Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Ben de kitabı almıştım, elime de ulaştı; yorum bekliyordum :slight_smile: Çok sevindim iyi çıktığına. Yalnız baskı ateş ediyor, örnek bir baskı. Yan boyama filan müthiş.

2 Beğeni

Vezir Gambiti - Walter Tevis

Son 6-7 yıldır bilinçli bir şekilde uzak duruyor olsam da hayatımın ciddi bir bölümünü aktif satranca ayırdığım için Vezir Gambiti’ni çok başarılı buldum. Her şeyden önce kitabın satrancı çok seven birinin elinden çıktığını en başlardan itibaren hissettim. Hamleler, açılışlar, oyunlar, ünlü oyuncular titizlikle ve doğrulukla kullanılarak kurguya yedirilmiş.

Beth Harmon’ın adım adım ilerlediği satranç yıldızı olma yoluna ek olarak, Beth’in büyüme ve olgunlaşma hikayesi de aynı zamanda bu kitap. Modern dünyada ( hatta kitabın yazıldığı yıllarda da ) böyle bir başarı yolculuğu aslında satrancın yüksek seviyelerinde imkansız. Desteksiz ve parasız, doğal yetenek ile ancak belli bir noktaya kadar gelebilirsiniz :slight_smile: Ancak Tevis’in küçük yaştaki Beth ile başlayıp yavaş yavaş eklediği her gelişim basamağı ile yoğurduğu hikayesi bizi buna inandırmakla kalmıyor, bu yolculukta yan koltuğa da oturtuyor. Her galibiyetle seviniyor, her yıkıcı mağlubiyette biz de sinirleniyoruz. Walter Tevis’in Alaycı Kuş ve Dünyaya Düşen Adam ile beğendiğim bu özelliği bu kitapta zirve yapmış diyebiliriz.

Eksik bulduğum ve puan kırdığım kısmı Tevis’in bağımlılık ile yaratmaya çalıştığı drama kısımları diyebilirim. Çocuk yaşta yetimhanede başlayan sakinleştirici kullanımının tüm kitap boyunca bahsi geçen bir bağımlılık olarak kenarda tutma tercihini manasız buldum ki en baştan bu hapların bu kadar çok yer etmesine de gerek yoktu. Bir yerden sonra kurtulup hikayemize baksaydık keşke ama en büyük turnuvasına giderken bile Beth nolur nolmaz diye çantasında hapları götürmeye devam ediyor :confused: Önemli bir maç kaybından sonra tutunduğu alkol avunması ise hemen yıkıcı bir bağımlılığa dönüşüyor ki bunun da kapladığı yer fazla geldi bana. Satrançta o kadar çok maç yaparsınız, görürsünüz ve çalışırsınız ki böyle takılıp kalmazsınız bir yerden sonra. Sporun en büyük klişesi burada da geçerli yani, önümüzdeki maçlara bakacağız der geçersiniz :slight_smile: . Hikayedeki dibe vurumları değerli birinin kaybı ile, romantik bir ilişki kopuşu ile ya da dış faktörden gelen mecburi bir başarısızlık ile vermek daha mantıklı olabilirdi. Tevis hep bağımlılığı kullanmış maalesef.

Beth’in Bay Shaibel ile kurduğu sessiz ama derin satranç bağı, Bayan Wheatley ile kurduğu uzak ama güçlü ilişki, Benny Watts/Townes/Harry Beltik vs gibi satranç merkezli kurduğu arkadaşlıklarında yine satranca bağımlı bir süreci yaşaması Tevis’in kurgusunda diğer başarılı bulduğum yanlarıydı. Turnuva atmosferlerini, turnuva temposunu ve aralardaki boşlukları da çok iyi yansıtmış.

