75.bölümü de bitirdim. Bugün heyecanla okudum kitabı, bölümler güzeldi. Yarın bitirmeye çalışacağım, tüm serinin sonunu aşırı merak etmeye başlıyorum. Ah, çilekeş Kaladin, 2000 sayfadır okuyoruz, bir gülmedi yüzün.
Ve bitti. Bu kitabı da beğendim, 550 sayfadan sonra iyi açılıyor. Sonda yine cevaplardan çok sorular aldık. Bu kitapta Adolin’i sevdim, nihayet birileri gerçekten harekete geçti yani. Asoiaf tadında daha karanlık bir seri bekliyordum ama daha hafif, daha “iyimser”, aslında yazarın tüm kitapları böyle herhalde. Beğenmediğim şey Harap Ovalarda bulunan geçit kapısı oldu. Tam da gerekli zamanda bulundu, kapıdan haberleri olmasaydı veya Shallan sefer zamanı bulmasaydı ölüp gidecekleri, bu kadar tesadüfe bağlanması tatsız oldu. Bazı kısımları yazar çok oldu bittiye getiriyor, kolaya kaçıyor sanki, daha karmaşık olmasını isterdim.
Tüm seriyi okumadan bazı şeyleri tesadüfe yormamak gerek.
Kaldı ki Shallan’ın oraya kadar gelmesi için 3 kitap geçti. ![]()
Shallan’ın gelmesinde değil de tam o zaman gelmesiyle ilgili benim beğenmediğim kısım. Şansları inanılmayacak derecede iyi gitmiş oldu. Dalinar geri çekilme planı yapmadan saldırıya gitmiş. Bu mantıksız geldi. Geçiti 3 bölüm önce bulup da kapıyı açmayı 1 dakika önce yapsalardı sanki daha gerçekçi olurdu. Köprüyü bozan suikastçı sağ olsun yoksa Shallan bulamayacaktı, bu da var.
Yanlış hatırlamıyorsam Dalinar her ihtimale karşı geçidin bulunmasını ve olası bozgunda geri çekilmeleri için tek yerin de orası olduğunu söylemişti. O yüzden de Shallan’a mutlaka o geçidi bulup açmaları gerektiğini belirtti.
Geçit hariç geri çekilme planı da ya hep ya hiç mantığıyla hareket edildiği için öyle oldu. Çünkü önünde fazla seçenek kalmamıştı.
Savaşa giderlerken açıkladı galiba Shallan geçitin olduğunu. Ona kadar Dalinar bilmiyordu, ama belki önceki kitapta Jasnah amcasına demiştir, o kadarını hatırlamıyorum.
Biraz aklımdan yazıyorum, yanlış yaptığım yerleri yeni okuyanlar düzeltsin.
Dalinar sefer için yıl sonundaki fırtına olmayan zamanı seçiyor. Aynı zamanda Dinmezfırtına günü için zaman da yaklaşıyor. Normalde bu kadar büyük, yıkıcı bir afet olmayacaktı. Parshendi kampı bulunup, savaş fırtına mevsimi tekrar başlamadan bitirilecekti, fırtına zamanı geldiğinde de Parshendi kampına, Narak şehrine sığınılacaktı. Ama ilk defa ortaya çıkan Dinmezfırtınanın gücü, Fırtınababa’nın işgüzarlığı ile gelen yeni fırtına ile birleşince büyük bir yıkım oluştu, her yer alt üst oldu, Parshendi kampına sığınmak bile onları kurtarmayacaktı, o yüzden Yeminkapısından Urithiru’ya geçmek şart oldu.
Bunlara katılıyorum. Dalinar Aladar’ın ordusu katılmadan kazanacaklarına ümit etmiyordu. Yani bir geri çekilme planı düşünse iyi olurdu sanki. Orayı bir az atlamış yazar. Dalinar gibi savaştan anlayan biri bunları düşünürdü. Renarin’in görüleriyle de kimse ilgilenmedi, “ha, tamam” deyip geçtiler. Büyük ihtimal yazar bu konuyu tamamen sonraki kitaba bırakmak istemiş ama böyle küçük şeyler göze batıyor. Bir de görüleri merak eden ben gibileri hayal kırıklığına uğratıyor.
Bu arada siz galiba okudunuz tüm kitapları, sorum var. Şimdi adını hatırlamadığım spren vardı, bir hediye bir de lanet veren. 3 karakterin yolları kesişmiş onunla. Gelecek kitaplarda bu isteklerin neler olduğu açığa çıkacak mı?
Gecegözcüsü. Evet.
Taravangian’ınki bu kitapta ortaya çıktı zaten.
Ara Bölüm 14 Taravangian
“Did ever I tell you, Adro, what I asked for?” he whispered as he read.
“Yes.”
