Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Bir Jose Saramago sever daha görmek sevindirici :slightly_smiling_face:

1 Beğeni

Evet, tiksindirici bir kaç sahne var fakat olay örgüsü öyle güzel işlenmiş ki, heyecanla bir sonraki adımı merak etmekten kendinizi alamıyorsunuz. O yüzden hayal gücünüz ne kadar sağlam olursa olsun, şeytani yaratıkların eylemlerine odaklandığınız için çok dokunmuyor. Yazar bu anlamda dengesizliğin içinde kendine has garip bir denge ortamı yaratmış.
Okuduğum Lovecraft kitaplarından çok daha iyiydi. İlginiz bu yönde ise hiç kaçırmayın.

1 Beğeni

Kitabı merak ediyordum ama çok kanlı hikayeleri okuyamıyorum. Ama bir kaç sahneye dayanırım herhalde. :slight_smile: Teşekkürler bilgi için. :slight_smile:

1 Beğeni

Merhaba, forum içi arama yaparken karşıma yıllar öncesinden bu gönderiniz çıktı. Bende olan kitapları hangi sırayla okumam gerektiğini bilemedim. Siz hangi sırayı izlemiştiniz hatırlıyor musunuz?

Goodreads’te;
Şah Mat
Öldürmek İçin Mükemmel Bir Gün
ON: İçimdeki Katil üçleme olarak listelenmiş. Seriyi sırayla okuyup sonra diğer kitapları mı okuyayım? Yoksa bütün kitapları yazım sırasına göre mi okuyayım, kararsız kaldım. :roll_eyes: Siz hangisini tavsiye edersiniz?

Ekleme: Sadece Ölümle Randevu kitabım yokmuş.

2 Beğeni

Ben Öldürmek İçin Mükemmel Bir Gün - Şah Mat - ON içimdeki katil - 444 Basamak sırasıyla okumuştum.

Şah-Mat sonra On İçimizdeki Katil ve sonra 444 Basamak sıralı okunmalı. Öldürmek İçin Mükemmel Bir Gün ilk sırada okunduğunda sıkıntı olmamıştı diye hatırlıyorum. :slightly_smiling_face:

1 Beğeni

image

HARRY POTTER VE SIRLAR ODASI

8 Beğeni

Ben de Otostopçunun Galaksi Rehberi’ni okurken büyük bir heves ile başlamıştım ve 3. kitaptan sonra okuyamadım. Siz yine sabırlıymışsınız. Bu arada yanlış anlaşılmasın. Kitabı kötülemiyorum. Sadece İngiliz komedisi bana göre değilmiş onu anladım. Bu da benim kazancım oldu.

2 Beğeni

images.jpeg

Kitap çok güzel başladı. Birkaç hikaye beni çok etkiledi. Ben küçükken trt1’de yayınlanan ve hiç takip edemediğim Alacakaranlık dizisinde de yer almış olan hikayeler oldukça güzeldi.

Yazarın hayalgücüne hayran kaldım. Kitapta; psikolojik tedavi gören bir vampir, insanların soyunun tükenmek üzere olduğu bir dünyada endişe içinde kalan vampirler, arabaya aşık olan adamlar, amacı sadece tüm dünyadaki birbirine benzer tipte kadınlarla beraber olmak olan ve bu uğurda her şeyi göze alan bir genç adam, zaman makinesini icat ederek geçmişe gidip babasını öldürmeyi kafasına koyan ve gelecekte hala yaşayıp yaşamadığını öğrenmek isteyen bir bilim adamı gibi birçok değişik konuya değiniliyor.

Yazarın, genç sayılacak bir yaşta, erkenden yaşlanmasına neden olan bir hastalıktan ölmesi gerçekten trajik olmuş. Kitaptaki bir hikayede de kendisini anlatmış.

Kısaca; Tut ki Bir Rüya Gördün, görmeyi asla istemeyeceğimiz kabuslarla bizi başbaşa bırakıyor.

20 Beğeni

Evde yeni serileri okurken, yolculuk aralarında genellikle beğenip beğenmemek konusunda ikilemde kaldığım serileri re-read yapıyordum.

