Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Evet ben de okuyorum ve Kemal Tahir’in hayranı oldum diyebilirim. Kamil Bey sanırım Türk edebiyatı içerisinde en sevdiğim karakterler sıralamasında en başa yerleşti. @Blackheart soruyu bekliyoruz hep beraber. :slight_smile:

5 Beğeni

Bu kadar iddialı olamam ama benim en sevdiğim Türk yazarları listemde ilk beşe girebilir ama ilk on garanti…

1 Beğeni

@Okuryorum , Kemal Tahir’in romanlarında bir Atatürk ve cumhuriyet karşıtlığı var mı diye soracaktım. Daha önce Tahir’in hiçbir romanını okumadım. Başka yerlerde iki şekilde de yorumlar okudum. En sağlam yorumlar forumdan çıkar diye düşündüm.

Ben görmedim, Kemal Tahiri okuduğum romanlarında Atatürk veya Cumhuriyet karşıtı bir cümlesini okumadım.

1 Beğeni

Yazar olarak ben de o kanıdayım, ilk beşimde yer alır muhtemelen ama kitap karakteri olarak Kamil Bey benim için çok öne yerleşti. :slight_smile: Başka sevdiğim karakterler de var tabii ama Kamil Bey çok iyi kurgulanmış diye düşünüyorum.

@Blackheart Kemal Tahir hakkında o yorumları ben de gördüm, Esir Şehir ilk iki kitap açısından kesinlikle öyle bir durum olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Tabii Yol Ayrımı ve Bozkırdaki Çekirdek kitapları özelinde (serbest fırka kurulması ve köy enstitüleri eleştirisi) bu yorumlar toplanıyor genellikle ve ben de o kitapları henüz okumadım ama okumayı düşünüyorum. Bildiğim kadarıyla eleştirileri ve sitemleri olsa da asıl hedef olanlar başka kesimler bu kitaplarda da (en azından okuyan arkadaşlarımdan edindiği im izlenim bu yönde). @alper ve @BiblofilYouTube okudular diye biliyorum, telefonla joker hakkımı kullanarak onlara doğru yönlendiriyorum bu soruyu. :slight_smile:

3 Beğeni

@Okuryorum , @azizhayri teşekkür ederim. Kafamda aşağı yukarı bir fikir oluşuyor. Sanırım Esir Şehir ve Köy serileri ile Kurt Kanunu ve Devlet Ana’yı sipariş vereceğim. Zira KY’da okuduğum birkaç sayfadan Kemal Tahir’in kullandığı dili beğendiğimi fark ettim. Hazır İlknokta’da %50 indirim varken…

3 Beğeni

Atatürk karşıtı demek doğru olmaz ama dönem eleştirileri yapıyor. Biraz anlatıcı bakış açısı nedeniyle böyle düşünülüyor olabilir. Örneğin İzmir Suikastı anlatısı İTC tarafından olunca İTC’lilerin devlet tarafından tuzağa düşürüldüğü gibi bir anlam çıkıyor. Kısmen bu dediği doğru olabilir, ben de öyle düşünüyorum, (Örneğin küçük efendi Kara Kemal istemeden dahil oldu diye) ama ateş olmayan yerden de duman çıkmaz.

4 Beğeni

Devlet Ana’yı üniversitede okumuştum ve sonra kılıçla Diriliş Ertuğrul izleyen dayı gibi ortada gezmiştim bir süre (o seviyede değil tabii ama kuruluş dönemini araştırma güdüsü de yüklemişti baya). :slight_smile: Osmanlı’nın kuruluş yıllarını güzel bir dille anlatıyordu ama sevmediğim bir yönü de vardı, onu söylemeyeyim, çok önemli olmasa da süpriz kaçıran gibi olmasın. Esir şehrin insanları ise birkaç haftadır beni esir aldı resmen, bu gazla dizisini de izledim (2003 yapımı ve bence bir iki nokta hariç harika bir uyarlama). @alper’in de dediği gibi karakterlerin bakış açılarından veriyor fikirleri, kendisi araya girip açıklama yapmıyor. Bu da kendi fikirleri mi yoksa o fikirlere göre mi yazdı karmaşası doğurabiliyor. Kendi fikirleri ve siyasi görüşleri de bilinen bir yazar ama kitaplarında gördüğüm kadarıyla bunu çok da yedirerek bize anlatmaya çalışmıyor (bazı yerlerde fazlaca/yersiz komünizm övgüsü yaptığını okumuştum ama ben denk gelmedim öyle bir duruma).

