Raised by Wolves (2020-)

Tür: Bilimkurgu, Drama

Serinin Yaratıcısı: Aaron Guzikowski

Senaryo: Aaron Guzikowski

Yapımcı: Heather Bellson, Jon Kuyper, David W. Zucker, Karen Campbell, Jordan Sheehan, Ridley Scott

Yönetmenler: Ridley Scott, Luke Scott,
James Hawes, Sergio Mimica-Gezzan, Alex Gabassi

Müzik: Marc Streitenfeld, Ben Frost

Başroller: Amanda Collin, Abubakar Salim, Travis Fimmel, Niamh Algar, Winta McGrath, Felix Jamieson, Jordan Loughran, Ethan Hazzard, Aasiya Shah, Ivy Wong

IMDB Sayfası: Link

Konu:

Alternatif gelecekte insanoğlu tanrı Sol’a inanan Mitraitliler ile ateistler olarak iki kutba ayrılmıştır. Taraflar arasındaki gerilim global çapta bir savaşa dönüşmüş, iki taraf da büyüden farksız teknolojiler kullanarak birbirine üstün gelmeye çalışmıştır.

Savaş uzayıp şiddetlendikçe aynı gezegeni paylaşamamın bedelini iki taraf da öder; Dünya insanlığın yükünü çekemeyecek hale gelmiştir.

Devamı...

Bu durum ve umutsuzluk, iki tarafın da gözlerini uzak yıldızlara dikmesine sebep olur. Savaş sürerken, birbirlerinden habersizce uzak yıldızlara koloni kurma projesi başlatırlar.

Mitraitliler seçkin ve sağlıklı kişilerden oluşan bin kişilik bir kafile toparlar. Onları, şuurları ortak sanal alemde açık olacak biçimde dondurur ve yıldızlararası seyahat edebilen gemiye bindirerek Dünya’dan gönderirler.

Ateistler yapay rahimde büyütülmeleri için dondurulan 12 embriyo ve onlara bakıcılık edecek iki android hazırlarlar. Bu küçük kafileyi yıldızlararası seyahat edebilen kapsül gemisine yerleştirip dış uzaya gönderirler.

Nitelik ve nicelik bakımından oldukça farklı bu iki geminin hedefi aynıdır; Kepler-22b. Dünya’ya en yakın gezegenler arasında insan hayatına en elverişlisi odur.

Ateistlerin gemisi Mithralıların gemisinden daha hızlıdır ve gezegene ilk önce o varır. Androidler vakit kaybetmeden gezegeni kolonize etmeye başlarlar. İlk önce 12 embriyodan 6’sı Anne androide bağlanır. 9 ay sonra saksımsı rahimlerde doğan doğumlar gerçekleşir. Son bebeğin nefes almaması, aynı amacı güden iki android arasındaki fikir ayrılığının ilk kıvılcımı olur. Baba, görevi sürdürmek ve diğer çocukları yaşatmak adına pragmatik davranır; ölü bebeğin bedenini diğerlerini beslemek için yok etmeyi önerir. Anne görevini layıkıyla yerine getiremediği ve bebeği koruyamadığı için duygusallığı andıran bir karmaşa içine girer; durumu kavrayabilmek için bebeği bir süreliğine kucağında tutmak ister. Baba, programı gereği, Anne’nin isteğini yerine getirir. Cansız bebeği kucağına alan Anne, yazılımındaki ritüalistik verilere dayanarak bir tür ağıdımsı melodi tutturur. Anne’nin bu ritüalist kabullenme töreni esnasında bebek nefes almaya başlar. Bu gelişmeden oldukça memnun kalan iki android, efendilerinin onlara bahşettiği kültürel kodlar uyarınca bebeğin adını Campion koyar.

Campion ve beş kardeşi, android ebeveynlerinin gözetiminde bir süreliğine mutlu yaşar. Ancak beklenmedik olaylar hem Campion’ı hem de andorid ebeveynlerini daha büyük ikilemlere sürükleyecektir. İyi bir şüpheci olarak yetiştirilen Campion, ebeveynlerinden ve anlattıklarından şüphe duymaya başlar. Android ebeyenlerse çocukları hem efendilerinin arzuladığı biçimde yetiştirmek hem de hayatta tutabilmek için bir hayli zorlanmaktadır. Android ebeveynler ortak amaçları gereği, Baba yaşatmaya, Anne korumaya odaklanmıştır; bu da aralarındaki gerilimi arttırır.

