Biraz daha para verselerdi onu da memnuniyetle derdi. ![]()
Bu kitabı beğendiniz mi? (Gece Yarısı Kütüphanesi) Okuyanlar önerir mi?
Modern Zamanlarda geçen Simyacı kitabı gibi.
Mutlu olmak ve huzurla dolmak istiyorsanız okuyun. Mükemmel değil ama ağızda güzel tat bırakır.
Popcorn film yaşındaydı. Asya-amerikalı kadın yazar olması yenilikçiydi ama fazla övüldükten sonra okununca hayal kırıklığı yaşatıyor.
Beyaz Geceler çok güzeldir. Beğendiyseniz ne güzel. İyi okumalar dilerim.
Teşekkürler. Gerçekten çok güzel bir kitaptı.
Üçlemenin son kitabı, ilk iki kitaba göre daha farklı bir yazım dili var. Sebebi sonlara doğru belli oluyor ancak çok hoşuma gittiğini söyleyemem. İlk kitaptaki felaket sonrası dünya teması ilginç gelmişti fakat ilk kitabı okumamış olsam Tufan Zamanı’nı ve DelliAddem’i okumazdım. Bu kitaptaki olay örgüsü ve yaşananlar da fazla zorlama geldi. Kötü diyemem ama sıradan kalmış.
Ray Bradbury’nin kabuslarının ve hayallerinin bir sureti gibi gördüğü kitap 27 öyküden oluşuyor.Öykülerin hepsi birbirinden güzel.Şu ana kadar okuduğum öyküler arasında en çok beğendiklerim Jay Bonansinga’nın yazdığı Kötü Adam ve kitabı derleyen iki kişiden biri olan Sam Weller’ın yazdığı Cenaze Evindeki Kız oldu.
Çok güzel öyküleri var.
Felsefe uzmanı değilim. Daha yeni yeni merak sardığım bir alan. Forumda benim gibi yeni başlayanlar yada başlamak isteyenler için okuduğum 3 kitabı kısaca yorumlamak istedim. Bu kitaplar yaptığım araştırmalara göre bu alana giriş kitabı olarak sıkça önerilen kitaplar.
Sofie’nin Dünyası
Batı Felsefesi tarihi romanı. Kurgusuna hiç girmiyim çünkü spoiler içerir. Ancak içinde fazlaca merak barındıran bir yapısı var. Oldukça akıcı olarak batı felsefesine damga vurduğunu iddia ettiği filozofları anlatmış. Benim açımdan olumsuz yanları, 15 yaşındaki bir çocuğa felsefe öğretmek amacı ile işe koyuluyorsan bence roman da olsa bir kitap “felsefe nedir?” sorusu ile başlamalı. Diğer bir nokta yukarıda da belirttim yazar kendince “damga” vurduğunu düşündüğü filozoflari yazmış ama bazı önemli filozoflar yok malesef. En kötü olumsuz yanı sonu çok kötüydü
Ahmet Arslan - Felsefeye Giriş
Tam bir felsefe giriş kitabı. “Felsefe Nedir?” sorusu ile baslayıp diğer felsefi alanları tanıtarak devam ediyor. Bence tek olumsuz yanı bana çok akademik gelmesi. Okurken beni çok sıktı.
Nigel Warburton - Felsefenin Kısa Tarihi
Batı felsefesi Tarihi için çok iyi bir giriş kitabı. Son derece akıcı bir anlatıma sahip. Yazarın filozofları ve onların düşüncelerini okuyucuya aktarış şeklini çok beğendim. Yazarın diğer kitaplarına da bakmayı düşünüyorum.