4 Beğeni

Bu önemli bir nokta bence. (20 karakter)

1 Beğeni

Klasik Marksist değil Kemal Tahir. Daha çok milli sosyalistler gibi. Sultan Galiyev’i tanısa belki Attila İlhan gibi Galiyevci olurdu. ( Gerçi tarihe, tarihi kişilere böyle bakmak doğru değil ama neyse :slight_smile: )

Tarihi kurgularında tarihi kişileri biraz kendi fikri dünyasına bağlı konuşturuyor. Örneğin Devlet Ana’da Yunus’la yapıyor bunu. Kurt Kanunu’nda Küçük Efendi ile ama zaten bu kitapları tarihi bir belge gibi okumamak lazım, tarihi referans alan kurgu kitapları bunlar.

3 Beğeni

Bu tespite şapka çıkartılır. Evet hatta marksistlerin eleştiri nedeni olarak gösteriliyor bu milli sosyalizm yaklaşımı. :slight_smile:

Her ne kadar henüz çok kitabını okumasam da bize fikirlerini geçirme çabasından ziyade, daha çok karakterlerin fikirlerini (kendi fikriyatı dahilinde olabilir dediğiniz gibi) anlatma/sunma derdinde gibi hissettim okuduğum kadarıyla. Kemal Tahir’in kendine ait bir dünyası olduğu ve olayları hep oradan algıladığı çok sık gördüğüm bir yorumdu. Sanırım bahsettiğiniz durum da bunun bir neticesi olarak değerlendirilebilir.

2 Beğeni

@alper @Okuryorum akşam akşam beni zarara soktunuz :slight_smile: Şaka yapıyorum tabi. Esir Şehir üçlemesi, Devlet Ana ve Yorgun Savaşçı’yı sipariş verdim. İdefix’ten de muhtemelen Kurt Kanunu ve Karılar Koğuşu’nu alırım. Teşekkür ederim, yorumlarınız benim için değerliydi.

@BiblofilYouTube değerli yorumunuz için size de teşekkür ederim. Zaten bir süre sonra Köy serisini de sipariş vermeyi düşünüyorum. Kitapyurdu’nda her kitabından birkaç sayfa okumuştum zaten. Anlatımını beğendiğim için ilgimi çekmişti.

4 Beğeni

@Blackheart

Evet ben geldim. Kemal Tahir siyasi açıdan da kaleminde olduğu gibi hırçın bir delikanlıydı. Fikirlerini korkmadan söylerdi. Bu hırçınlığının bedelini de yaşamında ziyadesiyle ödedi.

Şimdi gelelim Atatürk düşmanlığı kısmına. Tahir kimseye yaranamamış bir sol aydınıdır. O dönem birlikte olduğu ya da bir şekilde temas ettiği pek çok arkadaşı gibi(mesela Nazım Hikmet) O da marksist bir görüşe sahipti. Karadeniz’in kuzeyinden dünya görüşü ithal etmiş olsa da Kemal Tahir’in kalemi buram buram Anadolu kokar. Atatürk düşmanıydı, dostuydu, cumhuriyetçiydi falan bunların bir önemi kalmaz eserlerini okurken. O bir karakteri, bir olayı okuyucusuna sunduğu zaman tek bir gerçek vardır o da o hayali karakterdir. Evet, gerçeklik artık hayali katakterlerdedir. Söz gelimi karakter dindarsa dindar bir lugatla konuşur, dindar yaşar. Üç kağıtçıysa üçkağıtçı. Türk düşmanıysa en azılısıdır, kurtuluş mücadelesi sevdalısıysa en önde çarpışanıdır. Yani onun karkterleri gerçeğin ta kendisidir.

