Valla sahafların işi de zor, şu ortamda kira, vergi ve diğer giderleri karşılayıp kâr etmek, ev geçindirmek mümkün mü sahaflık yaparak hiç bilmiyorum.
İnternetten alışveriş yapma alışkanlığı olan ve indirim takip eden kişiler zaten sahaflardan alışveriş yapmaz kolay kolay. Özellikle baskısı olan kitapları internetten ucuza satmaları mümkün değil. Baskısı olmayan kitaplar da ellerinde kaç tane vardır bilmiyorum.
Kiloyla veya çuval hesabı hurda kitap satın alıp onları ayıklayıp satıyorlardı, halen öyle mi pek emin değilim.
İthaki mesela Bağdat Caddesinde Penguen Kitabevi açabiliyor ve kazanç elde eder muhtemelen konumundan dolayı ancak sahafların anlamı azalıyor bence. İnternet üzerinden işini yürütebilen yürütüyor.
Öyle de 3 liraya 2 liraya aldıklarını 40-45’e de satmaya çalışmazsın bence. Bu soygunculuk resmen. O zaman da para kazanamazsın işte. İki kitabı bana 25’e verse kesin alırdım.
Belli bir yaşın üzerindeki kişilerde o kafa yapısı yok, istediği fiyattan satılmazsa aylarca bekletir fiyat indirmez. Sonra da “bilimkurgu hiç satılmıyor” gibi bir sonuç çıkarır muhtemelen. Halbuki doğru fiyat belirlese hızlı satar, çok satar daha çok kazanır.
Gerçi bu ülkede hiç bir sektörde bu mantık yok sanırım. Bizim mahalle manavı bile meyvenin fiyatını yüksek tutuyor satılmayıp çürüyünce çöpe döküyor. Fiyatı biraz indirseler çürümeden satacaklar belki hepsini ama yapmıyorlar. Satılmaz götürüp çöpe döker ama yine de fiyatı indirmezler.
Sahaflardan kitap almak için biraz sabır da gerekiyor. Örneğin birkaç sene önce Metis bilimkurgu serisi fahiş fiyatlara satılıyordu, şimdi çoğu yer fiyat düşürmüş. Ayrıca genel bir hücumun olmadığı kitaplar çok ucuza bulunabiliyor.
Nadirkitap üzerinden asla uygun fiyatlı kitap bulamıyorum. Bir taktiği varsa lütfen benimle de paylaşır mısınız?
Bazı kitapları sıfır alsam daha uygun olacakmış gibi fiyatlandırmışlar. Çok nadiren uygun bulursam da birden fazla sahafta ayrı ayrı kitaplar oluyor ve kargo sebebiyle pahalıya geliyor.
Nadirkitap üzerinden sahaf alışverişi hiç yapmadım, biraz acemiyim.
Benim bildiğim kadarıyla bu kitabın çok uzun süredir baskısı yok. en az 5 yıldır yok, ondan öncesini de tam bilmiyorum.
Şimdi baktım da Alfa Genel Yayın Yönetmeni mayısta çok yakında çıkaracağız demiş. Hatta kapak örneği bile paylaşmış.
Pandemi ilk kapanma sonrası evrede şu vahim kısır döngülü borsaya bende epey bir demand olarak katıldım ki şimdi az biraz pişmanlık var Kitaplıktaki eksikler, ödünç verilip de geri gelmeyenleri sahaflardan toplamacalar, aman efendim bu seri bende nasıl yoklar derken ciddi meblağlar verip üstüne bir de elimde bol bol fazlalıkla kaldım, sahaf dostları aç bırakmadım pandemi sürecinde
Şaka bir yana bu sürecin baskı bitmesi ve yeni baskı gelmemesi başlangıcı kaynaklı olduğunu idrak sonrası bi de her yeni çıkan kitaba atlayıp satın alma eşiği var. Yüzlerce bekleyen kitap varken hala durdurulamaz açlıkla devam ettiriyor beni En azından sahaflara fahiş fiyat ödeme döngüsünden çıktım diyerek kendimi avutuyorum artık.
Arkadaşlar arz talep meselesi kitapların evet bazen ütopya fiyatları oluyor, ama şu da var: Kitabı o fiyata alacak kişi varsa neden daha düşük fiyata satsınlar.
Ancak asıl sorun bence şu: Kolleksiyonluk bir kitabı satmaya götürsen sana satış fiyatının üçte birini verir mi? Mesela 8 bin liraya satışa konulan Ahmet Hamdi imzalı bir kitabı götürsen sana üçbini geçtim il bin lira veriyorlar mı? Yada bin liraya satışa koyacağı ve nüshası hiç bir yerde olmayan meraklısının parası varsa üzerine atlayacağı kitaba ikiyüz lira veriyorlar mı?
Vermiyorlar. Defalarca çeşitli kolleksiyonluk kitaplarla denedim ve gördüm.
bu arada yanlışlıkla bir sıfır fazla konulmuş haliyle satılan kitaplar olduğunu da gördüm. Adam aynısını 40liraya alabilcekken başka sahaftan 400TL’ye almış. Böyle müşteri varken neden ucuz satsınlar?
