İçten içe kaosa katılmak için can atıyorsunuz, onu da itiraf edin. 
Ben de bazen: “Allah’ım iyi ki benlik bir durum yok,” derken buluyorum kendimi.
O benim işte
yazıp yazıp gönder tuşuna basmıyorum bazen. 
Ay almayayım, yemeğin üstüne ağırlık yapıyor diyeceğim.
Kesinlikle ben de böyleyim ama sadece sanal dünyada. Yolda, sokakta bir tartışma görsem uzaklaşırım, bindiğim otobüste falan kavga çıksa nerede olursa olsun hemen inerim ama sanal kaosları takip etmeyi çok seviyorum. ![]()
Güvenli mesafe her yerde en önemli ilkem.
Fiziksel olarak kavgalara her zaman karşıyım. Tarafların denk olduğu (yaş, makam vb.) sözlü atışmaları kast ediyorum. Aman yanlışlık olmasın.
Trollük yapmayı çok seviyorum. Arada bir twitter’da sahte hesap açıp cahilce bir üslupla insanlarla tartışıyorum.
Bazen sokak röportajlarındaki amcaların da benim gibi düşündüklerini hissediyorum. Karşınızdaki kendini paralayıp mantıklı bir şey anlatmaya çalışırken sizin “telefonunu çıkar” diyince karşınızdakinin yüzünün aldığı ifade paha biçilemez.
Sonuçta ben mutlu oluyorum, karşımdaki sinir oluyor. O sırada rolüne büründüğüm görüş ise daha fazla itibarsızlaşıyor.
Sevdiğim zannettiğim kızı bu gün kardeşim gibi gördüğümü fark ettim. Eskiden hoşuma gidiyordu kız, bugün kafede oturduk bişeyler içtik, bayağı sohbet ettik. Sohbetin ardından ablam gibi geldi kız. Bacım gibi hissettim. Şimdi kendime kızıp duruyorum bu kıza nasıl yan gözle bakmışım diye. Garip vallahi.
Ciltli kitap seviyorum ama şömizden nefret ediyorum.
Hiçbir yerde özgür olduğumuza inanmıyorum. Özgürlük diye bir şey yok bence. Biri uydurmuş.
Evet burda da denetim altındasınız. Gözümüz üzerinizde. BIG BROTHER WATCH YOU!
Bitmek tükenmek bilmeyen bir boş yapabilme kapasitem var. Bazen iyi oluyor, gülüyoruz en azından, bazen insanların zamanla uzaklaştığını hissediyorum. Hoş, pek de insan sevdiğim söylenemez.
not : bu bir öz eleştiridir. Yıllar sonra hala boş yapmaya devam edersem geri dönüp “revo kaç yıl geçmiş hala adam olmamışsın” diyeceğim kendime.
Doğum günümü forumda 2-3 kişi kutlardı normalde, özelden sadece tesadüfen bir, tesadüf olmayan da bir kişi kutladı. O gün üzüldüm açıkçası.
Öyleyse doğum günün tekrar kutlu olsun. Hazır lafı açılmışken, doğum günlerimi kutlamak isteyenlerin ortamından kaçarak uzaklaştığım doğrudur. Benim gibi bir insanın bir gün değil her gün özel hissettirilmesi gerekir 
Hakan Günday okumadım.
İhsan Oktay Anar okumadım.
Ahmet Hamdi Tanpınar okumadım.
Ama uzun zamandır okumayı düşünüyorum. Listemdeler bayadır. Bir gün eyleme geçirmek umuduyla… Tabii kitap fiyatları düşerse daha çabuk gerçekleşebilir bu eylem 
Not: Puslu Kıtalar Atlası elimde var ama nedense elim gitmedi
diğer kitaplarla bakışıyoruz ama o pek pas vermiyor.
İtiraf ediyorum “neredeyse” hiç Marvel filmi izlemedim ama bütün filmleri de iyi-kötü biliyorum. İlk Örümcek Adam filmini izlemiştim. Sonra beğenmemiştim. Bana hitap etmiyor en azından.
Sonra Dr. Strange izlemiştim ve onu biraz sevmiştim. Ben ne kadar uzaksam kardeşim o kadar yakın ve filmler vizyona girer girmez koşarak izler ve sonra da beni arar. “Abla, şimdi sinemadan çıktım. (Saat 00.00’a yakındır.) Harika bir filmdi. Sen şimdi izlemezsin o yüzden anlatıyorum.” der ve bütün filmleri sahne sahne anlatır. Üstelik benim balık hafızam ve evrendeki karakter bağlarını da bilmediğimden sürekli koca evren özeti de yapar. Filmleri sevmiyorum, kırmamak için “Wonder Woman” izlemiştim bir de ama bir noktada uyumuşum. Film bitince yine kardeşim uyandırınca devamını anlattı sabah beş sularına kadar. Evet, bu “kahraman” temalı şeyleri sevmiyorum fakat kardeşimin bana her şeyi anlatması çok hoşuma gidiyor. DC fazla sevmiyor ama onu da takip ediyor. Bilemiyorum uzun yıllardır bu evrenleri kardeşimin anlatısıyla takip ediyorum ve bunu çok seviyorum. 
Beni bu kahramanlar sinemaya küstürdü. Bende oldum olası super kahramanları hiç sevemem. Çünkü adı üstünde süperler ve çok büyük olasılıkla hep kazanacaklar. Bir çoğu aşırı beyaz karakterler. Bu iyi, beyaz karakterlerin yenilmesinide istemeyiz. Ee doğal olarak pek bir heyecanı, merakı kalmıyor.
Kardeşinizin heyecanını çok iyi anlıyorum. Liseye giderken arkadaşlarla Marvel filmleri bizim için çok farklıydı. Okula gitmez, direkt ilk seansa giderdik.(İnfinity War ve Endgame’i izlediğimiz zamanı hâlâ unutamıyorum.) Film sonrasında yemek yer bayağı tartışırdık. Mükemmel haz alırdık. Tartışma bittiğinde ben de abimi arardım anlatırdım. Birazcık ilgisi olduğu için kısa zaman sonra izlerdi. Sonra onunla da tartışırdım.
Sonradan Marvel heyecanım söndü. En son Örümcek Adam heyecanlandırdı. Dr Strange falan meraklandırdı. Ama o eski tat yok. Yaşlandım. Öldüm. Bittim.( Türkiye’de yaşamak stresli değil: Kaan 19 yaşında)
Anlıyorum. Kardeşim senden oldukça büyük fakat benden kat be kat küçük.
Kardeş deyince biraz ufak duruyor ama benim için sonuçta küçük kardeş. Ben çok heyecansız, tepkisiz, neredeyse duygusuz bir kadınım. Ailede bu tarz karakteristik özellikler kardeşime miras kaldı sanırım ondan hep heyecanlı.
Her seferinde “Yok ya abla bozdular. Eski tat yok.” diyor ama her seferinde de heyecan yapıyor.
@Buyifix bir yerde ölüyorlar öyle deme.
Kardeşimi en delirttiğim yorumları o filmde yapmıştım. “Ölümsüzler öldü mü şimdi?” diyerek saç baş yoldurtmadım değil.
Sanırım çoğunluğun düşüncesi bu.
Ben de hep söylüyorum ama en son kendimi sinemada buluyorum.