Kitap Başvurusu Reddedilenler


(Aslı Dağlı) #43

Bu kin kusmak degil. Kisinin kendi basvurusu reddedildigi icin olayi kisisel almasi. Bana (ki ben yalnizca bir cevirmenim) gunde en az 5 mesaj geliyor, kitabimi size gondersem de okusaniz diye. Oyle bir zamanimin olmadigini soyledigimde duydugum laflarin haddi yok.

Bakin cevirmenlikte de ayni sey var. Ben ilk cevirimi NetKitap’a yaptim (ve muhtesem bir kitap olmasina ragmen 2000 bile satmadi, hicbiriniz kitabin adini bile duymamissinizdir). O referansim oldu. Dogan’a gectim o sayede. Orada erotik romans bile cevirdim, bastan sona seks olanlardan (ki bir okur olarak onlara elimi bile surmem). Orada cevirdiklerim beni Ithaki’ye gecirdi. En nihayetinde arzu ettigim kitaplari cevirmem icin bana verebilecek bir yayineviyle calisiyorum. Bu arada burada ove ove bitiremediginiz yayinevlerinden bazilarinin cevirmen basvurusu maillerime donmemisligi ve dondukleri zaman asagilamisliklari bile var. Daha bir ay once pek buyuk bir yayinevi “Daha once kime ne cevirdiginizin bizim icin onemi yok, biz o tur kitaplar okumuyoruz, deneme cevirisi yapacaksiniz” dedi. Ben de yapmam dedim.

Daha ne diyeyim?


(Emre ) #44

Yazdığınız her şeye katılıyorum.


(Kemal Küçükgedik) #45

Arkadaşlar bu konuda çok doğru şeyler söylenmiş şimdiye kadar ama öte yandan bence çok hatalı tavsiyeler de verilmiş. Aman diyeyim.

1- “İnstagram, Twitter takipçisiz olmaz.” Olur. İmkansız değil. Yüksek takipçi sadece reklam yapabileceğim kitlem var demektir. Bu da yayınevinin reklam masrafından bir nebze kurtulması demektir.

2- “Kafanıza göre kitap yazmayın. Revaçta neyse onu yazın.” Yani siz bilirsiniz ama ben bu noktada şunu sorarım: Amacınız ne? Yazmak mı istiyorsunuz, yoksa çok satmak ve okunmak mı? Ya da ne olursa olsun sadece basılmak mı? Neden sadece basılmanın veya çok satmanın bir anlamı olduğunu düşünüyorsunuz? Kitabınız basılsa ne olur, basılmasa ne olur? Çok satsa ne olur, satmasa ne olur? Derdiniz ne? Amacınız ne?

3- “Yabancı mahlaslar kullanın.” SAKIN. Tekrar ediyorum, SAKIN. Okuru kandırmaya çalışmayın. Kimseyi kandırmaya çalışmayın. Herhangi bir yayınevi ağırlıklı olarak çeviri kitaplar basıyor, siz de o kitapları seviyor, kitabınızın oradan çıkmasını istiyor olabilirsiniz ama o iş öyle olmaz. Geçmiş yıllarda bunu deneyen insanlar bu foruma da geldiler. Rezillikten başka bir şey değil bence. Yapmayın etmeyin.

4- “Nilgün Bodur şöyle, Şeyma Subaşı böyle.” Eee… Size bize ne? Rol modelimiz onlar mı? Onlar gibi mi olmak istiyorsunuz? Onların izini mi takip etmeli yazar adayları? Aktör olmak isteyen birine futbolcuları örnek verip, “Bak onlar da TV’ye çıkıyor,” demek kadar saçma bir şey bu bence.


#46

Yabancı mahlas derken dilimize yabancı isimlerden mi bahsediyorsunuz? Jack, John, Jill gibi mi?

Diğer dediklerinize harfiyen katılıyorum.


(Kemal Küçükgedik) #47

Evet yabancı isimlerden bahsediyorum. John Brown gibi. Bunun birçok sebebi var. İnternet çağında yaşıyoruz, sizin John Brown olmadığınızı öğrenmek 24 saat bile sürmez. Okuru kandırmaya çalıştığınız hemen belli olur ve ters teper.

Fantezi, bilimkurgu veya her ne türde olursa olsun her eserde yazarının kültürünün izleri vardır. John Brown mahlasıyla New York’ta geçen bir roman yazsanız da ister istemez içinizdeki kültürün izlerini oraya taşırsınız ve bu inanılmaz sırıtır. Karikatür gibi komik olur.

Daha önce de söyledim bunu: Jack’in Rebecca’nın hikâyesini anlatmak yerine, Erdem’in İrem’in hikâyesini çok daha rahat ve doğru bir şekilde anlatabilirsiniz.

Kendi isminizi kullanmak zorundasınız, demiyorum. John Brown yerine Mehmet Yılmaz gibi bir mahlas bile daha yerinde olur bence.