Son olarak 5-6 yıl önce yayınlandığı dönemde izlediğim Netflix uyarlaması ile de ufak bir karşılaştırma yapayım. Geçen sürenin uzun olmasıyla biraz biraz unutmuş olmama rağmen hatırladıklarımdan yola çıkarak çok başarılı ve kaynağa sadık bir uyarlama olduğunu söyleyebiliriz. Hatta kitaptan bir tık daha iyi bir uyarlama. Çünkü kitapta benim için zevk veren kısımlar olan satranç maçları, teknik yorumlar ve hamleler hiç satranç bilmeyen bir okur için çok zorlayıcı olabilir. Ancak dizi tam tersi şekilde hiç satranç bilmeyen bir izleyiciyi kendine ve spora daha iyi çekecektir bu kısımlar ile.

Tevis’in dilimize çevrilen üç kitabını da keyifle okumuş oldum. Bilardocuların dünyasına girdiği The Hustler ve The Color of Money de çevrilse keşke.

22 Beğeni

Hocam mantıksız, manasız, gerek yoktu yergilerinizin çoğuna katılmıyorum. Çünkü bunlar yaşanılabilir hayatın içinden şeyler. Böyle olmasaydı bence daha güzel olurdu demenize itirazım yok ama bence böyle de olabilirdi. :slight_smile:

Dizide ki Satranç sahnelerine Kasparov dahil olmuş diye biliyorum. Gerçek profesyonellerden yardım almanın önemini görüyoruz burada. Bende beğenmiştim diziyi ilk yayınlandığında.

2 Beğeni

Tabi, yaşamın içinden ve olabilir şeyler. Ben daha çok yazarın bunu kullanım amacı ve dozajına takıldığımdan eleştirdim bağımlılık öğesini. Dizide de önemli yeri vardı ama bu kadar alan kaplamıyordu sanki, kitabı okurken Beth’in PoV’sinde olduğumuz için sürekli zihin haplara ya da alkole kaymaca yaptıkça bunun o an gelen negatif durumu pekiştirmece gibi kullanması sıkıntılı. Bir çeşit back-up gibi yani yazarın elinde :grinning_face_with_smiling_eyes: . Zaten beth kendi kendine başlıyor, kendi kendine dozajı arttırıyor ama farkındalığı yüksek ve bir yerden sonra kendi kendine bırakıyor ya da en son alkol sorunu tavan yaptığında en fazla yaptığı yetimhaneden arkadaşını arayıp bulmak oluyor :grinning_face_with_smiling_eyes: . Yazar bir sorun yaratıyor ama aslında yüzeyin hemen altında, daha ciddi olsa böyle geçip gidemeyecek. Yine de her chapter da bir şekil araya sıkıştırıyor :grinning_face_with_smiling_eyes: . Neyse, zaten daha ciddi olsa kitabın ana teması oraya kayardı bu sefer.

Aynen, dizide Kasparov danışmanlardandı :grinning_face: . Bende hatırlıyorum o dönem ismi geçmişti baya. Netflix işi biliyor, danışman ismiyle bile reklamı yaptı :joy: .

2 Beğeni

Star Wars Sineması Okumaları

Star Wars filmlerine dair bazı teknik ve felsefi konuları irdeleyen akademik çalışmaları derleyen bir kitap. Dilimizde örneğine az rastlanacak bir çalışma olduğu için takdirimi kazandı ve başarılı buldum.

Ben bir ara tüm Star Wars romanlarını toplarken almıştım, storytelde de görünce dinleyerek başladım. Hem okuyup hem dinleyerek devam ettim. Tabi bir roman anlatısı beklemek hata olur, bölümleri oluşturan makaleler referansları ile beraber örnek bir akademik çalışma oluşturmuş.

Kitabın çıkış tarihi itibari ile ilk 7 filmin üzerine yapılmış bu çalışmalar. Benim gibi filmleri birkaç tur baştan sona izleyen, onlarca farklı romanını da okuyan bir sw takipçisi iseniz bazı bölümler zaten bildiğiniz şeylerin konuşulması gibi hissettirebilir. Belki de bu nedenle ara ara bazı konuları uzun buldum, bazılarına da katılmadığım oldu ama totalde yazım amacını yerine getiren başarılı bir çalışma. Sanırım ben en çok teknik konular üzerine eğilen çalışmaları beğendim. Star Wars’un film afişleri, ekonomisi, müzikleri, görsel efektleri, transmedya kısmı vs.

