BK seviyorum 70-80 ler klasiklerini sevmiyorum. İsabetsiz bence tahminler. Hep bir Jetgiller bölümü izler gibi oluyorum. Teknoloji bence bambaşka yere gitti. En ufak benzerlik görünce biz okurlar mecburen aaa ne kadar isabetli tahmin etmiş, aaa şu internete benziyor, aaa şu yapay zekaya benziyor falan diyoruz ama, bilemiyorum. Bence alakasız oluyor çoğu şey.
Yine meraklısına lafım yok da beni pek sarmıyor. Hele artık daha da beter oldu. İyiden iyiye sıkılmaya başladım yaşlandıkça.
Çok iyi anlıyorum seni, katı bilim kurgunun cazip gelmesinin sebeplerinden biri de bu, hala beynimi uçuran konseptler içerebiliyorlar eski bile olsalar. Bu kitap üzerine beklentilerimi yeniden düzenledim yorumlara bakınca.
Tam olarak soft bilim kurgu değil bu kitap, bilim kurgu yönü de tatmin edici bence, ne beklediğine bağlı değişir tabii. Sen bilimsel temelleri, neyinneye bağlı olduğunun tam olarak bilimle açıklanmasını vs çok önemsiyorsan evet o kadar katı bilim kurgu değil. Ama yapay zekalardan tut dronlara, uzay yolculuklarından tut başka gezegenlerde yaşamlara kadar bence sağlam ögeler de barındırıyor. Sadece konu, hikaye daha ön planda ve bilim kitabı gibi değil. Space operalar böyle oluyor zaten. Sosyal politik temeli güçlü kitabın ama bir ursula le guin kitabı da değil o konularda. Ya da felsefi yönleri var ama Stanislaw Lem kitabı gibi değil. Keyifli, akıcı, gelecekte geçen ve şaşırtabilen bir kitap. Aksiyon dozu ilerledikçe artıyor. Bu söylediklerim İain M. Banks’in Türkçe çevrilmiş kitapları için geçerli genel olarak.
Bu arada benim söylediklerim bir eleştiri değildi. Tamamen kendi kendime düşündüklerim. Şahsi beğeni durumları yani. Hatta kitapla doğrudan bir ilgisi var diyemem. Ben de bir 100 sayfa kadar okudum. Keyifli bir kitap bile diyebilirim.
Ben biraz yavaş gidiyorum. Temas’ın Gurgeh ile görüşmesi, sonrası hakkında beni meraka düşürdü. Farklı bir tat alacağımı düşünüyorum. Tam 50 sayfa için çok silik bir giriş diyecekken gizemli bir ziyaret sorunu halletti.
Başlangıçta bir az durgun, sonra bir az eğlenceli ilerliyor. Devamında beni çok üzdü ve sinirlendirdi (kitabı okuma zamanlamamız çok kötü olmuş) ama sonunu beğendim. Tam olarak beklediğim (istediğim) oldu, bir az daha epik olabilirdi ama bu da çok iyi.
Geminin ‘eski’ savaş gemisi olması ve mantıken Gurgeh’i tamamen korumasız göndereceklerinin mümkün olmadığını düşününce sonun nereye doğru gittiği belli oluyor.
Son sayfaya kadar Skel’in tehdidinin de önceden planlanmış olduğunu okumayı bekledim. Yazmamışlar ama bence öyle oldu. Başka türlü Gurgeh yolculuğu kabul etmezdi.
Bu arada İmparatorluğun ‘her zaman sadık hizmetkarları’ Bermoiya’ya karşı yaptığı acımasızlık bile (eh, kendisi de hakettiğini anladı) ne kadar çürümüş güç olduklarını gösteriyor. Yaptıkları vahşilikleri en kısa zamanda unutmak istiyorum. Gurgeh çok şanslı, en sonda gemisine binip herşeyi arkasında bırakabildi…
Birinci bölümü okudum. Ağır ilerliyor ama normal, sıkılmadım. Merak ediyorum ne olacak bitecek diye.
Kitapla ilgili benim açımdan tek sorun, anlatılan oyunları kafamda canlandıramıyor oluşum. Bu sebeple biraz zorlanıyorum çünkü bütün her şey oyunlar üzerinden dönüyor. Bunun filmi çekilse (vardır belki) çok daha iyi olurmuş gibi geliyor.
Kitabı bitirdim. Temposu yavaş olması biraz beni sıktıysa da son bölümlerdeki aksiyonu ve sonuyla kitabı beğendim. Güzel bir soap opera örneği. Benim için sonlarına doğru açılan bir kitap oldu.
İktidarların nasıl kendi fikirlerini empoze ettiğini, güç gösterilerini ve kendi ideolojilerini meşru kılmak için neler yapabileceğini kitapta net bir şekilde görüyoruz. Burada oyunun nasıl kirli olduğunu ve oynandığına şahit oluyoruz. Bazı şeyler uzayda olsa bile değişmiyor.
İnsanı güvende hissettiren şey ileriye dönük planlarıdır, sence de öyle değil mi?
Bu cümle kitap özelinde güzel bir özet gibi.
Sanırım kültür serisi özelinde basılan son kitap oldu. Phlebas’ı Hatırla kitabını da okuma listemde öne alacağım.
Gelecek ay içinde Phlebas’ı Hatırla okuma etkinliği yapalım mı ne dersiniz? Sanki daha önce yapıldı gibi aklımda kalmış ama bilemedim. Neyse bir kez daha etkinlik yapılır ne olacak
Ben Phlebas’ı bu kitaptan daha çok seviyorum. Katılım çok olursa ve kitap bolca konuşulursa ben de hatırlarım buradan takip edip, keyifli olur. İlk bunu okumak daha iyi olacak sizler için çünkü bu kitap Kültür içinde geçiyor ve iyi kötü size bilgiler sunuyor. Phlebas’ta Kültür hakkında çok bilgi yok, tıpkı buradaki oyunları size bıraktığı gibi biraz Kültürü size bırakıyor o kitapta yazar. Ama aksiyonu da hiç bitmeyen bir kitap Phlebas’ı Hatırla. Bana biraz da maceralı, uzayda geçen, hafif syber punk temaları dahi olan bir Mad Max gibi hissettiriyor.
Burada oyunları detaylı anlatmıyor, sizden oyunları takip etmenizi ya da anlamanızı değil kabul etmenizi ve olabildiğince dışarıdan İzleyen birisi gibi görmenizi bekliyor yazar. yani aslında nasıl ki kitapta oyunlar Kültür ve Özel Durumlar’ın asıl amacının sadece bir arkaplanıysa, okurlar için de sadece arka plan olmasını hedeflemiş yazar. Tabii bir de sıfırdan her kuralıyla ve tasviriyle oyun yaratıp buna bizi inandırması imkansızdı. Yine de verdiği ufacık detaylara göre kocaman canlanıyor kafamızda, bu da kendi içinde başarı diye düşünüyorum.
Bana hissettirdiği buydu, tabii ki herkeste aynı hissiyatı yaratmaz. Ama aksiyon, macera yönünün çok daha yüksek olduğu bir gerçek. Oldukça zengin bir kitap Phlebas. Bekliyorum etkinliği. Bakalım genel kanı nasıl olacak.