Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Lem amcayla tanışma kitabım. İkinci bölüm olan Tersine Evrim kısmına yarın merakla dalış yapacağım.

11 Beğeni

Deniz, Martı ve Çocuk - İzzet Irmak
96 sayfa
Morena Yayınevi

Bayadır doğru düzgün kitap okumuyordum. Bu kitapla geri dönüyorum ve yarım kalan kitaplarıma da devam edeceğim artık. Deniz, Martı ve Çocuk içinde 11 tane hikayenin bulunduğu samimi dilde yazılmış kısa bir kitap. Çocuk kitabı olarak geçse de hikayeleri herkese hitap ediyor. Özellikle Yusuf ile hocasının hikayesi, Koltuk Değnekleri hikayesi ve Konyalıların çok iyi bildiği Şivlilik hikayesi çok güzeldi. Tavsiye ederim.

8 Beğeni

Ay’da görevli polis memurunun sıkıcı hayatını konu alan çizgi roman 94 sayfa. Yazılar biraz kısıtlı ama kitabın verdiği keyif olduķça fazla. Bittiğine üzüldüm diyebilirim.

17 Beğeni

Kanlı ameliyatlardan günümüz steril ameliyatlarına nasil geçildi ?
Keşifler ne şartlar altında yapıldı ?
Hem hikayelerle hemde zevkle okuyacağınız yüzyıllık geçmişi olan cerrahligin tuhaf tarihi :slight_smile:

Ağır şekilde John Fowles hayranıyım. Bir çok kitabını okudum ve hiç pişman olmadım. Koleksiyoncu ve Büyücüyü ısrarla öneririm.

20 Beğeni

Watchmen’i okuyorum. İlk iki bölümü bitirdim. Çabucak bitmesini istemediğim için bugün daha fazla okumayacağım. Mükemmel. Başka bir kelime aklıma gelmiyor.

Pantolonun üzerine boxer giyen süper kahramanların sıradan maceralarından biri değil. Hem anlatılan hikaye iyi hem de çizimler çok başarılı. Anlatılan olay geçmişte yaşanan kesitlerle ve bölüm sonunda eski bir kahramanın kitabından alınan kısımla pekiştiriliyor. Kitabın baskısı da oldukça kaliteli.

Bu arada filmini yıllar önce lisede dersten kaçıp arkadaşlarla izlemiştik. Ben hariç kimse beğenmemişti ve yarıda çıkmışlardı. Sebebi de süper kahraman filmi olmasıymış ve Dr. Manhattan’ın çıplak gezmesiymiş. (Kadın olsaydı bu yorumu yapmazlardı) Bir de bu filme götürdüm diye dalga geçmişlerdi benimle. Çocuk çolukla iş yaparsan olacağı budur. :slight_smile:

23 Beğeni

images - 2020-10-03T210749.187

Şiirlerle fazla bir mesainiz yoksa, yeni yeni şiir okumaya başladıysanız uzak durmanız gereken bir şair. Gönül rahatlığıyla diyebilirim ki okuduğum en zor şiir kitaplarından biriydi, çeviri şiir okuyor gibi hissettim hatta yer yer. Her şairin kendine özgü bir dil geliştirdiği söylenir ama Ece Bey bunu çok uç bir noktaya taşımış. Hatta bu nedenle Ender Erenel "Ece Ayhan Sözlüğünü’’ hazırlamış.

Sivil şiirler yazdığını kendi ifadeleriyle söylüyor. Değindiği toplumsal konular insana 1931’de doğan da 2001’de doğan da bu ülkede aynı şeylerden sitemli dedirtiyor.

Daha önce okumadığım bir şairdi, bu kadar zorlanacağımı tahmin etmiyordum.

5 Beğeni

YILDIZ YARATAN (STAR MAKER)

KONUSU

Olaf Stapledon’ın 1937’de yazdığı, Son ve İlk İnsan’ın devam kitabı Yıldız Yaratan, bizlere yeniden büyülü bir gelecek tarihi sunuyor. Fakat bu sefer sadece iki milyar yıl değil evrenin sonuna kadar… Günümüzden bir Dünyalı olan anlatıcısı, evrenin en uçlarına seyahat eden bir kaşif topluluğuna katılıyor. Onlarca farklı yaşam formuyla karşılaştıkları bu yolculuk, kozmik bir yaşam ve ölüm mücadelesinin sadece ön yüzü.

