Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Memories_Of_Ice_Cover

Steven Erikson – Memories of Ice
Malazan Book of the Fallen – 3

Malazan serisinden yine harika bir kitap daha. İkinci kitapta ilk kitabın geçtiği kıtadan farklı bir kıtada büyük ölçüde farklı karakterlerin hikayesini okumuştuk. Bu kitapta tekrar ilk kitaptaki kıtaya dönüyoruz. Zaman olarak ilk kitabın kaldığı yerden başlıyor ve ikinci kitapla aynı zaman aralığı işleniyor. İlk kitaptan tanıdığımız karakterleri tekrar görürken, onların yanında yine birbirinden etkileyici birçok yeni karakter tanıyoruz. Yeni karakterlerin seriye tazelik kattığını düşünüyorum.

Serinin başından beri devam eden bir savaş var. Bu kitapta da savaş içerisindeki birkaç çatışmaya şahit oluyoruz. Bu açıdan aksiyonun hiç azalmadığı bir kitap. Çatışmalar oldukça detaylı anlatıldığı gibi, büyü sistemiyle zenginleştirilmiş askeri taktik ve stratejiler de kitapta önemli yer kaplıyor. Bunlar dışında, özellikle bu kitapta karakterler arasındaki ilişkilere de biraz daha fazla odaklanıldığını söylemek mümkün.

İlk kitabı okuduğumda beklediğimden çok daha karanlık bir dünya ve hikaye bulmuştum. Her kitapta bu durum daha da ileri bir noktaya taşınıyor. Özellikle savaş sahneleri çok kanlı ve savaşta yaşanabilecek her türlü vahşeti en çıplak haliyle görüyoruz. Bu açıdan bazı okurları rahatsız edebileceğini belirtmek gerek. Bunun dışında yazarın dilini her kitapta daha iyi bir noktaya taşıdığını söylemek gerek. Genel olarak bu konuda zayıf görülen ilk kitap dahi bence kötü değildi ama her yeni kitapta yazarın bu konuda kendini geliştirdiğini görebiliyorsunuz.

Kitabın en etkileyici kısmı ise şüphesiz çok çarpıcı ve tüyler ürpertici olan sonuydu benim için. Aslında sayfalarca değerlendirme yazılabilecek bir sonu var ama spoiler olacağı için elbette burada değinmiyorum. Şu kadarını söyleyeyim, hayatımda en etkilendiğim kitap sonları arasında ilk 5’e rahat girer ki ikinci kitabı bitirdiğimde onun için de benzer şekilde düşünüyordum.

Bu serinin haklarının sahibi olan İthaki son 1-2 yılda yayımladığı serilerin devamını getirememe ya da geç getirme sorununu bir süredir çözmüş gibi duruyor. Serinin diline göre çevirisinin çok zor demeyeceğim ama çok kolay da olmayacağını düşünüyorum, bunun yanında kitaplar da epey hacimli. Yine de senede 2 kitap gibi bir ortalamayla çıkarılabilirse çok iyi olur ki İthaki’nin isterse ve son 1-2 yıllık düşüşünü üzerinden atabilmişse bunu yapabilecek bir yayınevi olduğunu düşünüyorum. Umarım bu şekilde olur, ben de seriyi İngilizce okumanın sonrasında forum ahalisiyle birlikte bir de Türkçe olarak okuma fırsatına sahip olurum :slightly_smiling_face:

17 Beğeni

Bir çıkartsalar da okusak ya. Kasım’da olan şey oldu Ocak-Şubat hatta belki daha ileri bir ay. Dune falan çıkarttılar hadi millet sevindi diye bir şey demiyorum da keşke Malazan’ı belirttikleri sürede çıkartsalardı. :frowning:

:grin: İlk bilgi kaynaklarımızdan DH ama haklısınız konuşurken kullanılan bir nevi hitap olarak kalmış, çok da ciddiye alınacak bir şey değil aslında.

Bugün gelen yorumlardan sonra biraz daha meraklandım, okumaya devam ilerleyen günlerde göreceğiz bakalım WoT nasıl gidecek, şimdiye kadar sadece bir kitabı/seriyi tamamlamadan bıraktım.

