Kralkatili Güncesi


#61

Ahtapot öldü kardeş :sob:


#62

‘Chan Vaen edan Kote’
Kitabı 3. Kez okumama rağmen ilk kez dikkat ettim Kote felaket demekmiş Kvothenin bu ismi kendisine bu kadar uygun bulmasını daha yeni anladım🧐


(Fatih Kerem ) #63

Dört Levhalı Taş Kapı üzerine şöyle bir teori geldi bir kaç gün önce. İlgimi çekti baya. Daha önce üzerine hiç kafa yormadığım, bana o kadar da önemli gözükmemiş bir karakter olan Iax/Jax karakterinin önemine değiniliyor. Tekrardan Wiki’den de bilgilerine göz gezdirince okurken bu karaktere dikkat etmemekle ne kadar büyük bir hata yaptığımı fark ettim.

Iax’ın Yaratılış savaşını başlatan/alevlendiren adam olduğu, Ay’ı çaldığı ve büyük ihtimalle Fey diyarını yaratan veya yaratılmasında katkıda bulunan kişilerden biri olduğu söyleniyor. Iax’ın, Felurian’ın anlattığı Yaratılış Savaş’ındaki Şekilciler’den -isim sanatını yeni şeyler yaratmak ve arzuları etrafında şekillendirmek için kullanan grup- biri olduğu da biliniyor. Şekilci’lerin en üstünü ve ilki olduğunu da söylüyor Fel. Yani akla hayale sığmayan? inanılmaz güçlü bir varlık olduğunu tahmin edebiliyorum ancak. Ayrıca Felurian Iax’ın Taş Kapılar’ın ardına kapatıldığını ve ona rağmen ismini anmak istemediğini de belirtiyor. 3.kitabın da adı olan bu Taş Kapıların direk Üniversite Arşivlerindeki gizemli Dört Levhalı Taş Kapı’ya işaret ediyor olması çok olası. Üniversitedeki Dört Levhalı Taş Kapı’nın levhaları bakırdan yapılma ve Bakır’ın İsimciler’in kontrol edemediği veya ismi olmayan tek şey olduğu düşünülüyor okuyucular arasında. (bkz. Patrick Rothfuss’un kendisine bakır bir bıçak yollayan okuyucusuna verdiği cevap da bu bilgiyi biraz doğruluyor.) Iax’ın da Taş Kapılar’ın ardına kapatılmış çok eski ve de tehlikeli bir varlık olarak geçmesi ve bir Şekilci olması beni düşündürdü. (Bakır’ın gerçekten de bir Adı yoksa ve İsimciler tarafından etkilenemiyorsa muhtemelen Şekilciler tarafından da etkilenmemeli.) Ama 2 kitap boyunca Taş Kapılar’a referans yapan bir çok kısım ile karşılaşıyoruz. İki kapı apayrı şeyler de olabilir elbette ama bağlantılı olması çok daha muhtemel geliyor. Bir de buna ek olarak Lanre’nin -Haliax- de Yaratılış Savaşı’nda yer aldığını biliyoruz. İkisinin aynı dönemde yaşadığını farketmemiştim. Lanre’nin ihanetini gerçekleştirmeden ve de Haliax’a dönüşmeden önce, Yaratış Savaşı sırasında İsimciler’in kazanmasını sağlayan Drossen Tor savaşında yer aldığını biliyoruz. Bu savaş sırasında büyük bir yaratığı kesiyor ve düşmanı -ki bununla kastedilen Şekilendiriciler’in en güçlüsü ve ilki Iax olması çok muhtemel- Taş Duvarların ardına kapattığı geçiyor kitaplarda ve wiki’de. Aynı zamanda bu savaş sırasında ölüp, karısı tarafından diriltiliyordu. Bütün bu hikayelerdeki ve referanslardaki Taş Kapın’ın tek bir yere çıkıyor olması ve Dört Levahlı Kapı’nın Arkasında tutulan kişinin Iax olması bana mantıklı geldi. Ki inanılmaz ve aynı zamanda bu kadar karmaşık ve birbirinden farklı çok farklı yüzlerce -belki binlerce- yapının rastgele bir araya gelmiş olmasını her zaman tuhaf bulduğum Şeyaltı’nın da çok eski bir krallıktan -belki de Yaratılış Savaşı veyahut o bahsedilen İmparatorluk zamanlarından kalmış bir yıkıntı olarak- kalmış olabileceğini düşünmüştüm. Auri’nin Şeyaltıda gezerken çok farklı yapılarla karşılaşıyor. Ki hala da Auri bile yeni yerler keşfediyor ve buluyor Şeyaltında. Mesela Sessizliğin Müziği’nde Auri keşfettiği bir anahtarla, asil insanların tablolarının olduğu bir koridordaki kilitli bir kapıdan, birer oturma odası ve bir kadına ait oda keşfediyor. Hatta bir Han’a bile gidiyordu. Böyle bir yerde han ne arar diye sordum kendime. Ayrıca yine Sessizliğin Müziği’nde, Auri’nin korkarak uzak durduğu Kara Kapı adlı kapının da Iax’ın kapatıldığı yer ile veya Dört Levhalı Kapı’yla bir alakası olabilecek bir yer var. Aynı zamanda Üniversite’nin de çok eski olması ve bu kadar merkezi, önemli bir yer olması cabası. Kukla’nın Amyr olabilceğini düşünmesi de ilginç geldi. Üniversite Arşivleri gibi uçsuz bucaksız her türlü bilgiye -Chandrialılar, Amyrler ve bilinmesini istemedikleri bilgilere- ev sahipliği yapan ve de Dört Levhalı Taş Kapı’nın bulunduğu bir yerde kendilerinden birinin bulunması hiç de tuhaf olmazdı. Ki bu Lorren’in -çok büyük ihtimalle Kukla’nın varlığından haberi vardır- Kukla’nın Arşiv’de mum bulunduruyor olmasına veya Arşiv’de yaşayıp, orayı gözetliyor olmasına da niye karışmadığını açıklar.