Bu sıralarda Mitraitlerin koloni gemisi yörüngeye girer ve asıl hikâye başlar…

Dizi Hakkında Kısa Yorum:

İtikat kavramının kökeninden başlayarak, farklı boyutlarını, olumlu ve olumsuz yönlerini ve sonuçlarını karşılaştırarak, insan tabiatını ve insan ürünü değerlerin/imgelerin/sistemlerin/eylemlerin doğası gözler önüne seriliyor.

Devamı...

Analoji kurmadaki başarı ve metafor kavramını -“Gönderme var!” ucuzluğuna düşmeden- hikâyenin meta unsuruna dönüştürmesiyse ayrıca takdir edilesi.

Bu başarısının arkasında, düalite, indirgeme, temsil, simge/imge, kıyaslama, paralellik, zıtlık, tezatlık, arketip, stereotip ve masal/mit tarzı hikâyecilik bulunuyor.

Dizide ister insan isterse android karakter olsun, ister aynı isterse karşı taraf olsun, fark etmiyor, eylemlerin arkasında aynı teoriklik var; hayatta kal, seni sen yapanı, varoluşuna anlam katanı, gücünü, otoriteni koruyup sürdür.

Bu doğrultuda karakterlerin eylemleri pragmatik ve sezgisel olmak üzere ikiye ayrılıyor. Bu da aynı amaca giden farklı yollara ve yöntemlere kapı aralamış. Hem karakterlerin hem de karşıt tarafların iç ve dış çatışmaları veya uzlaşıları, birbirleri arasındaki olumlu veya olumsuz tüm etkileşimler, bu dinamiğe göre işlenmiş.

Dizide, fıkrasından öfkeyle sarf edilen sözüne, kendisine uzatılan tabağa uzanma hızından en kritik anda verilen karara kadar hemen hemen her şey o dinamiğe göre vuku buluyor.

13 Beğeni

Dizinin 2. sezon onayı aldığı müjdesini de verelim hemen :partying_face:

4 Beğeni

Altıncı bölümü izledim de bir şeyler ters gitmeye başladı dizide. Durduk yere yönetmenin aklına mı girdi birileri acaba 6. bölüm çekilirken? Ya da Ridley abi ben yoruldum uyumaya gidiyorum bu bölüm size emanet mi dedi? Bazı sahneler çok saçma geldi. Dizinin gidişatına hiç yakışmadı. :frowning: Umarım kalan 4 bölüm de böyle devam etmez. Yoksa güzelim diziyi hiç edecekler.

1 Beğeni

An itibariyle 5. bölümü izledim. Sezonu yarılamış biri olarak bu diziyi sevdiğimden emin oldum. İlk 2 bölüm androidlerin o insana garip gelen tavırları sayesinde devam ettim diyebilirim. Klasik ama çok iyi bir dünyası var. Klasik dememin sebebi ise iyi ve kötünün belli olması ama beni daha da mutlu eden konu 3. Bölümle iyi ve kötünün bulanıklaşması. 5.bölüm itibariyle bayıldım diyebilirim. Bence bazı bilimsel hataların dışında beni tek rahatsız eden durum Ragnar Lodbrok’un yılan çukurunda ölmeyip yine o acayip saç stillerinden biriyle zamanda yolculuk ederek bu diziye gelmesi. Vikings dizisini Ragnar öldükten ve intikamı alındıktan sonra bırakmıştım. (Aslında bırakmadım araya zaman geçince yeni sezona başlayamadım) Travis Fimmel bu dizide de aynı karakteri her türlü mimiğine kadar oynamış. Warcraft filminde izledim ben bu adamı. Orada Ragnar gibi oynamıyordu. Bilinçli yapılmış belli ki ama beni kopartıyor diziden. Benim için Mother’ı oynayan kadın ne kadar iyi bir seçimse Ragnar o kadar kötü bir seçim.