Seriyi filmler üzerinden biraz yüzeysel kalarak takip edenlerin ufkunu genişletip daha detaylı düşündürecektir. Seriyi çok sevenler de mutlaka keyif alır ve bilmediği bazı şeyler öğrenebilir.

18 Beğeni

Dune Çocukları - Frank Herbert

Yaklaşık 2 yıldır üçüncü kitabı bitirmeye çalışıyorum. Sürekli araya başka şeyler girdiği için ancak bugün bitirebildim. Açıkçası ne diyeceğimi bilmiyorum. Dune’a aşığım, hayranım… Dune gerçek bir başyapıt, Dune Mesihi ise efsanenin daha yalın ama siyasi / felsefi dozu çok daha yüksek hali. Ama Dune Çocukları?.. Çok iyi bir roman ama abileri kadar büyük mü? O kısım biraz soru işareti.

Finalden, genel gidişattan, eskiyi yererek yeni bir efsane doğurma çabasından, karakterlerden özellikle Leto Il’den hiç hoşlanmadım. Ama tüm eksiklerine rağmen bu haliyle bile fantastik edebiyatın zirve işlerinden birisi bu bir gerçek. Frank Herbert’in kalemi hakikaten bambaşka.

Öncelikle en baştan söylemem gerek, Paul yani Muad’dib kesinlikle bu sonu hak etmiyor. Yani bu muydu? Koskoca efsane böyle bir sonu mu hak ediyordu? Anlıyorum Herbert devrim kendi evlatlarını yutar tarzı bir mantalite düşünmüş yani Paul kendi kurduğu / başlattığı düzenin kurbanı oldu. Ama kesinlikle inanılmaz yetersiz ve acele yazılmış bir son. Reddit de çeşitli başlıklar var, kesinlikle bu şekilde biteceğine Mesih’de hikaye bitmeli bu kitapta Vaiz olarak geri dönmemeliydi. Ben dediğim gibi belki duygusal yaklaşıyorum ama bu yakıştıramadım. Paul, Leto’yu yüceltmek için mezarından kaldırılmış gibi hissettirdi. :downcast_face_with_sweat:

Stilgar ise çok sönük, İrulan zaten var mı yok mu belli değil ve finalde de yine çok üstünkörü geçiliyor. Leto ise inanılmaz rahatsız edici, egoist ve itici bir karakter. Leto Il’nin yolunu, hareketlerinin ve kolektif bilincin yükümlülüklerini anlıyorum ama bu yolu anlatmak için Stilgar’ı, koskoca Muad’dib’i, Rahibe Ana’yı bu kadar zayıf göstermek ve geçmişi sürekli “gömmek” bana mantıklı gelmedi. Hani bir noktada okurken artık yetmedi mi Leto’nun bu yukarıdan egoist konuşmaları deyip durdum. Ve zaman zaman ara verdim.

Keşke bu saydığım konular daha farklı olsaydı, gözümde Dune Mesih’i gibi bir efsaneyi geçebilirdi.

