Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Yüzeysel İnceleme)

Karanlığın Sol Eli - Ursula K. Le Guin

Hain Döngüsü okuma serüvenimin dördüncü basamağını da tamamlamış bulunuyorum. Basamak benzetmesi yapıyorum çünkü Le Guin’in okuyucuya bir şeyler katan bir yazar olduğunu düşünüyorum.

Karanlığın Sol Eli serisinin önceki kitaplarına göre daha iyi düşünülmüş; bilim kurgusu daha özgün, hikaye örgüsü daha karmaşık, evren yaratımı daha gerçekçi hissettiren bir kitap olmuş.

Hikayenin merkezinde gelişkin gezegenler sisteminden gelen ve görevde bulunduğu daha az gelişmiş(*) bir gezegenin kendi sistemine katılması için çaba veren ana karakterimiz bulunuyor. Kitap boyunca ana karakterin elçi görevinde bulunduğu dünyayı daha yakından tanımasını ve verdiği zorlu uğraşı okuyoruz.

Ana karakterin içi oraya bakış açısı kamerasının yerleştirilmesi için boşaltımış gibi hissettirse de genel anlatı içerisinde göze batmıyor. Benzer şekilde diğer karakterler de çok derin değiller.

Hikayenin geçtiği gezegenin halkının normal insanlardan farklı olan biyolojik, sosyoljik, psikolojik yapısı müthiş derecede özgün ve ustaca kurgulanmış. Kitabın esas güçlü olduğu alan burası. Ursula’nın üstü kapalı bir şekilde hayat görüşünü anlattığı, eleştirilerini yerleştirdiği ve serinin önceki kitaplarından farklılaşan yer de burası.

Hikayenin geri kalanı en azından benim için sıkıcı ve sıradan olan yolculuk ve karakter gelişimi kısımlarını içeriyordu. Hikayenin edebi ağırlığını oluşturan bu yönü hakkında ilgi çekici bir şey yok.

Son söz: Edebi yönü şaheser olmasa da kitabın sosyal bilimkurguya kattığı değer onu türdeşleri arasında öne çıkarıyor. Olumsuz yönde eleştrdiğim kısımlar olsa da kitabı beğendim ve her bilimkurgu okurunun okuması gerektiğini düşünüyorum.

Puanım: 8/10

21 Beğeni

Önce göz ucuyla Perulu Nobel ödüllü yazar Mario Vargas Llossa’nın kitabını okudum.

Julia Teyze kitabında bir aşk hikayesiyle, bazen birbirine atıfta bulunan ikinci bir kurgu hikaye vardı. Kurgu kısım pek dikkatimi çekmedi. Otobiyografi görevi de gören aşk hikayesi görece detaylı ilerleyip, bıçak gibi kesilip, garip bir sona bağlanınca Googleye malum soruyu sordum.

‘‘Şu niye böyle oldu,’’

Meğerse yazarımız utandığı, belki pişman da olduğu için önem arz eden bazı detayları saklıyormuş.

Googlenin cevabı Julia teyze kitabındaki gerçek Julia’mızın Llossa’nın gölgede bıraktığı boşlukları doldurduğu, ilişkilerinin doğası hakkında daha detay verdiği ve Llossa’nın kişiliğini-ki yazarlığı kadar başkan adayı olmaya kadar giden siyasi yönü olan enteresan bir kişilik- çocukluktan anlamamız için önemli bilgiler ektiği bir kitap yazmış.

Bu hatıraların içeriğine göre bu çiftin 8 yıl boyunca nasıl evli kaldığını okuduğum her sayfada merak ettim.

Nitekim olay herkesin iyi bildiği; yokluktayken yanında olan, ona kol kanat geren güçlü kadını, güç&prestij elde ettikçe terk eden başarılı erkek olayıymış.

Böylece bir romanda hikaye olacak kadar tuhaf ama aslında gerçek olan bu restleşmeyi okumuş bulundum.

13 Beğeni

Alan Moore’dan nefret ediyorum. Dehasının çeyreğine sahip olmadığım için nefret ediyorum.

Elli sayfalık bir çizgi romanı bu kadar dolu dolu okumayı bekliyordum açıkçası. Üç sayfalık herhangi bir şey yazmak istese, onda da okuru etkileyebileceğini biliyorum.

