Bozarmak: Rengi solmak, rengi atmak.
Batı kanonu adli edebiyat elestirisinde geciyordu 
Felsefe bambaska bir dunya , seversiniz .

Sanal ortam tartışmalarında da başınıza sıkça gelebilir. Tartıştığınız argümanı çürütecek argüman bulamadığında şahıslar nedense kişiliğinizi çürütmeye çalışır. Karşılaşırsanız enerjinize çok da yazık etmeyin.
Ezikliktir kısaca
.
Kendini ezik hissedenler çok olduğundan çoğunluğu yakalamakta da başarılı olurlar ve doğruluk ölçütleri çoğunluk olduğu için kendilerini de haklı sayarlar bir de. Tüm bu kombolar üst üste gelince insanda kimseyle diyalog kurma isteği bırakmazlar.
Epizot (Fransızca, épisode): Bir romandaki veya hikâyedeki olay. / Dilim.
Trubadur ( Fransızca): 12. ve 13. yüzyıllarda Güney Fransa’da halk ozanlarına verilen ad.
Şefaat (Arapça): Birinin suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle Tanrı arasında peygamberin yaptığı aracılık.
Tecezzi: Parçalara ayrılmak, bölünmek.
Fermi: Atomsal mesafeyi ölçmekte kullanılan metrik uzunluk birimi
Tonoz: mimarlıkta kemerlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan, genellikle tavan örtüsü olarak işlev gören yapı parçasıdır. Çoğunlukla tuğla ve harçla örülür ve alttan obruk, yarım silindir biçiminde görünür.
Diyakoz / Diyakon (Rumca): Hristiyanlıkta papazın yardımcısı olan din adamı.
hedonist : hazcı
Anjanbuman: Dizenin son kelimesiyle sonraki dizeyi başlatma sanatı
Volan (Fransızca): Bir hareketi bir mekanizmaya aktaran veya makinelerde hareketin hızını düzgün tutmaya yarayan tekerlek. / Kadın giysilerinin etek ucu, kol vb. yerlerine kumaştan yapılan süs.
Almanak (Fransızca): Yıllık.
Duka (İtalyanca): Dük unvanının eskiden kullanılan biçimi. / Dukalık: Bir dukanın yönetiminde bulunan ülke.
Mihrace (Farsça): Hindistan’da racadan daha büyük hükümdarlara verilen unvan.
Usturlap (Arapça): Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç.
BİYOMİMETİK: Biyomimetik, insanların doğada bulunan sistemleri taklit ederek yaptıkları maddelerin, aletlerin, mekanizma ve sistemlerin tümünü ifade eden bir terimdir.
Yeis (Arapça) : Umutsuzluktan doğan karamsarlık, umutsuzluk, üzüntü.
Dogma : Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi.
Anakronizm: Anakronizm, herhangi bir olay ya da varlığın içinde bulunduğu zaman dilimi ile kronolojik açıdan uyumsuz olması. Özellikle edebiyat ve sanatta genellikle eserin geçtiği tarihi döneme ait olmayan varlıkları ve uygulamaları belirtmek için kullanılır.
Uvertür (Fransızca): Operada, perde açılmadan önce orkestranın çaldığı parça. / Pokerde oyuna başlayabilmek için gerekli el.
Seyyal (Arapça): Akışkan.
Fonografi : Sesleri kayıt ve tespit ederek istenildiğinde tekrar edilmesini sağlayan makine. Ünlü Amerikalı bilgin Edison tarafından 1877 tarihinde icat edilmiştir. Daha sonraları geliştirilerek yerini gramofona ve diktafona bırakmıştır.
Anagram: Bir kelimedeki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen kelime.