He was barely listening. “Capacity,” he whispered, turning a page. “Capacity to stop what was coming. The capacity to save humankind.”
- Kitap öncesi Hudutaşar novellasının okunması da şiddetle tavsiye olunur bu arada.
Aslında gecegözcüsü değil
Önsöz ve birinci bölümü bitirdim.
Geçmişe gitme işini genel olarak seviyorum. Güzel bir örneği İblis Döngüsü’nde de vardı. Kimisi sevmiyor ama eğer anlamsız bir ziyaret değilse ben keyifle okuyorum.
Shallan kısımları yine güzel başladı. Umarım ilk kitap gibi sonradan kötüleşmez. Bununla birlikte Parlayanlar’ın, Spren’ler ile bağ kuranlar olması fikrini okuduk, en azından daha önce belirtildi ise bile ben ilk kez yakalıyorum. Bu da Kaladin ile Syl arasındaki ilişkiyi bir nebze açıklıyor.
Shallan’ın Adolin’e kertilmesi olayı biraz aceleci geldi bana. İkisinin evlenmesi değil de bu işin olma hızı içime sinmedi ama çok da büyük bir problemim yok.
Dün geçe kitabı bitirdim. Özellikle son bölüm olan 5. bölüm çok iyiydi. Bir çok epik sahneye tanık olduk.
İlk bölüm bitti. Yine okutuyor Sanderbot. Kitabın uzunluğuna dair ilk kitaptaki görüşüme benzer şekilde bir fazlalık hissediyorum ama bunu kitap bitince tekrar değerlendireceğim.
Mormon olan Sanderbot’un ateist Jasnah’yı öldürmesine içerledim açıkçası. Ne de olsa kitaptaki en aklı başından insanlardan birisi idi. Twist olduğunu da sanmıyorum zira Navani’nin günlüklerine giremezdi öyle olsaydı. Umarım tekrar karşılaşırız Jasnah.
Kaladin’in Amaram’la karşılaşmasını da heyecanla bekliyorduk. Köprü taşıyıcısı yerine Yüzbaşı olarak Amaram’ın karşısına çıkması da on numara oldu. Bakalım nasıl olacak ikilinin arasındaki olaylar?
İlk kitaptaki Parshendi Paretaşıyan ablanın ismini öğrendik. Ayrıca Gavilar’ı öldürme sebeplerine dair birkaç bilgi kırıntısı da geldi. Bakalım bunlar ne zaman ortaya çıkacak.
Sizin yazdıklarınızı da çok merak ediyorum ama geç başladığım için hiçbirine bakamadım. Kitap bitince konuyu baştan sona okuyacağım. ![]()
Allah sevdiği kulunu yanına erken alırmış abi. ![]()
Ayarlanmış evlilikler. Sanderson’ın Mormonluğunun yazınına etki ettiği durumlardan biri
.
İblis Döngüsünün en etkileyici tarafları zaten. 4 ve 5. kitaplar boşuna farklı bir tatta hissettirmiyor. 2. kitapta hikayeyi Jardir gözünden okuyup, aynı zaman aralığında hikayenin farklı tarafını 3. kitapta İnevera tarafından okumak bayağı iyiydi.
Okuyanların bölüm numarasını yazması bir yandan da bu yüzden daha iyi oluyor. Sonradan dahil olanlar için veya etkinlik bittikten sonra kitabı etkinlik süresince yazılanları takip ederek okumak isteyenler için bayağı iyi oluyor.
İkinci bölüm bitti. Allah seni bildiği gibi yapsın Shallan. Shallan hariç her konu akıyor. Yani Tyn olayı filan ne kadar saçma. Sanderbot da Jordan gibi kadın yazmada zayıf sanırım.
Bu arada Gaz’ı tekrar görmek gülümsetti. Şerefsiz Gaz. ![]()
Aklıma gelmişken, her ne kadar Navani’nin günlüğünde tersini okusak da, bir şekilde Jasnah’nın geri geleceğini düşünüyorum.
Kitapta Zaman Çarkı’yla çok benzerlik görüyorum. Bunlar rastlantı da olabilir gerçekten benzerlik de. Gerçekten varsa bile gayet normal, adam serinin kalan kitaplarını yazdı. ![]()
Bu elin birini kapama işini az düşündüm. Zaten kitapta da konusu geçiyor, başka yerlerde elleri açık kadınlar da varmış. Yani biraz Müslüman kadınların saçlarını kapatmasına benzettim. Hala hikayeye hiçbir şey katmasa da hatta bir sürü yok eli şöyle kapalıydı, yok eldiven giymişti tekrarlarına düşmesine rağmen, en azından bu el gizleme olayı eskisi kadar rahatsız etmiyor.
