yazmadığı için Platon onun yerine de kitap yazar ve kitaplarında Sokrates’i ana karakter yapar. Platon’un ilk eserlerinde Sokrates’in düşünceleri ağırlıklıyken, Platon ilerleyen zamanlarda kendi düşüncelerini anlatmaya başlar ama kitaplarında yine Sokrates yer alır ve Platon kendi görüşlerini hocasının ağzından okuyucuya sunar. Yani Sokrates hem bir insan hem de bir kitap karakteridir).

Şölen diyaloğunda: Alkibiades, Agathon, Eryksimakhos, Phaidros, Aristophanes ve Sokrates gibi kişilerin aşk tanımları yer alır. Bu diyalogda Sokratik Yöntem fazla yer tutmaz ve eserde daha çok Platon etkisi görülür. Şimdiye kadar okuduğum diğer diyaloglardan farklı olduğu için ve hangi tanımın daha doğru olduğu okuyucuya hissettirilmediği için bu diyaloğu beğenmedim.

9 Beğeni

İlk başlarda konuyu, hikaye ve karakterleri anlamakta zorlansam da, 60. sayfadan sonra felan olaylar ve hikaye oturduktan sonra kitap akmaya başladı. Çok fazla Stephan King okumam ama bu karantina günlerinde Mahşer den sonra bitireceğim 2. kitabı olacak ve bundan sonra da ara ara King kitaplarını okumak istiyorum.

0000000111036-1

9 Beğeni


Diana wynne jones-yürüyen şato
Açıkçası bu kadar seveceğimi tahmin etmemiştim. Olağanüstü bir kitap. Dikkat spoiler Kitabın ortalarında Galler’e gidince “eyvah, her şey hayal, ya da büyücünün oluşturduğu bir şey vs çıkmasın lütfen” dedim ama korktuğum gibi değilmiş. Birden fazla dünya’ya geçiş varmış. Her yönüyle çok beğendim. Sonunda calcifer’in dönmesiyle, sevdiğim birisini görmüşüm gibi hissettim Tam olarak fantastik diyemeyiz, daha ziyade alice harikalar diyarında, güliverin gezileri, oz büyücüsü vs gibi fantazi türünde ama bence daha üstün bir kitap. Gerçekten çok severek okudum. Akıcı, dili anlaşılır, yormayan bir eser. Yazarın tavrına hayran oldum. Olaylar kafada çok güzel canlanıyor ve her yaştan okuyucuya hitap eden bir kitap. Devam kitapları da var, piyasada yok ama denk gelirsem alıp okuyacağım. Kesinlikle tavsiye ediyorum.

Bilim kurgu okumayı çok seviyorum ama okumadığım o kadar çok, güzel eserler var ki, bunlara bir yerden başlamak lazım dedim. Bu önümüzdeki aylarda biraz bilim kurgu ağırlıklı okuyacağım. Araya başka türler de katacağım ama ağırlık bilim kurgu olacak. İlk sıraya da asimov’dan işte tanrılar’ı koydum. Clarke, heinlein, lem, pkd, ursula, strugatski kardeşler, wells… Bir sürü kaliteli, büyük bilim kurgu yazarının eserleri de sıramda bekliyor. :slight_smile: herkese keyifli okumalar dilerim…

15 Beğeni

Bu kitabı filminden dolayı okumaya ben de niyetlenmiştim ama sonra unuttum herhalde. Siz yazınca aklıma geldi tekrar kitap. Filmini izlediniz mi? Kitabıyla ne kadar paralel?

3 Beğeni

Bir Hayao Miyazaki hayranı olarak, filmini izlememiş olmam çok ilgincime gitti ama izlemedim. Fakat okurken ben de acaba filmde nasıl diye baktım biraz, başlarında farkettiğim baya farklı gidiyordu film kitaptan. Ama hikayenin omurgası aynıdır diye tahmin ediyorum.

Düzenleme: şimdi biraz baktım da, baya fark var gibi. Aynı olan yerleri de var ama, kitap farklı konu üzerinden gidiyor gibi görünüyor. Ayrıca kitapta karakterlerin ilişkisi çok daha farklı ve duyguları da yansıttığı için, daha üstün. Filmin tek üstün yanı ise Hayao Miyazaki.

3 Beğeni

Bunun 2. Ve 3. Kitabı da var. Ama 3. Kitabını hiçbir yerde bulamadığım için başlamadım ben :frowning:

1 Beğeni
  1. Kitap kendi içerisinde başlayıp bitiyor. Havada kalan bir şey yok ama işte devam kitaplarını da okuma isteği uyandırıyor. Tek komplikasyonu bu :slight_smile:
1 Beğeni

Miyazaki filmini kitaptan uyarlamadı, kitaptan ilham alarak yaptı ve kendi yorumunu kattı. Bu yüzden benzer olduğu yerler kadar bağımsız yerler de var. Hatta bir yerde Miyazaki’nin İkinci Dünya Savaşı’na göndermede bulunduğunu okumuştum. Kitap ve film ayrı ayrı çok güzel ama ben kitabı daha çok beğenmiştim. Okurken büyük keyif almıştım.

