Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Yüzeysel İnceleme)

Öncelikle Sam Harris’i Richard Dawkins’ten daha saldırgan buldum. Sam Harris’e göre inanç ve dinler üstüne oturduğumuz bir bombadır. Eninden sonunda o bomba bir yerde patlayacaktır. Peki bunun çözümü nedir? Sevgi, akıl ve dürüstlük dini dogmaları geride bırakan şeylerdir Sam’e göre. Çözüm de tedavi de işte bu üçüdür.

İnancın Sonu’nu genel olarak beğendim. Yazara katılmadığım tek nokta ise uyuşturucular hakkındaki düşünceleri diyebilirim. Aslında Sam Harris çevreye ve kişiye zarar vermeyen uyuşturucuların denetlenmesine harcanılan paranın ve sürenin daha iyi alanlarda kullanılmasından yana. Yine de beni pek tatmin etmedi. Belki çok daha uzun bir bölüm ayırabilirdi bu konuya.

8/10

17 Beğeni


Charlotte Link - Ohne Schuld

Liseden beri nadiren kullandığım Almancam için biraz pratik yapabileyim diye arada bir Almanca kitap okumaya karar verdim. Hem polisiye romanları sevdiğim için hem de bu türdeki romanların dili genelde daha basit olabildiği için Almanca polisiye romanlarına baktım. Goodreads puanları fena olmadığı için Charlotte Link’in Kate Linville & Caleb Hale serisindeki kitapları okumaya başladım. Yazar Alman olmasına ve Almanca yazmasına rağmen bu kitap serisindeki olaylar İngiltere’de geçiyor.

Suçsuz anlamına gelen Ohne Schuld romanı bu serinin üçüncü kitabı. Daha önce serinin ilk kitabını da okumuştum ama ikinci kitabı bulamadığımdan onu atlayıp üçüncü kitaba geçtim. Bu kitabın kimin yazdığını hiç bilmeden okusam bile Charlotte Link’in yazdığını anlardım, çünkü ilk kitapla tamamen aynı formül kullanarak yazılmış. Kitabın başında geçmişte yaşanmış olan ve biraz üstü kapalı şekilde anlatılan trajik bir olay görüyoruz. Sonraki kısımda bu olaydan 10-15 sene sonrasına gidiyoruz ve ilk bölümdeki olayla bağlantılı bir intikam hikayesi okuyoruz. Ayrıca kitap içerisinde bir erkekten duygusal ya da fiziksel şiddet gören bir kadın oluyor. Bu anlattıklarım, yazardan okuduğum her 2 kitapta da olan şeyler.

Bunları bir kenara bırakırsak kitabı genel anlamda başarılı buldum. Yazar belki polisiye dünyasına çok bir yenilik getirmiyor ancak kitap boyunca heyecanı yüksek tutmayı başarıyor. Özellikle kitabın son üçte birlik kısmında heyecan ve aksiyon oldukça üst seviyedeydi. Polisiye hikayenin yanı sıra kitapta karakterlerin özel yaşamları ve iç dünyalarındaki sorunlar da işleniyor ve bunlar karakterlerin aldıkları kararları etkileyebiliyor. Bu durum hikayeye daha fazla gerçekçilik katıyor.

10 Beğeni

YKY’nin tek kitapta topladigi 2 Balzac novellasini (Sarrasine, Bilinmeyen Saheser) İs Kultur ve İletisim’den almistim. Cocugun ogle uykularinda okuyabildim dun ve bugun. İkisini de begendim. Sarrasine asagida spoiler’a verecegim filmleri animsatirken, digeri Fowles’in Abanoz Kule oykusuyle butunlesti, keske bu temadaki oykuleri toplayan bir sanat kitabimiz da olsa. YKY edisyonunu da alip yer tasarrufu saglamayi dusunuyorum.

The Crying Game, M Butterfly.

4 Beğeni

Kitap kusursuz olmasa da bir korku romanı olarak yeterince güzeldi. Bazı yerlerde yazar biraz uzatmış gibi hissetsem de korku unsurları, gerilim, mekanlar gibi unsurlar oldukça iyiydi. Adam Nevill günümüzde yazan korku yazarlarının içinde dili en edebi olanlardan birisi. Kitapta yer yer tempo düşse de üç gün içinde kitabı bitirdim. Korkuseverlere tavsiye ediyorum bu kitabı.

12 Beğeni

Raflara yerleşemeyen kitaplar nedeniyle “ne eleyebilirim?” düşüncesiyle elime aldığım iki Zweig kitabından bahsetmek istiyorum.

Rahel Tanrıyla Buluşuyor ve Gömülü Şamdan. İş Bankası baskısında Gülperi Sert’in önsözde bahsini geçtiği üzere, 5 menkıbeden üçü ilk kitapta, bağımsız bir diğeri ise ikinci kitapta bulunuyor.