14 Beğeni

Kurma Kız bitti. Kısmen benden kısmen kitaptan kaynaklı sebeplerden dolayı biraz uzun sürdü ama harcadığım zamana değdi. Başlarken adından başka bir şey bilmiyordum o yüzden düşündüğümden çok daha farklı bir atmosferle karşılaştım. Robotlar ve yapay zeka beklerken iklim krizi ile genetik mühendislik buldum. Büyük şirketler dünyayı kendi yarattıkları salgınlar ile yine kendi yarattıkları tohumlara muhtaç edip egemen güç olmuşlar. Küresel ısınma nedeniyle sular yükselmiş, bazı ülkeler batmış kalanlar salgın hastalıklar ve kıtlık ile mücadele etmekte. Enerji mekanik olarak sağlanıyor, kinetik enerjiyi depolamak için yaylar-çarklar kullanılıyor. Kapakta gördüğümüz fil benzeri hayvan enerji sağlamak için üretilmiş genetik mühendisliği ürünü aslında. Kurmalar da benzer mentalite ile yaratılmış organik oluşumlar. Japonların neden istediğimiz özellikleri taşıyan insanları laboratuvarda kendimiz yapmıyoruz diyerek itaatkar olmaları için köpek DNA’sı bile ekledikleri karbon temelli biyolojik hizmetkarlar. Emiko bu kurmalardan bir tanesi. Bir şekilde yolu Bangkok’a düşmüş ve hayatta kalmaya çalışıyor. Başta robot sanıyordum Emiko’yu ancak bilinci, duyguları, hayalleri olan gayet insan olarak kabul edebileceğimiz birisi. En azında benim için öyle. Okurken beni en çok zorlayan bölümler Emiko’nun bakış açısıyla anlatılanlardı. Çok rahatsız edici unsurlar var. Olayların gidişatı için elzem ve dozunda olduğu için şikayetçi değilim. Ancak duygusal olarak beni yordu. Ara vererek okudum. Hassas bir okursanız kitabın size göre olmadığını söylemek zorundayım.

Kitabın Tayland’da geçmesinin bir sebebi var bunu okurken anlıyoruz. Beni zorlayan diğer nokta bu oldu. Tayland’a dair hiçbir bilgim olmadığı için kafam karıştı. Alternatif bir Tayland mı yoksa sadece adı var tamamen kurgu mu anlayamadım. Aynı zamanda nasıl bir gelecekte yaşadığımızı da çözmeye çalıştığım için bir süre kitaba adapte olamadım. Yarıya doğru bir şeyler oturdu. Sonrasında rayına girdi zaten her şey.

5 farklı gözden okuyoruz hikayeyi. Herkesin kendince bir geçmişi ve motivasyonun olması hoşuma gitti. Yaptıklarına hak vermesem de anlayabildim. Her figür hikayedeki farklı bir noktayı temsil ediyor. Birleşince tablonun tamamını görebiliyoruz. Bilimkurgu dozu nispeten az daha çok politika-devlet temelli bir anlatı. Yozlaşmış memurlar, rüşvet, komplolar, şiddet, memleketi satan devlet adamları ne ararsanız var. Ben çok trajik buldum durumu. Yaşananlara üzüldüm gerçekten. Bazı noktalarda tokat yemişim gibi hissettim.

Temposu yüksek diyemeyeceğim. Aksiyon da kısıtlı . Uzunca bir süre devlet içi dengeler, halkın huzursuzluğu gibi şeyler okuyoruz. Bu kadar konuştunuz bakalım neye bağlanacak diye biraz zorladım kendimi. Kitabın yarısı gibi olaylar anlam kazanmaya başladı. Sonrasında elimden bırakamadım. Baştaki sıkıcı diyaloglar bizi finale taşımış aslında.

Zor ve emek isteyen bir kitap Kurma Kız. Herkese hitap etmeyebilir. Milli şuur alt metni ile benim beğenimi kazandı. Finali tatmin ediciydi. İyiki yarım bırakmamışım. Okuduğum için memnunum.

23 Beğeni

Harry Potter Zümrüdü Anka Yoldaşlığı Resimli Özel Baskı

16 Beğeni

Gündüz Vassaf’ın Cennetin Dibi’nin sonuna geldim, ondanönce Cehenneme Övgü’yü okumuştum, çok yerindeydi. Cennetin Dibi, ne kadar Cehenneme Övgü kadar sarsıcı tespitlere sahip olmasa da yine de okumaktan artık düzgün bir eser bulamayanlar için iyidir denilebilecek bir yerde.

7 Beğeni

Kadınlar Ülkesi - Charlotte Perkins Gilman

Başlarda kurgunun hiç oturmadığı yerleri olsa da genel olarak Kadınlar Ülkesini beğendim. Yaratılan ütopyada tam olmayan, sistemi kafamda tam oturtamadığım yerler var ama sayfalar ilerledikçe yazarın asıl amacının bu yaratım olmadığı anlaşılıyor. Cinsiyetler arası çekişmenin olmadığı bir dünyada kadınların kurduğu barış, düzen ve huzurun annelik kavramı ile yüceldiği bu ülkeye yolu düşen 3 erkeğin etkisini görmek ilginçti. Daha doğrusu bu kadınların erkekler üzerinde oluşturduğu etki ve günden güne değişen karakterler bence Charlotte Perkins’in hedefini başarıyla yansıtmış.