1 Beğeni

Beğenmenize çok sevindim. Bakalım 8. kitaptan sonra listeniz güncellenecek mi? :slight_smile:

1 Beğeni

Herkes Malazan serisinin gelmiş geçmiş en iyi fantastik kitap olduğunu söylüyor ama ben hala bu seri niye bu ünvanı almış emin değilim. Bu kitapta felsefe ve derin bir hikayesi olduğu için mi bu ünvanı alıyor yoksa karanlık evreni için mi? Daha önce yanlış beklentiler yüzünden beğenmediğim çok seri oldu, o yüzden bu soruyu size soruyorum. Aynı zamanda bu kitap bana çok fazla betimlemenin olduğu bir kitap gibi geliyor, bu doğru mu? Eğer öyleyse uzak durayım hiç sevmem çok betimlemeyi. :grinning::smiley:

Bir anda çok fazla soru sordum. Umarim yanlış anlamasınız.

10 kitaplık serinin 3 kitabını okudum şimdilik, o yüzden tüm seriyi değerlendiremem. Okuduğum kadarki kısmıyla çok beğendim. Sebeplerini kısaca özetleyeyim.

Öncelikle kitabın geçtiği evren çok büyük, çok detaylı, her açıdan çok epik tasarlanmış. Tüm fantastik kitapları okuduğumu iddia edemem elbette ama bu evrenin büyüklüğü ve detayına yaklaşan başka bir seri olmayabilir. Belki biliyorsunuzdur, kitabın yazarı antropoloji ve arkeoloji eğitimi almış bir kişi, bu eğitimlerini yarattığı evrene başarıyla yansıtabilmiş.

Çok güçlü karakterler var ama seri karakter odaklı bir seri değil. Bir kitapta birçok karaktere hayran kalırken bir sonraki kitapta tamamen yeni karakterlerin hikayesini takip ediyorsunuz. Ama yeni karakterler de çok iyi olduğu için eskilerini aramıyorsunuz.

Seri fantastik bir seri olmanın hakkını veriyor. Low fantasy şeklinde değil, tersine epey high fantasy. Dolayısıyla özellikle high fantasy severleri kendine çekecek türde.

Hikayenin karanlık olmasını da beğeniyorum. Genel olarak karanlık hikayeleri daha cesur bulurum. Okuyucuların sevdikleri karakterler iyi olmalı, her koşulda iyi davranmalı gibi bir yaklaşım yok seride, karakterler çok daha pragmatik hareket ediyorlar. Kendi çıkarlarını ön plana koyuyorlar yani, daha gerçekçi buluyorum bu durumu.

Çok fazla betimleme olduğu söylenemez. Ben de aşırı betimleme sevmeyen biri olarak kitaplarda bu durumdan hiç rahatsız olmadım. Betimleme de var elbette, ama diyalog da var, bazen karakterlerin iç dünyasını da okuyoruz. Özellikle diyalogların çok zekice yazılmış olduğunu da belirteyim.

Kısaca özetleyeyim dedim ama uzun oldu yine :smile: Forumdaki Malazan başlığında daha fazla detay var ve orada tüm seriyi okumuş olan üyelerin yorumları da var, orayı da okuyabilirsiniz. :+1:

6 Beğeni

Vakıf serisinin ikinci kitabı da bitti. İlkinden bir tık daha iyi olsa da hala 7’nin üstüne çıkamadı benim gözümde bu seri. Ama bu tamamen benle alakalı. Zaman sıçramaları sebebiyle karakterler ile bağ kurmak zordu ilk kitapta, bunda bu problem daha az çıkıyor karşımıza. Onun haricinde ben ana konuyu pek sevmediğim için (Hari Seldon ve psikotarih), sanırım olaylar da pek sarmadı beni. Ayrıca kimliği gizli karakteri de daha ilk sahnede anladım (çok klişe idi).

Yine de sıkıldım denemez, o yüzden bu kitaba 7/10 veriyorum. Önümüzdeki ay üçüncü kitap var okuma etkinliğinde. İçimden bir ses onun da maksimum 7 olacağını ve bir daha Asimov okumayacağımı söylüyor.

13 Beğeni

Öncellikle detaylı cevabınız için teşekkürler. Cidden çok merak ettiğin bir seri. Karanlık ve detaylı olması ise oldukça sevindirdi. Detaylı dünyalara bayılıyorum çünkü. Bir an önce dilimize kazandirilsada okusak hemen.

1 Beğeni


Yaşar Kemal - Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca

Kitap bir çocuk romanı olarak geçmesine rağmen çocukların okuması için pek uygun olduğu söylenemez. Kitabın çocuksu bir anlatımı var ama kitap baştan aşağı siyasi alegorilerle döşenmiş. Bu alegoriler yeterince örtük olmadığı için bir çocuk bu kitabı okumaya çalışırsa büyük ihtimalle kitabı bitirmeden bir köşeye atar.