4 Beğeni

images (3)

Hazır ince kitaplara merak salmışken H.P. Lovecraft’ın bir diğer eserini okudum. Öncelikle yazarın okuduğum ikinci kitabı. Bu kitabı da ilk kitapla kıyaslayarak yorumlayacağım.

Innsmouth’un Üzerindeki Gölge, kimsenin gitmek istemediği yaklaşık 300-400 civarındaki topluluğa ev sahipliği yapan Innsmouth kasabasını merak eden ve oraya araştırma için giden kahramanımızın başından geçen olayları anlatır.

Özellikle yazarın öykünün içine yerleştirdiği ırkçılık mesajı takdire şayan. Yazar ele aldığı ilginç konusunda bu fikri çok güzel işlemiş. Ama yazara ait okuduğum ilk kitap olan Karanlıkta Fısıldayan’a göre bu kitap biraz durağan geldi. Bazı yerler çok fazla ayrıntı içerdiğinden yer yer sıkıldım açıkçası. Öykünüm geneline yayılan bir gizem hakim ve bu gizem de olayların çok çabuk gelişip sonlanmasıyla etkisiz kaldı gibi.

Fazla uzatmadan bitirişi yapayım. Kısa mı kısa bir kitap olan Innsmouth’un Üzerindeki Gölge, ne kadar durağan ve aksiyonsuz olsa da yazarın metine gizlediği ırkçılık mesajı ve anlatımıyla okunması gereken ortalamanın üzerinde bir eser.

22 Beğeni

image
Çocukluğum’u okudum. İlk defa bir Maksim Gorki eseri okumama rağmen, hem yazardan hem de kitaptan memnun kaldım.

Maksim Gorki’nin kendi hayatını anlattığı bu kitap, aynı zamanda yazarın Otobiyografik Üçlemesi’nin ilk kitabıdır. Yazarın hem üslubu güzel hem de hayat hikayesi ilginç, bu yüzden kolayca okunan bir kitaptı. Üçlemenin diğer kitaplarını da ilk fırsatta okumayı planlıyorum.

13 Beğeni

RUH AVCISI (WARHAMMER 40K: NIGHT LORDS #1)

10 yıl önce tanıştığım Warhammer evreninden ilk kez bir kitap okudum. İmparatorluk tarafını zaten bildiğim için farklı bir şey denemek istedim. Kitap, Hain Lejyonlar’dan birisi olan Gece Lordları’nın 10. Bölüğü’nü konu alıyor. Bir tarafta İmparatorluğa kaşı yaptıkları savaş ve diğer Hain Lejyonlar ile arasındaki gergin ittifak işlenirken, diğer tarafta da bölüğün gidişatından hoşnut olmayan ana karakterimiz Talos ve bölüğün lideri Vandred arasındaki güç çekişmesi işleniyor. Aralarda da Lejyonun Primarch’ı Konrad Curze ve Lejyonun ilk zamanları anlatılıyor.

Kitap aksiyon dolu, durak vermeden bir savaş sahnesinden diğerine geçiyor. Evrene ilk gez girmek isteyenler için önermem ama biraz 40k bilginiz varsa hiç zorlanmazsınız.

17 Beğeni

Bitirmek üzereyim. Günümüz Türkçesiyle okuyorum tabi ama zaten müthiş bir dille yazılmış, okuduğum en nahif yazım şekillerinden biri. Karakterlerin ruhsal durumlarını sıkmadan detaylı işlemiş Halid Ziya Uşaklıgil. Nihal’in ergenlik süreci, Bihter’in karmaşık duyguları, Firdevs’in hırsları, hepsini okumak çok keyifli. Dizisini pek sevmeyen biri olarak kitabı çok iyi diyebilirim.

7 Beğeni

Az önce bitirdim, şunu belirtmeliyim ki okuduğum kitaplar içindeki anlatım açısından en kötü kitap oldu. İlk 30 sayfa kitapla cebelleştim resmen.

Konuya gelirsek ;
Bir zaman düşünün, bundan 50-60 sene sonrasında (söz gelimi) reklamların yasaklandığı teknolojinin ciddi anlamda ilerleme kaydettiği…

Bir kızın umudunun tükenmek üzereyken, bir şirket tarafından kendisine yardım teklifinde bulunup,geliştirdikleri yazılımla ürünlerini pazarlamak için katılması istenir.
Kızdan yaptıkları insanımsı robota (Android gibi) hayat vermesi istenmektedir ama bu robot bir insan tarafından beyinle uzaktan kontrol ediliyor. vs. vs.