Batman’e pek tabii müthiş bir yorum katmış. Alan Moore fanatikliğimin bir diğer sebebi de yazmak istediğim, isteyeceğim her şeyi mükemmel bir şekilde yazmasıdır. Karanlık atmosfer. Rahatsız edici konulara cesurca değinmek, işlemek. Fikirleri, ideolojileri, siyasi görüşleri titizlikle hikayeye yedirmek. Ne düşünceleri, ne de kurgusu bir diğerinin önüne geçiyor.

Öneriyor muyum?

Alan Moore’un kaleminden çıkan tüm eserlere kefilim.

19 Beğeni


Terry Pratchett - Küçük Özgür Adamlar

DiskDünya Serisi’nin Tiffany Sızı Alt Serisi’nin ilk kitabı olan Küçük Özgür Adamlar’ı okudum. Uzun süredir bu seriyi okumuyordum, çok özlediğimi fark edince kitaplığımda bulunan okumadığım tek kitabını okudum.

Serinin diğer kitaplarına göre biraz daha basit kalsa da genel olarak beğendiğim ve okurken keyif aldığım bir kitap oldu. Mac Nac Feegle kabilesi açık hoşuma gitti. Umarım Tiffany Sızı’nın devam kitaplarında da önemli rolleri olur.

19 Beğeni

Ruhdöveni - Margaret Weis

Öncelikle bu kitap, deneyimlediğim tüm eserler içerisindeki karakterlerden en değer verdiğim karakter olan Raistlin Majere (bkz. profil fotoğrafım) hakkında yazıldığını belirtmek isterim.

Kitap, Ejderha Mızrağı serisinin huysuz, güce aç ve aşağılık kompleksiyle boğuşan dahi büyücüyü Raistlin Majere’nin erken yaşamlarını konu ediniyor. Eserin psikolojik yönü çok derin olmasa da Raistlin’i Raistlin yapan olaylara yakından tanık olmak hoşuma gitti. Aynı zamanda Ejderha Mızrağı’non diğer karakterlerinin de geçmişlerini görmek içimi tatlı bir nostalji duygusuyla doldurdu.

Kitabın edebi yönü bir miktar sönük, yine de akıcılık yönüyle bu sönüklüğü telafi ediyor.

Kitabın kurgusu Raistlin ve Caramon’u odağa alan Efsaneler Serisine kıyasla çok daha yüzeysel, Raistlin’in karakter gelişimi hakkında daha az bilgi sunuyor. Bu yönüyle beni hayal kırıklığına uğrattı.

Raistlin’i sevdiğim için kitabı da sevdim. Benim puanım 8/10. Raistlin’i sevmeseydim 6/10 verirdim.

Kitabı Raistlin’i sevenlere tavsiye ederim, sevmeyenler okumasa bir şey kaybetmez.

20 Beğeni

​"Tanrıların savaşı hiç beklediğim gibi değil." (Sayfa 375)

​Gerçekten benim de hiç beklediğim gibi değildi. Kitap sadece iki karakterin arasında oluşan ilişkiyi ve onların hayatlarını anlatıyor. Fantastik ögelerin adı var, kendileri yok; hatta karakterlerin gözünden bile canlandırılmıyorlar. Sonlara doğru sadece savaşı ve etkilerini biraz okuyoruz. Kitabın adı Ebedi Rekabet ama maalesef ortada ebedi olacak bir rekabet yok.

​Mesela bu rekabet, iş hayatlarında çok daha çetrefilli olabilirdi. Madem bu bir seri olacaktı, daktilo olayının büyüsü sonlara kadar bozulmadan devam ettirilebilirdi. Evlilik nereden çıktı? Kısacası fantastik bir evren ya da karakterler beklemeyin; hepsi sözde var ama biz göremiyoruz. Kabul ediyorum, tüm bunlara rağmen kitabın başlarını keyifle okudum fakat sonlara doğru biraz sıkıldım.

​Serinin ikinci kitabı 2024 yılında “Goodreads En İyi Genç Yetişkin Fantastik ve Bilim Kurgu” ödülünü kazanmış ama ikinci kitabı alıp okur muyum, gerçekten bilmiyorum.

13 Beğeni

Çalınan Kraliçe - Fiona Davis

Çalınan Kraliçe ana karakteri Mısırbilimci Charlotte Cross’un, 1978 yılında Metropolitan Müzesi’nde çalıştığı sırada yaşanan bir hırsızlık olayının, 1930’lu yıllarda Mısır’da arkeolojik kazılara katıldığı dönemde yaşadıklarıyla bağlantılı olabileceğini düşünmesiyle gelişen olayları anlatıyor.