Şimdi şunu sormak lazım. Yazar romanını ve karakterleri kendi görüşüne göre mi kurmalı yoksa sayfalarda yaşayanların görüşüne göre mi? Tabi ki ikincisi. Kemal Tahir de bunu yapar işte. Atatürk düşmanı bir karakteri öyle bir verir ki yüzüne tüküresiniz gelir. Ya da Anadolu’ya silah kaçıran yiğitleri öyle bir anlatır, gidip bayrağınızı öpesiniz gelir.

Hülasa Kemal Tahir iyi yazar. Köy romanını da iyi yazar, cumhuriyet aydınını da. Gönlünüzü ferah tutun. Kemal Tahir gibilerden kimseye zarar gelmez. Ne diyor Bedri Rahmi Eyüboğlu Nazım Hikmet için;

Ne bir haram yedi ne cana kıydı
Ekmek kadar temiz su gibi aydın
Hiç kimse duymadan hükümler giydi
Yiğidim aslanım burda yatıyor.

14 Beğeni

Özellikle Güneş Hırsızları ve Öldüğünü Google’dan Öğrenen Adam harikaydı, tavsiye ederim. :smile:

2 Beğeni

İyi bir fantastik okuru değilim. Ama Orta Dünya evrenine ve Yüzüklerin Efendisi’ne hayranım. LoTR’u belki ilk okuduğum fantastik eser olmasından dolayı, belki de ayakları fazlasıyla yere basan, sanki tarihi, gerçekten olmuş bir olayı aktarıyormuş gibi olması nedeniyle çok seviyorum. Bu biyografi kitabını da bu sevgi nedeniyle okudum, yoksa iyi bir biyografi okuru da değilim :smile: Okuduğum ilk biyografi olabilir hatta.

Kitap Tolkien’in annesi ve babası hakkında, Güney Afrika’daki yaşantıları, sonra İngiltere’ye dönüşleri ve buradaki yaşantıları hakkında detaylı bilgilerle uzun ve yorucu bir giriş yapıyor. Tolkien’in çocukluk günleri, kırlara olan sevgisi, ailesinin yaşadığı maddi zorluklar, çocukluktan itibaren dillere ve kelimelere olan ilgisi, üniversiteye giriş ve yine maddi sıkıntılar, anne-babasızlık, savaş günleri, oradan oraya taşınmalar, Edith ile olan “çileli” aşkları, ÇKBC arkadaş grubu ve oradaki mutlu anları bazen detaylı, bazen yüzeysel olarak hikaye ediliyor. (Kuru bir anlatım tercih edilmemiş.)
Akademiye girişle birlikte yeni bir hayatın başlaması, geçim sıkıntıları, ek ders verme mecburiyeti, gündelik hayatın sıkıcı rutinleri, akademik çalışmalar, Inklings’teki güzel zamanları, Wiseman, C.S. Lewis, Charles William ile olan arkadaşlıkları, hayatın akışıyla paralel götürmeye çalıştığı “Lisan üretme” çabaları, bu lisana uygun mitoloji üretme çabaları, Beren ve Luthien’in ortaya çıkışı, Hobbit’in yazım ve yayımlanma süreci kitabın sonraki bölümlerinde konu ediniliyor.
Son ve belki de en keyifli bölümde ise Yüzüklerin Efendisi’nin yazım günleri ve “çileli” yayımlatma süreci, yaşlılık ve emekliliğin verdiği hüzün, yalnızlık ve yorgunluk, hayran mektupları, kitabın yarattığı “infial” yine hikaye edilerek akıcı bir şekilde anlatılıyor.

Herkese tavsiye edemem, Tolkien kitaplarını okuyup çok sevdiyseniz zevkle (ve bazı detaylı yerlerde sıkılarak) okuyacağınız bir kitap yazmış Carpenter. Kitabın sonunda yazdığı teşekkür yazısına göz atarsanız ne kadar emek verdiğini, mümkün olduğunca doğru bilgilere dayanan bir biyografi yazdığını görebilirsiniz. (Tolkien’in günlükleri/notlarını okuma sürecinde Cristopher Tolkien ve ailesinin evine 8 ay boyunca haftada 5 gün gitmiş. Tolkien’in yakınları ve arkadaşları ile görüşmüş, günlüklerini, notlarını vs birçok şeyi taramış. Saygı duyulası.)