Yerdeniz serisinin ilk kitabını okuyup seriye devam etmemiştim. Yazıldığı yıl itibariyle güncelin gerisinde kalmış bir seri. Hikayesi yavan, tahmin edilebilir ve basit, ama HP ve KKC serilerine büyük katkılarda bulunmuş, bunu o iki seriyi okurken basit bir şekilde görebiliyorsunuz. Öncesinde çok fazla yeni nesil fantastik kurgu okuduğum için beğenmemiştim, ama kitap kendisini okutmuştu. Yine aynı döngüyü yaşadım; sebebin dilinin naifliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. Sıkmadan kendini okutan bir kitap. Zarif dili kopmanıza izin vermiyor. Dil o kadar tehlikeli ki, dili iyi kullanabilen bir yazarın elinde en berbat hikaye bile iyi gözükebilir. Bir yazarın şüphesiz en güçlü silahı.

Zaten Ursula ablamın kitaplarında o kitabı için kurguladığı felsefe, hikayenin önüne geçer. Bilim kurgu ve fantastik kitaplarla ön plana çıkmış olsa da, Tolkien, Sanderson gibi kurguculardan daha farklı işler onun mekanizması; genellikle anlatmak istediği görüşlerinin üzerine evrenler yaratır.

Ged üzerinden anlatmak istediği şeyin özgüven ve ego arasındaki ince çizginin önemini vurguluyor gibi gelmedi. Ged çocuktu. Çoğu çocuk gibi düşüncesiz, yapacağı şeyin nelere mal olacağı hakkında fikir yürütmeyen bir çocuk. Bir ebeveyn, her şeyden önce çocuğunun bilinçli hareket etmesini ve akıllı olmasını ister. En azından ilk kitap nezdinde belli yaştaki kitleyi bilinçlendirme arzusuyla yazdığını düşünüyorum.

16 Beğeni

Puanım: 10/10+

Kitabı henüz bitirdim ve hayret, hüzün, karamsarlık, acıma duygularını aynı anda yaşıyorum.

Kitap hakkında kötü yorumum yok, yazar bana beklediğimden kat kat fazlasını verdi.

Kitabı 10 lirası olan ve 2 saat zaman ayırabilecek herkese öneririm. “Kitap şaşkınlıktan ağzımı açık bıraksın, yazarın dehasına hayranlıktan şapka çıkarayım, felsefi sorgulamalar içinde kaybolayım, okuduktan sonra karamsarlığın ve umutsuzluğun en derinlerine gömeyim.” diyenler için şiddetle öneririm.

Ekleme: Kitabı bitirmemin üzerinden yaklaşık beş saat geçti. Kitap aklıma geldiğinde hala karamsarlığa kapılıyorum, karakterler aklıma geldikçe içim daralıyor.

28 Beğeni

8 Beğeni

Teşekkür ederim, bu sırayla okuyacağım. :+1:

1 Beğeni

image
Mustafa Çiftci - Bozkırda Altmışaltı

Mustafa Çiftçi ismini yeni izlemeye başladığım Gönül Dağı dizisinde gördüm ilk olarak. Dizinin her bölümünün başında Mustafa Çiftçi’nin hikâyelerinden esinlenerek dizinin oluşturulduğu yazıyor. Diziyi sevmeye başlayınca haliyle Mustafa Çiftçi’ye de merak saldım. İsminden de etkilenerek bu kitabıyla giriş yapmaya karar verdim.

Kitapta yedi tane hikâye yer alıyor. Hikâyelerin hepsini beğendim. Her biri birbirinden güzeldi. Aralarında sıralama yapmak zor, ama Kara Kedi ve Ensesi Sararmış Adamlar hikâyeleri aralarında en çok sevdiklerim oldu.

Kitabın adından da anlaşılacağı gibi hikâyelerin çoğu Yozgat’ta geçiyor. Yozgat’ta, bozkırda, küçük kentlerde yaşamaya çalışan küçük insanların hayatları anlatılıyor. Kitaptaki karakterler yolda görsek önemseyip de selam bile vermeyeceğimiz kişilerden oluşuyor. Artık göre göre kanıksadığımız ve bu yüzden de görmezden geldiğimiz kişilerdir bunlar. Bu kişileri yazar öyle ustalıkla anlatıyor ki birden gözümüzde devleşiyorlar.

Yazarın üslubunu ve oluşturduğu karakterleri çok sevdim. Diğer kitaplarını da en kısa sürede okumak istiyorum.