Her ne kadar çocuklara uygun olmasa da üslubu dışında kitap tam anlamıyla yetişkinlere hitap ediyor. Alegoriler için çeşitli farklı çıkarımlar yapılabilir, ama kitaptaki en baskını burjuvalarla emek sınıfı arasındaki mücadeledir. Bu mücadele dışında kitaptan çıkarılabilecek farklı çıkarımlar şunlardır: sömürülen bir devletin bir sömürge devletine karşı verdiği bağımsızlık mücadelesi, monarşiye karşı halkın cumhuriyet mücadelesi, kast sistemine karşı mücadele. Bu kadar farklı çıkarımların olması kitabı çok başarılı kılmaktadır.

Edebiyatımızda, Hayvan Çiftliği’ne benzeyen bir kitap varmış da haberimiz yokmuş meğer.

14 Beğeni

Cuma Karası

İlk çıktığında hemen ilgimi çekti, ben de elime ulaşınca okumaya başladım. Yazarın 12 13 sayfa ile 30 sayfa arasında değişen öykülerinden oluşuyor kitap. Genel olarak her öykü için (bir iki tanesi aynı ortamlarda geçiyor) yeni yeni dünyalar yaratmış yazarımız (yanlış anlaşılmasın, yine bizim Dünya’mızda geçiyor ama farklı yorumlamaları diyelim). “Normal dünyamızdan sadece biraz daha kötü” olarak tanımlamış bu dünyaları da. Her hikayenin teması karanlık ve kötülüğün, kapitalizmin, ırkçılığın yükseltilerek, dozu artırılarak sunulması şeklinde. Yani bir öykümüz ırkçılığın tavan yaptığı bir ortamda geçerken, öteki öykümüz insanların alışveriş çılgınlığına aşırı kapılıp, gözlerinin hiçbir şeyi görmediği bir ortamda geçmekte. Aslında hepsi çok etkileyici ve kendini okutan öykülerdi fakat benim asıl favorim Flaş öyküsü oldu. Neredeyse tüm hikayelerde absürt, bilim kurgu ve fantastik temalar oldukça dikkat çekiyor ama Flaş öyküsünde postapokaliptik tema ve distopik durum, bir döngü olması vs oldukça başarılıydı. Yine Cuma Karası kapitalizm ve alışveriş çılgınlığı konusunda oturup düşünmeye sevketti beni. Keza Işık Tüküren harika bir öyküydü, ilk öykü Finkenstein 5’lisi çok çok etkileyici bir öyküydü yine. Ben çok beğendim bu kitabı, üzerinde düşünülerek okunması gereken, akıcı, hafif kara mizah barındıran hikayelerden oluşuyor, tavsiye ederim. :slight_smile:

Herkese keyifli okumalar dilerim.

18 Beğeni

Evet öykülerin geçtiği dünyanın bizim dünyamızın daha karanlık ve çarpıtılmış hali olduğu düşüncesinde ve öyküler hakkında fikrinize katılıyorum.

En çarpıcı öykülerden birisi bence Lark Sokağı öyküsüydü. O öykü hakkında düşüncenizi merak ediyorum.

Öykü temelde sanki kürtaj karşıtı bir mesaj veriyor gibi ama sanki daha çok kadın ve erkeklerin "yaptıklarının bedelini ödeme,sonucunun getirdiği olumsuzlukların sorumluluğunu alma " ile ilgili bir öykü gibi geldi.

1 Beğeni

Katılıyorum, etkileyici öykülerden birisiydi bence de. Yazarın genel olarak dilini çok başarılı buldum, bu öyküde de bize çok güzel aktarmış olayları gerçekten. Özünde kürtaj karşıtlığı denilebilir ama dediğiniz gibi ebeveynlerin sorumluluktan kaçmaları konusu daha vurgulu gibi. Ayrıca kişinin yaşadığı çelişkiler ve pişmanlıkların anlatımı çok ilgi çekici. Kız arkadaşının fal zaafından faydalanması, bu duruma neden olması daha sonra vicdan azabı çekmesi, doğmayan çocukları düşünmesi ve sonunda verdiği annelik mesajı ile çok başarılı bir öyküydü gerçekten.
@alper beğenmediğiniz öykü oldu mu? Ben hepsini çok başarılı. buldum

