Yedim yiceğimi ben.
Hem Markus gelenekti bi nevi. ![]()
Allah muvaffak etsin. Paylaş paylaş, alacak kitap çok nası olsa. ![]()
Yedim yiceğimi ben.
Hem Markus gelenekti bi nevi. ![]()
Allah muvaffak etsin. Paylaş paylaş, alacak kitap çok nası olsa. ![]()
Minik Anomandaris diyorum ben
. Çok sağ ol hocam.
Başlıkta spoilerlı tartışma yazdığı için pek dikkat etmiyorum burada yazdıklarıma. Yazılanları okuyanlar (toplam 4 kişi anca çıkar) belli bir tehlikeyi göze alarak okuyorlardır diye ummuştum. Her şeyi zaten gizleyeceksek spoilerlı tartışmanın ne anlamı kaldı? ![]()
Iskaral, Kulp, Gesler, Baudin ve Lull. Fiddler kitabın diğer bir yıldızıydı, çeteyi çok iyi idare etti. İlk kitapta WJ’nin gölgesinde kalmış daha silik biriydi, gerçi pek bir diyalogu yoktu hakkını yemeyeyim. Bu kitapta yüceldi. Duiker da vicdanın sesi olarak bize yoldaşlık etti.
Sevmediğim tek karakter Felisin.
Onlar hangi kitaptalar?
Benim de başından beri savunduğum buydu ama şöyle bir durum var:
Senle aynı fikirde olsam da yukarıdaki maddeler de makul. Mecburen kapatmak gerekiyor.
Anomander sonrası en sevdiğim karakterdir. İlk kitapta “aptal sapper” gibi lanse edildi ama tüm serinin yıldızı bile olabilir. Daha çok seveceğine eminim. Hatta Erikson da Fiddler’a özel bir sempati duyuyor.
Beşinci kitap.
Benim için buradaki hiçbir şey spoiler değil, o yüzden bana fark etmez.
Spoiler yediğini söyleyen @Pyrewrath. 
Tartışmaya gerek yok arkadaşlar, ben bilerek uzak duruyorum başlıktan çoğunlukla zaten. Takılma amaçlı belirttim gülelim diye, spoiler yesem de önemli değil zaten. Spoilerlı başlığa gelen de biraz kendi kaşınmış oluyor hem. 
Güzel muhabbet dönüyor ortada, aynen devam edin bence.
Yok be ya, ne tartışması. Spoiler konusunda spoiler tag’i bana da saçma geliyor ama spoiler tag’i isteyenleri de anlayabiliyorum. Ben de mesela Sevenves’te siz önden giderken konuştuklarınızı okumamak için ya konuya girmemem gerekiyordu ya da işte tag’e almanız gerekiyordu. Arz ederim hocamlar. ![]()
Sen DG’de Fiddler ve Iskaral dışında en çok kimleri sevmiştin?
Bir de benim Felisin’in gelişimi hakkında ne düşündüğümü merak ettiğini söylemiştin. Açıkçası hakkındaki fikirlerim biraz değişti ama onu sevecek kadar değil. Hiçbir zaman salak bir kız olduğunu düşünmemiştim, tam aksine çok zeki bir kız olduğu belliydi baştan beri: Hayatta kalmak için çok ağır tavizler verdi ve acılar çekti. Bunun sonucunda insanlığını kaybetti ama Seer olduktan sonra Heboric’e ve evlat edindiği kıza gösterdiği şefkat az da ona karşı kalbimi yumuşattı.
İşin acı tarafı, Tavore’dan ölesiye nefret ediyor; bilmiyor ki o duygudan yoksun ve hain olarak gördüğü ablası onu diğer asillerle beraber asılmaktan kurtarmak için Skullcup’a göndermiş ve sonrasında Baudin’i ve Duiker’ı onu oradan firar ettirmek için görevlendirmiş. Koskoca Talon’u araya sokmuş kızkardeşine göz kulak olsunlar diye.
