Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

–Hangi Ahmet Ümit? Şu Türk polisiye yazarı mı?
– Evet ta kendisi. Hatta en son Kayıp Tanrılar Ülkesi’ni yazdı.

1 Beğeni

– Hangi Ahmet Ümit? Şu Türk polisiye yazarı mı?
– Evet ta kendisi. Hatta en son Kayıp Tanrılar Ülkesi’ni yazdı.
– Kayıp Tanrılar Ülkesi mi? Hani mitoloji olan mı?
– Evet evet, o.

İç ses: Ahmet Ümit… Kayıp Tanrılar Ülkesi… Mitoloji… Mevlevisultan… Allah kahretsin!

:slight_smile:

3 Beğeni

Beni özellikle rahatsız eden tek bir yer vardı. Diğer kitaplarda da bahsedişi öyle mi bilmiyorum. O konu dışında yazarın kalemini sevdim, devam edeceğim diğer kitaplarına.

1 Beğeni

Valla bu konuya biraz daha derinlemesine iner 8-10 tane de örnek koyarım aslında buraya ama iyice soğutmak istemiyorum. :smiley:

Ahmet abi sen misin? :smiley:

2 Beğeni

Aslında boş bir vaktinde örnekler koysan güzel olurdu. Spoiler’a koyarsın, bakmak istemeyen es geçer. Ben çok merak ediyorum açıkçası. Böyle Putin örneği biraz havada kalıyor açık konuşmak gerekirse. :slight_smile:

2 Beğeni

Tamam bu akşam biraz kurcalıyım.

2 Beğeni

Dune Sapkınları // Frank Herbert

Artık seri bitse de önümden kalksa diye okuduğumu farkettim. Malesef aldığım zevk seri ilerledikçe azaldı. Son kitabı da muhtemelen araya başka kitaplar alarak okuyacağım. :face_with_hand_over_mouth:

13 Beğeni

0000000589245-1

İlk kısım, efsanevi Joker karakterinin ortaya çıkışını anlatıyor. İkinci kısım ise Green Lantern ile Batman’in ortak hikayesine sahip.

Açıkçası Joker’i sönük buldum. Ledger Joker’i o kadar müthiş bir tipleme ki, onun seviyesinde bir Joker tiplemesi aradığım zaman hüsrana uğruyorum. Fakat şöyle bir durum var: Ledger Joker’i olmasaydı, ben yine bu çizgi romandaki Joker’i başarılı bulduğumu söyleyemezdim. Eksikleri olan, karakteri daha tam olarak oturmamış bir Joker’di.

Sinemada gördüğümüz tüm Joker tiplemeleri oturaklı. Çünkü ellerinde sürüsüne materyal var. Joker efsanesinin doğuşunu ister istemez daha iyi bekliyordum. Ama sorun değil. Müthiş bir karakter yaratılmış ve öteki yazarların bu harika tiplemeyi geliştirmesine fırsat sunulmuş.

Joker karakteri haricinde hikayeyi iyi bulduğumu da söyleyemem. İlk kısım için vasat diyorum.

İkinci kısım, her anlamda ilk kısımdan daha kaliteliydi; gizem, polisiye, aksiyon ve gerilim: Verilmek istenen şeyler layıkıyla yerine getirilmiş. Green Lantern’ı görmek de güzel oldu açıkçası. Farklı bir heyecan katmış.

Bir de üçüncü kısım var, dillendirilmesi gereken kısım: Batman karakterindeki tutarlı gelişim. Okurken biraz geç fark ettim. Batman karakterinin DC için ne kadar değerli olduğu açıkça görülüyor gerçekten. Üzerine çok düşülüyor.

7 Beğeni

0001691945001-1

Gölgesinde- Irmak Zileli

Dünya edebiyatını tanırken, günümüz Türk yazarlarını kaçırmak istemiyorum. Bu yüzden Türk yazarlara bir hayli önem veriyorum.

Kalemini yeni keşfettiğim Irmak Zileli, edebi üslubuyla, kurgusuyla, olayları anlatış akışı ile etkilendiğim yazarlardan biri oldu. Kendisini tanımaya devam edeceğim kesin.

Gölgesinde, on senelik birliktelikleri olan Fikret ve Leyla’nın romanı. Beni görüşüme göre ise bir kadının kendini buluşu. Evlilikleri uzaktan imrenilecek, ilişkiler iyi olan bir aile. Fikret psikiyatrist, Leyla ise kütüphane müdürü.

