2 gün önce aynı şeyi yaşadım ben de. Önsözlerde kitabın sonunun, kitapta karşılaşacağımız değerli olayların yazılması çok üzücü
Önsöz okumayı çok seviyorum ama bundan sonra kitapları bitirdiğim zaman okumaya karar verdim.

Jack London - Yıldız Gezgini
Jack London’dan muhteşem bir kitap daha okudum. Nedense ülkemizde pek bilinen bir kitap değil, bence London’ın mutlaka okunması gereken kitaplarından birisi.
Kitapta yazar adalet sistemini, hapishanelerde mahkumlara uygulanan işkenceleri ve idam cezasını eleştirirken; bir yandan da bizi astral seyahatle ve reankarnasyonla tanıştırarak ufkumuzu genişletiyor.
Şu ana kadar yazarın okuduğum bütün eserlerini sevdim. Yakın bir zamanda bu kitabına başlayacağım 
Sevilmeyecek gibi değil. Çok iyi bir yazar.
Altın Pusula’yı okuyorum. 124. sayfadayım, kitap yeni yeni açılmaya başladı. Lyra tam klişe bir karakter olmuş; ukala, kendini beğenmiş, gösteriş meraklısı, vurdumduymaz küçük bir kız çocuğu. Cin olayı hoşuma gitti, şimdilik merak uyandıran da bir konu ekseninde ilerliyor kitap.
Sanırım İthaki kitabı gözden geçirmeden, doğrudan eski baskıyı basmış. Kitabın çeyreği bitti ama sanırım 10’a yakın harf hatası/imla hatası vardı.
Kitap baskısı nasıl oluyor bilmiyorum ama daktiloyla yazılmıyor galiba. Bilgisayarda belgelere gözden geçirme yapılabiliyor. Çeviri için değil ama harf/imla hatası düzeltmesi bir kitap için yarım saat sürmez sanmıyorum. Ancak daktiloyla yazılmışsa o konuda bir şey diyemem haklılar, hataların düzeltilmesi çok uzun sürer sonuçta.
Stevenson harika bir yazar. Anlattığı hikayelerin konuları güzel, kurguları güçlü. Bu kitapta dört öyküsü yer alıyor. Her öykü güzel olmakla birlikte ilk iki öyküye özellikle bayıldım. Öyküler fantastik-korku türünde. Çevirisi su gibi akıp giden bu kitapta tek bir yazım yanlışı bile gözüme çarpmadı.
Biraz da o hatalar toplu gözden geçir, değiştir vs. nedeniyle oluyor. Kelime işlemci programları örneğin word bu konularda konunun hakimi bir insan kadar verimli değil.
Çok sevdiğim, yaptığı işlerle övgüler almış muhteşem bir çevirmen çevirmiş Gökdeleni, nasıl beğenmezsin?
Ben Kirke; Şimdileri okuyorum. Öyle yeni geniş bir hayal gücü ürünü yenilikleri olan fantastik bir kitap değil. Ama antik Yunan mitolojisini birinci ağızdan dinlemiş oluyorsunuz. Neredeyse kitabı yarıladım beni içine çekecek bir şey veremedi. Bakalım ilerleyen bölümlerde neler olacak
Özellikle müthiş Dune ve Yüksek Şatodaki Adam çevirileriyle tanıyoruz hatta bu ismi.
Efsanevi Edgar Allen Poe çevirilerini unutmayalım 
Kirke de Kızların Suskunluğu da aslonda mitleri birinci ağızdan ve özellikle bir tanrıça yani bir kadın gözünden anlatıyor. Mükemmel kitaplar değiller fakat özellikle feminizmin yükselişiyle biraz destek aldılar. Tekrar söylüyorum kesinlikle kötü değiller ama bu hypeın nedeni böyle. Mitolojik kurguların geneli böyle, hikayeleti biliyorsanız ve çok da meraklısı değilseniz kitaba bağlanmanız biraz zor.
@Akahige ve @kalsedon.okur Gormenghast, Otomatik Portakal ve Fahrenaytı da ekleyelim.
Yalnız Otomatik Portakal çevirisi beğenilmişti diye hatırlıyorum.
Çeviri olayından çok anlamadığım için ondan dolayı mı oldu anlamadım
Başka bir kitabını deneyeceğim, çevirisini kankanın yapmadığı 
Yok onu da karşılaştırdım ben.
Aynı şeyler var.
@Ufuk Güneşin İmparatorluğunu tavsiye ederim. Çevirisini bilmiyorum ama kitap fena değildi. Kendi çocukken ikinci dünya savaşında yaşadıklarını anlatıyor.