Sen ne düşünüyorsun bilmiyorum? Herhalde 4. kitaptan Felisin konusu devam edeceği için senin gözlemlerin daha uzun soluklu ve geniş kapsamlı olacaktır. Hindsight da senin yanında. ![]()
Hayır işte, onu diyorum ya. GKS’le birbirimize spoiler vermemek için itinayla spoiler etiketi kullandık, hatta şu şu bölümdeyiz diye de yazalım dedik uyarı amaçlı. Ama ikimiz de kitabı bitirdikten sonra spoilerları gizlemenin artık bir anlamı kalmadı. 7Eves’de de aynı mantık; elbette birbirimize spoiler vermeyeceğiz henüz kitabı okurken. Başlığa girmemek diye bir durum yok orada. ![]()
Duiker’ı seviyorum elbette ama Coltaine’in yeri apayrı. Tabii onları ekip olarak düşünmek gerek. Gesler ve ekibi de başta çok sevdiğim ama sonradan fikirlerimin değiştiği bir ekip. Fiddler ise bu kitapta değil de sonradan kendini buluyor (bence).
Felisin’i başta şımarık bir kız gibi görmüştüm. Hayatta kalma çabasını nedense pek göz önünde bulundurmamıştım. Sanırım bir iki video izledikten sonra biraz daha empati yapabildim. Ha sevdin mi dersen, maalesef pek sevemedim. Sadece motivasyonu daha net görüp empati kurabildim.
Evet ya, çok acı. Sen ölesiye nefret et ama nefretini inşa ettiğin her şey aslında yanlış olsun. Babamın Kemanı filmi vardı Netflix’te, o geldi aklıma. ![]()
Talon imparatorluğa karşı değil de external çalışan bir ekipti diye anladım ben aslında. Orayı yanlış mı anlamışım? Dancer’ın oluşturduğu ve dış tehditlere karşı konuşlanan, ne bileyim sınıraşırı assassinationlarda falan çalışan reyizler değiller mi? Laseen de oradan esinlenip içerideki operasyonlarla ilgilenen Claw’ı kuruyor. Sonra tabii Clawlar Talon avına başlıyor.
Baudin’i Tavore görevlendirdi diye hatırlıyorum ama o zaman nasıl tanıştılar? Orası muamma sanırım ya da kaçırdım.
Evet, Talon CIA’yse Claw FBI, ama Claw’u Laseen kurmuyor. İkisi de Kellenved/Dancer’ın yarattıkları istihbarat güçleri. Laseen hatta yanlış hatırlamıyorsam Claw’un amiriydi Surly’ken.
Surly tahtı ele geçirince Claw’a Dancer‘a sadaketle bağlı Talon’u yok etmeyi emrediyor. Sanırım neredeyse başarılı da oluyorlar, tek tük birileri kalıyor Talon ajanı olarak. O yüzden Talon benim gözümde artık anti-Claw ve anti-Malazan bir örgüt.
Tabii hala bir şekilde ST/Rope’a sadıklar mı orası işte asıl soru.
Ha, anladım ondan anti-Malazan. Claw’ı Surly kurmuş gibi aklımda kalmış benim.
Bir de favori karakterlerim konusunda da emin değilim, hepsini sayasım geliyor ama Kulp, Gesler, Lull arasından birini en üste koyasım geliyor.
Okuma etkinliği ile beraber okumaya başladığım Ay Bahçeleri’ni bitireli çok oluyor ama inceleme yazma fırsatı bulamamıştım bir türlü. Öncelikle evren beni çok içine çekti, yaşanan onca karmaşayı anlamaya çalışmak benim için çok heyecanlı ve eğlenceli oldu. Karakterlerin büyük bir çoğuna hemen ısındım. Genel olarak yaya yaya okuduğum için olayları sindire sindire ilerledim, sanırım böyle yaptığım için okurken o kadar da zorlanmadım. Şimdi de merakla ikinci kitabı bekliyorum.