Ufak bilimsel hatalar dediğim noktaya gelecek olursam. Mother muhtemelen ses dalgasıyla canlıları patlatabiliyor. Bunu fragmanda gördük ama neden bir koridor insan tek tek patlıyor. Biraz hızlı bağır herkes ölsün. Bir de aralarında 1 metre olan hatta 2 canlıdan biri patlarken nasıl diğeri hiç etkilenmiyor. Bu öyle bir ses ki blenderdan geçmişe dönüyorsun ana Mother’a bakmazsan ve kulaklarını kapatırsan etkisi sıfır. Bir de izlerken kaçırdım galiba ama gözleri çıkarınca çığlık atamıyor mu bu android. Gerçi ilk bölümde balık taklidi yaparak öldürdü herkesi ama sonra pek bağırmadı ( sesi kısıldı herhal ilk bölümden sonra.) Sol konusuna girmeyeceğim. Onlar kör göze parmak orta çağ Hristiyanlığı zaten. Keşke biraz cesur olup Hristiyanlık kaldı bi tek onlar aha bu deselermiş. Ya da o kadar din kaybolup nasıl gücünü solda topladı. Hristanlık sol dinine benzediği için yeni dine geçmek kolay mı geldi onlara.

Ridley Scott neden hep günümüzden 100 yıl sonrasında geçen ama teknoloji olarak 1000 yıl sonrasında geçen işler yapıyor.

Gittikçe daha ilginç bir noktaya gidiyor dizi.

Şimdilik Westworld ilk iki sezondan sonra en sevdiğim dizi olma yolunda aday. Benden önceki 2 yorum tadımı kaçırsa da bakalım neler olacak.

Edit: 6. bölümü izledim ve Android ve bilgisayar virüsünü simülasyonda seviştirmeye gerek var mıydı gerçekten. Androidler sevgilerini sevişerek ifade etmeneli. Tost makinelerine birey dedik ama duyguları bile olsa insan gibi niye sevişiyorlar. Hem de uçmalı. Bir bedende 2 zihin olsunlar. Adam bilincini kopyalamış mother’a muhteneken evet ama ruh gibi ortaya nasıl çıkıyor. Androidlerde anladık da insanlara nasıl görünüyor. Bunların hepsi büyüden farksız. Bilim kurgudan fantastiğe evrildi. Ragnar da çakmış lsd yi geziyor. Yine de Arthur C. Clarke "Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez. " diyor. Yine de iyi bir açıklama getiremezlerse bu olanlara büyü olarak kalacak bunlar.

2 Beğeni

Teen Wolfun devamıdır inşallah.

Bazı sorular hala cevaplanmamış durumda. Gelecek bölümlerde bu sorulara cevap bulamayabiliriz de. Bekleyip görmek gerek. Çok fazla dalı mevcut bu dizinin. Hepsine 10 bölümde ulaşmak imkansız. Umarım tek kötü bu bölüm olur @Fingolfin’in dediği gibi.

1 Beğeni
  1. bölüm itibariyle ya çok güzel bir sezon finali izleyeceğiz ya da batıracaklar kanaatindeyim. Gezegeni aslında karakterle birlikte keşfediyoruz. Yeni bir şey de anlatmıyor aslında ama ilgi çekici bir kurgusu var. Diğer yandan Her karakter çok çabuk değişiyor. Ailesini öldüren tost makinesine çok çabuk bağlanıyor çocuklar mesela. Aradan bir kaç aylık süreç geçtiyse başka boşluklar çıkıyor ortaya. Diğer yandan Bu evrende fizik biraz hızlı ve öfkeli gibi işiyor ona tadım kaçık. Alışabilirim sanırım. Çok iyi olacakken iyi tadında bırakıyor beni.
1 Beğeni

@MustafaYildiz,

Bilime, belirttiğiniz gibi, büyü gibi yaklaşılıyor. Arketiplerden/mitlerden beslenen bir hikâye var.

Bilimkurgudan faydalanma biçimi de bu yönde; seyirciye insan normlarının dışına çıkan şeyler sunarak yorumlattırılmaya çalışılmıyor; az çok aşina olunan şeyleri farklı biçimlerde farklı şartlarda sunarak karşılaştırmak esas alınmış.

Küçük ipuçlarının pamuk ipliğiyle birbirlerine bağlanmış olması, durumları ve karakter motivasyonlarını da pamuk ipliğine bağlıyor.