Leyla’nın kaybolması ile başlıyor kitap, Fikret’in polise olan ifadeleri ile devam ediyor. Toplam 3 bölümden oluşuyor: Arayış, Yürüyüş, Giriş. Arayış bölümü Fikret’i tanıtıyor bize polise ifade verirken. Arayış bölümü, benim en sevdiğim kısım, Leyla’yı tanıtıyor. İki kısımda da harika geriye dönüşler var. Giriş ise son kısım, her şeyin anlaşıldığı sayfalar.

Güçlü bir anlatım, geriye dönüşler etkileyici ve yerinde. Her vakit kitabı elime alıp okumaya devam etmek istedim. Yazarın atıfta bulunduğu, benim de oldukça sevdiğim, yazarlar var. Calvino, Galeano, Sylvia Plath, Nilgün Marmara.

Sylvia ve Nilgün Marmara’yı çağrıştıran kısımlar beni derinden etkiledi, biraz da öznel olarak iki yazarı da sahiplenmemden olsa gerek.

Toplumsal durumlara özellikle de kadının toplumdaki yerine olan eleştiriler kitapla yoğrulmuş. Kadın cinayetleri, sandığımız kadar güvende olmadığımız, toplumun kendine göre bir kadın profili çizmesi daha birçok sayabileceğimiz nedenler ve onların karşısında duran bir kadın, yeni yeni tanıyor gerçek kendisini hem de yürüyerek.

Etkilendiğim başka bir husus : rüyalar, halüsinasyonlar ve gerçek birbiri ile karışık olduğu kadar uyum içerisinde. Gerçek olan hangisi? Bu aslında rüya mı? Sorularını sorduruyor yazar fakat zaten bu yazarın istediği bir durum.

Güçlü bir yazar olduğu kadar güçlü bir kadın da Irmak Zileli. Kalemiyle tanışmanızı çok isterim. Etkileyici bir eser Gölgesinde, oldukça beğendim. 2021 okumalarında, en sevdiklerim arasına girdi bile.
Keyifli okumalar :blush:

22 Beğeni

Serinin 4. kitabı için serinin en iyi kitabı deniyor genelde. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Dediğim gibi seri ilerdikçe okumakta zorlanmaya başladım. Ama bu biraz da okuduğunuzdan ne beklediğinizle nelerden zevk aldığınızla alakalı bir durum tabi ki. Olayın felsefi boyutu, kurulan evrenin yapısı bunlar çok derin anlatılmış bu nedenle daha çok zevk alan okurlar mutlaka olacaktır. Ben mesela biraz sabırsız oluyorum bir yerden sonra sıkılıyorum bu tarz kitaplarda.

3 Beğeni

Dünya’ya Düşen Adam - Walter Tevis

Storytel’de güzel bir seslendirme eşliğinde dinledim. Murat Özgen’in ses tonu ile karakter çok uyumlu idi. Çok sakin bir karakteri çok dingin bir sesle dinlemek keyifliydi, Özgen’i tebrik ediyorum.

Thomas Jerome Newton aslen Anthea gezegeninde yaşamakta ancak gezegendeki yaşam kaynakları nükleer savaşlar yüzünden tükenmektedir. Bu şekilde devam edemeyeceklerini anladıkları zaman da son bir gayretle TJ Newton’ı Dünya’ya gönderirler. Newton’ın amacı inşa edeceği uzay aracı ile halkını Dünya’ya getirmektir. Edindiği yüksek teknoloji ile kısa sürede bir servet yapan ve uzay aracını inşa etmeye başlayan Newton’ın en büyük düşmanı ne farklı yer çekimi sebebiyle yaşadığı bedensel zorluklar, ne ondan şüphelenen Nathan Bryce ne de peşinde olan FBI’dır. Onun tek düşmanı insanlaşmaktır.

DDA aslında bilim kurgu soslu bir sosyal eleştiri/sosyoloji kitabı. İnsanın dışarıdan kendisine bakışının ve eleştirisinin güzel bir örneği. Yanlış hatırlamıyorsam Kadınlar Ülkesi de benzer bir insan eleştirisi içeriyordu. O kitaptan keyif almıştım, bunu da sevdim. Ancak kitabın her kesime hitap etmediğini, özellikle bilim kurgu hevesi ile okuyacakların hayal kırıklığına uğrayabileceğini belirteyim.

27 Beğeni

H.P. Lovecraft - Nyarlothotep bitti.

