Hepsinden her gün bir bölüm okuyorum. Azar azar okumak daha zevkliymiş.
1 . Yerdeniz Büyücüsü - Ursula K. Le Guin
2 . Büyücünün Yeğeni - C.S. Lewis
3 . Golem - Gustav Meyrink
4 . Yalancılar Ülkesi - Gianni Rodari
5 . Dini bir kitap bunu yazmıyorum.
Hepsinden her gün bir bölüm okuyorum. Azar azar okumak daha zevkliymiş.
1 . Yerdeniz Büyücüsü - Ursula K. Le Guin
2 . Büyücünün Yeğeni - C.S. Lewis
3 . Golem - Gustav Meyrink
4 . Yalancılar Ülkesi - Gianni Rodari
5 . Dini bir kitap bunu yazmıyorum.
Asiomva bir kez bulaşınca diğer kitaplarını okumadan edemedim. Kitabı çoğu kişinin okuduğunu düşünüyorum öyle değilse bile kesinlikle okumalısınız. İçerisinde farklı robot öyküleri bulunuyor ancak çoğu birbirleriyle bağlantılı aslında hepsi bağlantılı da bazıları daha fazla bağlantılı (umarım dediğimi anlamışsınızdır.). Neyse fazla laf kalabalığı yapmak istemiyorum kitabı kesinlikle okumanızı öneriyorum. Herkese iyi günler.
İttihatçı, İstiklâl Harbi’nde Kuva-yi Milliye taraftarı, Atatürk’ün son başbakanı ve tabii ki Demokrat Parti’nin kurucusu; aynı zamanda da Cumhurbaşkanı. Sevelim veya sevmeyelim bu kişilerin hatıratlarını okumak dönemi anlamak için en iyi yoldur. İsmet İnönü, Kazım Karabekir ve Fevzi Çakmak’ın yazdığı tüm kitapları okumaya çalıştım. Sıra geldi Bayar’a…
Conan Cilt 1
Kitap ana karakterin kanlı bir savaştan sonra onu cinsellikle kandırıp öldürmek isteyen bir tanrıçanın peşinden buzulların üzerinde kilometrelerce koşmasını, tanrıçanın dev olan kardeşleriyle dövüşüp onları öldürmesini ve tanrıçaya tecavüz etmeye çalışmasını anlatan bir hikayeyle başlıyor.
Galiba yıllardır aradığım kitabı buldum.
Bitti.
Kitapçıda cezbedici kitap kapağına doğru hızla süzüldüğümü hatırlıyorum. Eve geldiğimde yanımdaydı. “Hazırlan fıstık, gidiyoruz.” dediğimi bile hatırlamıyorum. 
Tolkien, Yüzüklerin Efendisi’ni yazarken W. Morris’ten epeyce etkilendiğini, kendisine esin kaynağı olduğunu söylemese de kitapta perendeler atarken karşılaştığınız karakterleden de öyle anlaşılıyor ki bu…
Fantastik Edebiyatı’nın “pro”su niteliğinde olan cânımın içi Dünyanın Ötesindeki Orman, sıkı fantastik okurlarını bu yönüyle bile olsa etkilemeli diye düşünüyorum.
Kısa sayılabilecek 36 bölüme ait başlıklar, olay örgüsündeki en verilmeyecek noktaları belirleyici biçimde atılmasaydı, heyecanı yükseltip, kitaba bağlılığı arttırabilirdi sanki…
Başlıkları okusam kitabı okumuş sayılırım, düşüncesi yıpratıcı oldu zaman zaman.
Frank Baum’un meşhur “Oz Büyücüsü” kitabını bitirdim. Klasikleşmiş ve herkes tarafından bilinen bu eserin anlatımı çok sade ve akıcı. Okurken çocuklar için yazılmış masalsı bir hikaye olduğunu anlayabiliyorsunuz. Hikayemiz Kansas’ta teyzesi ve eniştesiyle yaşayan küçük Dorothy’nin bir fırtınayla oz diyarına gidişiyle başlıyor. Hem yetişkin hem de çocuklar için yazılmış olması onun önemi arttırıyor. Keyifle okunabilecek bir eser.

Ve PKD’nin “Çığrından Çıkmış Zaman” kitabını bitirdim. Ve tek kelimeyle MÜKEMMEL!!! Bu yazarı ne kadar çok sevdiğimi, hayal dünyasının ne kadar eşsiz olduğunu defalarca anlattım ama bu kitap hepsinden de güzel. Ne desem, nasıl anlatsam bu kitap için az kalır. Evet belki biraz abartıyor olabilirim ama anlattığı konu ve onu işleyiş tarzı çok iyi. PKD eserleri içinde şimdiye kadar okuduğum en iyi kitap.