Temsiliyet ve katmancılık, dizinin hem cazibesi hem de ayağını kaygan zemine bastıran belası.

-Mitraizm Hristiyanlığa göndermeden öte gibi. Evet, kılık kıyafet Ortaçağ veya Roma dönemi şövalye ve ruhban sınıfını çağrıştırıyor. Yine de dindar kesimi, kökeni ta Zerdüştlüğe dayanan bir inançla temsil ettirmek, o tarafa daha genel açıdan, bir olgu, bir sistemmiş gibi yaklaşma çabası var geldi. Genel yapıları ve taşıdıkları klişeler itibariyle kurumsallaşmış dini temsil ediyor gibiler. Ki ilginçtir, Anne ve Baba da doğaya ve insana dair bakış açıları itibariyle kurumsallaşmamış inançları temsil ediyor gibiler. Ha, tabii, dizide taraflar ve karakterler birden fazla şeyi temsil edebiliyor. Eh, dizide hiçbir tarafa tam anlamıyla sempati veya nefret duyulamıyor; uygunsuz veya sorunlu eylemlerde bulunulsa da, kesin ithamlar uçuşsa da, taraflara ve karakterlere karşı duyulan hissiyat eşit derecede mesafeli oluyor. Hoş, dizide çocuklar haricinde masum kimse de yok gibi. Ki bu da hikâyenin ve anlatımın parçası.

-Mitrait çocukların hızlı adabtasyonuna dair ipuçları var, var olmasına da, ikinci ve üçüncü bölümlerdeki kısa konuşma ve sekanslarda var. Anlaşılan şu Mitralılar çocuklarına karşı mesafeliler ve eğitimleri konusunda oldukça katılar; çocuklarıyla pek konuşmuyor, olgunlaşmaları için sert yöntemlerle terbiye ediliyorlar. İkinci bölümde, gemideki bilinçlerin toplandığı sanal programda çocukların yanında bir tek bizim çift vardı. Üçüncü bölümde, çocuk kendine hediye edilen fareyi “Öldürmemi mi istiyorsunuz?” diye tırsmıştı. Aralarındaki büyük kızın gerekçeleri belli zaten. Eh, Anne ve Baba androidler de otorite boşluğunu çabucak dolduruyor. Hem yabancı bir gezegende tek sığınakları da o androidler oluyor. Eh, yetiştirilme tarzları gereği, başlarındaki otorite kimse onun suyuna gitmekte zorlanmıyorlar. Fakat, onca akıl yürütmenin sonunda muhakkak fire veriyor; sanal program sayesinde ebeveynlerinin sıcak ilgisine tam 13 yıl mahzar olan Paul biraz daha aile özlemi çekebilirdi.

-Anne’nin asıl gözleri olmadan savunmasız kalması, hikâyenin mitsel/arketipsel bağına ve oradan türetilen altmetne göre uydurulmuş bir şey. Haç biçiminde uçarak hem ölüm hem de yeniden yaşam simgesine dönüştürmenin üzerine, çocukları için gücünden vazgeçebilen anatanrıça kimliği de eklemişler. Ha, bu tuhaflıktan faydalanılınıyor mu, evet, faydalanılınıyor. Ama bu androidin tek silahı ses değil. Çocukları istediğinde uyuttu, uçabiliyor, bir cismi eritecek veya donduracak nefeste üfleyebiliyor. Bunlar da mı gözlerle ilişkili? Gözler bir tür güvenlik kilidi mi? Şu arketip/mit, hikâyede çözülmesi gerekilen sorun, vs. sebebiyle öyle kalmış

-Altıncı bölümdeki hadisenin gerçekleşme biçimi de aynı. Anne’nin insan psikolojini beninseyen, sezgisel bir android olmasının hem hikâye gelişimi hem de arketip/mitsellik açısından karşılığı var. Anne, yaratıcısına özlem duyan kul konumunda. Yaratıcısıyla bir olamayacağı için, telafi namına varoluş amacına sarılmış… Örneklemek daha iyi olacak. Leyla ile Mecnun hikâyesinin başka bir versiyonunda Mecnun beşeri aşkı Leyla’yı bırakıp ilahi aşkı rabbine yönelir. Burada da Anne Mecnun rolünde. Çocuklar ve insanlığı yeniden kurma vazifesi, Leyla. Anne’ye beşeri aşkını (varoluş amacını) veren ilahi aşkıysa Yaratıcı’sı. Anne, özlemini gidermek için üstlendiği vazifesi ile asıl özlemi arasında doğal olarak bocalıyor… Falan filan… Yorumlamak destan gerektirecek… Neyse…

