Okuduğum Tarih: 01-20 Akman 2023
[Okuduğum 377.betik]
2023 (Tavşan) yılında okuduğum 7.betik
[Akman (Şubat) ayının 2.betiği]
1994 yılında yayımlanan bu eser, Aytmatov’un roman mekanı olarak Sovyetler Birliği ve Kırgızistan dışına çıktığı ilk romanıdır. Bu manada Aytmatov’un o zamana kadarki bütün eserlerinden farklı bir tarzda ortaya çıkmış bir romanıdır. Amerikalı bir fütürolog olan Robert Bork ile Rus bir astronot olan Andrey Filofey’in karşılıklı hikayeleri vardır romanda. Dünyanın kötüye gidişini, çevre sorunlarını, insanlığın temel meselelerini, savaş ve açlığı kendine dert edinen büyük usta, Grek mitolojisindeki Kassandra lanetini sembolize ederek bir modern zaman romanı çıkartmıştır.
Roman bazı bölümlerde adeta bir Aytmatov, makalesine dönüşüyor. Onun dünya ve insanlık hakkındaki görüşleri kendisine epeyce yer buluyor. Ömrünün ilk yıllarında elinden çok çektiği ancak SSCB döneminde açıkça eleştirmediği Stalin’i burada sıkça anar mesela. Hatta onu, Hitler ile aynı kefeye koyar. Çünkü İkinci Dünya Savaşı’nda iyilik, kötülüğü yenmemiştir maalesef. İki kötünün kapışmasında Stalin’in tarafı kazanmıştır. Bu iki katil için “Kötülükte kardeşleşen bu iki kişi…” tabirini kullanır.
Romandaki temel meselelerden birisi de dünyaya gelen insanlar. Evet, dünyaya bir çocuk getirmek önemli ama nasıl bir dünyaya? İşte bununla alakalı çetrefilli bir konu var işleyişte. Bana ilk başta dünyaya gelip bir kaç gün yaşayıp ölen ve ölü doğan bebeklerin Kassandra Damgası taşıdığını sanıyordum. Ayrıca her insanın bu gezegendeki imtihanında vazgeçme lüksü yoktur çünkü insanlık bir imtihan için yaratıldığını anlıyoruz. Tanrı’yı görmeden ona inanmak ve onun koyduğu kurallar doğrultusunda yaşayıp yaşamadığını özgür iradesiyle imtihanı verecektir.
Aytmatov’un klasik hikayelerinden farklı bir çizgisi olduğunu söylemiştim. Tarzı çok değişik. Ancak burada da yine insanların yanı sıra hayvanları da kullanıyor; mesela intihar eden balinalar motifini kullanıyor, hatta bir baykuş da kullanıyor. Hemen her eserinde bahsettiği, kader kısmına yine değiniyor; tabiattan bahsediyor ve dünyayı bir bütün olarak değerlendiriliyor. Acıların, kötülüklerin dünyanın genelinde olduğunu ifade ediyor.
Ezcümle, hem trajik hem fantastik, bu defa bozkırın, dağların değil şehirlerin ve modern hayatın olduğu bir roman Kassandra Damgası. Ama Aytmatov’un yine damgasını vurduğu bir anlatı elbette… Okumanızı tavsiye ediyorum.