1 Beğeni

Chronos Dosyalarını okuyan var mı acep? Bi’ 30 sayfa okudum ama wattpad kitabı koktu bütün ev. Alıp devam etmeye elim gitmiyor şu an. Okuyan birisi varsa aydınlatabilir mi biraz? Gerçi sandığım gibiyse okuyan yoktur diye düşünüyorum ama bi’ umut. :frowning:

Shannaranın Kılıcı’nı okuyorum. Lotr çakması diye her yerde gördüm aslında ama ilk sayfalar beni kendine çekti. Ben Hobbit’i okudum ve yüzüklerin yalnızca filmlerini izledim. Gerçekten de benzerlikler çok fazla Gandalf gibi bir adamla başladık hikayeye hatta. Elfler, cüceler, troller, insanlar var. Ama bilemiyorum Altan okumaya devam edeceğim sanırım. Dili bana akıcı geldi.

Edit: Bitiremedim… Üzüldüm.

5 Beğeni

Yıldız Güncesi Ijon Tichy’inin yıldızlar, gezegenler arası seyahatlerini anlatan bir öykü derlemesi. Her öyküde karakterimizin çıktığı yolculuğu ve bu yolculukta karşılaştığı şeyleri görüyoruz. Öyküler hakkında pek fazla bilgi vererek okuma keyfinizi kaçırmak istemiyorum ama Stanislaw Lem’in zekasını ve neden bilimkurgu üstatlarından biri haline geldiğini öyküleri okuduktan sonra daha iyi anlayabiliyorsunuz.

Aynı zamanda bir seri. İkinci kitabı halen ülkemizde yayınlanmamış olsa da Gelecekbilim Kongresi, Dünyada Barış @alfakitap tarafından yayınlandı. (Daha önceki yayınevlerinden haberdarım güncel olanlardan bahsediyorum)

Öyküleri genel olarak beğendim ama bu konuda beni çok da dinlemeyebilirsiniz zira ben genel olarak öykü derlemelerini çok sevmekteyim.

Bir bilimkurgu okuru iseniz, külliyatını toplamasanız bile Ijon Tichy serisini mutlaka kitaplığınızda bulundurmalı aralıklarla da olsa açıp okumalısınız.

Gönül isterdi ki bu basımda çeviri anadilinden yapılsın ve daha sonra eklenmiş olan 2 yolculuk da kitaba eklenmiş olsun, ancak şu an için anadilinden olmayan bir çeviriyle okuyabiliyoruz kitabı.

14 Beğeni

Gönül isterdi ki bu basımda çeviri anadilinden yapılsın ve daha sonra eklenmiş olan 2 yolculuk da kitaba eklenmiş olsun, ancak şu an için anadilinden olmayan bir çeviriyle okuyabiliyoruz kitabı.

  1. ve 21. yolculuklar mı onlar?
1 Beğeni

Yok 18 ve 24. Aslında Open Letter from Ijon Tichy falan da var. 26. Yolculuk da var ama o sanırım ya kayıptı ya da çevirisi ingilizceye dahi yapılmamıştı.

İngilizce versiyonunda da onlar başka derlemelerde.

4d86cd5d427703956ee09dea2e1eca1b3ee97d5e_2_280x375
Yaklaşık 380 sayfa okudum. Okuduğum kadarıyla ile de söz verdiğim için fırsat varken yorumunu girmek istedim. @isos81

Öncellikle kitap 6 bölümden oluşuyor. Şu an 4.bölümdeyim. Kitabın dünyasında yaklaşık 8 ülke mevcut ve anlatılırken bazı sebeplerden dolayı doğu batı olarak bölümler ayrılmış durumda. Anlatıcıların sayısı 4-5 kişiden oluşurken ana karakterler bu anlatıcı üzerinde 10-15 arasında, yan karakterlerin sayısı ise 40-50 kişi mevcut. Çok geniş bir evren yapısı ve tek kitap olduğu için ilk okurken bu kimdi bu hangi ülke, neresi gibi sorular kafanızda çokça oluşuyor. Fakat 100-150 sayfa sonra yazarımızın güzel bir şekilde kurgulamasının yanında yarattığı dünyayı, anlattığı hikayeye güzel bir şekilde adapte etmesi ve anlatmasıyla bu kitabın geçiş evresini rahatlıkla atlatıyorsunuz.

Genel olarak kitabın dünyasını en iyi şekilde benzetebileceğim şey sanırım game of thronesu alın içine ejderhaları yerleştirin alın size priory of orange tree.