Zaten Anne karakterine epeyi bir rol biçilmiş. Farklı yüzleri var ve hepsi de farklı bir katmana hizmet ediyor. Yaradanına özlem duyan kul; bazen idealleşen bazen toksitleşen ebeveyn; ailesinin geleceği hususunda eşiyle sorunlar yaşayan biri; iyi bir ateist; anaerkil toplum önderi; ölümü ve yeniden doğuşu simgeleyen anatanrıça; şu ana kadar üstlendiği roller. Bölüm bölüm birkaçı veya hepsi birden oluyor.

1 Beğeni

Sadece ilk iki bölümü Ridley Scott yönetmiş. Diğer bölümlerin yönetmeni başka. Zaten ben de Ridley Scott yüzünden izlemeye başladım.

Dizi Türkiye de hangi platformda yayınlanıyor.

Sonradan Ekleme:

Malum yerler dışında yokmuş.

1 Beğeni

Çok güzel yorumlamışsınız herşeyi. Din konusunda evet genellikle hristanlık daha görünür olsa da genel tek tanrılı bir din var. O ilk başta 2 tarafın savaşı gibi gösterip bu katmaları açması çok akıllıca. Tüm bu durum izlemesi gerçekten keyifli bir iş yapıyor diziyi. Evet 6.bölümdeki hadise zaten genel olarak bir olmak tek vücut olmak olarak da kullanılıyor ve sizin açıklamanız da uyuyor buna aslında. Sadece benim kafama yatmadı. Ansroidlerin gerçek bilinçleri var mı emin değilim mesela. Dizi olmadığını söylüyor bence ama 6. bölüm büyük ihtimal olduğunu gösteriyor. Bilinci varsa ve ona göre hareket ediyorsa sizin yorumlarınız çok doğeu yoksa sadece programa uyuyor demektir ve 6.bölüm yazılım hatasıdır.

@shmebulock 3 ve 4 ü de oğlu yönetiyor ve Ridley Scott executive producer olarak da görünüyor yani diğer bölümlerde de parmağı vardır. Bu tarz diziler yönetmenlerden çok yaratıcı yapımcılar tarafından yürütülür.

@alper hbo dizileri genelde digiturk bünyesinde oluyor. Büyük ihtimalle oraya gelir.

2 Beğeni

Ridley Scott dizinin showrunnerı gibi. Evet, yaratıcısı başka biri. Ancak sinematik anlatım dili her ayrıntısıyla Ridley Scott.

Mindhunter dizisinde de David Fincher showrunnerlık yapmıştı.

Bu konumun pek çok vazifesi var. Bunlardan biri de dizinin sinemasal dilini ve genel kaidelerini belirlemek. Diğer yönetmenler de o kaidelere göre bölümleri yönetir.

1 Beğeni

Öyle tahmin edip baktım ama bein Connect sezon bitmeden yayınlamıyor galiba.

1 Beğeni

2012 yılında gösterime giren Prometheus’da gezegene inme sahnesini hatırlıyor musunuz ? Androidlerin gezegene inme sahnesi ile neredeyse birebir aynıydı. Görsellik tamamen Ridley Scott ama diziyi çok tutmadım. Senaryo da mantık hataları var. Gelecek bölümler ne getirecek bakalım.

@MustafaYildiz,

Ridley Scott’ın androidleri programları ve vazifeleri yoluyla kazandıkları deneyimler sonucu öyle veya böyle bilinç kazanabilen varlıklar. Baba, programına göre bilinç emareleri gösteriyor, Anne, programının da vermiş olduğu imtiyazla sezgiselliğin sınırlarına yaklaşıyor. Yine de programlarına göre davranıyor gibiler. Yöntemleri çeşitli ve karmaşık olsa da, ne olursa olsun, amaçlarından taviz vermiyorlar. 6. bölümdeki o hadiseden önce bile Anne’ye arzusu sorulduğunda görevini yineledi. 7. bölümde Baba’nın hamlesi. Bir bilince sahipseler bunu programlarından ayrı düşünmek epeyce zor.