Beylerin üçünün aşırı farklı 3 kalıpta olması biraz fazla karikatürize kalmalarına neden olsa da Kadınları Ülkesinin özgün yapısı onları daha çekilebilir kılıyor. Yazarın vurgulamak istediği bazı fikirleri maalesef yazıldığı çağda kalmış. Yine de hikayenin hemen hemen hepsinin ülke içinde geçmesi ve o atmosferin kurguda yarattığı izolasyon ile zamansız ve her daim okunabilecek bir kitap da diyebiliriz.

Eksikleri olsa da bir çırpıda biten, özgün, keyifli ve farklı bir kitaptı. Gönül rahatlığı ile önerebileceğim BKK lardan biri.

Uyanmak İçin Çok Geç – Gelecek Yoksa Bizi Ne Bekliyor? - Slavoj Žižek

Rusya’nın Ukrayna’yı ilhakından bir yıl sonra kaleme alınan Uyanmak İçin Çok Geç merkezine bu savaşı koyup yanında iklim krizi, covid, neokapitalizmin sonuçları gibi konulara değinerek güncel krizleri irdelemiş. Ben beğendim, özellikle Rusya-Ukrayna savaşının ağırlıklı işlendiği kitabın ilk yarısı dolu dolu ve bol bilgi vericiydi. Modern batının ve Avrupa’nın bakış açısı ve ikiyüzlü politikalar, Rus tarafların medyaya yansıttıkları, Sovyet döneminden tarihi paralellikler, Lenin döneminden Ukrayna’nın Rusya’daki yansıması vs vs kapsamlı bir çalışma olmuştu. Bu krizin bir anda iklim krizini arka plana atıp unutturması ile kapitalist düzenin asıl istediğinin oluşumunun yorumlanması da güzeldi.

Puan kırdığım kısımlar kitabın yarısından sonra gelen bazı bölümlerin kitabın kendisinden kopuk hissettirmesi diyebilirim. Mesela bir ara woke/cancel culture a girip toplumdaki kutuplaşmaya etkisini yorumlamaya çalışmış, ki Rusya’nın cinsiyet eşitliği karşıtı politikaları ile paralel anlıyorum ama, ne gerek var dedim okurken. Ya da Wikileaks ve Assange’ı savunma/destek olma adına görüşlerini sunduğu bölümler… Sanki kitabın kitap boyutuna çıkması için sonradan farklı fikirleri de yoğurmaya karar vermiş Žižek. Gerçi en sonda kendince nereden başlayabileceğimize dair çözümlerini de sunmuş ama ben ana başlıktan ona katılıyorum hala, uyanmak için gerçekten çok geç :slight_smile: .

Yazımının üzerinden fazla değil, 3 yıl geçmiş olmasına rağmen İran savaşıyla baş aktörlerin değiştiği ama yan aktörler ve dünyada hiçbir şeyin değişmediği bir durumdayız ve aynı paralelliği çok rahat kurabiliyoruz.

18 Beğeni

Ben,Efsane Richard Matheson

Forumda dolanırken ikinci filmin alternatif sonuyla devam edeceği haberini görünce kitabına bir bakayım dedim.Kısa olması sebebiyle dün akşam okuyup bitirdim.Giriş faslını bitirirken şunuda eklemek lazım kitabı filminden(Will Smith versiyonu) güzel.Genel olarak 6.5 -7 arası bir puan verdim.Zamanına göre iyi yazılmış,övgüyü hak ediyor.Robert Neville karakteri ,belki günümüz çerezlik diye tabir edeceğimiz bilim kurgu karakterlerin öncüsü olabilir.Olaylara bilimsel ve sosyolajik yaklaşamı,araştırmacı tutumunu örnek verebilirim.