Kitap dune dan sonra bu yıl içerisinde okuduğum en iyi kitap olabilir. Normalde kitaplarda en sevmediğim unsur karakterlerin salakça davranışları olur. Bu kitapta ise yazarımız sağ olsun her bir karakteri en ince detayına kadar o kadar güzel işlemiş ki yaptığı davranışlarından tutun, ihanetleri, savaşları hepsinin kendine ait bir yolu mevcut ve bu yolda da doğru yada yanlış olsun bu davranışları inançları çerçevesinde gerçekleştiren güçlü karakterler görüyor ve okudukça onlara ısınıyor, yeri geldiğinde heyecanlanıyor, üzülüyor yada kızıyorsunuz.

İkinci bir diğer beğendiğim unsur ise yukarıda yazdığım gibi kitap 8 ülkeden oluşuyor ve bölüm geçişleri batı ve doğu arasında 4-5 karakterin ağızından anlatılıyor, bu şekilde karakterlerin gözünden ve davranışlarından bu ülkeler hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Yazarımızı yine bu konu hakkında tebrik ediyorum çünkü normalde bu dünya anlatımı sıkıntı yaşadığım en büyük konulardan biridir fakat o kadar güzel bir şekilde olay örgüsüne yerleştirilmiş ki ne okurken batıyor ne de anlamama gibi bir sıkıntı yaşıyorsunuz. Ülkelerin geçmişte ki savaşlarından tutunda, politikalarına, birbirleri aralarında ilişkilere yada inanç kavramlarına, iç yapılarına çok rahat bir şekilde erişebiliyorsunuz.

Üçüncü olarak sevdiğim şey ise ejderhalar. Normalde ejderhalar gibi epik bir konu genellikle genç yetişkin türlerinde heba olduğunu düşünüyorum fakat bu kitapta ana unsur insanlığın ejderhalara ve onların yarattığı kaosa karşı durması ve yenebilmesi. Buda ejderhaların geldiği devirden tutunda varoluş biçimleri, türleri, güçleri ve savaşlardaki rolünü en iyi bir şekilde olay örgüsüne çok güzel bir şekilde işlemiş bulunuyor.

Buraya kadar spoiler vermeden kitaba dair düşüncelerimi yazmak istedim. Bundan sonraki yazacağım kısım karakterler, dünya ve ejderhalar olarak genel yapılarında dair giriş amaçlı ufak spoilerla bilgiler olacaktır. Merak edenler okuyabilirler.

