Arthur C. Clarke’ın 1956-1972 yıllarında arasında yazdığı öykülerin derlemesini okuyorum. İçinde yedi adet öykü bulunuyor. Bunlar ;
Venture to the Moon
Into the Comet
Summertime on Icarus
Death and the Senator
Hate
Sunjammer (Variant Title: The Wind from the Sun)
A Meeting With Medusa
Benim en merak ettiğim öyküler Sunjammer ve 1972 yılında Best Novella dalında Nebula Ödülü alan A Meeting With Medusa olduğundan okumaya sondan başladım A Meeting With Medusa’yı okumaktayım. Okuduğum yere kadar, Zeplin benzeri, son teknoloji ile donatılmış bir geminin kaptanı olan Howard Falcon’ın bir kaza sonrası Jüpiter’e yapacağı keşif hikayesini anlatıyor. İlerde hikaye nereye gidecek görücez
Bu ayın ikinci kitabını bitirdim. Çok kitap okuyamıyorum. Ders çalışıyorum ve yarın okullar açılacak.
Kitab çox güzle. 10/10. Kitap türk ülkesi Safevîler ve
Çaldıran Savaşı bahsediyor. Yazar savaşı çok güzel anlattı. Ancak savaşta adaletsizlik vardı. Çünkü Osmanlıların topları vardı. Ancak Safevilerin topları yoktu. Ama yine benim için ülkemiz Safeviler güçlü.
Top önemli bir etken ama karşısında Yavuz gibi bir askeri deha var. Sanırım Osmanlı’nın en iyi askeri deha olan padişahı. Bu Safeviler için talihsizlik olmuş.
3 gün önce Joe Hill İtfaiyeci kitabına başladım ama nasıl olduysa kitabın biri bana gerçek ismini fısıldadı. Elime alıp birkaç sayfa okuyayım dedim 1. kitabı bitirirmiş buldum kendimi. 6 kitap tek cilt versiyonunu okuyorum. Zaten okumayı planlıyordum ama bunun zamanına kitabın karar vermesi şaşırtıcıydı. Aya Tırmanmak kitabında talihsizlik yaşadım ama iyiki orada bırakmamışım. Hiç mi gereksiz kelime olmaz bir kitapta. Fantastik türüne çok iyi bir kitapla başladığımı düşünüyorum. Şunu da belirtmek isterim sanki ben bu kitabın filmini izledim hissine kapıldım ilk kitapta ve evet 10 küsür yıl önce izlemişim televizyonda. Tabi kitap bin basar filme. Birazdan 2. kitaba başlayacağım. Bu arada İtfaiyeci de elden bırakamayacağım yerlere gelmeye başladı. Günlerim süper geçiyor.
Evet (yanlış hatırlamıyorsam) sizin Ursula kitapları hakkında tavsiyeleriniz de etkili oldu Yerdeniz serisine başlamama daha doğrusu Ursula’yı bırakmamama. Teşekkür ederim. Yerdeniz’de büyücüler için hiç bir şey tesadüfi değildir derler. Benim de (çaylak olarak) böyle yazmam tesadüfi değildir belki.
Rica ederim, severek okumuştum ben de Yerdeniz’i, ki üzerinden fazlaca zaman geçmesine rağmen karakterlerin isimleri bile tek tek aklımda. Ged ile beraber dolaştığımız yerleri hiç unutmam. Hainli döngüsüne de bir şans vermenizi öneririm Yerdeniz sonrası. İyi okumalar dilerim.
Albert Camus’nün Adiller adlı kitabını okudum. Kitapta, son Rus Çarı olan 2. Nikolay’ın amcası olan Grandük Sergei’ye düzenlenen suikast anlatılmaktadır.
5 perdelik bir oyun olan bu kitabın ilk üç perdesini çok beğendim, özellikle de 2. perdeye hayran kaldım. Son 2 perde ise güzel olmasına rağmen beklentilerimi pek karşılayamadı. Buna rağmen kitabı genel olarak beğendim.