Lovecraft abimizin, içinde altı adet kısa öyküsünün bulunduğu 56 sayfalık şirin bir kitap. Can Yayınları’ nın kısa klasikler dizisinden. Bu altı öyküden ikisini diğer aldığım bir derlemede okumuştum. Hikayeler Lovecraft’ ın okuduğum diğer öykülerine nazaran daha az dehşetli. Beklediğim dehşeti hikayelerde (beklediğim kadar)bulamadım. Daha çok tedirgin edici ve hafiften tüy ürpertici. Ayrıca ‘‘Yüzyılı Sonlandıran Dövüş’’ isimli mizahlı hikaye olmasaymış da olurmuş ya da ben o mizahtan pek bir şey anlamadım.
Lovecraft okuyanlar anlatım tarzını bu kitapta da bulacaklar. Bir saat içinde okuyup bitirebileceğiniz bir kitap. 6,5/10

13 Beğeni

Lovecraft benim için Neil Gaiman gibi bugda kalmış bir yazar oluyor hep ya. Ne iyi ne kötü. İki yazarı da kafasındakileri tam olarak yazıya geçiremeyen yazarlar olarak görüyorum. Bu yüzden de hep bir havada kalıyorlar.

7 Beğeni

Bu noktada haklısınız, Lovecraft nispeten erken hayata veda eden yazarlardan. Belki yaş itibari ile daha iyi yazılar yazabilecek imkanı bulamadı, dil olarak da istediği gibi gelişemedi. Ancak çocukluğundan beri hayal ettiği kozmik evreni başarı ile kurmayı ve tasvir etmeyi başardı (bana göre).
Kimi yazar dili ile kimi yazar ise kurgusu ile başarılı bulunur, biraz beklenti ile alakalı.
Bu noktada yazar tekil olarak değil, zamanın içindeki yeri ile değerlendirmeyi tercih ediyorum. Lovecraft’ın nereden referans aldığı ve bu konuda ne kadar başarılı olabildiğini kıyaslayabilmek için, Laputa’dan yayınlanan Tuhaf Kurgu Yazmak Üzerine Notlar makalesini tavsiye ederim.

Edit: “Kanıtlayabilirim ama ispat edemem…” tümcesini: “tasvir edebilirim ama tanımlayamam…” olarak değiştirmek istiyorum.

3 Beğeni

Zamanının içindeki yeriyle ben de değerlendiriyorum ama anlatım dilini zayıf buluyorum. Kurguladığı evrende bir kusur yok. Gerçekten dikkat çekici bir iş başarmış. Aynı dönemde dostu da olan Howard da Lovecraft’tan izin alarak kurgular yapıyor ve dilini daha etkileyici buluyorum. Lovecraft da zaten bunu kabul ediyor. Kendisini ifade etme biçimi olarak başarısız buluyorum sadece. Beklenti yaratan bir insan hiç olmadım. Deneyimlerime göre konuşmayı tercih ederim. İlk başlarda kendisinin zamana göre yazdığını ve toplumun o tarz bir anlatım biçimi kabul ettiğini düşündüm. Aynı şekilde yazan aslında birkaç yazar daha var o dönemde fakat daha fazla okudukça bunun bir tercih veya bildiği tek yol olduğunu anladım. Evet, hikayeler ve evren güzel fakat çok daha etkileyici olabilirmiş demekten alamıyorum kendimi. Diğer açıdan yaşadığı hayatın da etkileşim, anlatım kabiliyeti gibi noktalarda etkin olduğunu da söyleyebiliriz sanırım. Biraz kapalı yaşam tarzı ve erken yaşta yazma girişiminin de bunda mutlaka payı var. Kendisinin de bu tatminsizliği yaşadığını düşünüyorum.

Makaleyi okudum mu hatırlamıyorum ama okumadıysam mutlaka alıp bakacağım. Teşekkürler.

4 Beğeni

Neil Gaiman/Yıldız Tozu

images (4)

Amerikan Tanrıları’ndan sonra çok sevdiğim Gaiman’ ın sevemediğim ikinci kitabı oldu.

Dili çok basit, kurgusu hem basit hem klişe. Gaiman yetişkinler için peri masalı yazmak istemiş ama bunun için birkaç şiddet ve cinsellik içeren sahne dışında hiçbir şey yapmamış. Köyün en güzel ve küstah kızına aşık olup onun için dağları delmeye kalkan maceraperest genç temasını işliyorsa en azından birkaç değişik cümle, biraz edebi bir dil beklerdim ama kitap boyunca bir tane bile göremedim.

