Oathbringer - Fırtınaışığı Arşivi 3. Kitap Okuma Etkinliği

Bu crem denilen şeyin Şeref’in gözyaşı veya kanı olduğunu düşünüyorum. Bu bir soru değil, soru olsa yanıtı RAFO olurdu zaten. Böyle bir hipotezim var, bakalım nasıl sonuçlanacak. :slight_smile:

Pek spoiler’lık bir şey değil ama yine de gizledim.

3 Beğeni

İkinci Kısım’ı ve ilk cildi bitirdim. Son haftada fazla okuyamadım, bunda benim vakitsizliğin yanında 2. kısımda kitabın temposunun da düşmesinin etkisi var gibi. Bu kısımda Köprü Dört üyelerine ayrı bir POV ayırıp onların gözünden anlattığı kısımlar ne kadar gerekliydi tartışılır sanırım.

Ben farklı karakterlerin detaylarını okumayı seven bir yapıda olsam da fazla spin-off havası veriyor gibi oldu. Sanırım Sanderson bu karakteri çok sevmiştim/sevdirmiştim, ihmal ettim gibi bir düşünceye kapılmış :smile: Hele Moash bölümleri ilerledikçe anlamsızlaşıyor, sanırım cephenin öbür tarafını anlatacak göz lazım fikriyle bu durumu yarattı. 2 paredarın harap ovalardan ayrılıp yol bulamaması, sonra mal mal gökyüzünden gelen düşmana yem olup pareleri kaptırması falan zaten aşırı eğretiydi ama Parshendi kampındaki Moash daha da göze batıyor. İlerisi için bir rol de hazırlıyor belli ki bu karaktere ama şu an için olmamış .

Genelde kısımların sonu daha heyecan verici oluyordu, bu kısım durağan kapansa da Dalinar’ın görüsünün devamında

Garaz ile karşılaşması ve dialogları çok güzeldi. Yine bol bilgi öğrendik. Terbiye’nin rolü adına bazı ipuçları aldık. Garaz, Terbiye ile Dalinar’ın görüştüğünü ve ondan bir hatırasını çaldığını söyledi. Önceden Gecegözcüsü diye geçen ve karısı ile ilgili hatıraları unutmasına neden olan varlık Terbiye gibi duruyor.

Dalinar bu hatıralarını tekrar hatırladığına göre Terbiye ile arasında değişen bir bağ da var gibi. Şeref’in oğlu olmasının yanında Garaz ve Terbiyenin de entrikalarının merkezine oturacak gibi duruyor :smile: .

2 Beğeni

Okuyorum, okuyorum, okuyorum… Bitmiyor Allah bitmiyor. Bu kitabın ikinci bölümünden itibaren şöyleyim:

5 Beğeni

Kitap boyunca bazı karakterlerin bölümlerinde (Shallan ABV) ve kitabın sonuna doğru bazı bölümlerde ben de böyle olmuştum aynen :sweat_smile:

2 Beğeni

Hocam şimdi senin bulletpoint yorumunu daha iyi anlıyorum. İlk iki kitap, kusurları olsa da onları görmezden gelmemizi sağlayan bir yapıda idi ama üçte kayaya tosladık. Akmıyor kitap resmen, lavabo gibi tıkandı.

Hala henüz erken sayılır ama şu anda Sanderbot’un iyi bir kurgucu olmadığını düşünmeye başladım. Parçaları güzel hesaplıyor (bulletpoints) ama birleştirmede sorun var gibi.

Ayrıca karakter gelişiminde de sorun olduğunu düşünüyorum yani hiçbir karakterde gelişim yok neredeyse. Olanlar da kör göze parmak şeklinde.

Neyse bakalım, 10 setlik kitabın (5 mi demeliydik?) üçüncüsünde belki biraz erken ama şu anki görüşüm böyle. Belki ileride değişir, ben de bir karakter gelişimi göstermiş olurum. :sweat_smile:

2 Beğeni

Hahaha değil mi, okudukça kafanda şemalar beliriyor. Bullet point listeleri doluyor. Chapterlardan kavramlardan lokasyonlardan kafanda graph çiziyorsun arclar koyuyorsun aralara. Reis çok formülsel yazıyor sağolsun.