DÜŞÜNCELERİM

Astral seyahatla uzay ve zamanda keşfe çıkan Dünyalımız, bize tüm evrenin tarihini anlatıyor. Stapledon, Son ve İlk İnsan’da yaptığı beyin fırtınasını birkaç adım öteye götürmüş. Ölçeği sadece boyut ve zaman olarak büyütmekle kalmamış, insana hiç benzemeyen medeniyetler de hayal etmiş. Aynı gezegende senkretik evrimleşen iki tür, atmosfersiz gezegenin hem hayvan hem bitki olan canlıları, biliçli yıldızlar… Evrenin hikayesini okurken bir yandan da bu türler nasıl evrimleşti, medeniyetlerini nasıl kurdular, ne gibi engellerle karşılaştılar ve sonları ne oldu gibi soruların cevabını alıyoruz.

Stapledon’ın bilim kurgu için öneminden önceki kitabını incelerken bahsetmiştim. Bu kitap da planetary uplifting, artificial planet, Dyson sphere ve Many-worlds Interpretation gibi fikirleri bilim kurguya tanıtmış. Rahmetli ebediyete göçeli 70 yıl olmuş, telifi de yakında kalkar sanırım.

22 Beğeni

Konusu itibariyle güzel bir kitaba benziyor. Umarım İthaki BBK’ne dahil edilir. Hem belki telifi de kalkmış olur.

1 Beğeni

Hikaye Avcısı - Eduardo GALEANO

resim

Eleştirel öykülerden oluşan çok sevdiğim bir kitap oldu. İçindeki öyküler oldukça kısa, Galeano yaşadığı, gördüğü, içinde bulunduğu yıllarda gelişen olayları çok güzel hikayeleştirmiş. Hikayelerin hepsini anlamak için metinde geçen olaylara hakim olmak gerekebiliyor, ama bu durum çok az bir kısmı için geçerli, geneli biraz üstünde düşünüp ne demek istediği anlaşılabilen hikayelerdi. Farklı bir tarzı var yazarın, son kısımlarda kendi hakkındaki düşünceleri de çok ilgimi çekti. Öykü okumayı sevenlerin okuması gereken bir kitap, tavsiye ederim.

İftiralar
Dediklerine göre insan insanın kurduymuş.
Ama hiçbir kurt asla başka bir kurdu öldürmüyor.
Onlar kendilerini, bizim yaptığımız gibi, birbilerini karşılıklı olarak yok etmeye adamamışlar.
Kurtların kötü bir ünü var, ama dünyayı devasa bir tımarhaneye ve çok kalabalık bir mezarlığa dönüştürenler onlar değil.

Galeano

19 Beğeni

Son aylarda kitap okuma hızım iyice yavaşladı. Okuduğum kitaplar hacim olarak “eh işte” seviyesinde olmasına rağmen okuma hızım ve okumak için ayırdığım vakit azaldıkça üzülüyorum.

Okuduğum ilk kitap, hayranı olduğum Philip K. Dick’in “Alfa Ayının Kabileleri” kitabı oldu. Favori yazarlarım arasında olmasında ve genellikle PKD’yi mutlaka oku derken önerilen bir kitap olmasından dolayı bu kitabı aradan çıkarayım dedim. Konu yine güzel, fikirler uçuk, işleniş muazzam lakin ben eğer bu kitapla okumaya başlasaydım muhtemelen bu kadar sevmeyeceğimi düşünüyorum. Çünkü eğer yazara aşina değilseniz, anlatım tarzını bilmiyorsanız biraz yoracaktır okurken. Genel olarak beğendim ama. PKD FanClub üyesi olarak beğenmeliyim diye düşünüyorum :stuck_out_tongue_winking_eye: :stuck_out_tongue_winking_eye:

İkinci kitap ise yine çok beğendiğim bir yazar olan Mihail Bulgakov’un “Usta ve Margarita” kitabı oldu. Bu kitap da yine daha önce hiç Bulgakov okumamış birine ilk önerilen kitaplarından biri fakat ben yine kalıpların dışına çıkarak o kadar da beğenmediğimi söyleme gafletine düşeceğim. Biraz uzun bir kitap. Okuması zaman alan, sürekli okuyucunun “neyin neden nasıl olduğunu” anlaması için tektikte ve algı antenlerinin sürekli açık olmasına ihtiyaç duyulan bir eser. Bu kadar kalın bir kitap olması insanı yoruyor. Tabi Bulgakov’un ömrü kitabı tamamlamaya yetmediğinden ve eşinin bu kitabı notlarından yararlanarak tamamlamasından dolayı kitapta var olan tutarsızlıkları da hoş görüyorum. PKD için söylediğimi Bulgakov’un bu kitabı içinde söyleyeceğim: Eğer okumaya bu kitapla başlasaydım muhtemelen diğer kitaplarına şans vermem zor olacaktı.