Yazarın daha önce Paket isimli kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Bu kitabını daha çok beğeneceğimi düşünerek başladım. Kitabın 2/3’lik kısmında (200 sayfa) merak ederek okudum ama ne konuya girebildim ne de sürükleyiciydi. Sadece konusunun özgünlüğüne dayanarak kopmadan okuyabildim ki ben normalde böyle durumlarda çok sabır gösteremem. Son kısımdaysa keyif alarak okudum. Başlarda kafamdaki soru işaretlerini Paket’te yaptığı gibi bir şekilde son kısımda cevapladı. Sadece böyle farklı bir konuyu daha sürükleyici işlese mükemmel olurdu. Konusuna hiç girmiyorum, bence böyle kitaplarda en ufak bilgi bile beklentiyle okumanıza yol açıp okuma keyfinizi kaçırabilir. Arka kapak yazısını da okumanızı tavsiye etmem.
Eğer özgün bir konu üzerine gerilim kitabı okumak istiyorsanız tavsiye ederim. Benim için Paket’in gerisinde kalsa da okuduğuma pişman değilim, farklı bir deneyimdi.
Çanak Çömlek Patladı
Geçen aya kadar yazarın malesef yalnızca Ökkeş adlı serisini biliyordum. Tesadüf eseri bu kitabıyla karşılaştım bir kaç sayfa göz atayım derken yaklaşık yarım günde bitirdim kitabı. Kitap eğlendiren bir yandanda düşündüren öykülerden oluşuyor. Kalemini az buçuk Aziz Nesin’e benzettim. Herkese tavsiye ederim.
Adından da anlaşılacağı üzere Erzurum kongresinden itibaren Atatürk’ün yanından ayrılmayan Mazhar Müfit Kansu’nun hatıratı. Yani tam olarak hatıratı değil Erzurum’dan sonra aldığı notların kitaplaştırılmış hali diyebiliriz. Bu kitabı da severek okudum her Türk gencinin okuması gerektiğini düşünüyorum, gerçi eski kelimelerden bolca mevcut bu tür metinlerde zorluk yaşıyorsanız okurken sıkılabilirsiniz/zorlanabilirsiniz.
Cheradenine Zakalwe bir zamanlar Özel Durumlar’ın başta gelen ajanlarındandı. Entrika, hile ve askeri operasyonlarla gezegenlerin kaderini Kültür’e uygun hale getirirdi. Yıllar önce bitirdiğini düşündüğü bir savaş yeniden patlak verince tekrar göreve çağrılır. Cheradenine’i ikna etmek de, onu Kültür’le tanıştıran Diziet Sma’ya kalacaktır. Ama en eski arkadaşı Diziet, acaba Cheradenine’i düşündüğü kadar iyi tanıyor mudur?
DÜŞÜNCELERİM
Kitabın büyük bölümünde olayın nereye gittiğine anlam veremedim. Konusuyla özel ajan filmlerini andırıyordu; öbür yandan da anlatım, biri geleceğe biri geçmişe doğru iki koldan ilerleyen karmaşık bir yapıdaydı. Ana karakter sıradan bir tipleme gibi görünüyordu, ve o güzel Kültür ögelerinden çok nadiren bahsediliyordu. Kısacası fazla etkilenmemiştim. Tabi ki bütün bu düşüncelerim son bölümü okuyunca değişti. Tüm kitabı yeni baştan, farklı bir gözle okumanızı sağlayacak bir son. Birçok yeri neden yanlış yorumladım veya üzerinde hiç düşünmedim diye kendime kızıyorum. Bitirince anladım ki, Banks, Kültür ögelerini sık kullanmasa da Kültür’ün ideolojisi hakkında çok şey söylemiş.
Player of Games, Kültür’ü daha iyi tanıtan ve daha ulaşılabilir bir kitap; ama Use of Weapons daha sıra dışı ve daha vurucu bir kitap.