Üç kitaplık başlangıç yolculuğumda en çok Sokrates, Epiküros, Epiktetos,Marks ve Jean-Poul Sartre yi sevdim ileride onlari daha iyi tanımak için adımlar atacağim
Nietzsche ve Kant ı okurken çevremmdeki aksaklıklardan dolayı tam anlayamadım onları tekrar inceleyeceğim
Umarım yardımcı olmuşumdur. İyi okumalar herkese
Metamorfozlar
Beğenemediğim ve aradığımı bulamadığım bir kitap oldu Metamorfozlar. Belki yazarla düşüncelerimizin hiç örtüşmemesinden, belki de yaklaşımının felsefi boyutundandır bilemiyorum ama bir türlü tam giremedim kitaba. İş Bankasının 21.Yüzyıl Kitaplığı dizisinden çıkan diğer kitaplardan da farklı olmuş, belki de beklentim öncülleri ile daha paralelken bu kitap fazla beşeri kaldı. Kendini tekrar ettiğini ve fikrine fazla tutunduğu düşündüğüm yerler de oldu.
Patrick Ness-Son ve ötesi (kitap fotosu yok gerek de yok)
Okumayın.Yanından bile geçmeyin.Hem yerli hem yabancı forumlarda/incelemelerde, kotu yorumlara ve değerlendirmelere inanmayıp kitabı okuma gafletine düştüm siz yapmayın.
Canavarın çağrısı ne kadar iyiyse.bu kitap o kadar kötü.Çok yüzeysel karakterler zayıf betimlemeler.Arada derede kalmış ve aşırı araklanmış bir tema..
Kitap sevginizi baltalamak istemiyorsanız uzak durun.
İyi okumalar. Sofie’nin Dünyası çok güzeldir. Felsefe alanına ilginiz varsa mutlaka okumalısınız.
Beklemediğim kadar güzeldi. Öykülerin neredeyse çoğu ölümle yaşam arasındaki çizginin üstünde yürüyor. Jack London bilimkurguyu fikir olarak ortaya atıyor ama detaylara girişerek sonunu güzel bağlıyor. Sanırım kitaplığımda Jack London’a daha çok yer açmalıyım. Anlatımı çok akıcıydı.
7.5 üzerinden 8 veriyorum. Genel bir inceleme yazabilirim. Olursa paylaşırım burada. ![]()
Uzun zamandır okumayı ertelediğim Sin City çizgi roman serisine başladım(ilk 2 kitabı + 4.+6 kitabı internette Türkçe pdfini bulabilirsiniz.) Şu ana Kadar ilk 3 kitabı okudum. 3 cilt içinde en sevdiğim kitap ilk kitap oldu. Bunun nedeninin Merv karakteri olduğunu düşünüyorum. Karakterimiz Merv çirkin ve zeki olmayan birisi ve kendisi bunun son derece farkında. Bu durumun karakterin üzerindeki hayal kırıklığı yaratığını görebiliyorsunuz. Zaten kitabın başında yaşanan bir olay ile daha da derinleşiyor hayal kırıklığı durumu. Hal böyle olunca Merv karakterini okumak diğer çizgi roman karakterlerini okumaktan daha keyifli oluyor. Çizimler de ayrı bir başarı ben bugüne kadar sadece Sandman, Fables, Y son Erkek, Mause gibi çizgi romanları okudum. Çizim konusunda favorim bu oldu.
İlk kitap kadar olmasada bu kitapta çok güzeldi. Ters köşek kısmı şaşırtmadı ama bence hikayenin oluşumu bu seriye yakışan bir anlatıydı. Böyle bir hikaye olmadan Sin City serisi yarı kalırmış. Bu kiatptaki karakteri ilk ciltte ki kadar sevmedim. Yine de keyifli bir okumaydı.
Tadımızın hafiften kaçtığı noktadayız. Bu kitabı bence ortalamaydı. İkinci cildin aksine bu ikinci cildin direkt devamı. Ama 2. Cildi okumadan da analrsınız. Old Town’u daha fazla görmek haricinde pek bir olayı yok. Şimdi sırada 4. Kitap var. Goodreads’ta en yüksek puanı bu almış. Bakalım dedikleri kadar iyi mi?