Üçüncü ve son kitapsa Stefan Zweig’ın “Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma” adlı novellası oldu. Geçtiğimiz ay herhalde benim için “Favori Yazarlarımı Okuyorum” etkinliği gibi bir şey olmuş. Yeni fark ettim. Zweig’ın karakter analizlerine, psikolojik çıkarımlarına, çevrenin anlatımına bayıldığımı söylemeliyim. Bu kısa novella’da da iki kısa öykü yer alıyor. İkisi de güzel ve sürükleyici. Zweig sevenler diğer kitaplarındaki tadı bu kitapta da alacaklarını düşünüyorum.

28 Beğeni

Jules Verne - İki Yıl Okul Tatili

Öncelikle alfa serisinden ilk defa bir Jules Verne kitabını okudum. Resimler kısmına hayran oldum desem yalan olmaz. Daha önce ithaki yayınlarının minik versiyonunu okumuştum. Kitaba gelirsek adada mahsur kalma serüvenlerini seviyorsanız kesinlikle size göre bir yapıt. Chairman yatılı okulunda okuyan bir grup yarısı küçük çocuk yarısı da genç çocuklar, yaz tatillerini tekneyle yolculuk yapma isteğiyle girdikleri deniz serüvenleri talihsiz sonucu tanımadıkları bir adada mahsur kalması ile sonlanıyor. Robinson Crusoe tarzı gibi düşünün ama bu kitapta şansları biraz daha yanlarında. Jules Verne tarzına aşina iseniz betimlemelere diyecek söz yok zaten. Sanki ben de adada mahsur kalmışım gibi kitabın içindeydim resmen. İçeriğindeki resimler zaten hayal gücünüzü tam güç çalıştırıyor. :smiley: Başlangıç olarak direkt adadaki olaylardan başlaması beni biraz şaşırttı doğrusu, daha sonradan güzel bir şekilde bağladı hikayeyi. Editörlük açısından pek fazla sorun göremedim 5 ya da 6’yı geçmeyen eksik harfli birkaç kelime mevcutdu onlarda fazla göze batmıyor.

Puanım : 5/5

26 Beğeni

image

Kitabın yarısına kadar geldim. Kitapta gelişmemiş, geride kalan ülkelerininin milletini yazar Oblomov karakterini yaratarak anlatmış. Birde Batılı tarafı gelişmiş ülkeleride ştolks adında bir Alman karakter ile anlatmış. Kitap şu ana kadar iyi gidiyor beklentimi karşıladı.

15 Beğeni

resim

Andromeda Strain’i bitirmek üzereyim.

Kitaba başlarken kitabın adı itibarı ile insanların farklı gezegenlere seyahat ettiği, belki dünya dışı canlılarla temas kurduğu, insan soyunun biyolojik bir tehlike altında olduğu, bilimkurgu-kıyamet senaryosuna benzer çok daha geniş kapsamlı bir hikaye okumayı beklerken oldukça basit bir senaryo ile karşılaştım.

Dünyanın yörüngesinde dolanan bir uydu bilinmeyen bir neden ile yörüngesinden çıkıp dünyaya iniş yapar yapmaz, uydunun üzerindeki mikroplar uydunun indiği ufak kasabada yaşayan insanların ani ölümüne yol açıyor ve beş bilim adamı gizli bir tesiste bu mikrobun üzerinde testler yaparak ne olduğunu, nasıl çoğaldığını, nasıl bulaştığını vs. tanımlamaya çalışıyorlar. Bu kadar, bir cümle ile özetlenebiliyor…

Genel durum bu kadar düz olunca haliyle çok fazla detaya girilmesi gerekmiş. Bir bilim insanına tesise girerken yapılan sterilizasyon süreci 10 sayfa anlatılıp detaylandırılıyor. Bakterilerin nasıl örnekleceği ve kültürlenceğinin falan detaylarına dahi girilmiş ki hiç gerek yokmuş. 69 yılında yazıldığı için uçakta telefonla konuşmak ve dokunmatik ekran gibi teknolojiler garipseniyor :slight_smile: Kitabın içinde dilekçeler, gizli dosyalar, mektuplar, ascii tablolar, transkirpler yer alıyor. Bu tür kitaplarda görmeyi çok sevdiğim şeyler.