Ek olarak Çeviri Eleştirisi dersimde vize ödevi olarak Ay Bahçeleri’ni ayrıntılı bir şekilde inceledim, odaklandığım konu da özel isim çevirileriydi. Bu süreçte edindiğim bilgileri veya fark ettiğim ayrıntıları da burada paylaşmamak olmaz diye düşündüm. İsimler hakkında edindiğim bilgiler genel olduğu için direkt bu başlığa yazmak istedim.
Bu arada Steven Erikson hakkında da ufak tefek bilgiler edindim, onları da araya sokayım. Mesela kitap okuma alışkanlığını annesi sayesinde edindiği için annesinin kızlık soyadı Erikson’ı mahlas olarak kullanıyormuş. Asıl adı Steve Rune Lundin. Fantastik edebiyata da Edgar Rice Burroughs okuyunca merak salmış. Aslında bir antropolog ve arkeolog, hatta romanlarında fantastik evrenleri yaratırken mesleğinden fazlasıyla yararlandığını söylemiş.
Konuya dönecek olursam Ay Bahçeleri’nden yaklaşık 50 tane özel isim seçip bu özel isimlerin özelliğini ve buna göre Cihan Karamancı tarafından kullanılan çeviri stratejisini inceledim ama teorik kısma girmeyeceğim tabii ki. Sadece belirli istisnalar dışında genel olarak belli bir anlamı olmayan özel isimleri değiştirmeden aktarıldığını, anlamlı kelimelerden oluşan özel isimleri de birebir çevrildiğini söyleyebilirim. Ben genel olarak karakterlerin özel isimlerinin veriliş amacı üzerinde durmak istiyorum çünkü ödevi yaparken en çok ilgimi çeken şey bu oldu. İlk vereceğim örnek Memories of Ice’dan spoiler içeriyor.
Forumda üzerinde konuşulduğu için özellikle merak edip araştırmıştım Bridgeburner ismini. Ay Bahçeleri’ni okurken bu birliğin gerçekten eylem olarak köprü yaktıklarını düşünmüştüm, özellikle Pale’de tünel kazmaları ve Darujhistan’da sokaklara patlayıcı yerleştirmeleri vs. de benzer şeyler olduğu için Köprüyakar çevirisi yanlış anlamaya müsait bir durum oluşturmuş. İsimlerinin asıl anlamı mecaziymiş, bizde de köprüleri yakmak olarak bilinen burn one’s bridges deyiminden yola çıkarak geçmişle aralarındaki bağlantıyı kopardıklarını anlatıyor yani. O yüzden Köprüyakan bu anlamı da içinde barındırdığı için daha uygun bir seçim olabilirmiş.
Bundan sonrakiler genel olarak isimler hakkında ve spoiler barındırmıyor.
Whiskeyjack’in çevrilmeden kalabileceğini yazan olmuştu sanırım tam emin olamasam da. Erikson, ismi Gri Alakarga kuşundan (Canada Jay ya da Whisky Jack) esinlenerek verdiğini açıklamış ama karakterle doğrudan alakası olmadığını eklemiş. Yine de örneğin Moranthlar Alakarga’ya Bird That Steals diye hitap ediyor. Yani özel isim de olsa herhangi bir anlam içerdiğinde kitap boyunca bu anlama yönelik göndermelerin de olup olmadığına dikkat etmek gerekiyor.
Kalam ismi herhangi bir anlam içermediği için olduğu gibi kullanılmış ama ben araştırma yaparken Arapçadaki kelam kelimesinin İngilizce karşılığının kalam olduğunu gördüm. Karakterin özelliklerine bakarak ve Erikson’ın da mesleğini göz önüne aldığımda gerçekten Arapça bir isim vermiş olabileceğini, hatta karakteri yaratırken Haşhaşilerden esinlenmiş olabileceğini düşündüm. Tabii bu konuda herhangi bir röportaj vs. yok, sadece kendi çıkarımım. @isos81 ile konuştuğumda pek katılmamıştı fikrime. ![]()
Benim hoşuma gitse de genel olarak pek beğenilmeyen çevirilerden Tez Ben isminin de, yani Quick Ben, karakterle alakası yokmuş. Erikson 1958 yapımı The Long Hot Summer filmindeki Ben Quick karakterinden esinlenerek vermiş bu ismi.