Gerisini anlatmayayım, zaten kitap kısacık :grinning:

15 Beğeni

Yıldızgemisi Askerleri - Robert A. Heinlein

0000000692600-1

Uzunca bir incelemesini yazdım goodreads’te. Burada da paylaşayım.

Bilim kurgu klasiklerinde her zaman aşina olduğumuz bir tarz vardır; anlatılanların gerisinde bir alt metin ve bu alt metine ulaşmak için başvurulan alegorik ve kuramsal birtakım yöntemler. Yıldızgemisi Askerleri bu mesaj kaygısından bir miktar uzaklaşıp aksiyona odaklanmış, mesajını ise o hareketliliğin içine gizlemiş bir eser. İnsan bu kitabı anlamaya çalışırken hiç hırpalanmıyor. Buna ihtiyacım varmış. Okurken adeta nefes aldım. Bir yere kadar. Neyse oraya geleceğim. Pek çok klasiğe de esin kaynağı olmuş özel bir eser olduğunu hatırlatmak isterim.

İthaki’den çıkan bilim kurgu klasikleri serisnin en doğrudan, en hareketli kitaplarından biriydi şimdiye kadar okuduklarım arasında.

Kitabın askeri tarafı ise özellikle askerlik yapmış olanlarımıza çok tanıdık gelecektir. Anlıyoruz ki askerliğin dini, bayrağı, zamanı ve hatta gezegeni falan olmuyor. Her zaman, her yerde benzer sistem ve disiplinle uygulanıyor. Çoğu zaman ise mantık aramak mantıksızlaşabiliyor. Binlerce yıllık teamüller acemilere saçma gelse de, zamanla ortaya çıkıyor ki o binlerce yıllık geleneksel uygulamalar boşuna yapılmamış. Yani asker ocağında bir zaman sonra gelen diinginlik ve aydınlanma aslında beyhude ya da şahsi bir duygu değil.

Herkesin çevresinde askerliği çok seven, adeta bağımlısı olan militer görüşlü arkadaşları olabilir. Onlar abu kitabı hediye edin. Ya da önerin. Hem keyifle okuyacaklar hem de bilim kurguya sempati duymaya başlayacaklardır. Eeee bir yerden başlamak lazım :slight_smile:

Kitapta geçen bir ders var. Tarih ve Ahlâk felsefesi. Karakterimiz sivil lise hayatında da, askeri subaylık eğitiminde de bu dersi alıyor. Heinlein toplumsal çıkarımlarını ve vermek istediği mesajları işte bu ders aracılığıyla okuyucuya aktarmayı yöntem olarak seçmiş. Bu ders karşılıklı sözlü tartışma şeklinde geçiyor. Ben bu kısımları okuma heyecanımı ve tempomu düşürdüğü için sıkıcı bulmuş olsam da, kitaptan çıkartılsa eksikliğini hissedeceğimizi de kabul etmeliyim. Bu dersi okumak aslında bir bakıma ders çalışmak gibi. Sıkılırsınız ama yine de gerekli olduğunu bilirsiniz ya… O hesap.

Olaylar o kadar altı doldurularak ilerliyor ki okurken bir seriye başlamışım psikolojisi yaşadım devamlı. Sanki yeni bir dünyanın kapıları önümde açılıyordu. Hal böyle olunca çok yetersiz geldi sayfa sayısı. Bence çok daha uzun bir macera çıkartılabilirmiş. Hatta yöntem olarak sanki bunun temelleri atılıyor. Bilemiyorum bu konuyu irdeleyeceğim zaten.

Ben bilim kurgu türünü okumaya yakın bir zamanda başladım. Bir yıllık bir geçmişi yok. O yüzden ahkam kesmek için çok erken. Ya da okuduğum en iyi bilim kurgu klasiği desem büyük bir kümeden bahsetmediğimi bilmenizi isterim. Yine de Heinlein bu kitabıyla şimdilik ilk 5 sıralamasına girdi benim gözümde. Okumalarım hızla artıyor bu türde. O yüzden zamanla geri düşebilir. Bunu göreceğiz.

Kitaptaki en büyük eksiklerden biri, içinde bulunulan zaman ve ortam hakkında verilen blgilerin çok geç ve yetersiz veriliyor olması. Resim gözlerinizin önüne sonlara doğru ve biraz flu bir şekilde geliyor. Bu durum başlarda bocalamama sebep oldu açıkçası. Hangi yıldayız hangi gezegendeyiz, neler oluyor bunları çözmek çok zamanımı aldı. Bazı yerler muğlak kalıyor zaten. Bu kısımlar yazarın okura bırakması şeklinde değil de, baya eksik şekilde kaldığından bu durumu negatif buldum. Çok sorun teşkil ediyor mu? Hayır.

