İktibas - arapça
Ödünç alma, alıntı demek imiş. 
Geçen yıl keşfettiğim bir söz.
İktibas - arapça
Ödünç alma, alıntı demek imiş. 
Geçen yıl keşfettiğim bir söz.
Bilemiyorum, maval sözcüğü Arapça kökenliymiş ama martaval için belli değil yazıyor.
Aslında martaval kelimesinin de Arapça olduğunu düşünmüştüm. İkisi de aynı kökenliyse, ki maval ile çok benzediği için olabilir, dediğiniz gibidir sanırım.
Grotesk
[Fransızca grotesque]
Diğerkâm
(sıfat, Farsça dīger + kām)
Özgeci, özgecil. Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan (kimse).
Kapriçyo (İtalyanca): Çalgı veya ses için bestelenmiş, serbest biçimde parça.
Kontrpuan (Fransızca): Çeşitli melodileri birbirine uydurma sanatı.
Zoka (Rumca): Büyük balıkları tutmakta kullanılan, küçük balık biçiminde, ucu iğneli kurşun parçası. / Aldatıcı şey, tuzak, hile. – Zokayı yutmak: Aldatılıp zarara sokulmak.
Kesif (Arapça): Yoğun. / Saydam olmayan. / Sık, kalın.
Sahanlık (Arapça): Yapılarda ve bazı taşıtlarda kapı önünde, merdiven başlarında veya dönülen bölümünde bulunan geniş yer.
Aristokrasi (Yunanca) : 1.soylular, ayrıcalıklılar sınıfı.
2. Eskiden, siyasal ve ekonomik gücün ve devlet yönetiminin soylular elinde bulunduğu düzen, yönetim biçimi.
Benzer:
soyluerki
Fenomen: (Fransızca phénomène)
1. (isim) Olay:
" Güneşin batıdan doğması gibi olağanüstü bir fenomen sayılmalıdır bu." - Haldun Taner
2. (isim, felsefe) Görüngü. Somut, algılanabilir ve denenebilir olay, olgu ve nesnelere verilen ad
Kethüda: Osmanlı döneminde, varsıl kimselerin ya da devlet büyüklerinin buyruğunda çalışan, onların birtakım işlerini gören kimse.
Kıptî : Mısır halkından olan kimse.
Entelektüel (Fransızca intellectuel)
1. (sıfat) Aydın.
2. (sıfat) Fikir sorunlarıyla ilgili:
Entelektüel bir çalışma.
Münevver (Arapça munevver)
1. (sıfat, eskimiş) Aydın:
" Ustanın kendisini küçük burjuva münevveri diye aşağılık görmesinin acısını çıkarıyor." - Nazım Hikmet
2. (sıfat, eskimiş) Aydınlatılmış.
Aydın
1. (sıfat) Işık alan, ışıklı, aydınlık:
Aydın bir oda.
2. (sıfat) Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel:
" Akşam gazetesi, yurt aydınlarıyla konuşarak bizde niçin yazar yetişmediğinin sebeplerini araştırdı." - Orhan Veli Kanık
3. (sıfat) Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı).
Farazi (arapça) - “varsayımsal” demekmiş. Çok sevdiğim bir söz. 
Müstehzi : Alay eden, alaycı.
Eyyam-ı Bahur : Yaz mevsiminin en sıcak ve boğucu günlerine verilen Arapça kökenli Türkçe sözcüktür.
Tekamül (tekâ:mül), Arapça tekāmul
1. (isim, eskimiş) Olgunluk, olgunlaşma.
2. (isim, eskimiş) Gelişim, gelişme:
" Bu derece intibak kabiliyeti, tekâmül kuvveti olan dinamik bir millet olmasak mahvolurduk." - Orhan Seyfi Orhon
3. (isim, eskimiş, biyoloji) Evrim.
Ontoloji : Ontoloji ya da varlık felsefesi ya da varlıkbili, temel sorunu varlık olan felsefi disiplin. Varlık ya da varoluş ile bunların temel kategorilerinin araştırılmasıdır. “Varlık” ve “varoluş” ayrımını; “Varlık vardır” ve “Varlık yoktur” fikirlerini tartışır.
Töhmet (Arapça): Birine yüklenen, işlenildiği sanılan fakat henüz aydınlanmamış olan suç, suçlama.
Meskûn (Arapça): İnsan oturan, şeneltilmiş (yer) / Yurt edinilmiş (yer). / Meskûn mahal: Yerleşim merkezi.
Sayfiye (Arapça): Yazlık, yazlık ev. / Şehre yakın kır kesimi.
Mihman (Farsça): Konuk. / Kalıcı.
Mihmandar (Farsça): Konukçu. (Yabancı konukların yanına verilen, onları gezdiren, onlarla ilgilenen kılavuz veya arkadaş)
Rahvan (Farsça): Koşarken bir yandaki iki bacağını aynı anda atan binek hayvanlarının biniciyi sarsmayan en yavaş koşma biçimi.
Mütevekkil : Her işini Tanrı’ya veya oluruna bırakmış, kadere boyun eğmiş.
Kendi yapamıyacağı işde aczini bilip başka birisini vekil kabul etmek.
Ar. sirāyet: 1. (Hastalık için) Geçme, bulaşma: 2. Yaygın duruma gelip tesir etme, etkisi altına alma, yayılma:
Apriori (sıfat, felsefe, (aprio’ri), Fransızca à priori)
Önsel. Hiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan.
Kofti (rumca)
Metris : Savaşta, askerlerin korunması için yapılan toprak siper.
Tahsisat : Bir kimseye, bir kuruluş veya topluluğa ayrılmış para, ödenek.