Aslında hocam sonraki kitapları ben daha okumadım ama 4 ve 5 hakkında hakkında fanların söylediklerini okuyorum arada redditte falan. Genel consensus (blurlayayım isteyen okusun kararını etkilemek istemeyen açmasın) editör değişikliğinden dolayı 4 ve 5in bu negatif yönler konusunda iyice cozuttuğu yönünde diye anlıyorum. Yine de 4’ü okumak istiyorum ben de. Sonraki kitap etkinliğine başladığınızda onu vesile edip başlarım belki ben de. :hugs:

Hocam reyiz bir şekilde okutuyor yazdıklarını genelde. Kurgu değil de.
Dediğin gibi bir eksik var ama tam adını ben de koyamıyorum. Yani olay örgüsü çoğunlukla akıyor ama tam olmamış bir şeyler oluyor gibi. Bütün de yani birisi sana özetlese mantıklı gelir. Ama yemek değil de gong yeyip öğün geçiştirmiş hissi veriyor bana hep :sweat_smile:

Buna kesin katılıyorum ama. Karakter işini pek iyi yaptığını düşünmüyorum reyizin. Karakterler insan değil de set piece gibi geliyor. Doğru düzgün bir suspense of disbelief durumu yakalanmıyor o yüzden. Belki yukarıdaki şikayetim de bununla ilgilliymiştir. :thinking:

3 Beğeni

Kesinlikle, o konuda sorun yok. Ama 1 ve 2’den sonra ara vermeden 3’e girişip 3’te duvara toslamak hoş olmadı. Yani o okutturma hissi kayboldu üçüncü kitapla birlikte. Normalde 3.5 kitaba dalar sonra da 4’e atlardım ama ara vereceğim.

Gong örneği de hoş olmuş. Karnımız doydu mu? Doydu. Ama nerede fine dining nerede gong. :sweat_smile:

Aslında yukarıda @Tilqi_Gin de söyledi benzerini. Maalesef 4’te hatta 5’te daha çok olmak üzere benzer bir durum varmış. Ama bu eleştiriler yazara ulaşmış. Sonraki 5 kitapta bunu düzeltmesi bekleniyormuş da biz o günleri görür müyüz bilmem. Hatta bak Emre’nin sözleri şöyle:

Hadi bakalım, bu vesile ile birlikte bir etkinliğimiz olur. :slight_smile:

Son olarak, bulletpoint diyeceğime proof demişim. :smiley: Düzelttim.

3 Beğeni

Tabi hocam ben beğenmediğim chapterları hiç utanmam olmadan ‘peh’ deyip atladığım için çok da etkilenmemiş olabilirim :sweat_smile: Benim aklımda 3 de çok akıcıydı diye kalmış. Ama bütün halinde chapter falan atlamıştım oysa ki :sweat_smile:

Başlığı düzenli takip etmediğimden kaçırmışım herhalde önceki tartışmaları… Reyize ulaşmışsa iyi bari. Düzeltir inş hadi bakalım :crossed_fingers:

3 Beğeni

Dördüncü bölüm bitti. Çok önemli bilgileri öğrendiğimiz 5-10 sayfa harici at çöpe gitsin bu bölümü. Diyeceklerim bu kadar.

2 Beğeni

Sen bunu dediysen ben nasıl okuyacağım ikinci cildi merak ediyorum. Ufak bir başlangıç yaptım aslında ama dün hiç okumadım.

2 Beğeni

Ben sevmedim ama sen seversin belki. Hemen moral bozma. Zaten son bölüm 150 200 sayfa iyiymiş.

3 Beğeni

Ben ilk cildin 1. kısmını bitirdim ancak. Bir haftada okumuşum. Bu ay okuduğumun tamamı da bu zaten.
İlk cildi bitirince ara verip Tanrıların Gazabı etkinliğine iştirak edeceğim.

3 Beğeni

Kitap bitti. Bu kitaba 6/10 veriyorum.

Yukarıda @Lalo 'nun yazdıklarına katılıyorum. Genel olarak yorucu bir kitaptı, sağolsun Shallan da yangına körükle gitti. O kadar yorucuydu ki son bölümde aksiyon olsa da etkilenemedim çünkü enerjim kalmamıştı. Fırtınaışığı tükenen Kaladin gibi çöktüm kaldım. :sweat_smile:

Çok yorum yapacak bir şey yok. Bazı çok kritik şeyleri öğrendik ama onu öğrenene kadar anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirdi Sanderbot. Hatırlayabildiğim ufak tefek birkaç şeye değineyim yine de.

Voidbringer’lar aslında insanlarmış. Çok güzel bir twist. Ama Odium nasıl oldu da Parshendi tanrısı oldu bu durumda? Eğer 3lü tanrı insanların tanrısı ise Parshendi’nin tanrıları var mıydı, varsa kimler veya neler?

Şu büyük kırmızı taş olayını çok anlayamadım. Yani tamam, Unmade hapsettiler, hatta Gavilar da yapmış benzerini ama taşın fonksiyonu ne, amaç ne, ileride ne olacak? Muhtemelen RAFO’dur bunlar hep.