Antsy/Tezcanlı üzerine araştırma yapınca şöyle bir şey fark ettim. Antsy genel olarak negatif bir anlam taşıyor sözlükten bakıldığında (agitated, impatient, or restless) ve yine Memories of Ice’da Antsy özellikle suratsız olarak tasvir edilmiş (Spoiler olmadığını düşünüyorum
). O yüzden Tezcanlı Türkçede daha pozitif bir anlam taşıdığı için uyumsuz olmuş gibi görünüyor.
Barghast kelimesi de Barghest’ten geliyor sanırım. Kuzey İngiltere efsanelerinden bir yaratık ismiymiş Barghest. Birçok oyunda da kullanılan bir yaratık. Wikipedia’daki In Popular Culture bölümünde uzun bir liste var.
Trotts/Tırıs karakterinin ismi beni en çok şaşırtanlardan olabilir.
He nodded at the heavy man seated to his right. ‘That’s Mallet, the squad’s healer. And the Barghast’s name is Trotts, and it ain’t because he likes jogging.’”
Adam sağında oturan iriyarı kişiyi başıyla işaret etti. ‘Bu manganın şifacısı Tokmak. Barghast’ın adı da Tırıs ama koşmaktan hoşlandığı için değil.”
Bu kısmı okurken pek bir anlam çıkartamamıştım. Ödevi yaparken de özellikle bu kısmı araştırdım hatta yine @isos81’a danıştım. Sözlükten trots kelimesine baktığımda yan anlamlarından birinin ishal olduğunu öğrendim. Hatta runner’s trot diye bir çeşidi de varmış. Genel olarak askerlerin de sık sık ishale yakalandığı göz önüne alındığında esprinin bu olduğuna karar verdim. Ama tabii Türkçede bu espriyi aktarmak neredeyse imkansız. En fazla “tırıs tırıs gitmek” deyimiyle kelime oyunu yapılabilir ama bu da güçsüzlükle alakalı bir anlam taşıdığı için karaktere uygun olmuyor. Aslında espri daha belirgin olsaymış ismi Cırcır diye çevrilebilirmiş. “Barghast’ın adı da Cırcır ama cırcır konuştuğu için değil.” gibi bir şey. Şu an aklıma geldi. Tabii çeviri esnasında belli belirsiz bir şaka için bu kadar kafa patlatmaya pek zaman olmuyor. ![]()
Tattersail ismi de karakterle doğrudan alakalı değilmiş. Erikson, Tattersall yazan sokak tabelasını Tattersail diye yanlış okuyup hoşuna gittiği için bu ismi vermiş. ![]()
Ocelot da kedigillerden bir hayvanın ismiyymiş. Türkçe karşılığı da Oselo ama çeviride direkt Ocelot kullanılmış.
Crokus Younghand çevirisinde de bir değiştirme söz konusu. Younghand’in kelime anlamına baktığımda şöyle bir şey buldum: “A person lacking experience in something.” Yani acemi, amatör anlamında, genç olduğu için böyle diyor olsalar gerek. Zıttı olan “old hand” daha yaygın kullanılıyor. Cihan Karamancı da bunun yerine hırsız olmasından yola çıkarak Eliuzun demiş, yine elle ilgili bir deyiş kullanarak.
Bonecaster (Kemikbakar) ve Soletaken (Tektutan) kelimelerinde de bazı problemler mevcut. Öncelikle Bonecaster’daki cast’ın bakmak anlamında kullanılmadığını düşünüyorum, direkt spell casting derken kullanılan cast fiili bence. Bonecaster’ların da sihir gücü olduğu için daha mantıklı geldi bana. Ama çeviri olarak aktarması zor tabii, benim aklıma Kemiküfüren gibi bir şey geldi ama komik geliyor kulağa.