PKD hayal gücü insanın beynine format atar. 
Umarım biyolojik terimlere hakimsinizdir hocam. Yoksa anlaşılması zor bir kitap seçimi olabilir. 
Truman showu izlediniz mi bilmiyorum ama bu kitap filme baya ilham olmuş izlemediyseniz bir bakmanızı öneririm
Benim de çok sevdiğim bir kitap oldu Çığrından Çıkmış Zaman. Şuraya da Bilimkurgu Kulübü için yazmış olduğum incelemeyi atayım.
LİNK
Evet izledim o filmi. Spoiler olur diye hiç bahsetmedim
Okurken aklım hep oradaydı.
@SJack hislerime tercüman olmuşsunuz
Benim yazmak isteyip de yazamadığımı güzel ele almışsınız. Teşekkürler 
Hercai ve 4N1K’nı okuyorum.Çok güzel kitaplar

Bugün bu kitabı bitirdim.
Öncelikle savaşın gerçekleriyle bu kadar içli dışlı olmak çok yorucuydu. Diğer yorucu olan kitabın konusuydu. Ve kitapla ilgili her şey çok üzücüydü. İnsanın iç savaşının bildiğimiz anlamda savaşla nasıl boy ölçülemeyeceği gördüm ve rahat evlerimizde empati yapmanın faydasızlığını yaşadım. Ben bilim kurgulara, ütopik evren denemelerine ve inceleme kitaplarıma geri döneyim en iyisi.
Seneler önce okumuştum ama pek bir şey hatırlamıyorum. Çocukluğun verdiği vurdumduymazlık yıllarımdı sanırım. Yakın zamanda tekrar okumayı düşünüyorum. Çok güzel bir kitaptı…
Kapağını beğenmediğim için okumamıştım zamanında. Kardeşimin kütüphanesindeydi. Sonra Barış Özcan seçkisinde görünce gidip aldım. Bazı kitapları belli yaşlarda okumalı ve ya yıllar sonra yeniden elimize almalıyız diye düşünüyorum. Bu kitap gibi örneğin ve ya Sofi’nin Dünyası vs.
Bence tekrar okunabilinecek bir kitap. Arka planda bir ülkenin kaderinin nasıl değiştiğini çok güzel anlatıyor.
KIRMIZI ŞÖVALYE (TRAITOR SON CYCLE #1)
KONUSU
Aylık 28 florin sırf Yabanla aranda duracak birisi için çok büyük bir miktar.
Aylık 28 florin bir ejderhanın dişleri kaskını ezdiğinde ve iblisler başını koparmaya çalıştığında çok büyük bir miktar değil. Ama eğer durup savaşmak zorsa, bir birliği - daha kötüsü bir paralı asker birliğini- yönetmek daha zor. Doğru köken, eğitim ve şans lazım. Neyse ki Kırmızı Şövalye’de üçü de var ve bu işten karlı çıkmaya niyetli. Birliği bir manastırla anlaşınca başta sıradan bir iş sanıyor. Sonuçta manastır zengin, rahibeler güzel ve birkaç canavarla baş edebilir.
Fakat bu sıradan bir iş değil, neslin gördüğü en büyük savaş olacak…
DÜŞÜNCELERİM
Öncelikle kitap beklediğimden çok daha büyük bir ölçekteydi. İlk bölümlerde 10 sayfada bir yeni bir pova geçiyordu ve yeni bir pov derken yepyeni bir karakterden bahsediyorum. Üşenmedim saydım ilk 4 bölüm 150 sayfa ve 14 farklı pov içeriyor. Başlangıcı böyle yorucu olsa da kim nerede ne yapıyor kafamda oturunca hikaye güzelce akmaya başladı.
Hikaye bir kuşatmaya karşı direnen bir manastır ve onu korumak için tutulmuş dinsiz ana karakterimiz ve onun bölüğünü anlatıyor. Kitabın tamamına yakını bu savaş ile geçiyor. Aksiyon sahneleri bol ve oldukça detaylı. Yazar ortaçağ tarihi mezunu ve amerikan donanmasında görev yapmış. Okuyunca bir şövalyenin giydiği 20 küsur parça giysi ve zırhı da öğreneceksiniz yani.
Dünyası ortaçağ avrupası gibi. Çoğu fantastik seri böyle ama bunda bir tık daha ileriye gitmiş: Jesus Christ, St. Thomas, Galya(Fransa) gibi isimler geçiyor. Sürekli doğadaki yaratıklarla savaşan ve hermetik büyücülerin var olduğu bir Avrupa hayal edin.
Finalindeki bir kısım hariç çok hoşuma gitti, o da devam kitaplarında daha detaylandırılır diye umuyorum.