Okuduğun bir cümleyi tekrar tekrar okuyup anlamlandıramıyorsan ve çeviri bem sevgili dostumunsa çeviridendir.
Karanlık Kitaplık serisindeki 2. durağım Dr Jekyll ile Bay Hyde oldu.
Kitap her ne kadar korku/gerilim türü içerisinde yer alsa da çok rahatlıkta felsefe,psikoloji hatta bilimkurgu olarak nitelendirilebilir bence.
Kitabı “korku” kitabı olarak düşünmeyin. Korku/gerilim ögesi yok denecek kadar az. Hangi türü severseniz sevin alıp okunulması gereken bir eser.
Kitap tek seferde okunabiliyor. Hem dili sade hem de oldukça sürükleyici bir hikayesi var.
Her ne kadar okuyucu olarak neyin ne olduğunu bilmemize rağmen, kitaptaki karakterlerin bir şeylere mantıklı açıklamalar getirmeye çalışmasını, bir şeylere inanmamalarını okumak hoştu.
Şimdi gelelim kitabın can alıcı noktasına. Kitap boyunca bir benlik çatışmasına şahit oluyorsunuz. Ki bence kitabı güzel kılan da bu kısımları idi. İyiyle kötünün savaşı mı dersiniz yoksa id ve süperego kıyaslaması mı dersiniz orası size kalmış. Kitaptaki toplumsal eleştriler ve mesajlar da gayet yerindeydi. “Toplum bizden ne bekliyor/biz aslında neyiz” altmetni veriliyor. Daha fazla açıklarsam spoiler olur diye düşünüyorum ama zaten kitabın kapağı bile spoiler niteliği taşıyor.
Bu arada belirteyim Karanlık Kitaplık serisinden okuduğum bir önceki kitap olan Yürek Burgusu kitabından daha çok beğendim bu kitabı.
Ballard’ı diğer tüm BK yazarlarından ayıran temel fark şu. Ballard "BK uzayda değil, insanın kendi içindedir, gelecekte değil bugünde aranmalıdır " der.
Belki de hangi zaman da okursak okuyalım bugünler tam da Ballard’ın yazdığı dünyaları yaşıyoruz. diyeceğiz.
Örneğin Gökdelen kitabı tam da günümüz dünyası parodisidir. Şahane kitaptır, Kafka anlatıları gibidir. Tüketici toplum, buna şartlanmışlık, aşırı doymazlık, uç haz(Örneğin Çarpışma) vs. Ayrıca kitaplarında karakterleri ruhsal problemleri olan bireylerdir. Çoğu kitabında bilinç ve psikanaliz üzerine çok ciddi göndermeleri vardır. Ballard kitapları daha çok teknoloji, modern tüketici toplum vs bireyde, çevrede yol açtığı sorunları anlatır. Okuması zordur ama bir o kadar da farkındalık yaratır.
BÜYÜK ATATÜRK’TEN KÜÇÜK ÖYKÜLER
Bugün bu kitabı bitirdim. Tam da 29 Ekim’e denk geldi çok güzel oldu
Kitapta Atatürk ile ilgili pek çok kısa hikaye var. Akıcı bir kitap. Okurken hiç sıkmıyor. Güzel bir derleme olmuş.
Son zamanlarda çıkan bence en iyi distopya kitabı.
Kitabın konusunun kısa ve öz açıklaması: Toplum belirli renk gruplarına ayrılmış, sınıflandırılmış. Bu sınıflandırmayı ayrıntılı olarak söylemeyeceğim bu herhalde ikinci kitapta açıklanıyor. Genel itibariyle bu kitapta bizi ilgilendiren iki renk var. Biri kızıl diğeri de altın. Kızıl kandırılmış, beyinleri yıkanmış Toplumun en alt tabakasında yer alan vasıfsız işçiler. Altınlarsa Tüm güneş sistemini yöneten, tüm toplumu yöneten üstün insanlar.
Kitabın ana karakteri de kızıllardan. Sonrasında bir şekilde Altınlara sızıyor ve olaylar gelişiyor.
Kitabın yazım şekli çok akıcıydı, çok keyif aldım. Kitapta hiç bir zaman aksiyon eksilmiyor. Kitabı çok beğendim.
Bu seriyi hep erteleyip durdum ve pişman oldum keşke daha erken okusaymışım.
Birde renk gruplarına göre herhalde fiziksel özelliklerde değişiyor göz rengi, saç rengi filan.
Burayada kızıl darrow ile altın darrow karşılaştırma fotoğrafanı bırakıyorum.



