Çabuk sinirleniyorum. Bunu aşmaya çalışıyorum
Bireyle oturup karışık çerez yerken şam fıstıklarına içim gidiyor ama dengeli yemeye çalışıyorum.
Geçen cuma akşamından, cumartesi sabahına kadar kütüphanedeydim. Çoğunluk sevgilisiyle gelmiş, sevgilisi olmayanlar da çiftler halinde arkadaşlarıyla. Bir çift, çocuk kızın kucağına uzanmış, kız saçlarını okşuyor, 2 saat kaldılar öylece.
Tek başıma olmak, hep üzmüştür beni. Zaten üniversite için geldiğimden beri (2 ay olmadı) sınıfta da, okulda da, istanbulda da kimseyi tanımıyorum. Ama kütüphanede! Kütüphanede bile insanların birlikte olduğunu görmek, artık tak etti canıma. Ya kişioğulları, nedir bu? Bıktım artık hep tek olmaktan. Sosyal medyada bile kimseyle konuşmuyorum, lanetlendim mi? Bıktım artık. Bu gidişle şaka gibi ama 2-3 ay sonra, 0 arkadaş, 0 sevgili ile, 20 yaşıma gireceğim. 20 yılda, 0, 0!
Yol mu bu yürüdüğüm, hayat mı bu yaşadığım? Ne biçim bir lanet bu? Ben neden kimseyle gezemiyorum? Tartışabileceğim insanlar neden yok? Konsere gidebileceğim, kahve içebileceğim insanlara neden sahip değilim?
Al mesela, 10 kasımda, üstelik sınav haftam başlamışken, Anıtkabir’e gideceğim. Neden tek başıma gidiyorum? Neden yanımda sevgilim ile birlikte atamı anmaya gidemiyorum? Bunaldım ben, bunaldım, bunadım bu yaşta.
İstanbul benim için bir şehir değil, içinde tanıdığım kimsenin olmadığı, aşırı kalabalık bir hapishane.
Daha önce psikolojik veya klinik destek almayı denediniz mi? Tercih olarak değil de mecburiyetten yalnız kalmanız sizin hatanız olmayabilir, vücutta fazla salgılanan veya salgılanamayan maddeler veya çocukluk tramvaları buna neden oluyor olabilir, eğer maddi durumunuz buna uygunsa destek almanızı öneririm
Bu durumu ben de üniversite için İzmir’e geldiğimden beri yaşıyorum. Çok zor arkadaş edinirim ve en yakın arkadaşımla çok farklı şehirlerdeyiz. Bu bir ayda öğrendiğim en önemli şey yüzsüz olmak gerektiği. Bunu söylüyorum tabii ama ben de kaygısız olabilmek için kendimle savaşıyorum. Kolay değil, evet. Ama hiç kimse sırf hayrına şurada yalnız birisi var gidip arkadaş olayım demeyecek. Özellikle de ilk arkadaş ortamları oluştuktan sonra.
Ben zar zor kafamın uyuştuğu, arkadaş olabileceğimiz birini bulmuştum mesela ama o da bazı şeylerde çok hızlı gittiği için aramız bir garip oldu, en başa döndüm.
Uğraşmanız gerekiyor kısacası ve biliyorum zor. Ama yalnız kalmak istemiyorsak da ilk adımları atmak zorundayız.
Daha önce gittim, bir ara müsait olunca, özele de gideceğim. Şahsen bir işe yarayacağını düşünmüyorum. Haplanmak bir işe yaramıyor. Karakteri değişmiyor insanın. Böyle çekeceğim belli ki.
Çok zor arkadaş edinmek değil sorunum, hiç olmaması. Birileriyle konuşmakta sıkıntı çekmiyorum, ilgimi çekecek birini bulamıyorum. İlgimi çekmeyen insanlarla konuştuğumda da kendim olamıyorum. Sorunum utangaçlık değil, sorunum tipim de değil (bu tartışılır tabi) neyse. Sorunum ne gerçekten bilemiyorum. Anıtkabirden dönüşte de böyle olursa, okulu boşver edip, full gezmeye vuracağım kendimi. Can sıkıntısından patlıyorum. Konuşacak birilerini aramaktan, sıkıldım. Geçmiyor günler.
Hala deli gibi Power Rangers hayranıyım, belki Nickoledion’da yayımlandığı tarihte izlediğim Samurai ve Megaforce sezonları şuan iğrenç ötesi gelebilir ama 2000’lerden 2009’a kadar Mystic Force’ta hala gitgelli ilişkim ile Operation Overdrive’a içimdeki nefretim hariç aşırı bağımla insanı çıldırtırım.Ve komik olan şey 90’lar ilkokul çocuğu falan da değilim ilk sezonuyla büyümüş.Ben doğduğumda 10.sezondaydı seri yani.