Hikâyeyi iki farklı zaman diliminde okuyoruz; 1936’da Mısır’da yaşananlar ve 1978’de Metropolitan Müzesi’nde geçen olaylar. Bu arada 1978’de yaşanan olayları da Charlotte ve Annie karakterlerinin bakış açılarıyla okuyoruz.

Kitap oldukça akıcı ve merak uyandırıcı. Tam tatilde, plajda okumalık bir kitap. Bu yüzden edebi açıdan değerlendirmiyorum.

Tek eleştirim ise Annie karakteriyle ilgili. Sadece ortaya attığı tek bir fikirle Diana Vreeland gibi bir kadının asistanı olabilmesi ve neredeyse her olayın, her düğümün onun fikirleri ya da hamleleriyle çözülmesi bana gerçekçilikten oldukça uzak geldi. Bana Emily in Paris’in Emily’sini hatırlattı. :d

15 Beğeni

Sığınak mangası da bitmiş bulunmakta :grin: Seri değil, okuyup bitirmelik bir manga. Korku türünde keyifli bir mangaydı. Çizimlerde hoşuma gitti. 10 üzerinden 8 puan vererek uğurluyorum kendisini :slightly_smiling_face:

16 Beğeni

Klasikler boşuna klasik olmuyor işte. Keşke bu kadar geç kalmasaydım. Çocukken Jules Verne okurken hissettiğim heyecanım uyandı diyebilirim. Bilimkurgunun atalarından olsa da korku-gerilim ögeleri daha belirgin. Yaratıklar insana benziyor ancak içlerinde insanlığa dair hiçbir şey barındırmıyor. Bu yüzden kitapta tanrı-insan metaforu olduğunu düşünmüyorum. Hatta Moreau doğaya/tanrıya başkaldıran birisi. Normalde kitap okurken pek korkmam ama beni bile tedirgin etmeyi başardı. Dünyalar Savaşı’nı henüz okumadım ama Zaman Makinesi ve Görünmez Adam’dan daha iyi kesinlikle.

16 Beğeni

Tek lokmalık bir macera. Bilimkurgu değil. Temposu ve aksiyonu iyiydi. Kötü adam kendini ve niyetini en baştan belli ediyor. O kısım daha sürprizli olabilirdi. Orijinalinde nasıldı bilemiyorum ama ‘hapı yutmak’ deyimi çok fazla tekrarlıyor. Aynı kalıbın defalarca kullanılması bir tık rahatsız edici. Haftasonu kafa dağıtmak için tercih edilir.

14 Beğeni

Pardaillan’ın Aşkı - Michel Zévaco

İlk kitabın bittiği yere çok yakın yerden başlayan ve akışkan bir devam hikayesi sunan Pardaillan’ın Aşkı, bence ilk kitabın üstüne de koymuş. Benim için hala çerezlik bir okuma gibi olsa da bu nedenle tam puan verdim.

Hapse düşen Pardayanlar bu kitabın büyük bölümünde geri planda kalmışlar ama son düzlükte de harika bir kapanış yaptılar. Catherine’in entrikaları, Kral Charles’ın ufak ufak keçileri kaçırmaları, mutluluklarına kavuşan aşıkların yanında mezarda aşkına kavuşanlar falan derken dolu dolu bir macera olmuş. Hügno ve katolik çatışmasının tarihi vurgularından, tüm saray entrikalarına alttaki tarihi olaylar da beni tatmin etti. St. Bartolomeus Yortusu Kıyımının yansıması bence gayet başarılıydı.

2-3 yan karakterin gereksiz olayları boşuna sayfa kapmış olsa da kitabın genelinden memnun kaldım. Ancak sonu Pardayan maceralarını da sonlandırır tatta bitti. Seriyi merak edenler en azından ilk iki kitabı beraber denese yeterli olur ve çok beğenirse devam da edebilir gibi.

18 Beğeni

Stephen King - O bitti.

Söylenecek pek bir şey yok. Dehşet ül vahşet. Bu hacimde çok az sayıda kitap bu kadar akıcı şekilde, sıkmadan okutur kendisini.