Şu coronanın olmadığı bir zamanda okusaymışım belki daha çok zevk alırmışım ama boğazımıza kadar virüstür, bakteridir, nerden bulaşır, ne hızla yayılır, nasıl dezenfekte edilir muhabbetine battığımız şu günlerde üstüne bir de uzay mikrobu muhabbeti fazla geldi.

Sırada Yüksek Şatodaki Adam’ı okuyacağım. O elime geçene kadar bu da biter büyük ihtimalle.

18 Beğeni

London-Kızıl Veba okumaya çalıştım fakat ilk bölüm pek sarmadı, dolayısıyla 2 gündür elime alıp devamını okuyamadım. Yaşlandıkça daha da tahammülsüz oluyorum sanırım… Eskiden kitap beni sarmasada bitirene kadar okurdum, zaman içerisinde önce yarısından çoğunu okuyunca hala sarmıyorsa, daha sonra çeğreğini okuyup hala sarmıyorsa kitabı okumayı bırakmaya başladım. Herhalde artık ilk 10 sayfadan sonra pes ediyorum…

6 Beğeni

image
Denemeler’i okudum. Bu kitap deneme türünde okuduğum üçüncü kitap oldu. Deneme türüne aslında bu kitapla başlamak istiyordum ama bu türü sevip sevmeyeceğimden emin olmadığım için; eğer başlangıç olarak seçtiğim kitabı beğenmezsem diye bu kitabı ikinci bir şans olması için bekletiyordum. Neyse ki ilk olarak okuduğum Francis Bacon’ın Denemeler’ini sevmiştim de bu türe ısınmış oldum.

Bu türdeki bir kitabı değerlendirmek zor olduğu için Montaigne’in Denemeler’ini Bacon’ın Denemeler’i ile karşılaştıracağım. Bacon’ın denemeleri genelde 5-10 sayfa civarında olurken Montaigne’inkiler genelde 1-3 sayfa civarındaydı. Montaigne’inkiler daha kısa oldukları için okuması daha kolayken, Bacon’ınkiler ilgi alanlarıma daha çok uyuyordu. Bununla birlikte gerek kısa olması gerekse de üslup açısından daha iyi olmaları nedeniyle Montaigne’inkileri okumak daha kolaydı. Ayrıca Bacon’ın ilgimi çekmeyen konulardaki denemelerini okumakta zorluk çekmiştim; ama Montaigne’de böyle bir sorunla karşılaşmadım. Yine de iki yazarın da denemelerinin okunmasını tavsiye ederim.

17 Beğeni

Adsız1

ATEŞ YAKMAK

Bugün yazar ile tanışmak için ince olan bir kitap seçmek istedim ve bu kitabı okudum. Beğendiğim bir kitap oldu. Kitapta 3 farklı kısa hikaye var. 3 hikayede de ana karakterlerin soğuğa, açlığa karşı mücadelesini anlatıyor.

22 Beğeni


Bahar ve Kelebekler’i okudum.

Ömer Seyfettin pek sevdiğim bir yazar değil, eserlerini genel kültür olduğu için okuyorum; ama bu kitaptaki bazı öykülerle birlikte yazara karşı tutumumda biraz yumuşama olmaya başladı. Bunda bu kitaptaki öykülerin çocukluktan aşina olduğum öyküler olmaması ve hepsinin farklı tarzlarda yazılması büyük bir etken oldu.

Kitapta ortalamanın üstünde bulduğum öyküler şunlar: İki Mebus, Erkek Mektubu, Beşeriyet ve Köpek, Sebat, Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür, Tavuklar, Bahar ve Kelebekler. Bunlar arasında İki Mebus ve Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür adındakiler bu kitaptaki en sevdiğim öyküler oldu.

18 Beğeni

Boris Vian - Mezarlarınıza Tüküreceğim

Seneler önce okumuştum. Tepkiliydim bu kitaba. Belki dünya görüşüm değişmiştir diye tekrar okuyayım dedim ya, dünya görüşü değişse de insanlık değişir mi, bilemedim.