@Eren_Diakotra @mephisto Arkadaş edinmek göründüğü kadar zor bir olay değil. Şöyle ispat edeyim; oyun parkında, bahçede okul ya da ilkokul çocukları oynamak için gözlerine birini kestirir ve yanlarına gider, gülümsedikten sonra isimlerini paylaşırlar, taraflardan ilk giden “arkadaş olalım mı?” diye sorar ve çoğunlukla bu döngü yaklaşık 20-30 saniye içinde, her iki çocuğun da mutluca etrafta birlikte koşturması ya da beraber oynaması ile biter.
Yetişkin insanlar da aslında içlerinde birer çocuktur, eğer güler yüzle yaklaşıp, selam verirseniz çoğunlukla (çok nadir durumlarda) kimse sizi terslemez ve olumlu olarak karşılık verir. Bilim-kurgu roman ya da filminde uzaylıların biz dünyalılara ilk mesajı selamlama ve barış mesaj olmaktadır. Neden? Çünkü dünyalılar olarak sıcak bir selamlamayı nadiren geri çeviririz (dünyanız bizim olacak dünyalılar
).
Bu durumda insanlarla bir araya gelememenin birkaç nedeni olabilir:
-
Reddedilmekten korkuyorsunuzdur: (… ki mutemelen iş, aşk ve sosyal hayatta daha çok reddedileceksiniz, bazen reddedilmek yanlıştan dönmek demektir). Oyun parkındaki çocuk reddilmekten korkmaz, çünkü yan tarafta oynamak için can atan başka bir çocuk daha vardır ya da ertesi gün olacaktır.
-
Belki yanlış sinyal ve enerji yayıyorsunuzdur: Belki içinizden çok tanışmak gelse bile mimikleriniz ve davranışlarınız başka türlü yorumlanıyordur. Belki reddeden taraf sizsinizdir ya da size yaklaşamıyorlardır. Bu konuda sıcak bir gülümseme işi çözebilir.
-
Hata yapmaktan korkuyorsunuzdur: Kimse mükemmel değildir, siz de değilsiniz , karşınızdaki de değil… kısaca kimse mükemmel olmak zorunda değildir. İnsanlar gençken değişebilir ve kendilerini değiştirebilirler. Bazı insanların siz tanıdıkça daha da derin olduğunu fark edersiniz ya da sizi tanıdıklarında daha derin olduğunuz far edilir. Bunun için insanlara şans vermek gerekir.
Son olarak; parkta tek başına oynayan çocuk olmaktan sıkıldıysanız, gözünüze birini kestirin ve gülümseyerek yanına gidip kendinizi tanıtıp, birlikte oyun oynamak isteyip istemediğini sorun 
Aynısını Ben 10 ve özellikle Kaptan Tsubasa ile ilgili yaşıyorum. Uzun soluklu serilerle çocuklukta bağ kurup düzenli takip edince seri bir türlü bitmediği için büyüseniz de o bağ kopmuyor. Zaten verdiğim iki örnekte de hikaye ilerledikçe karakterler büyümeye devam etti. Benjamin Tennyson finalde 17 yaşındaydı. Tsubasa Ozora ise şu an 22 yaşında ve hala manganın yeni sayıları çıkamaya devam ediyor.
İletiniz düzenlenmiştir. Mesajlarınızı imla kurallarına uygun olarak yazınız lütfen.
Arkadaş kusura bakmasın ama 2 üstteki mesaja çok güldüm. Hiçbir şey bilmiyorum diyip yanlış yazması komik olmuş.
Sevmek ve sevilmek istiyorum. İkisini de bulamadığım zaman içimde biriken bu tüm sevgiyi sokak hayvanlarına harcıyorum. Sonra onları kendi mutluluğum için kullandığımdan dolayı suçluluk hissediyorum. 
Şimdi ne dinliyorsunuz başlığını her gördüğümde “kafamı” yazmak istiyorum ama hem 20 karaktere takılıyorum hem de o kadar komik değil xd
Ben foruma ilk üye olduğumda Meme başlığını çok garipsemiştim, edebiyat formunda bu başlık ne böyle diye. Neyse ki konuya girince düşündüğüm gibi çıkmamıştı 
@Howl yanlışlıkla sana yazmışım 
Yanlışlıkla bana yazan ilk kişi değilsin xd
Neyse son da olmam 
@SJack’in kullanıcı adının Samurai Jack’ten geldiğini yeni fark ettim. Hadi izlememiş olsam neyse ama izleyip çok sevdiğim halde hiç düşünmemem ilginç.
Ben onu hep Sir Jack diye okuyorum. Samuray Jack benim de aklımdan hiç geçmedi.
@Kehribar foruma ilk üye olduğumda profil fotoğrafımda Samurai Jack vardı ama sonra değiştirdim.
Diziyi izlemeyenler pek bilmez ama izleyip de başka yere çekenler Aku’nun dostudur. 