Adamın da teorisiyle birlikte kafamda bir şeyler şekillenmeye başladı. Büyük ihtimalle kitaplara tekrar başladığımda bu karaktere daha detaylı yaklaşacağım. Bilgilerimi tekrardan tazelemek istiyorum.

Ha, bir de bu video var. Kvothe’un lavtasını düşüren Ambrose’a Rüzgarın Adını çağırarak istemeden ders verdiği sahneyi içeriyor video. Sahnenin güzel yansıtıldığını düşünüyorum. Hafif bir hype oluşturdu bende. Bu tarz şeyleri daha çok görmek isterim. Bu yüzden animasyona bir göz atmanızı tavsiye ederim.


(Buyici) #64

Çıkmayacak son kitap, heveslendirmeyiiiinnnn. :frowning:


(Mustafa Yıldız) #65

1 nisan da yaklaşıyor geçen sene ki gibi kandırmayın bizi. İnanırım çünkü …


#66

Amazon ve book depository Kral Katili serisinin 3.kitabını 20 Ağustos çıkış tarihli olarak güncellemişler. Serinin 3.kitabını tüm Dünya ile birlikte bizde Türkçe olarak ulaşabilecek miyiz yoksa - gösterilen tarih doğru olduğunu varsayarsak- 20 Ağustostan sonra uzun bir süre çeviri ve baskı aşamalarını bekleyecek miyiz? :smiley:

Edit: Haberi ilk duyduğumda bu senenin 20 Ağustosu sanmıştım ama 2020ymiş gerçi bu da bir şey.

@akadir arkadaşımız İthaki başliğında paylaşmış.


(Cankut Değerli) #67

O tahmini bir tarihtir, pek güvenmeyin derim ben. Centilmen Piç serisinin dördüncü kitabı için de 19 Eylül yazıyordu ancak yazar daha ilk taslağı editörüne gönderdiğini söyledi geçen gün. En azından 2020’den önce gelmeyeceğini biliyoruz yani.
Kralkatili için de benzer bir durum söz konusu olabilir, bakalım…


#68

Vallaha benim için sıkıntı yok isterse 20 yıl sonra çıksın. Cunku sevmiyorum. Adam akılı bir baş karekteri bile yok serinin.


