Okuyorum (Görsel Başlık)

Rica ederim ne demek :smiling_face: Ernaux’tan Seneler’i okumuştum yalnızca, bana hitap ettiğini düşünüyorum fakat diğer kitaplarını alıp okuma fırsatı bulamadım henüz. Büyük Defter üçlemesinden esintiler var mı acaba? O da çok kolay okunan ama okuru yerden yere vuran bir eserdi, bu anlamda benzerlik var demek ki.

Öneriler için de çok teşekkür ederim, değerlendireceğim mutlaka. Size de keyifli günler :smiling_face_with_three_hearts:

2 Beğeni

Rica ederim. Benim de böyle rafine zevklerim var. :smirk:

1 Beğeni

Üçlemeyi okurken en merak ettiğim şey çocuk bakış açısını nasıl bu kadar etkili ve doğru yazdığıydı. Üçlemede anlatılan çocuklar, Agota’nın farklı bir benliği olabilir veya yaşantıları yazmak adına bir figür. Yazmazsa yaşayamazmış bence.

Okumaz Yazmaz’da yetiştirme yurdunda büyürken yaşadığı anılardan da bahsediyor. Çocukluğunun acımasızlığını ve elinden alınan çocukluğu.
İlerleyen bölümlerde de bu sefer kendi kurduğu ailesi ve çocuğu ile sürüklendiği “göç”e değiniyor.
Üçlemede de oldukça kendinden izler var bence. Çarpıcılık aynı. Eleştirilerin sertliği de aynı. Okumaz Yazmaz’ı daha çok beğendiğimi bile söyleyebilirim. Fakat ikisi de muhteşem kitaplar.

Annie Ernaux’un tüm kitaplarını okudum. Yalın Tutku ve Boş Dolaplar benim en sevdiklerim. Seneler’i o kadar beğendiğimi söyleyemem. :blush:

2 Beğeni

Büyük Defter üçlemesinin neden çarpıcı olduğu belli oldu o halde. Yaşamı boyunca zorluklar eşlik etmiş yazara, dediğiniz gibi yazmasaydı yaşaması mümkün olmazmış.

Seneler’i sevdiysem diğerlerini daha çok severim o zaman :smiling_face:

Teşekkürler :cherry_blossom: Uzun uzun açıklamalar yaptığınız yanıtınız için de ayrıca teşekkür ederim :white_heart:

2 Beğeni

18 Beğeni

11 Beğeni

Bu kez kahve yerine orman meyveli bitki çayı içiyorum. Siyah çayı hiç sevmem, bitki çaylarına bayılırım. Fakat asla kahve tutkumun önüne geçemezler. Tabii ki kahveyi sabah kalkar kalkmaz içtiğim için Venedik’te Ölüm’ü ayık bir kafayla bitirebildim. Sonra işlerimi halledip yine bir kitabın başında buldum kendimi. Thomas Bernhard öfkesiyle dikkatlerimi üzerine çekti. Bu aralar yazamıyorum, “okumak” iyi ki var. Yazarken çektiğim ızdırabı unutturuyor. Özellikle Bernhard’ın anlatıları derde deva.

15 Beğeni

15 Beğeni

18 Beğeni

18 Beğeni

Agota Kristof dozu almaya geldim :cherry_blossom:

17 Beğeni

21 Beğeni

11 Beğeni

Çok güzel başladı.

24 Beğeni

18 Beğeni

Marquez okumayı özlemişim :smiling_face:

17 Beğeni

Araya başka hiçbir şey almadan tüm seriyi keyifle bitirin.

2 Beğeni

Ufaktan başlayalım :slightly_smiling_face:

25 Beğeni

Cennet’in Çeşmeleri etkinliğini beklerken şerefsiz K. ne alemde bakıyım dedim. :slight_smile:

Obsidian Path #2

16 Beğeni

11 Beğeni