Amaram’ı Kaladin öldüremedi. Yazıklar olsun sana Kaladin. Adamın en büyük hayaliydi ve Rock yeminini bozmasa ölecekti de. Bomb.k bir kurgu. :slight_smile:

Elhokar’ın ölmesi çok saçma ve gereksizdi. Madem öldürecektin önceki bölümde mi kitapta mı ne diye kurtardın? Sırf Kaladin yeminini hatırlasın diye herifi ölümden kurtardı, tam adam iyi biri olmaya çalışırken kullanılmış bir mendil gibi attı bir kenara Sanderbot. Tıpkı Sadeas gibi gereksiz bir ölümdü, yaşasa hikayeye daha çok şey katabilirdi.

Ula bu Renarin size ne yaptı, tavuğunuza hışt mı dedi? Ne diye bu elemana sürekli üvey evlat muamelesi yapılıyor. Tamam kendi de ayrı bir gerizekalı ama bu kadar gölgede de kalınmaz ki. Yaralanınca koş Renarin, sağlamken kaybol Renarin. Yazık çocuğa.

Szeth açık ara en sevdiğim karakter. Dördüncü kitabın onun çerçevesinde ilerlediğini okumuştum. Umarım olur böyle bir şey. Dalinar’a katılmasını da sevdim. Ama Nale’nin tamam artık ben Odium’cuyum demesi de (eğer içinde bit yeniği yoksa) aşırı saçma.

Taln kendine geldi dedik o da 10 saniye sürdü. Ooo süper 4 bin yıl hazırlık yapmışlar dedirtmek için miydi tüm amaç? Bu arada Dalinar Taln ve Ash’i Parlayanlardan mı sandı? Aşırı aceleye getirilmiş kötü bir sahneydi.

Moash neresinden bakarsan bak uymuyor kitaba. Şimdi de gitti Herald öldürdü. Hayır bu Herald öldürmek bu kadar kolaysa, bir tane bıçağa bakıyorsa bugüne kadar niye yapmadılar ki?

Shallan ABV. Fazla enerji harcamaya gerek yok. Neyse ki aşk üçgeni olmadı, en azından ondan kurtardık. Bir de Adoli’in aşk acısını çekemezdim.

Eth’in ölümüne üzülsem de Skar ve Drehy’nin iyi olmasına sevindim. Varisi de kurtarmışlar, helal olsun.

Bridge 4 bölümlerini seviyorum karakterleri sevdiğim için ama hikayeye oturmuyorlar hissi var. Kimsenin sevmediği it kopuk adamlardı, şimdi generallere posta koyan kahramanlara dönüştüler.

image

Shadesmar’la ilgili hiçbir şeyi merak etmiyorum, okurken aşırı yordu o kısımlar beni. Aşırı gereksiz saçma sapan bir bölümdü. Komple atsan kitap hiçbir şey kaybetmez. Umarım bir daha gelmez dicem de gelir kesin. Gelirse hazırlıklıyım bu kez, gözünün yaşına bakmadan 3er 5er atlayarak okuyacağım. :slight_smile:

Aklıma takılan bir soru. İlk Parlayan Kal değil. Ondan önce Jasnah var sanırım ayrıca Nale de ekibiyle birlikte avlıyor bunları. Peki son Desolation’dan sonra tekrar bir Parlayan’ı ortaya çıkaran şey ne? Ne oldu da 4 bin yıl sonra Parlayanlar geri dönmeye başladı?

4 Beğeni

Reis sen 2 yi geç bitirdin, pek ara vermeden 3 e geçtin. O da bi aşırı overload getirmiş olmasın :smile:

Ben daha yarısına anca geçtim gibi, ama şu an için memnunum. Sanırım buralardan sonra fazla uzatılan yerler artacak, ufaktan gözüm korkuyor :joy: .

Kitabı bitirince okuyacağım yorumunu, şimdilik açmıyorum.

Gelmişken ben de okuduğum yere kadar bir yorum bırakayım :upside_down_face: Yoğunluktan ihmal ettim başlığı.

2 Beğeni

Üçüncü kısımdan 236 sayfa okumuşum, Bölüm 80 e geldim. Valla bu kısmı beğendim ben, Kholinar Arc’ı gibi oluyor :smile:

Adloin/Elhokar/Kaladin/Shallan aynı yerde olunca bölümler dinamik olarak aktı, Shallan bile çok göz tırmalamadı :smile: Ama Shallan oldum, Peçe oldum, Parlayan oldum, illüzyonun üstüne kelebek kondurup ponpon oldum falan derken tüm kitap çoklu kişilik bozukluğuyla bayacak belli ki, o yüzden Shallan’a fazla yorum yapmayacağım artık :joy: . Akıl ile yolların tekrar kesişmesi ve Shallan ile arasındaki dialog güzeldi. Akıl’ın Elçi olmadığını ama çok daha kadim bir varlık olduğunu öğrenmiş de olduk.