İkigai: Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı
Kişisel gelişim kitapları ilgi alanıma hiç girmeyen bir kategori, İkigai de bir dönem kitaplığıma hediye kitap olarak girip bu nedenle yıllardır okunmadan beklemişti. Geçenlerde storytel üyeliği yapınca uygulamasında gezinirken görüp tekrar hatırladım, Japon kültürü ilgimle beraber hadi dinleyeyim dedim.
Maalesef vasat ve sıkıcı bir kitaptı. İkigai’nin ne olduğuna biçimsel bir tanım yapmaktan öteye gidemiyor. Sonrasında hayatında belirli bir aşamaya gelmiş her bireyin çoktan bildiği/duyduğu tavsiyelere falan giriyor. Bu nasihatleri yolda bir kahveye oturup rastgele muhabbet etseniz ya da bir altın gününde teyzelerle otursanız falan daha detaylı alırsınız
.
2/5 puan, +1 puanı da birkaç ilginç örnek ve anı için verdim. Ortaokul sonları/lise başları gibi okuyacak genç arkadaşlara belki birkaç güzel bilgi verebilir, diğer arkadaşlar için vakit kaybı olur.
Son dönemde 3 tane ayrı Dostoyevski biyografisi okudum (birini halen okuyorum) ve bu konuda araştıran, hangisi daha iyi yada içeriklerini merak edenler için aşağıda kısaca bahsetmek istiyorum. Bu şekilde benim gibi aradığını üçüncü de bulup zarar etmezler ![]()
Joseph Frank - Çağının Bir Yazarı
Çok detaylı. Bu sebeple oldukça yurucu. Özellikle kitaplarını yazdığı dönemi anlatmaya başladığında nerdeyse satır satır inceleyen bir kitap. Nerdeyse akademik diyebilir. Rus dili ve Edebiyatı okuyanlar için bence birebir uyumlu olur.
Stefan Zweig - Üç Büyük Usta
Biyografi değilde sanki Zweig ın Dostoyevski’ye olan aşkını anlatiyor. İlk cümleden itibaren abartı şekilde tasfirlerle dolu. Zweig, yazarı pamuklara sarmış
Bu tarzı sevenler okuyabilir ama ben yazarı tanımak isteyenlere önermiyorum.
Henri Troyat - Dostoyevski
Son derece akıcı ve dengeli. Roman tadında yazılmış ve okuyucuyu içine aliyor. Şuan bu kitabı okuyorum ve çok memnunum. Hatta bu kitapla birlikte Dostoyevski nin kitaplarını paralel olarak tekrar okumaya karar verdim. Herkese tavsiye ederim.
Roket Bilim Kurgu Dergisi 3 bitti.
İçinde güzel hikayeler vardı. Okumaktan zevk aldığımı söyleyebilirim. Fiziksel olarak da kaliteli görünen bir yapıya sahip. Kapak tasarımı güzel. İlk fırsatta diğer sayıları da alacağım tabii ki. ![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
Dostoyevski’ye olan sevgimi arttıran bu iki kitabı da okumanız için önerebilirim. İki kitap da biyografiden çok edebi eleştiri barındırmaktadır. Edward Hallett Carr çok büyük bir Rus tarihçisidir. Rusya tarihi hakkında onlarca kitabı mevcuttur. Yeraltı İnsanı kitabı da Yeraltından Notlar’ın ana karakteriyle birlikte ortaya çıkan karakter tiplemesinin yazarın sonraki romanlarındaki karakter seçimlerinde nasıl daha belirgin hale geldiğini anlatmaktadır.
Öncelikle Aralık ayının daha yarısında olmamıza rağmen inanılmaz bir ay oldu benim için. Kitap okuma iştahım tekrar yerine geldi, kitap kulübüne yazıldım vs. Şu an okuduğum Çelik Mağaralar kitabını ve kitap kulübü ile okuduğumuz, yarın söyleşisi olan, Melisa Kesmez’in “Çiçeklenmeler” kitabını bitirdiğimde daha 2. haftadan 6 kitap, 1 grafik roman bitirmiş olacağım. Art arda çok güzel kitaplar okudum bu ay. Umarım gelecek yıl, her ay böyle okurum.