20 Beğeni

Not aldım. Bakacağım. :slight_smile:

1 Beğeni

image

Son Ada - Zülfü Livaneli

Livaneli’den dinlediğim ikinci kitap oldu. “En siyasi kitabım” dediği için merak edip başladım, zaten görece kısa bir kitap, su gibi aktı. Konusunu internetten aldım:

Bir ütopyanın distopyaya dönüşme hikayesini anlatıyor kitap. Yazarın kitaptaki tabiri ile Son Ada, son sığınak, son insani köşedir ve sakinlerinin tek istediği bu dinginliğin bozulmamasıdır. Fakat bir gün adalarına “başkan” isminde eski bir albayın gelmesiyle işler hiç de istedikleri gibi gitmemeye başlar. Bu “başkan” önce adanın huzurunu ve sessizliğini bozar, daha sonra da yönetimi ele geçirerek ada sakinlerinin hayatlarını işkenceye çevirir.

Kitabı okurken aşırı rahatsız oldum ki zaten Livaneli de zaten bunu amaçlıyor, okuru rahatsız etmek istiyor. Haksızlığa karşı suskun kalındığında insanın başına neler gelebileceğini anlatmaya çalışıyor. Gücü, iktidarı tek başına elde eden kişinin insanları nasıl manipüle edebildiğine dikkat çekiyor.

Yorumlarda gördüğüm kadarıyla Livaneli’ye hangi dönemi eleştirdiği sorulmuş, o da yazara ve okura göre değişir demiş. Güzel bir açıklama olmuş, zamandan bağımsız demek istemiş gibi sanki. Ayrıca kitapta bahsi geçen ve önce bel bağlanıp sonra eleştirilen yılan uzmanı “Uzun Adam” da ya rastlantı (öyle mi?) ya da günümüze gönderilen en net eleştiri.

Kitabın başında yazdıklarımın edebi boyutuna takılmayın, içeriğe odaklanın tarzında bir şeyler söylüyor Livaneli. Bunu da şahsının edebi olarak eksik yönüne dair eleştirilere bir yanıt olarak yazdıldığını düşünüyorum. “Benim mesleğim aslen yazarlık değil, bir şeyler anlatmaya çalışıyorum, boşverin kelimeleri, edebiyatı, siz içeriğe bakın” demek istiyor gibi geldi bana (hayal de görüyor olabilirim).

Livaneli favori yazarlarım arasında değil şu anda ancak bundan sonra okumam dediğim yazarlardan da değil. Birkaç kitabını daha okumayı planlıyorum. Bu kitaba notum ise 8/10.

12 Beğeni

arkadasislik500
Ortalama üstü bir kitap. Orhan Kemal’den daha iyi şeyler okuduğumu biliyorum.

Oldukça hızlı okunuyor, tahminimce Orhan Kemal’de pek bir derinlik göstermeden yazmış. Diyaloglar bolca. Konu klişe, belki de o yıllar için öyle değildi ama bugün hepimizin tahmin edebileceği bir yöne ilerliyor. Verilmek istenen mesaj net.

Ama kabul edeyim, karakterler oldukça güzel işlenmiş. Özellikle İlyas Usta oldukça hoşuma gitti. Politik olarak uyuşmasak da, hayat konusunda güzel tespitleri vardı.

Kafam dağılsın, bir şeyler okuyayım bari derseniz okuyabilirsiniz. Üzerine uzun uzun düşünmelik bir eser değil. Orhan Kemal okumaya devam edeceğim.

6/10

8 Beğeni

Bu değerli yorumlardan sonra bende sipariş geçeceğim. :slight_smile: Yalnız Esir Şehirler üçlemesi kutulu set göremedim yalnız piyasada. Bilgisi olan var mı? Olan birkaç yerde de karaborsa gibi fiyatlar çekilmiş.

2 Beğeni

2 adet gönderi şu konuya taşındı: Kitap Kampanyaları - İndirimli Kitap Fırsatları