Büyükşehirlerde yaşıyorsanız ve çok kitap alacaksanız sahaflardan eğer alım yaparsanız nadir fiyatından yüzde yirmibeş ile kırk oranında indirimli alabiliyorsunuz. 12 diyen sahaflarda oluyor, eğer kitap başka yerde yoksa yada en ucuz onda değilse başka sahaf bulursunuz. Sahafların aylık nadir cirosu 18binliradan başlıyor İstanbul ve Ankara’da bir sürü sahafa sormuşluğum var. Yanıt verenlerden çıkardığım bu ancak ayda ortalama 60bini aşıyorum diyen olmadı.
Ancak eğer şu antin kuntin tercüme kitaplara sürekli yüksek kolleksiyon ücreti ödemektense kütüphanelerden ödünç alın yada İngilizce öğrenin abebooktan alın aynı paraya geliyor
Phlip Dickin Alfa ayı kitabının İngilizce ilk baskısı bende var türkçesi yüz dolara satışta iken İngilizce ilk baskısı 10 sente satıştaydı abebooktan bakabilirsiniz.
Katılmıyorum. Nedeniyse çıkarımınızı tüm sektörlere yaydık diyelim. Kahveye bir maaş ödeyen varsa o zaman kahve fiyatlarını uçuralım. Kahve fiyatları uçmadı mı başka sektöre bakalım. Mesela arabaya dünya kadar para ödeyen varsa onu da zirveye çıkaralım. İkinci örneğim yapılıyor ama bizim gibi ülkelerde. Mesela elektriğe çok daha fazla para ödeyen varsa zam yapalım gitsin dediğinde gelişmiş ülkelerde toplum ayağa kalkıyor. Bizde sadece seyirci ve bu yerli sahaf evreninde de böyle oldu. Fakat biz bilinçli okurlar olarak ayağa kalkıp eleştirmemiz gerekiyor. En azından kitap sektöründeki tüketiciler(okurlar) bunu yapmalı ki aydınlanma alanıda bari bir fark olsun…
Bu sorunlardan biri sadece ama asıl sorun başlıkta yazan olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki “kara sahaf borsası” denmesinin nedeni bir kitap çıktığında onu alıp astronomik rakama satışa çıkaran ve sıfırından pahalı listeleyenlerin verdiği cevap: “Nasıl olsa bir gün tükenir ve o zaman bendeki değer kazanır” Bu tamamıyla kara borsadır. Bunun her sektöre yayarsak “vahimliği” de ortaya çıkıyor. Mesela siz bie televizyon alacaksınız ve istediğiniz özellikleri olan model tükenmiş, buyrunuz size üç kat fiyata istediğiniz ürün… Son bir iki yılda ikinci el araba piyasası bununla çalkalandı. Sahibinden arabayı alıyorlar üzerine fiyat ejleyip başkasına satıyorlar. Böyle böyle ilk sahibi ile son sahibi arasında bir tür parazitlik oluştu.
Son olarak da “Kısır döngü” kısmı bulunuyor. Eskiden 1 3 5 liralık bölümler oluyordu. Bu raflarda adeta hazine avına çıkıyordun. 10 tane kitap alıyordun ki diyelim 3 liradan 60 kağıt verip çıkıyordun. Genelde sahaf da sayıyı yuvarlıyor 50 liradan satıyordu. Okurda ve okurun kitaplığında 10 litap oluyordu. Şimdi 60 liraya bir kitap koyuyorlar. İndirim sorduğunda malesef çekip geçiyorlar. Okur hadi 50 liraya birin aldı diyelim ve kitaplığına ekledi.
Bu eski ve yeni dönem örneğine baktığımda sahaf aynı parayı kazanıyor. Ama burada önemli olan asıl mesele olan okurda 1 kitap bulunmasıdır. Okur kitap okursa alır ki kitabı olursa başka kitap alır. Eğer bir gün elli lirası çıkmazsa yarın öbür gün diğer gün okuru kaybederiz. Kitap satacağımız okur kalmaz. Sahaf aynı parayı kazandı ama okur aynı sayıda kitabı almadı. Ekmek gibi düşünün; 10 kişiye 1 liradan satılan ekmek mi yeğdir yoksa bir kişiye 10 liradan satılan? Dokuz kişi ekmek bulamadığından kaybetsek geriye fiyatı düşürsen de onu alacak biri bulamazsın.
Bu öyle bir kısır döngüdür ki her geçen gün sahafların müşterisi azalmaktadır. Okurların dilinde, “Sahaf mı? Yok, kalsın. Baskısı tükendiyse yeni baskıyı beklerim…” dolanmaya başladı. Sahaflarsa o 1 kitabı 60 liraya satamayınca da kepenkleri indirir.
Bu başlık sahafları eleştirmek veya uyarmak görevi gördüğü gibi sahafları kurdukları yok edici düzenden kurtarmak için de var. Olay bundan ibaret… Yoksa kütüphanelerin (geri kalmışlığını düşünün) bambaşka bir konu veya ingilizce eser okuyup (sektördeki editör ve çevirmenleri düşünün) okumak bambaşka bir konu ki mercek altına alınan okurun kendini geliştirmesi veya farklı yollara yönelmesi zaten değil…