Baş karakter yıldızı - ki kendisi de bir kız- zincirle sevdiği kıza götürerek bence açıkça köle tacirliği yapıyor ve yıldız da Stockholm Sendromu’na kapılarak bu karaktere aşık oluyor. Bu bence o kadar itici ki böyle bir temayı ancak watpadde kötü çocukları yücelten kitapları okuyan ergen kızlar sevebilirmiş gibi geliyor.

Sonuç olarak bu kitapla birlikte bir yazarı çok sevsem de her kitabın farklı olabileceğini iyice öğrenmiş oldum. Bundan sonra biraz yorum bakmadan kitap almam sanırım.

10 Beğeni

Sandman dışında Gaiman’ın pek de ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyorum. İsminden dolayı basılmış çok kitabı var. Eğer Gaiman okumaya romanları üzerinden devam edecekseniz, vasat dil kullanımına ve vasat hikayelerine maruz kalacaksınız maalesef.

Neil Gaiman okumamış arkadaşlarıma Sandman’i okuyup zirvede bırakmaları gerektiğini söylüyorum. Ben okumaya devam ettim, kendisinden soğumama neden oldu. Hatta Sandman bile bana orta halli bir işmiş gibi geliyor şimdi.

Neil Gaiman başyapıtının altında ezilmiyor (bence). Ne zaman Neil Gaiman adı geçse Sandman orada bitiveriyor. Sandman denildiğinde ise insanlar Neil Gaiman’ın kendi serisinin altında ezildiğini söylüyor. Neil Gaiman’ın sorunu, kendi başyapıtına yakın bir kurgu bile sunamamış olması. Sandman ile karşılaştırabileceğim başka bir kurgusu yok.

Neil Gaiman’ın Sandman dışında ciddiye alınmaması gerektiğini düşünenlerdenim. Eğer Sandman okursanız, sonrasında okuduğunuz Gaiman kurgularından keyif alabileceğinizi sanmıyorum.

9 Beğeni


Zaman zaman medyanın (televizyondaki diziler, filmler, reklamlar; soyal medya, YouTube vb.) bizi ne ölçüde ne yönde etkilediğini merak ediyordumda biraz bilgi edinmek istedim. Kitap gayet akıcı, tavsiye ederim.

7 Beğeni


Hakan Günday - Kinyas ve Kayra

Kinyas ve Kayra bitti. Daha önce bu kitabın ilk 10-15 sayfasını kütüphanede okumuştum, ama o sıralar bu hacimdeki bir kitabı okuyacak vaktim olmadığı için devamını getirmemiştim. Geçenlerde kitabı indirimde görünce almıştım, ama yine okuma fırsatı bulamamıştım. Bu hafta yazarın diğer kitaplarını %50 indirimde görünce 4 tane daha kitabını alıp öyle okumaya başladım.

Kitapta en sevdiğim şey kesinlikle yazarın üslubu ve dili oldu. Bir yandan büyüleyici, bir yandan sürükleyiciydi ama gün içinde kendisini fazla okutmuyordu. Kitabı sabah kalkar kalkmaz okumaya başlıyordum ama zihnimi zorladığı için ve aklıma sürekli bir şeyler getirdiği için her bölüm sonunda ara vermem gerekiyordu. Bu yüzden de bir günde bu kitaptan en fazla 150 sayfa okuyabildim. Normalde bunun gibi sevdiğim bir kitapta sınırları zorlardım ve 350 sayfa okurdum bir günde ama bu kitapta olmadı.

Karakterlere gelecek olursam kadın karakterler hariç hepsini beğendim, kadın karakterleri çok yüzeysel buldum. Diğer karakterlere gelecek olursam eğer, çok kısa bir rolü olmasına rağmen kitaptaki favori karakterim Alp oldu, adam gerçek bir Oblomov. Ana karakterlerden favorim ilk başlarda Kinyas’tı, Kayra’dan ise nefret ediyordum ama kitabın ortalarına geldikten sonra iki karakter hakkındaki hislerim yer değiştirdi. Yazarın kendisinin de karakter olarak yer alması güzel bir sürpriz oldu.

Konudan spoiler vermeden nasıl bahsedeceğimi bilmediğim için bahsetmeyeceğim. Tek söyleyebileceğim özgün ve etkileyiciydi.

Kurguya gelecek olursam yazarın ilk kitabı olmasından kaynaklanan bazı acemilikler vardı. Diğer kitaplarında bu konudaki açığını kapattığını düşündüğüm için üzerinde durmuyorum.

Sınavlarım yaklaştığı için yazarın diğer kitaplarını sonra okuyacağım. Büyük ihtimalle aralık aynı Hakan Günday ayı yapıp toplu bir şekilde okurum.

20 Beğeni