#48

Böyle eğilimleri bulunan insanlar olduğunu bilmiyordum. Hiç mantıklı değil gerçekten. Türkçe isim kullanmaktan bile mi çekiniyoruz? Son nokta, dahası yok.

Kültür emperyalizminin had safhaya çıktığı günümüzde, internet kültürüyle yetişen genç yazarlarımızın “bizden olana” yabancı olması normal bir durum. Üzücü ama gerçek bu yönde. Hepsi bu şekilde değildir tabii ki.

Bir yayınevi yetkilisinin böyle bir cevabı beni rahatlattı doğrusunu söylemek gerekirse. Bu başlığında altında, takipçisi yok diye kitap dosyası reddedilen bir sürü yazar adayımız var. Dediğiniz şey gerçekten mümkün müdür, insan hayret ediyor.


(Gri Esin) #49

Arkadaşlar, kimi öyküsü basılan, kimi öyküsü reddedilen birisiyim. Beş roman yazdım, yayınevlerine göndermedim bile; kıyıda dursun, bulunsun. Kâğıt israfına ne gerek var? Gerçek okurlar buldum. Bir kişi ile başladım, sonra on kişi oldu, derken arttı. Motivasyonum oldu. Şu ân en büyük pişmanlığım, acemilik dönemimde yazdığım romanın basılmasına izin vermiş olmak. Geçmişe dönüp değiştiremiyorsunuz ya bir şeyleri, düzenleyemiyorsunuz da, sonra kötü hissettiriyor size. En azından bana kötü hissettiriyor. O yüzden akışına bırakın. Basılma, basılmama kaygısı taşımaksızın bir şeyler yazın. Yazmak için yazın. Açıkçası ben takipçiyle kitabı basılan gençler için üzülüyorum. Çünkü biliyorum ki ileride rahatsızlık duyacaklar. Hatta bazısı var ki (rezalet kere rezalet kurguları ile) saklanacak delik arayacaklar. Okumak gibi yazmayı da sevin, bu bir tutkudur, engel tanımaz. Bırakın çark dönebildiği kadar dönsün. Ezilen sineklerin sıvıları er geç çarkları birbirine yapıştıracaktır.


(Her şey çok güzel olacak) #50

Acemilik dönemi romanın fena değildi. Yanlış yayınevinden yanlış zamanda basılması talihsizlikti bence.


(Kasvet Ulu) #51

Bu yüzden yazdığım 120 bin kelimelik bir romanı rafa kaldırdım. İlk romanımdı hatta ilk yazma deneyimimdi. Daha önce kısa öykü bile yazmamıştım. Birçok yayınevinin de ilgileneceğini biliyordum ama sabretmek ve dikkatli davranmak istedim. Sadece basılsın, bir kitabım olsun diye yazmış olmak istemedim. Bahsettiğiniz şeyleri yaklaşık bir buçuk yıl önce düşünüp böyle bir karar vermiştim. Yorumunuzu içten ve samimi bulduğum için paylaşayım dedim. :sweat_smile:

Başka bir şey merak ediyorum. Ben internette ya da başka mecralarda okuyucuya ulaşmakta çok zorluk çekiyorum. Siz okurlarını bulduğunuzdan/artırdığınızdan bahsetmişsiniz. Nasıl yaptınız bunu?


#52

Ahlat ağacını izlediniz mi? Yorumları şöyle bir okuyunca aklıma hemen o film geldi.


(Gri Esin) #53

Teşekkür ederim. :slight_smile: Ama benim için fena kısımlar mevcut.


(Gri Esin) #54

Kısa öykülerle yürümek en iyisidir her zaman. Hatta bir köşeye küçürekleri biriktirin. Nerede, ne için lazım olacakları belli olmaz ^^

Okur bulabilmek için interaktif e-kitap okuma platformlarında okur olmanız gerekiyor. Acemi yazar topluluklarına, kulüplerine girmeniz gerekiyor. Etkileşim olmaksızın ilerlemek mümkün değil.

Örnek olarak şu an etkileşim içindeyiz. Sizin yazdıklarınızı ya da yazmakta olduklarınızı merak ettim.

Ayrıca ben şanslı bir insanım- değilsem de kendim yaratmaktayım. Wattpad’ in iyi bir döneminde (geçmişinde) interaktif yazarlığa başlamıştım. Sonra Sweek TR’ yi yakaladım. Bu iki platform altındaki etkinliklere, yarışmalara ve kulüplere katılarak okur edindim.

Kayıp Rıhtım, ayrıca değerli ve her zaman kaliteli. Belirtmeden edemeyeceğim.


(Gri Esin) #55

Sadece bir kez izledim, bir kez izlemek söz konusu Nuri Bilge Ceylan olunca kafi gelmiyor.