Kitap sonu itibariyle,günümüz kuşak çatışması,toplum çalışmalarını farklı bir yaklaşımla akıcı bir şekilde yapıyor.

Spoilerlı kısım buradan sonra başlıyor,!

Kitapta hoş detaylar var,belki insan ama yavaş yavaş o özelliklerini kaybediyor.Nasıl vampirler haç yada çeşitli dini figurlerden korkuyorsa kendiside kırılan aynanın yenisini bulmaması,bakmaktan çekinmesi,alkol ve sigara içip kendi temel ihtiyaçlarını karşılamaması,sinir krizileri geçirip kendine zarar vermesi yavaş yavaş insani özelliklerini kaybetmesi bizi kitabın sonuna bizi zekice bir şekilde hazırlıyor.Beğenmediğim birkaç ufak detay var.Güneş ışığına olan duyarlılıklarını kullanmaması,Ruth ile olan etikileşimi.Ruth un kendisini uyarmasına rağmen alışkanlıklarına devam etmesi(Bu kısımda anlaşılabilir bir durum var,nasıl helak olan toplumlara peygamber gönderilmiş uyarılar yapılmasına rağmen alışkanlıklarına devam edip sonlarını hazırlamışsa bu kısımdada benzerlik var) fakat daha pragmatik bakan bir insanın kulak asmaması benim mantığıma ters. Buna karşıt olarak adını hatırlayamadığım her akşam kendi adını seslenen vampirin yerini tespit edememesi,eski hatıralarına olan bağlılığın körlüğe sebep vermesini sunabilirsiniz yinede bana ters geliyor.

Uzun lafın kısası 10 üzerinden 7 verebilirim gerek akıcılığı,gerek günümüzde olan sorunların farklı bir bakış açısıyla anlatılması olsun okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

8 Beğeni

İlk film uyarlaması budur eğer izlemediyseniz bunu tavsiye edeyim bende.

https://www.imdb.com/title/tt0058700/?ref_=tt_mlt_i_1

2 Beğeni

Aldım listeye hocam,fırsat bulursam bakacağım mutlaka.

2 Beğeni

4 3 2 1 – Paul Auster

Sonunda kitabı bitirdim. Okuduğum en ilginç kitaplardan biri oldu, şu ana kadar okuduğum Paul Auster kitapları arasında da en sevdiğim.

Kitabın konusundan bahsetmek istiyorum biraz spoiler vermeden: Kitap, Archibald Isaac Ferguson, nam-ı diğer “Archie”, adlı karakterimizin 4 farklı hayatını paralel bir şekilde anlatıyor. Kitabın ilk bölümü giriş niteliğinde. Archie’nin dedesinin Avrupa’dan ABD’ye göç edişiyle başlıyor ve dedesinin hayatı, babaannesiyle tanışıp evlenmesi, ABD’de kendine nasıl bir hayat kurduğu, Archie’nin babası ve annesinin hayatları gibi Archie doğana kadar yaşananları okuyoruz ilk bölümde. Bu bölümü yazar 1.0 olarak numaralandırmış. Ardından da Archie’nin yaşadığı 4 farklı hayatı paralel şekilde okuyoruz. Bölümler de ona göre numaralandırılmış. 1.1…1.4, 2.1…2.4 şeklinde gidiyor. Yani 1.3, 3 numaralı Archie’nin hayatının 1. bölümünü anlatıyor. Kitabı bu şekilde okumak biraz karışık gibi görünse de aslında hikâyeler arasındaki farklılıkları daha net görebilmek ve Archie’nin tercihlerinin hayatında nasıl değişikliklere neden olduğuna tanık olabilmek açısından başarılı bir yazım tekniği olmuş. İnternette kitabın nasıl okunması gerektiğine dair bazı tartışmalar görmüş, bölümlerin 1.1-2.1-3.1 şeklinde okunması gerektiğini savunan yorumlar okumuştum. Ancak ben yazıldığı gibi okunmasını öneriyorum çünkü diğer türlü okursak metnin özünü ve yazarın yapmaya çalıştığı şeyi anlamamış oluruz kanısındayım. Sonu da çok güzel bağlanmış bence. Kitaba neden bu ismin verildiğini de anlamış oluyoruz kitabı bitirince.