Kholinar’ın

savaşın eşiğindeki hali, göçmenlerle dolup taşması ancak yönetimsiz bir kaosta olması güzel bir atmosfer oluşturmuş. Shallan’ın eline geçen Mikita’nın kitabı ile şehirde bir değil iki yaradılmamış olduğu sonucuna da vardık. Şehir dışında yokelçilerin saldırısı, içeride yaradılmamışlar ile beraber bu Arc’ın sonu güzel bir savaş cümbüşü olacak gibi. Umarım bugün okuyabilirim :smile: .

Kaladin’in şehir muhafızlarına girip bir anda kendine uygun ortamı bulması ve duvardaki savunma aksiyonu da hoşuma gitti. Yücemareşal Çivit bakalım beklediği gibi bir Parlayan çıkacak mı?

Bu arada Çivit ne abi, normalde çok takılmam ama ismin çevirisi rahatsız etti, İngilizceden baktım Azure muş adı :sweat_smile: Azure gök mavisi gibi bir renk değil mi? Çivit ney :smile: Azur bıraksa gene kabul, o da var dilimizde. Ne bileyim, gerçekten çivit olsa çevirmezsin, orjinalini bırakırsın :joy: .

Geçmiş kısımlara Dalinar ile dönmeye devam ediyoruz. Sonunda karısının nasıl öldüğünü de öğrenmiş olduk. Çok da beğendiğim bir bölüm olmadı. İki koca ordu savaşırken, savunan taraf bir yarığın içine inşa edilmiş korunaklı bir şehirken sen nasıl kimseye görünmeden oraya sızıp kendince barış görüşmesi yapıyorsun Evi ablacım :smile: Dalinar’ın düştüğü tuzak da biraz fazla eğretiydi ama neyse, geçmişi geçmişte bırakayım bari :joy: .

Sanırım sayfa 70 lerde Dalinar’lı bir bölümde sürekli savaşan 2 krallıktan birinin başındaki ( Tukar’dı sanırım ) tanrı rahibinin elçilerden biri olduğunu öğrendik. Mantıklı, daha önce de demiştim bunca yıl yeryüzünde yaşayan ve bu kadar güce sahip bireylerin bir zaman sonra bir yerlerde iktidar sahibi de olması lazımdı :smile: Bakalım daha çok bilgi gelecek mi bu ve diğer elçiler ile ilgili.

2 Beğeni

Tam olarak öyle değil. 1’den 2’ye geçerken de ara vermemiştim. Sen benim sorun yaşadığım yerlere daha gelmedin. Gerçi ben beğenmedim diye sen de beğenmeyeceksin kuralı yok, belki sende su gibi akacak (umarım öyle olur). :slight_smile:

Bitir de tartışalım hadi. Sayımız iyice azaldı ilerledikçe. :slight_smile:

2 Beğeni

Gözüm korktu benim de :smile: Ama hızlancam biraz. Geçen hafta çok gez/toz yapınca kaldı, bu haftasonu iyi okurum umarım. 1 haftaya bitiririm gibi.

2 Beğeni

Oathbringer ilk iki kitaba göre zayıf kabul ediliyor ama ilk 4 kotap arasındaki en epik sahnelere sahip olması açısından beni çok etkiliyor. Kitabı bitirmeyenler spilerı açmasın.

Parlayanların Dalinar’ın etrafında Avengers Assemble tadında birleşimi, Szethin Parlayanlar tarafında savaşa dahil olması ve liftle takım çalışması, Renarinin thunderclastı yok etmesi ve tabii ki Dalinarın “You can’t have my pain.” şovu mükemmeldi bence.

5 Beğeni

Adolin’in Maya ile konuşması ve Shardsword’unu fırlatıp Voidbringer’ı öldürmesini atladın. O da epikti bence. :slight_smile:

Renarin’e pek katılamıyorum. Adolin ve diğer Shardplate’li eleman zaten bayağı dövmüştü Thunderclast’ı. Tabii bu da yukarıdaki gibi “bence”.

Bunun yerine Jasnah’ın gelen gideni tokatlamasını tercih ederim.

Dalinar kısmı epikti ama itiraf etmek gerekirse daha önce çokça gördüğümüz klişe sahnelerden biriydi. He klişe olması, epik olmadığı ya da heyecanlandırmadığı anlamına gelmiyor. Severim epik klişeleri. :slight_smile:

3 Beğeni

Adolinin o olayını nasıl unuturum ya. Kesinlikle katılıyorum çok iyiydi. Jasnah da en tecrübeli parlayan olduğunu kanıtlarcasına şov yaptı. Renarin için ise ben birazcık çok arkaplanda kaldığından hadi oğlum Renarin yaparsın gibi duygularla okuduğumdan etkilenmiş olabilirim.:sweat_smile:

3 Beğeni