Tabii senaryo ya da o diğer alt temalar gereği bir şeyler değişmez, sonradan “İşin aslı…” düzeltmeleri gelmezse. Bunlar diziyi vezir de eder rezil de. :man_shrugging:

Aslında bu da androidler ve insanlar arasında bir tür analoji kurmaya yarayabilir. Androidler programlarına sadakatle, bazen amaçla çelişir gibi gelen, bazen ahlaken sorgulamaya müsait bulunacak, farklı eylemlere girişiyorlar. İnsanlar da kendi doğaları gereği hemen hemen aynısını yapıyor.

Diziyi irdelemek için bir katman daha. :thinking:

@shmebulock,

O benzerlik sebebiyle dizinin Alien evreninde geçtiğini düşünenler bile olmuştu. Zamanla sanatçıların vazgeçemediği, fırsatını buldu mu tekrar kullandığı öğeler olur.

Elbette, Scott’ın tekrarladığı tek şey o değil. Prometheus ve Alien: Covenent’te yaratıcı ile yaratılan ilişkisi üzerine giden hikâyeler benimsemişti. Oradan da hayat vermenin yolları, hangisinin olumlu hangisinin olumsuz olduğu, hayat veren ile o hayata kavuşanın sorumlulukları ya da bu ilişkinin sorumluluk taşıması gerekip gerekmediği gibi noktalara değiniliyordu. Prometheus’ta da ebeveyn ve çocuk ilişkisi üzerinden gidiliyordu. Vesaire vesaire…

Ridley Scott tam da anlatmak isteyeceği, üstelik kendi hikâyecilik anlayışına bol bol imkân veren bir projede yer almış.

Kendisini “Duvarı çekse izlenir” övgüsüyle anarlar da hikâye anlatıcılığındaki temellere değinen pek olmaz. Kendi içinde ikilemler barındıran karakterler, taraflar ve durumlar vasıtasıyla analoji oluşturur. Bunu yaparken de sıradan konuşmaları, eylemleri, karakterler arasındaki etkileşimleri yan anlamlar ve yorumlamalarda bulunulabilinecek biçimde sunar. Anlatımdaki her öğe (karakter, replik, görsellik, vs.) hem olay örgüsüne hem dramatik çatıya hem de alt okumalara hizmet edecek biçimde birbirleriyle bütünleşiktir.

Raised by Wolves’ta yeni Alien filmlerinde dokunmadığı noktalara dokunuyor denebilir.

Bu dizi tam bölüm bölüm çözümleme yapılacak türden. İzlemesi kolay. Ama sıra “Ne izledim ben?” sorusuna gelince altını eşeledikçe bıktıracak kadar şey çıkan bir yapıya sahip.

Mantık hataları, hatta bazı noktalarda devamlılıkta kuşku uyandıran hatalar olur, oluyor, olacak da.

Mühim olan hikâye açıldıkça iç tutarlılığını ve genel çizgisini ne kadar koruyabildiği.

Her şeyi zaman gösterecek.

1 Beğeni

İlk bölümden sonra diziye Uzay Köylüleri ismini taktım. Açıkçası hiç devam etme isteği de uyandırmadı ama bakalım belki devam edebilirim.

1 Beğeni

Yedinci bölümü de bu gece bitirdim. 6. bölümün bir iş kazası olduğunu umut ediyorum. Geriye kalan üç bölüm de dizinin ne olduğunu açıkça belli edecek artık.

1 Beğeni
  1. bölüm 6 kadar kötü değildi.

Bende 7. bölümü şimdi izledim dizinin jenerik kısmı hariç her anlamda tatmin ediyor beni.

Diziyi ben dün bitirdim ve hiç bir bölümde kopukluk veya bu bölüm kötü olmuş hissine kapılmadım.Dizide ki bir çok unsur bana Battlestar Galactica ki hikaye tarzı gibi geldi ve bir tek bu yönü ile az da olsa diziyi bu konuda eleştirebilirim. Kadın Android’in en büyük özelliğinin elinden alınması bana ikinci sezonun daha yavaş geçeceği hissi verdi umarım basit bir ikinci sezon çıkmaz.