:star: :star: :star: :star:

22 Beğeni

Hep gözümü korkutan bir kitap olmuştu. Nefesimi tutup okuyacağım günü iple çekiyorum, ama şimdi önceliklerim var…

1 Beğeni

En kısa zamanda okumanızı öneririm. :slight_smile:

1 Beğeni

Jay Kristoff’tan Vampir İmparatorluğu’nu okudum. Benim için akıcı ve eğlenceli bir deneyim sunsa da okuduğum kitap kalitesiz bir kitaptı.

Konu: Güneş kararıyor, vampirler güçleniyor ve insanlarla savaşa tutuşuyorlar. Vampirlerin üstünlüğü esnasında insanlar hayatta kalmaya çalışıyorlar.

Karakterler: Yüzeysel, özgünlükten uzaklar. Ana karakter Mary Sue’ye iyi bir örnek. Aynı zamanda kitap genç yetişkin türüne dahil edilmese de açık bir şekilde genç yetişkin bir kitap. Karakterlerin yaşı kağıt üstünde yüksek ama diyaloglar lise bahçesi seviyesinde.

Kurgu: Bestseller düzeyinde, ne ayranım dökülsün ne de sütüm ekşisin anlayışıyla yoğrulmuş, daha önce yüzlerce kez işlenmiş konuları (intikam, arkadaşlık bağları, insankığı kurtarma falan filan) ısıtıp tekar sunan, ürün gibi hissetiren bir kurgusu var. Evren kurgusu da Witcher’a öykünme olsa da bu karşılaştırmayı teklif etmek dahi Wircher’a hakaret olur.

Alt Metin: Yok. Vampir temasını işleyen eserlerin varoluşsal düşünceleri aktarmak için uygun zemin sağladığını düşünüyorum ancak benim aksime yazar öyle düşünmüyormuş. O sırada seks sahnesi falan düşünüyordu heralde.

Betimlemeler: Zayıf. Kitapta, kıyamet sonrası evrenin tekinsiz hissi yok.

Üslup: Yalın ve akıcı. Kitabı bitirebilmemi bu sağladı.

Puanım: 4/10 Kitabı kimseye tavsiye etmiyorum.

18 Beğeni

Don DELİLLO - Sessizlik

Okumayın, bomboş kitap.

11 Beğeni

Biraz fazla yüzeysel olmuş bu yorum. Neyini sevmediniz mesela? Neden boş? Bir okur bir kitapta neyi sevmediğini bilip açıklayabilirse o kitaptan alabileceği faydayı alır. Okur neyi sevmediğini anlamamışsa kitap boş değil o okurun okuma biçimi sorunludur.

5 Beğeni

Bu kitap tam bir readbait.

3 Beğeni


Robert Graves - Kont Belisarios

Kont Belisarios, Prokopios’un Bizans’ın Gizli Tarih adlı sansasyonel kitabını okuduğumdan beri ilgimi fazlasıyla çeken bir tarihi kişilik.

Prokopios, Belisarios’uj yanında yıllarca sekreterlik yapmış birisi. O yüzden onun sırlarına fazlasıyla vakıf ama kitabını kaleme alırken Belisarios’un askeri yönlerini övmesine rağmen kişiliğini ve ailesini yerden yere vurmaktadır.

Bizans’ın Gizli Tarihi, yanlı bir kitap olduğu için sadece askeri kısımlarını önemsemiştim. Sonrasında Belsarios’u kendim araştırdım ve fazlasıyla hayran oldum.

Belisarios hiç şüphesiz Roma’nın son kahramanlarından ve en büyük savaşçılarından birisi. Kendisi Doğu Roma adına Afrika, Sicilya ve İtalya’yı fethetmiş ve Perslere karşı kayda değer başarılar kazanmış birisi. O yüzden kendisine hayran olmamak elde değil.

Bu kitap Belisarios’un hayatını roman şeklinde anlatan bir eser. Yazar, askeri başarılar için dönemin tarihçilerinden yararalansa da kişiliği için Prokopios’tan sıklıkla yararlanmış.

Belisarios hakkındaki süpekülasyonları ciddiye almadan okuyunca onun askeri yönleri baştan sona bu kitap çok güzel öğreniliyor.

Bu kitabı tarih meraklısı olan herkese tavsiye ediyorum.

14 Beğeni

Evet ben de sevdim bu kitabı.

2 Beğeni