Şimdi bir diğer sıkıntıya (belki en önemli olana) değinmek istiyorum. Kitap bitmiş bize hala çok fazla askeri detay veriliyor. İnanılmaz sıkıcı ve gereksiz o kısımlar. Şöyle açıklayayım. 300 sayfalık kitabın 250. sayfasında ben hala (burası abartı içermektedir) müfrezelerde kaç subay var bir subayın görevi ne, hangi lojmanda kalır, kaç yıl görev yapar, oradan şuraya gidince ne olur, kaç kişiye emir verir, kimden emir alır, emri uygularsa ne olur, uygulamazsa hangi mahkemede yargılanır, o mahkemenin temyizi var mıdır, itiraz süresi kaç gündür, cumartesi günleri dilekçe verilebilir mi bu konuda falan gibi saçmasapan o kadar gereksiz soruyla uğraşıyorum ki, bu kitap bitmeyecek mi kardeşim ne anlatıyorsun sen dedim yani. Hatta kitabın puanlaması benim gözümde şöyle değişti. İlk 150 sayfa kesinlikle 5 yıldız… Sonra detaylara öyle bir boğulduk ki, öff yani… 3 yıldıza kadar düştüm inanın. Son sayfalarda bir yıldız ilave ettim ve 4 yıldız verdim. Çok kötüydü çok. Kitabın başlarında detay verilmesini anlarım da, buralarda saçma olmuş.

Bir de ana karakterimizin “ben oldum” tarzı havalarına sinir oldum. Onun ağzından dinliyoruz hikâyeyi. Birinci şahıs anlatımı var. Öyle olunca onun iç seslerini de okuduğumuz için bu da beni rahatsız etti. Acemice buldum. Komutanıyla konuşurken komutanı bir şey söylüyor, hemen iç ses; “bunu ben de düşünmüştüm ama bunu uygularsak bla bla bla bla” her şeyi de düşünür. Neyse…

Velhasıl, sinir eden kısımları olsa da büyük bir klasik olduğu gerçek. Özellikle diğer bilim kurgu klasikleri gibi bunun da yazım tarihine bakınca (1959), bu insanların gelecek görüşüne hayran olmamak mümkün değil.

19 Beğeni

BEN EFSANEYİM (I AM LEGEND)

KONUSU

Korkuyla Yaşamaya Alışmıştı. Başa çıkamadığı tek şey yalnızlıktı. Dünyadaki her erkek, kadın ve çocuk; geceleri ortaya çıkan, kana susamış yaratıklara dönüştü ve hepsi Robert Neville’in peşinde. Gündüzleri medeniyetin terk edilmiş kalıntıları arasında dolaşan Robert hayatta kalabilmek için yiyecek, kendini ve evini korumak içinse silah ve malzeme arıyor. Bir yandan da kendisi gibi virüs bulaşmamış insanları bulma umudunu koruyor. Geceleri, evinde barikat kurup günün ağarması için dua ediyor. Ancak Robert’ın bilmediği bir şey var. Virüslü bir gölge her an hata yapmasını bekleyerek karanlıkların arasında onu izliyor. Peki bir insan, yaratıkların dünyasında tek başına ne kadar dayanabilir? Hayatta kalsa bile bu hayat yaşamaya değer mi?

DÜŞÜNCELERİM

1940-1960 yllarından okuduğum hiçbir bilim kurgu kitabı beni hayal kırıklığına uğratmadı. Aslında 60 yıl sonra bile hatırlandıklarını düşününce şaşırmamam gerek.

Neville’in yaşananların mantıklı bir açıklamasını araması, ölü vampir Cortman’ın her gece “Dışarı çık.” diye çağırması ama yeni medeniyeti kuracak canlı vampirlerin “Teslim ol.” bile demeden evine girmeleri ve tabiki de muhteşem finali uzun yıllar hafızamda kalacak.

Filmini izlemedim ve okuduklarıma göre kitabın anlattığıyla alakasız Hollywood-vari bir final yapmışlar. O yüzden izlemeyi de düşünmüyorum. Kitabını alıp okumanızı öneririm, 200 sayfa bile değil.

12 Beğeni

İlk kitabın devamı olmasını beklerken bambaşka bir hikayeyle devam ediyoruz. Bununla birlikte ilk kitabın sürükleyiciliğinden eser yok. Paralel ilerleyen 2 hikayemiz var ama bunu anlayana kadar kılı kırk yarıyoruz. 300. sayfadan sonra bir tempo var yalan olmasın ama biz 300’e kadar ne okuduk Allah aşkına dedirten, karnımıza sancılar girdiren bir kitap oldu kendisi. Üstelik 300’den sonraki son 200 sayfalık kısımda tempo artıyor ama tünelin ucu bomb*k bir yere çıkıyor.

6/10

8 Beğeni