İlk kitabın ilk 2 hikâyesi daha dine dayalı öyküler olmakla birlikte, sonuncu ve en uzun öykü, Tolstoy’dan Anar’a, Buzzati’den Calvino’ya değin aşina olduğumuz halk hikâyelerini takip ediyor. Adaletin anlamını arayan kraliyet yargıcının bu yolda empati kurma ve her şeyden vazgeçme çabasının sonuçlarıyla yüzleşerek günbegün olgunlaşma anlatısı bir hayat yolculuğuna dönüşür.

İkinci kitaptaysa bayağı “hard jew-fi” bir öykü var. Felsefe derslerinde Yahudiliğe dair öğrendiğimiz ne varsa bu kitapta bir gömlek üstüyle mevcut. Roma döneminde geçmesi (seriye bir başka kitapla konuk olan Belisarius da var) ve bir nevi kutsal kâse yolculuğu içermesi nedeniyle (Kudüs’teki iki dinî merkezden bir diğer göçebe toplum olan Yahudilerin kendi gözünden tarihlerine bakış atmaya, Venedik Taciri’nde gördüğümüz düşmanlığa kadar) pek çok paralel bilgi tarihsel perspektiften bizlere sunuluyor.

Her iki öykü de ustalıkla kotarılmış. Velhasıl, raflarımdan koparamadığım iki kitap hakkında kısa bir şeyler karalamak için girdiğim yazı da burada sonlanıyor.

9 Beğeni

Usta yazar Wells’in Dünyalar Savaşı tamamen yazıldığı döneme göre yorumlanmalı. Günümüz eserleriyle ve ona yakın olanlarla karşılaştırırsanız büyük hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. O yüzden Dünyalar Savaşı’nı henüz bu türün daha yeni yeni ortaya çıktığı dönemde okuyormuş gibi yapmalıyız. Ayrıca kitap, gerçekliğe yakınlığıyla ve bilimsel finaliyle okunması gereken bir eser. Yazarın dini inancı bir yana bilime bakış açısı ve bu kitap özelindeki nasihatleri paha biçilemez bana göre. Oldukça karamsar bir havada ilerleyen hikaye nasıl sonlanacak derken finaldeki çözük deherkesin içini rahatlatacak cinsten. :slight_smile:

7/10

16 Beğeni

Carl Sagan’dan alanı olmayan ama üstesinden hayli hayli geldiği bilgi dolu harika bir kitap. İnsan beyninin evrimi hakkında kolayca anlaşılacak bir eser. Herkese tavsiye ederim. Hem insan beyninin hem de insanlığın evrimini aynı anda okumak iyi bir deneyimde.

8.5/10

9 Beğeni

0002126176001-1

Alfa’dan çıkan son Asteriks cildi "Beyaz Süsen"i Goodreads’te aldığı yüksek puanlar nedeniyle Goscinny dönemini geri getirir bir keyifle okurum umuduyla koyuldum yola. Ancak daha ilk sayfalardan Saadet Özen’in Olcay Kunal’dan devraldığı çeviri serbestisi gözümü kanatmaya başladı.




Yazım hataları da daha önce hiçbir ciltte görmediğim şekilde cirit atmaya başladı.


Popüler kültür (“güç seninle olsun!”) kullanımlarını beğensem de, yöre ağzı ve yerel kültüre dair kalıpların daha önce bu denli çiğ durduğunu da görmemiştim:



Ama en çok, genç-yaşlı, çoluk-çocuk, hepimizin Hopdediks’ten Toptoriks’e, leziz çevirilerine aşina olduğumuz isimlerde geldiğimiz nokta canımı sıktı. Şöyle ki;

Bu mizah herkese hitap etmeyebilir. Bu denli ana akım bir markada “dili bal s*çmak” * gibi bir çeviriyi ben içime sindiremedim. Saadet Hanım uygun görmüş olsa bile editörün de bir “durun bakalım, değerlendirelim” demesi uygun olurdu, bu bir serinin 40. kitabı ve böyle bir şeyi daha önce gördüğümü hatırlamıyorum.

Konu da çok tanıdık, tekrar ve tekrar suyunun suyu olunca kendini unutturamadı. 100-150 liraya satılan ciltlerin kalitesi eskinin altındayken bari çeviriden ve editörlükten yana sıkıntı görmeseydik.

Alfa’yı Asteriks’e bulaştıran yeni- eski herkesin diline bal, cebine eşek arısı diyor ve hüsranımı - sonraki sayıya taşıyana dek - sonlandırıyorum.

  • “Dilibal Sıçanyus” denmek istenmişse, bu şekilde ayrı yazılmadığı sürece yine aynı çağrışımı yapacağı için, eleştirim olduğu yerde kalmış oluyor.
9 Beğeni

Yazım yanlışı konusunda Alfa ve yan yayınevleri bir markadır.

2 Beğeni

Size kesinlikle katılıyorum. Çok kötü duruyor.

1 Beğeni