Edit: Okudum bitti. Değişmeyi bırak, tepkim daha da arttı. Bu edebiyat falan değil. Buna edebiyat diyenle benim tartışacak hiçbir şeyim yok. Sert metin yazmak başka şey, bundan keyif almak başka.

8 Beğeni
  1. kitap bitti. İkinciyi yarıladım. :grin:
    indir (1)
3 Beğeni

images (1) (5)

Yanılsamalar Kenti

Ursula en sevdiğim yazarlar listesinde hep en önlerde olmuştur. Gerek konuları, gerek anlatımı, gerekse arka plandaki felsefesi bana çok hitap ediyor. Bu kitabımız da Hainli döngüsü içerisinde. Hainli Döngüsü’nün her hangi bir sırası olmasa da (tüm kitaplarının okunması da gerekmiyor, tek tek de okunabilir), bence, Sürgün Gezegeni’nden sonra okunması gereken bir kitap. Bu seride ilk defa iki kitabı bu kadar bağlantılı gördüm (Anlatış ve Bağışlanmanın Dört Yolu hariç serinin tamamını okudum.) Serinin diğer kitaplarına oranla daha rahat okunduğunu belirteyim. Hatta Ursula’nın diğer kitaplarına oranla da daha sade anlatımlı ve daha akıcı olduğunu söyleyebilirim. Kitap klasikleşmiş çoğu bilim kurgu öğesini bünyesinde barındırıyor. Bilimsel olarak tutarlılık gibi bir derdi de yok (ki Ursula’nın genelde böyle bir derdi yok) hatta bazen fantastiğe fazlasıyla kaçtığını söylemeliyim. Akıcı olmasına akıcıydı ama diğer kitaplarındaki ‘ayağı yere sağlam basma’ ve ‘felsefi doygunluğu’ bu kitabında alamadım. Güzel bir maceraydı, merak uyandırıcı ve sonuna kadar ilgi çekiciydi ama dediğim gibi, bir şeyler de eksikti serinin diğer eserlerine oranla. Konusunu hakkında çok bir şey söylemeyeceğim, çünkü baştan itibaren siz de karakterle beraber çözüp öğrenmeye çalışıyorsunuz olayları ve konuyu.

images (1) (6)

25 Ağustos 1983 Ve Diğer Öyküler

Hikaye anlatıcılığının büyük ustası Borges’ten çok başarılı 4 öykü ve kendisini, düşüncelerini, öykülerini anlattığı bir söyleşisi bulunan bu kitabı da okumuş bulunmaktayım. Hikayeleri ayrı güzel, söyleşisi ayrı. Borges’i seven herkesin mutlaka okuması gerekiyor. Özellikle Mavi Kaplanlar öyküsünü çok sevdim.
images (1) (7)

Midas’ın Müritleri

Hikaye anlatıcılığının büyük ismi demişken, Jack London da bu katagoriye rahatlıkla girer. Gayet başarılı 5 adet öyküsü bulunmakta kitapta. Son öykü fazlaca eski tarz bilim kurgu öykülerini andırmakta. Midas’ın Müritleri polisiye diyebiliriz, kalanları ise macera öyküleri. Hepsi de oldukça başarılı.

images (1) (8)

Altın Horoz

Juan Rulfo’dan okuduğum 3. Kitap (zaten çok da kitabı yok). Altın Horoz isimli bir kısa romandan, onun edebi ve sinematografik yönünden bahseden yazılardan ve yazarın 14 adet (sanırım) hikayesinden oluşuyor. Hepsini bitirmedim (içim daraldı bir süre sonra). Altın Horoz hikayesini beğenmedim. Hafif yeraltı edebiyatı havasında. “Bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı” tadında gidiyor zaten. Horoz dövüşü konusu ve anlatımı bakımından rahatsız edici olduğunu söylemeliyim. Belki de bunun için sevmedim. Öyküleri de standart Juan Rulfo öyküleri ama bence Ova Alev Alev seviyesinde değil (tabi tamamını henüz okumadım). Pedro Paramo ve Ova Alev Alev kitaplarını herkese tavsiye ederken, bu eseri çok da önermiyorum.

Herkese keyifli okumalar dilerim. :slight_smile:

22 Beğeni