Canan Tan - Issız Erkekler Korosu
Okuduğum ilk Canan Tan kitabı. Bir arkadaşımın önerisiyle okudum. Kitap bir nevi Canan Tan kitaplarının karmasıymış, bilmiyordum. Yani kitaptaki karakterler, yazarın bazı kitaplarındaki erkek karakterlermiş. Haşim karakteri “Piraye”, Murat karakteri “Yüreğim Seni Çok Sevdi”, Vedat karakteri “Çikolata Kaplı Hüzünler”, Yusuf karakteri ise “Pembe ve Yusuf” kitaplarından geliyormuş. Yazar bu kitabı; “gelin bir de erkeklerin ağzından dinleyelim bu hikayeleri” diye yazmış sanırım. Kitabı beğendim, özellikle sonuyla şok etti. Böyle bir şey beklemiyordum.
Abelard
“Söylemen gereken şey, sessizlik kadar güzel değilse o zaman sessiz kal.”
Allahım bu ne tatlı, ne sempatik, ne duygusal bir hikayedir böyle. Abelard’ı tatlılığından dolayı yemek istedim tüm okumam boyunca. Kalbimi de ordan oraya sürükleyerek paramparça etti. Aşkın, umudun, hüznün ve yolculuğun bir arada olduğu bir grafik roman.
Ahmet Büke - Deli İbram Divanı
“O kadar susmuş geceydi ki herkes güneş doğmaktan vazgeçecek sandı.”
Kitap kulübü vasıtasıyla başladığım bir kitaptı. Modern Türk edebiyatından okuduğum en iyi kitap oldu. Dili olsun, anlattığı hikaye olsun; tek kelime ile mükemmeldi. Ayrıca yine kitap kulübü aracılığıyla yazarla söyleşi yapma fırsatımız da oldu. Hikayeyi yazma sürecine, Yaşar Kemal’in elinden ödül almasına, denizcilik ile ilgili hiçbir şey bilmeyip en baştan başlayarak amatör kaptan ehliyeti alması gibi bir çok şey hakkında sohbet ettik. O da çok güzeldi. Kitabı gibi yazarın mütevazılığına da hayran kaldım.
Douglas Adams - Evrenin Sonundaki Restoran
“Yükseklik korkusu olan bir asansör, öyle mi?”
Zaphod’un dediği gibi “Öyle müthişim ki, kendim hakkında konuşurken
benim bile dilim tutuluyor.” Bunu Zaphod kendi için demiş olabilir ama bence kitap aynı şekilde müthiş. İlk kitap gibi bunu da nefessiz okudum. Douglas Adams’ın sarkastik mizahının hayranıyım. Çok güldürdü yine. Ayrıca Monty Python’u çok seven biri olarak Douglas Adams’ın da Monty Python ekibi ile çok yakın olduğunu öğrendim. Flying Circus’da bazı bölümleri o yazmış.
Georgi Gospodinov - Bahçıvan ve Ölüm
“Ölüm sensiz olgunlaşan bir kiraz ağacıdır.”
Ölüm üzerine oldukça güçlü düşüncelerle dolu bir kitap. Giden, kalan, anılar… Okurken kendimi Six Feet Under izliyor gibi hissettim. Bazı anılarda güldürürken çoğu yerde ölümün somutluğunu yüzüme vurdu.
Isaac Asimov - Çelik Mağaralar
Arkadaşımla birlikte başladık. Şu an için iyi gidiyor, Dünyalılar ve Uzaycıların ayrık dünyaları ve robotlu bir gelecek merak uyandırıcı. Bakalım bizi neler bekliyor. Kapaktaki Baley karakterinin çizimi Kenan İmirzalıoğlu’na benzediği için Baley karakterini Ezel, Enderby karakterini ise Ramiz Dayı olarak düşünüp okumak zorunda kaldık arkadaşımla ![]()






















