İŞKENCECİNİN GÖLGESİ (YENİ GÜNEŞ KİTABI / THE BOOK OF THE NEW SUN #1)
KONUSU
Bilimkurgunun Melville’i olarak bilinen Gene Wolfe, spekülatif edebiyatın sınırlarını zorlayan, fantaziden bilim ve bilimden de fantazi çıkarmayı başaran, türün her alanında eşit muazzamlıkta eserler veren ender yazarlardan biri. Wolfe’un başyapıtı, türün de en önemli serilerinden olan Yeni Güneş Kitabı ise hem bilimkurgunun hem de fantastiğin zirve noktalarından olmakla birlikte başlı başına bir edebiyat fenomeni.
Günümüzden yüz binlerce yıl sonrası. Ancak öyle bir gelecek ki geçmişten farkı yok. Bugüne ait kültür ve olaylar artık bir anı bile değil. Gezegen, beklenmedik ve gizemli biçimlerde değişimler geçirmiş. Güneş’in ömrünün sonu gelmiş, sönmekte.
Serinin ilk kitabı İşkencecinin Gölgesi’nde, artık Urth adıyla bilinen gezegende, İşkenceciler Loncası’nın bir çırağıyken kurbanına merhamet ederek mesleki günahların en büyüğünü işleyen genç Severian’ın sürgüne gönderilmesi, destansı hikâyesinin sadece başlangıcıydı.
Büyünün ve bilimin iç içe geçtiği ve artık birbirinden ayrılamadığı bu gizemlerle dolu yolculukta tarih ile gelecek, yalan ile gerçek birbirine karışırken değişmeyen, değişmediğini iddia eden tek kişi ise kusursuz hafızasıyla ve kadim kılıcı Terminus Est’le Severian olacaktır.
DÜŞÜNCELERİM
Kitap bilim kurgu ve fantazi karışımı. Fakat ne bir bilim kurgu ne de bir fantazi kitabı gibi değil. Bilim kurgu ögeleri arka planda ve her şeyi Severian’ın gözünden gördüğümüz için sıradan bir eşya mı, fantastik bir nesne mi, yoksa bir teknoloji ürünü mü olduğunu kestirmek zor oluyor. Fantazi hayranları kitabı kendilerine daha yakın bulacaklardır ama hikaye işlenişi alıştığınızdan çok daha farklı. Severian ansızın bir hatırasını anlatmaya başlıyor, rüyalar görüyor, sanrılar görüyor…
Kısacası kendi tarzı olan bir kitap. Epik fantastik veya bilim kurgu okuyacağım diye değil, Yeni Güneş Kitabı okuyacağım diye başlayın.
Kitabı orijinal dilinde okudum ve herhalde 300 yeni kelime öğrendim. Çokça Antik Yunanca ve Orta Çağ terim kullanmış: “thalamegos”, “lochage”, “bartizan”… Ama sadece ağır değil, güzel de. Hatta fantazi türünde okuduklarımdan en iyisi olabilir.
Karmaşık olay örgüsüne ve ağır diline rağmen kısa sürede okudum. Ortalarında bazı bölüm var ki “Burası neresi, ne oluyor, bunlar kim, ne alaka?” diye sormaya başlıyorsunuz ama merak etmeyin, olaylar birbirine bağlanıyor.
Bu arada uyarıyım, kitap ansızın bitiyor. Sanırım dört kitaba bölünmüş tek bir hikaye. İlgimi çektiği için bitirir bitirmez ikinci kitaba başladım.