Henry Cevıll’ı beğenmiyorum tip olarak. Genel olarak erkeklerde mükemmel tipleri beğenmiyorum,yok işte yüzü altın oranlı, gamzesi var… Ben erkekte hafif tam anlamıyla kaşı, gözü biraz yamuk seviyorum ya da yüz hatları biraz çarpık falan. 
Yüzlerce ayracım var ama o kadar dağınık insanım ki hiçbir zaman el altında ayracım olmaz. Hep kalkıp almak durumda kaldığımdan da üşenirim. Bu yüzden cep telefonumu ayraç olarak kullandığım doğrudur.
Konuyu yeni keşfettim mesajları okudukça insanların hayatlarının en özel kısımlarını deşiyormuşum gibi hissettim. Güzel bir duygu.
Okuduğumdan çok daha fazla kitap satın alıyorum.
Satın aldığım kitabın pdf’sini bulduğum için üzgün hissediyorum.
Aklıma behzat ç dizisindeki Hayalet ve Akbaba’nın yaşadığı sahne geldi 
Etrafımdan önerenleri çok oldu… Okuma zevkimi bilenlerce mutlaka beğenirsin diyenleri de çok oldu… Ama itiraf ediyorum ki hiç İhsan Oktay Anar okumadım 
Bir kitaba ya da filme dair, okumasam izlemesem bile, afili cümleler kurup insanları hayran bırakabiliyorum. Ama içimde o kitabı veya filmi layıkıyla özümsemediğimi, kurduğum cümlelerin değersiz olduğunu biliyorum. Karşıma o eseri gerçekten iyi bilen biri çıksa yerin dibine geçerim, eminim.
İtirafımın ileri okuması ![]()
Yeni bir öykü üzerine çalıştığımızı itiraf ediyorum.
Sen ne dersin olur mu bu iş? @hanci kısmet
Çok fazla küfür ediyorum.
Nasıl kurtulacağımı bilmiyorum.
Sanıyorum pskologa filan gitmem gerekecek.
Son iki yılda inanılmaz ölçüde küfür etmem arttı. En çok siyasi konular konuşulurken oluyor. Çevremdeki isanların büyük oranı kitap okumayan, birilerinin torpiliyle bir yere gelmiş, eğitimsiz kişiler ve bu kişilerle bir şeyi tartışmak beni küfür etmeye itiyor. Tartışmamayı, konuşmamayı da denedim ama her gün her yerde karşıma çıkıyorlar.
Evde haber dinlemiyorum. Yine de malum kişi bir yerden sesiyle karşıma çıkıyor. Dayanamıyorum.
Yahut biriyle tarih filan konuşuyor olsam, başka biri gelip Mısırlıoğlu hocamız filan dese “bırak şu Şefsiz Ospuçunu” diye başlıyorum. Belli tipler beynimde direk kodlanmış mesela Röleli, İnali, Kaltun, Sahçeli yada Foylu gibi… Görünce, duyunca, okuyunca, basıyorum küfürü… Çoğu da eşimin yanında denk geliyor… Hatta sanırım onu da bozmaya başladık. Hastalık gibi, bulaşıcı…
Dahası bazen ortamda yaşça büyükler, çocuklar veya hanımlar olabiliyor. Sonra çok pişman oluyorum. Küfür etmeden, yahut başka bir ifadeyle aktararak veya kendimi tutarak engellemeyi çok denedim. Ama olmuyor. Aksine dolu dolu küfredip sövünce acayip rahatlamış hissediyorum. Sonra gene pişman oluyorum tabi…
İtiraf ediyorum birkaç yıl öncesine kadar popüler olan her şeye karşıt görüşüm vardı. Sırf bir şey aniden veya bir şekilde çok popüler oldu herkesin dilinde diye izlemediğim, okumadığım, konusu açıldığı anda ortamdan uzaklaştığım anlar çok oldu. Bunu kendimde düzeltebildiğim için mutluyum.
Aynı ben.
Ülkeden umudu kesme eşiğine geldim. Seçimlerde bir şey çıkmazsa sonuçlar açıklanır açıklanmaz malum şahsın partisine üye olmaya gideceğim. Sonuçta evrimin birinci kuralı: Düzene ayak uyduranlar yaşar.
Türk Edebiyatı hakkında bilgim zayıftır. En iyisi diyemem ama en sevdiğim Türkçe eser Puslu Kıtalar Atlası’dır.
Brandon Sen ne dersın? Diyip duruyorum iki gündür. Başlık ve etiketler psikolojimi bozdu.
Kaos seven biriyim. Güvenli mesafeden tartışma izlemeye bayılıyorum. Utanç duymam gerekir ama kişilik tipim de tartışmacı olduğundan sanırım, hiç utanmadan izliyorum. 
Ortaya kaosluk bir mevzu atıp ortadan çekilince daha da güzel oluyor.
Dikkatli olmam gerekir o zaman. Çünkü işin ucunda ben varsam o tartışma sonunda bir tarafın kırılıp dökülmeden kalması çok zor maalesef. Dilimin kemiğinin olmadığını söylerler. Büyüdükçe sadece izleyici olarak kalma konusunda tutuyorum kendimi. 
Genellikle Türk milleti olarak kaos ilgi alanımız. Bayılırız izlemeye. Televizyonda bütün programlarda bu yüzden kaos hakim oluyor diye düşünüyorum.
Ben de izleyip izleyip kuruluyorum bazen. Sonra aman Ali Rıza Bey ağzımızın tadı kaçmasın deyip kenara çekiliyorum tekrar. 
Maaş günü gibi bir şey xd