(Deepreader) #69

Bu söylediğinizle ne kastettiğinizi anlayamadım. Hikayenin baş karakteri olacak kadar öne çıkan biri olmadığını mı yoksa Kvothe’un karakter gelişiminin bir baş karaktere uygun olmadığını mı söylemek istiyorsunuz? Ya da başka bir şey mi?


#70

Tam olarak bunu demek istedim. Bay egolu Kvothe bu gibi bir serinin ruhuna yakışmıyor. Bir tek ismi güzel.


Ben videoyu izledikten sonra kitabı okudum. Ne yazi ki Kvothe hiçte videodaki gibi bir karakter değil. Videoyu izledikten sonra beklentim çok büyümüştü halbuki.


(Deepreader) #71

Egosu dışında hikaye için yetersiz kalan yönler neler peki? Ne olsa tatmin edici bir karakter gelişimi olduğunu düşünecektiniz?


(Buyici) #72

Vadettiği hiçbir şeyi göstermedi kitap, her bir anlatılan düzmece, Kvothe’nin hikayesi uydurma deseler hikayeye daha iyi uyar bu saatten sonra artık.


(mert) #73

Net olarak yazılmış en iyi fantastik eser… Konu tartışmaya kapalıdır.

Aksini iddia edenleri ‘şeyaltına’ bekleriz. :sunglasses:


(Kadir) #74

Yazarın dili çok güzel ama kitabın içeriği boş. Kvothe kendisini çok zeki görüyor ama kütüphaneye mumla girecek kadar aptal birisi. Sevdiğim bir seri ama 3. kitap çıkmadığı için gün geçtikçe seriden soğuyorum.


#75

Kitap uzmanı sayılmam ama serinin benim beklentimi karşılamayan birkaç yeri var. Onları daha anlaşılır olsun diye madde madde yazacağım. Bazı maddeler birbirne benzeyebilir baştan söyleyeyim.

  1. yazar Kvothe nin iç dünyasına yeterince değinememiş.

2)Babasının Lavtasının kırıldığı zaman Kvothe nin yasamis olduğu üzüntüyü yeterince iyi anlatamamış. (1. Maddenin açıklamasıda sayılir)

  1. Eserin dilinin iyi olduğunu söyleyenler var, neymiş efendim kitabı okurken Lavtanın sesini kulağınızla bile duyabilirmisiniz o kadar iyi yani…

  2. Hikayesi hic bir özgünlük içermiyor. Bildiğin Harry Potterin aynisi.

  3. İntikam duygusu iyi aktarılamamış aynı şekilde rüzgarı adını arayış hikayeside iyi aktarilamamış.

Aklıma gelenler bunlar. Tabi bi de bu maddeleri uzun uzun açıklamak var. Ama hem üşendiğim için hemde aklımdaki şeyleri tam toplayamadığımdan yazmadım.:slight_smile:

@Tobizume şu güzel dili banada anlatırmısın. Ben niye okurken güzel olduğu söylenen bu dili göremedim. Hayır anlamıyorum bende mi sıkıntı var? :slight_smile:


(Deepreader) #76

Teşekkür ederim yanıtlarınız için. Sadece sizi iten nedenleri ayrıntılı olarak merak etmiştim. İyi forumlar :slight_smile:


(Deepreader) #77

Seri daha bitmediği için buna cevaben söyleyebileceğim bir şey yok. Ben zaten kılıç kuşanıp niye sevilmiyor bu kitap diye kesip biçmem genelde. Bireysel farklılıklar sonuçta :slight_smile:


(Kadir) #78

Bir yazar size 2000 sayfa, neredeyse hiçbir olay olmadan okutturabiliyorsa yazarın dili güzel demektir.

Serinin özgün olmadığı doğru ama yazar Hary Potter’dan değil, Yerdeniz Serisi’nden etkilenmiş.


#79

Vallaha ben dilden pek etkilenmedim. Yerdeniz serisine gelince seriyi okumadığım için ber şey diyemem.


(Burak Kuşcu) #80

Sanırım yazılmış tüm fantastik serileri okumuş birisisiniz bu sonuca ulaştığınıza göre…

Aramıza hoşgeldiniz. Eminim engin fantastik bilginizle bizlerin zihnini daha da zenginleştireceksiniz.