13 Beğeni

İlk kitaptaki mesajın bu olduğunu düşünmüyorum. Keskin hatlarla çevrelenmiş " bakın böyle kibirli olursanız başınıza bu gelir" den daha çok sadece " büyümek"ten bahsediyordu. Yazar bunu kendisi de diyor zaten benim ekleyeceğimse Ged bir büyücüydü, yaşadığı dünya şu an içinde bulunduğumuz dünyadan çok farklıydı ama büyüme nerede, kim olursan ol aynıdır. Büyümenin her türe, zamana, mekana has bir evrenselliği var. Aslında bu onu çoğu kitaptaki “kutsanmış, hatasız kahraman” dansa gerçek bir insan yapmamı ve içimdeki gerçeklikle onu bağlamamı sağladı. Ursula’nın zaten okuyucuyu karmaşık kurgularla şaşırtma gibi bir amacı yok. İnsana, insanı sunuyor ve dediğiniz gibi altında her daim düşünsel bir süreç, bir felsefe oluyor. Bu yüzden tamamen farklı bir amaca hizmet eden fantastik yazarları ile karşılaştırılmasının çok da doğru bir çıkarım olduğunu düşünmüyorum. Ursula’nın avukatı gibi oldum. :grimacing::herb:

4 Beğeni

Ters düşen bir şey söylediğimi düşünmüyorum. Bazı yorumlar Ged’in kibirli ve egolu olduğu yönündeydi ama yaptığı tüm hareketlerin sadece çocuk olmasından kaynaklandığını dile getirdim.

Okuyucuların yorumları için mi dediniz, ben sizin düşüncenizin bu olduğuna dair bir düşünceye kapıldım. Daha önce böyle bir yorumla karşılaşmadım. Ama dediğiniz gibi bu aslında Ged’in çocuk olduğunu gözardı edip onda o büyünün yüceliğini arama yanılgısından kaynaklanıyor.

1 Beğeni

Kızıl Nehirler - Jean-Christophe Grange

Çok fazla övgü alan kitaplardan biriydi, ben de merak ederek Storytel’de dinlemeye başladım. Ama fark ettim ki dinlemek hataymış, bu kitabın hakkını verebilmek için okumak gerekiyormuş. Diğer türlü o heyecanı, gerilimi yeterince deneyimleyemiyor insan (en azından ben yapamadım). Okusam en az 2 kat daha fazla zevk alırdım. Yine de belirtmeden geçemeyeceğim, seslendirmenin sahibi Erdem Akakçe muhteşem iş çıkarmış. Murat Eken ile birlikte favorilerimden birisi oldu.

Grange’in okuduğum (dinlediğim) ilk kitabı oldu bu. Son Av kitabı var şimdi aklımda ama onu kesin okurum, artık dinlemek yok. :slight_smile: Kitap bitince hemen arkasından filmini izledim ama resmen mahvetmişler güzelim kitabı, soyup soğana çevirmişler. Herhalde kitabın yüzde 30’u anca vardı.

Gerilim ve polisiye romanlarını sevenler için harika bir seçim olduğunu düşünüyorum. Bu sefer kitaba değil, okumak yerine dinleyerek 10/10’luk kitabı resmen heba eden kendime not veriyorum: 6/10. :slight_smile:

11 Beğeni

Storytel üyeliği başlattım ama sırf bu tedirginlikten dolayı dinlemeye çekiniyorum. Okumak ve dinlemek arasında kitabın içine girmek, akılda kalması gibi konularda ciddi farklar var gibi hissediyorum.
Bu yüzden merak ettiğim ama daha yüzeysel kitapları dinleyerek listeden düşeceğim sanrım, şimdilik sadece Şeker Portakalı’nı dinledim.

1 Beğeni

Sırf öyle düşünmeyin. Ben Storyteli farklı bir amaç içinde kullanmaya karar verdim. Kim seçiyorsa storytel original için seçilen yazarlar bence çok eğlenceli ve güzel. Onları dinleyip aynı yazarların kitaplarını not alıyorum.

2 Beğeni

Belki benle ilgilidir, dinleyen diğer herkes mutludur (seslendirme müthiş). Bu da mümkün. Şu ana kadar dinlediklerim arasında bir tek bu kitapta böyle hissettim.

Bir ihtimal de filmini daha önce izlemiş olmam sebebiyle hayal meyal de olsa konusunu hatırlıyor olmam. Okuyacağım dedim ama test etmek için belki Son Av’ı da dinleyebilirim.