Kitabımızda ana unsurların ejderhalar olduğundan bahsetmiştim. Bu ejderhalar ateş ejderhaları ve bilinmeyen bir tarihte adı olmayan olarak adlandırılan tek bir ejderhanın yeraltından çıkmasıyla ve dünyaya hakimiyet getirme arzusuyla ortaya çıkmış ejderhalar. Nameless one ve onun ordusu ve sağ kolları zamanında hüküm sürmek için dünyaya savaş açmış fakat daha sonra yapılan savaşlar sonunda tekrar uykuya daldırılmış ama yardımcıları ve ordusu bir kaç yüzyılda bir tekrar uyanıp savaşmaya ve kaosun hüküm sürmesine devam ediyor. Fakat bu ejderhaların getirdiği sadece kaos ve hüküm değil ayrıca insanların delirmesine ve ölmesine sebep olan bir salgında yaratıyorlar ve bu sebep ile 8 krallıktan doğuda bulunan seiki great sarrow yada age of grief dedikleri nameless one nın sağ kolu olan friedelin ve diğer ejderhaların yaklaşık yüzyıllar önce (tarihini şuan tam olarak hatırlayamadım) tekrar uyudukları uykudan uyanıp dünyaya kaos ve ölüm getirdikleri ve savaşın ve bu savaşın kazanılmasının ardından sonra batıya ejderhaların yaydığı salgın hastalıkları yaydıkları gerekçesiyle kapılarını kapatıyor ve herhangi bir şekilde anlaşma haricinde kalan herhangi birisinin girmesi ve çıkması yasaklanıyor.
Baş anlatıcılarımızdan biri olan Tane seikide yaşamış bir yetim. Seiki savaş lordlarının liderliğinde ve çeşitli klanların lorda bağlı kalmasıyla yönetilen bir ülke. Yetim olan tane bu klanların biri tarafından yıllarca büyütülmüş ve bir ejderha sürücüsü olarak yetiştirilmeye hak kazanmış birisi fakat başarısız olursa diğer ejderha binicilerine karşı eğitmen olarak seçilmek zorunda ve hayatı boyunca sadece bir ada içerisinde yaşayacak. Bu ejderhalar seikinin kutsal tanrıları ve ateş yerine tam tersi su ejderhalarından oluşuyor. Su ejderhaları ateş ejderhalarının düşmanları ve buna karşı insanlarla iş birliği sağlamak ve ateş ejderhalarına karşı savaşmak için her 100 yılda bir kendilerine çeşitli hak kazanan insanların sınava girip kendisini kanıtlamasından sonra binici olarak seçiliyorlar.
Tane ejderha binicisi olarak yıllardır eğitim için girdiği izolasyondan çıkmadan ve seçim gününden bir gün önce sahil kıyısında batıdan gelen bir yabancıyı kurtarmak zorunda kalması ile hikayesi başlıyor.
Diğer bir yandan bir diğer anlatıcımı Dr. Ross bir simyacı ve zamanında belli sebeplerden dolayı ülkesinden ve batıdan kraliçe brethnet tarafından sürgün edilmiş ve Ginuraya sürgünde olan insanların yaşadığı doğuda bulunan seikinin bir adasına hayatı boyunca çıkamamak koşuluyla gönderiliyor.
Batı kısmında ise bizi anlatıcı olarak Ead Duryan karakteri karşılıyor. Ead Inys krallığında, Esyr krallığı tarafından gönderilen kraliçe Sabran Berethnete küçükken politika ve barış amaçlı yetişmesi ve kraliçeye yardım için takdim edilen bir kız. Inss krallığı altı erdem inancı tarafından yönetilen ve batının kalbi olan bir krallık. Krallığın yöneticileri kuruluşundan itibaren kutsal sayılan berethnet ailesi. Berethnet soyu nesilden nesle kızlara aktarılıyor ve her nesilde sadece bir kız doğuyor ne bir erkek nede birden fazla kız mümkün olmuyor. Doğan bu kızalar Inys krallığın gelecekteki kraliçesi ve kutsal kana sahip aziz olarak adlandırılıyor. Bu kutsal kanları sayesinde nameless one ve onun ordusunun yükselmesinin engellediğine dair inançlara sahipler ve bu sebep ile batının kalbi ve önderi olan bir krallık Inys. Eadda aslında bu amaç ile şimdiki kraliçe berethneti korumak ve kutsal kanın devamlılığını sağlamak amacıyla orange tree adlı manastır tarafından gönderilen ve küçüklükten itibaren yetiştirilen bir büyücü kızkardeş. Inys krallığında büyücüler genellikle kafir olarak bilindiği ve varlığı yasak olduğu için Ead kendini ele vermeden görevini devam ettirmek zorunda.
Bir diğer anlatıcımız ise Lord arteloth. Kendisi Kraliçe Sabran berethnetin en yakın arkadaşı ve sırdaşı fakat aralarında çıkan aşk dedikoduları sebebiyle, krallığın gece şahini olarak adlandırılan, kraliçenin koruyucusu ve krallığın her türlü alttan yönetimine sahip bir erdemi tarafından yscaline, eskiden Inysin müttefiki ve altı erdemin inancında yaşayan fakat şimdi ise nameles oneın tarafına ve onun hakimiyetine teslim olan, ejderha salgının hakim olduğu bir krallık, elçi adı altında ölmesi için gönderiliyor.
Bahsettiğim bu karakterler sayesinde yürüdükleri yolda sayesinde olay örgüsünde ilerleme yaşarken, bir yandan yaşadıklarını ve durumlarını okurken bir yandan ise aralarındaki bağlantıların oluşmasına ve ejderhalara ve nameless onenın tekrar uyanmasının başlamasına karşı yavaş yavaş oluşan bir savaşın doğuşuna dair tanıklık ediyorsunuz.

Elimden geldiğince dünyaya dair genel bilgileri çok fazla spoiler vermeden, vermeye çalıştım, kitabın içeriği ve dünyası geniş olduğu için yanlış yazdığım veya lanse ettiğim şeyler olabilir. Bu yüzden mümkünse ve iyi bir ingilizceniz varsa okumanızı kesinlikle ama kesinlikle tavsiye ederim. Aksiyonu, heyecanı olsun kitap bunu her sayfasıyla size yaşattırıyor ve hissediyor. Keşke yazarın başka kitapları yerine pegasus yayınları buna el atsaydı. Gerçekten müthiş olurdu.

12 Beğeni

O gönderdiğin ikinci kitap işte. Ama bizde iki yok direkt 3’e geçiyorlar. En azından buna dahil edebilirlerdi demek istemiştim aslında. :sweat_smile:

1 Beğeni