Bana da en boş gelen kısımlar buralardı
Sonra bir yerlere bağlanıyor ama o bağı her yerden kurarsın, hiç gerek yok böyle bir karaktere ve ikisi arasındaki etkileşime
.
Savaş bölgesine ulaştıktan sonra Shallan kısımları da ilgi çekmeye başlayacak.
Üçüncü bölüm bitti. Bu bölüm su gibi aktı.
Szeth sahneleri çok güzeldi. Olması gerektiği gibi oldu, sonuçta Dalinar’da plot armor var, ölecek değildi ya.
Yine de muhafızlardan birinin ölmesi üzdü. Bu arada, Kaladin’in ben de Windrunner’ım dedikten sonra Szeth’in delirip Allaaaah diye kaçması komiğime geldi biraz, sesli güldüm o sahnede.
Kaladin’in Adolin’e yardım etmek için arenaya atlaması harikaydı. “Eksik olana yardım edilebilir” gibi dandik bir kuralı duyduğumuz anda anlamıştık Kaladin’in savaşa dahil olacağını. Hem madem böyle bir kural vardı, Adolin yere düşüp de karambol dayağı yemeden önce niye kimse yardım etmeyi düşünmedi acaba? Sanderbot’un gerilimi yükselterek Kaladin’in dahlini daha “grand” yapmaya çalışmasını anlıyorum ama yöntemi cheesy! Ayrıca geri kalan dövüş kısmı için de aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Çok daha görkemli olabilirdi. Özellikle Relis miydi neydi, onun Pattern’den korkup kaçması hiç içime sinmedi. Ayrıca Syl Pattern’i görüp yanına uçtu gitti, sonra hiçbir şey olmadı. Ne aralarında bir şey geçti, ne Kaladin’e bahsetti. Öyle alakasız bir sekans okuduk.
Kaladin’in nefreti bana ZÇ’den birini hatırlatıyor. Onun da böyle öfke buhranları vardı. O seriyi okumayana spoiler olacağı için ismini yazmıyorum ama okuyanlar muhtemelen anlayacaktır kim olduğunu. Sanırım benzer bir yoldan ilerleyecekler. Her şey yolunda giderken Kaladin’in bir çuval inciri berbat etmesi kötü oldu ama işler yolunda gitseydi muhtemelen bu seri 10 cilt değil 2 ciltte biterdi.
Bununla birlikte Dalinar’ın hem oğulları kurtulduğu için minnettar olmasını, hem de harika bir planın son anda bozulmasından dolayı yaşadığı hayal kırıklığını çok güzel aktarmış Sanderbot.
Shallan’ın Wit’i nereden tanıdığını hatırlayamadım. O kısım bende hiç yok. Eğer RAFO değilse biri hatırlatabilir mi? Wit’i tekrar görmek harikaydı bu arada! Umarım daha çok görürüz, bu yetmedi.
Shen’in kampı terk etmesi yakın zamanda bir şeylerin olacağını gösteriyor. Bu arada Eshonai’nin buluşmadan önce stormform’u denemesi de aşırı cheesy şeylerden biriydi. Sen git aylarca Dalinar’a ulaşmaya çalış, hatta ilk seferde sırf bu sebeple ölüm tehlikesi geçir. Aylar sonra buluşma için sözleş ve buluşmaya gitmeden önce ölümcül olabilecek stormform dene öyle mi?
Moash ve kralı öldürmek isteyenler ile Ghostblood ekibi şu anda ne ilgi çekici ne de sıkıcı şeklinde ilerliyor. Zamanla fikirlerim daha netleşecektir. Şu aşamada hikayeye pek bir katkıları yok yüzlerce sayfa haricinde.
Shallan’ın bir Parekılıcı olduğunu bilmiyordum. İlk kitaptaki foreshadowing’leri de fark etmemiştim ki etmek de çok zormuş cidden. Helaran’ın kılıcı Amaram’a geçtiğine göre Shallan’daki kılıç başka. İlk kitapta babamı öldürdüm demişti sanki, acaba babasının bir şekilde eline geçen bir kılıç mıydı? Eğer başka bir bit yeniği yoksa, Helaran’ı öldüren de Kaladin oluyor.
Shallan kısımları bilgi anlamında ilgi çekiyor da, yukarıda da örneklerini verdiğim gibi Sanderbot’un olan biteni aktarmak için seçtiği yöntemler çok dandik geliyor bana. Aslında şu var, Shallan’ın geçmişine gittiğimizdeki olaylarda hiç sorun yok. Orası yağ gibi akıyor, merak da uyandırıyor. Ama 17 yaşındaki Shallan için işler hep yolunda gidiyor gibi. Bilmiyorum ekstra bir “luck” aspect’i var mı yok mu ama hep doğru yerde doğru şeyi söylüyor, doğru kişiyle karşılaşıyor vs. Bu da inandırıcılık etkisini azaltıyor.