Soletaken için de Erikson soul ve sole kelimeleriyle kelime oyunu yaptığını söylemiş. Bunu da çevirmesi neredeyse olanaksız.
Son olarak hangi kitapta açıklandığını bilmediğim bir spoilerı içeren özel isim var.
Kotilyon (Cotillion) genellikle aristokratların katıldığı eğlencelerde yaptıkları dansa verilen isimmiş. Erikson’ın bu ismi tercih etmesinin sebebi Dancer (Dansçı) karakteri ile arasındaki bağlantı hakkında bir ipucu vermekmiş. Bağlantı nedir, ne ile alakalıdır hiçbir fikrim yok, daha fazla spoiler yememek için bakmadım. ![]()
Daha incelediğim çok isim var ama daha fazla laf kalabalığı yapmamak için bu kadar fun fact yeter diye düşünüyorum. Herhangi bir ismi ya da çevirisini sormak isteyen olursa araştırdıklarımın arasındaysa bulduklarımı, incelememi paylaşabilirim. Yaparken hem çok keyif aldım hem de zorlandım. Kendimi bayağı kaptırmışım, en sonda verileri toparlamakta zorluk çektim bayağı. Ödeve oldukça erken başlamıştım ama Malazan Wiki’sinde oyalanmaktan ve isimler hakkında açıklanacak çok şey olduğu için teslim edeceğim günden önceki gece 3.30 sularında anca bitirebildim. Hala bu süreçte ciddi bir spoiler yemediğim için şaşırıyorum. Hatta ödevi kazasız belasız bitirdim ama birkaç gün sonra öylesine Malazan çizimlerine bakarken spoiler yedim. ![]()
Neyse, çok konuştum sanırım. Öyle çok gerekli bilgiler mi verdim bilemiyorum ama ben öğrenirken keyif almıştım. Bu yüzden özellikle seriyi çok seven okurlar için ilgi çekici olabilir diye düşünerek paylaşmak istedim. ![]()
Not: Yaptığım ödeve göz atarak yazdığım için arada yazım yanlışı veya anlatım bozukluğu yaptıysam kusura bakmayın.
Bir de sanmıyorum ama gizlemediğim ama spoiler olduğunu düşündüğünüz bölümler varsa kapatabilirim.
Harika bir yazı olmuş. ![]()
Fikre katılmamak değil de, rastlantı mı yoksa Erikson gerçekten de bu amaçla mı Kalam ismini koydu, ona dair herhangi bir iz göremedim. Ama Haşhaşiler olabilir bir ihtimal gerçekten de.
Antsy için “Aksi” uygun mu sence? Fonetik olarak da karakter olarak da uygun gibi.
Cotillion için Kotilyon diyorsa Ocelot’a da Oselo demesi gerekmez mi tutarlılık açısından?
Bunlar doğrudan Imass şamanları aslında. Ama sanki çeviriden yere kemik atıp da dizilimlerine göre gelecek tahmini yapan falcılar anlamı çıkıyor. Kemikbüyücüsü olabilirmiş çeviri olarak, ne de olsa T’lan Imass’ların hepsi iskelet. ![]()
İkinci kitabın başlarında açıklanıyor.
Az bile konuştun bana sorarsan. ![]()
Ben daha çok keyif aldım. İkinci kitapta devam edelim mi buna?
Spoiler yok. Olan kısmı da kapatmışsın zaten.
Bu yazını etkinlik konusunda da paylaşır mısın? Burası spoiler başlık olduğu için açmayan veya sessize alan çokça kişi vardır. ![]()
Eline sağlık çok güzel bir yazı olmasının yanında keyifli bir ödev macerası olmuş
Keşke eğitim hayatımın ödevleri de böyle olsaydı benim için ![]()
Kotilyonun nasıl bir dans olduğunu bilen biri olarak okurken “yazar neden böyle bir isim seçmiş ki” diye düşündüğüm bir özel isimdi, bende nasıl bağlanacak merak ediyorum.