Yaklaşık 3 hafta süren güzel bir anı oldu bu kitap benim için, oldukça farklı bir deneyimdi. Kitabı bitirince yazarın vefatının üzüntüsünü de tekrardan hissetmiş oldum. Ayrıca ölmeden bu kitabı da yazabilmiş olmasına sevindim gerçekten. Kitapla ilgili pek bir yorum görememiştim forumda okumaya başlamadan önce, bu da ilk incelememi yazmama vesile oldu. Herkese tavsiye ediyorum.

17 Beğeni

Kadim Irk - Adrian Tchaikovsky

Güzel bir fikirle başlayıp merak ettiren, ancak bu fikrin olgunlaşmasından sonra üstüne konulan macera kısmını yetersiz bulduğum ortalama bir kitaptı Kadim Irk.

Dünyadan gelinip kolonileştirilen başka bir gezegendeyiz. Nyr bu ilk insanların sonuncusu olarak gezegende kalmış antropolog ve akademisyen ana karakterimiz ancak normal halkın gözünde kadim bir büyücü :slight_smile: Çünkü ilk insanların kullandığı bu unutulmuş teknoloji onların gözünde bir sihir seviyesinde, onlar kendi hallerinde standart yaşamlarını sürüyorlar. Annesinin gözünde pek bir değeri olmayan prenses ve dördüncü kız Lyn gelip Nyr’i bulana kadar zaten bu teknolojilerin bir kısmını görenler ve hatırlayanlar kalmamış bile yer yüzünde.

Bence bu fikir harika ve Tchaikovsky teknolojik yaratımları, gezegenin ekolojisi, hem ilk insanlar hem de yerel insanların tarihi ile beraber bu setup ı çok iyi kurguluyor. Hele ki Novella olan böyle az sayfalı bir kitapta kısıtlı hacimde geniş ve özgün bir yaratım oluşturuyor diyebiliriz. Ama bunun üstüne bir macera kurgulama safhası geldiğinde bence kitap sınıfta kalmış.

Uzaktaki bilinmeyen bir tehlikeye, insanların iblis olarak gördüğü bu varlığa doğru yolculuk ediyoruz kitabın ikinci yarısı ile beraber . Bu kısımlarda iyi bir karakter gelişimi hissedemedim, 4 kişilik ekip de tam bir macera grubu havasına alamıyor bizi. İblis ile karşılaşılan ilk ciddi durumda da kitabın sonunun nasıl bağlanacağını anladığım bir sekans yaşandı, açıkçası bu da tam tahminim doğrultusunda gelişince kurguda bir tık daha düştü gözümde kitap.

Son olarak çeviriye değinmem gerekecek, gerçekten çok kötü bir çeviri ile dilimize kazandırılmış. Anlamsal bozulmalar, birebir kelime çevirilerinde direk hatalar, hatta kitabın bir kısmında iki kadın karakterin birbirine karıştığı öznenin hangisi olduğu anlaşılmayan birkaç sayfa ile maalesef kötü olmanın yanında kitabı okumayı da baltalayan bir çeviri mevcut. İlk 30-40 sayfadan sonra artık dikkat etmeyi bırakıp oluruna verip kitabı bitirdim. Eksik parça yayınlarından okuduğum 4. kurgu kitabıydı ve hepsinde bu tarz sorunlara denk geldim, daha önce aldığım kitap ve seriler hariç artık yeni bir kitapla kendilerine bulaşmamayı düşünüyorum. İki günde bitecek kitap 1 hafta elimde süründü çeviri yüzünden.

Güzel kurgulanmış bir novella olması nedeni ile şans verilesi bir kitap Kadim Irk ancak eksikleri ve çeviri sıkıntısı ile beraber benim için unutup geçeceğim bir macera oldu sanırım, 2.5 tan 3 /5.

8 Beğeni