Antropolog olduğu için ödevi yaparken her verdiği isimde anlam aramaya başladım. O yüzden mantıklı geldi bana da. Mekhar da bir şehir ismiymiş mesela. Yine Doğu taraflarında, tam hatırlayamadım şimdi.
Evet, haklısınız. Uygun olurdu kesinlikle diye düşünüyorum.
Ben fark etmediğini düşündüm ya da Kotilyon kadar yerleşik olmadığı için gerek görmemiş de olabilir.
Doğru aslında. Daha anlaşılır ve asıl anlama göre birebir çeviri bile sayılabilir. Kemikbakar bana da falcılık izlenimi veriyor.
Çok teşekkür ediyorum, tabii. Yeni isimler geliyorsa araştırmayı isterim ben de. ![]()
Tabii orada da paylaşayım. ![]()
Çok teşekkür ediyorum. Ben de çok severek yaptım. Keşke bu tarz edebi çeviriyle ilgili daha çok ödev verilse ama artık 4. sınıfın sonundayım. ![]()
Whiskeyjack bende Sean Bean olarak imgelendi. Bu adam kesin ölecek biliyorum. O havayı aldım ondan. Hatta Dujek’in bu yolla isyanına kılıf bulmasını bekliyordum ama kitabın sonunda İmparatoriçe onu hain ilan etti. Ayrıca kitap BABA bir şekilde ilerlerken sonu çok çizgi filmvari oldu. 4/5 veririm, sonu böyle olmasa iyiydi.
Ben de nedense Iain Glen olarak hayal ediyorum. ![]()
Oyunculardan bahsetmişken Steven Erikson, filmi ya da dizisi çekilecek olursa Anomander Rake için Keanu Reeves’i düşünüyormuş. Ben asla uyduramadım ama yazar daha iyisini bilir galiba. ![]()
Hocamlar tekrar selamlar. Yavaş yavaş internete dönmeye basladım. Forum ilk döndüğüm yerlerden biri oldu ama hala internette geçirdiğim zamanı olabildiğince minimize etmeye çalışıyorum. Bu başlığa yetişme imkanını yeni buldum.
@ilydious hocam çok güzel çalışma olmuş elinize sağlık.
Ben bunun daha ziyade fonetik bir tercih oldugunu düşünmüştüm şahsen. Dal Hon civarından gelme insanların isimleri fonetik olarak bir temaya sahip gibi hissediyorum ben. Badan Gruk, Masan Gilani, Iskaral Pust, Kalam Mekhar, Dassem Ultor vs. kendi icinde tutarlı gibi hissettiriyor bana. Bu açıdan reis anlamdan ziyade fonetiğe göre seçmiş olabilir gibi geliyor bu isimleri.
Haha, bunu bilmiyordum.
Ben hep bunu “işkilli” olarak düşünüyordum açıkçası. ![]()
Crokus’un hep Crooked ile ilgili oldugunu düşünmüşümdür hocam ben de. Belki Cihan Karamancı da benzer düşünmüştür ![]()
Hocam ben oradaki cast’in hep fırlatmak anlamında kullanıldığını düşünmüşümdür. Kemik fırlatıp okuma gibilerinden. Samanlığa bir gönderme gibi algılamıştım ben hep. Hayvan kürek kemiklerini ateşe atıp olusan çatlakları okuyan samanlara shoulderman denmesi gibi.
@isos81 Hocam da benzer düşünmüş.
Bence fanlar Felisine fazlasıyla gereksiz laf ediyor hocamlar yahu. Felisin’in çektiklerinin yüzde birini çekmedim ama allah affetsin nerdeyse Felisin kadar yakındığım/atar gider yaptıgım zamanlar olmuştur. Eminim bu çoğumuz icin de geçerlidir ![]()
Hoşgeldiniz hocam. ![]()