İyi dedin, dur whatsapp’dan yazayım.
Yakında tekrardan zam gelebilir. Asgari ücrete yıl içinde 2 kere zam yapılacağı açıklandı. Maaş artar da ürünlerin fiyatı artmaz mı? Hafiften korkuyu saldım diye düşünüyorum. Ya da düğün hediyesi olarak bilezik niyetine set gönderirler evinize bilemedim.
Normalde ben de önce kitapları okurum ama Vakıf’ta işler ters gitti.
Sene sonuna daha çok var sen şimdiden KKG siparişini ver. ![]()
O korku uzun zamandır benimle beraber zaten
Bu arada ciltli almamız imkânsız. Artık ciltli kitap almak lüks oldu. O kadar çok kitap var ki bazılarını diğerlerine tercih etmek zorunda kalıyor insan. Ben listeme ekledim bu da bir şeydir ![]()
Seriyi beğenirseniz belki evlendikten sonra evladiyelik olsun ve kitaplığımdaki şahane serinin ciltlisi olsun iterseniz sonra ciltlisini alırsınız. Ben mecbur olmadığım sürece karton kapak almıyorum. Sevdiğim kitapları dön baştan tekrardan okumayı sevdiğim için yıpranmalarını görmek istemiyorum. Ciltli kitaplar çok zor deforme oluyor ve okuması karton kapağa göre çok daha rahat olduğu için her zaman tercihim ciltliden yana.
Listeye eklediysen gerisi gelir zaten. Şimdiden hayırlı olsun. ![]()
Bende 3-4 ü pek sevmem, 5-6 yı daha çok severim. Ama zevk skalam genele göre ters işleyebilir
.
Ciltliler daha dayanıklı oluyor tabii, pahalı olması da bu yüzden. Zamlardan önce ciltli takıntım vardı illa ciltlisini almak isterdim, artık bu fiyatlar yüzünden karton kapalısını almak bile mutlu ediyor. Teşekkür ederim cesaret verdiniz doğrusu ![]()
Dune serisinde beni en çok üzen şey Jessica gibi bi’ karakter okuyamamak. Son iki kitabı da diğer kitaplara göre kötü yapan en büyük etken Saygın Analar bence. Gaius Helen ve Jessica’nın diyaloglarını okurken hissettiğim şeyleri Saygın Analar’da hiç hissetmemiştim.
9 günlük tatilde kendime vakit ayıracağım, kitap okuyacağım dedim. Çevremdeki insanlarla ilgilenip onları hoş tutmaktan yine kendime vakit ayıramadım. Kaldı son 3…
9 günlük tatilde bol bol kitap okuyacağım dedim.
Kendimi Days Gone, Mafia ve Deathloop bitirirken buldum.
Yapacak çok şey var ama zaman çok az.
Sırtıma kadar gelen saçlarımı yakıştığını düşündüğüm için asla kestirmem diyordum, geçen gün bir anlık kararla kestirdim ve kısa saçın daha çok yakıştığını fark ettim ![]()
Bazen aklıma durduk yere fake hesap açıp hiç var olmayan oyun ve filmlerin adını hatırlamıyormuş gibi yapma fikri geliyor.
Resim çalışmaya devam etmem gerekiyor. Geçenlerde işten eve geldiğimde bir denedim ama kursu donduralı 5 ay olduğu için hiçbir şey çizemiyorum. Çizemediğim için şuanki lanet işte çalışmak zorundayım. Bu yüzden maaşım da düşük ve hayat standartlarım yerlerde sürünüyor. Yaşlanıyorum ve zaman tükeniyor.
Şu anki lanet işte çalışmak zorunda olan, maaşı düşük, hayat standartları da düşük bireylerden biri de benim… Bir plan yaptım, işe yarar mı zaman gösterecek… Fakat ilk adımında mükemmel bir İngilizce istiyor. Bende ise düzenli çalışmak için yeterli irade ve sabır yok galiba. Sürekli erteliyorum.
Ama madem şimdi aklıma geldi. İngilizce çalışmaya gidiyorum şimdi.
Yapabileceğinizi düşünüyorsanız ertelemeyin hocam. Ben birkaç farklı amacımı aynı anda gerçekleştirmeye zorlandığım için ara verdim. (Hayatta kalmak, sigarayı bırakmak, kilo vermek)
Sigarayı neyse ki uzun yıllar çabalayıp şuan bırakmayı başardım. Kilo verme işini de bisikleti bir yaşam tarzı olarak benimsemeye çalışmakla hallediyorum gibi. Hayatta kalmayı da ucundan kurtarıyoruz
Tüm bu saydıklarım beni çok yoruyor ve öğrenme sürecimi aksatıyor. En temizinden işten eve 7de gelmiş oluyorum. Yemek ye ve eşinle iki sohbet et saat 9. Çık dışarı bisikletle biraz turla saat 11. Eve gel, duş al ve biraz kitap oku saat zaten 12 veya 1 oluyor. Ertesi gün yine aynı mengeneye devam.
Geçen hafta bir şeyler yazdım. Sonraki birkaç gün kaydıyla uğraştım. Kaydı düzenledikten sonra sözlerin yazdığı bir video ve bir de kapak fotoğrafı hazırladım…
Çalışmanın adı: Senden Vazgeçmedim. Adından da anlaşılacağı üzere geçmişe gönderilmiş bir çalışmaydı. Paylaşıma hazırdı ama hemen paylaşmak istemedim, aradan birkaç gün geçti…
Dün sabah “En iyisi bu akşam 8’de paylaşayım” dedim. Tesadüfen o gün bir kadınla tanıştım (Aslında bir önceki gün ayak üstü tanışmıştık ama asıl sohbetimiz dün oldu) Oturduk karşılıklı. Konu konuyu açınca saatlerce konuştuk. Genelde güldük, ara sıra derin konulara girdik.
“Konuşkan ve sıcakkanlısın” dedi. Garipti, aslında pek konuşkan bir insan değilimdir. Bir süre sonra kibarca müsade istedi. Kadın gittikten sonra paylaşacağım çalışma aklıma geldi. Saat çoktan 8’i geçmişti ve ben uzun zamanın ardından bir şeylerden sıyrıldığımı hissediyordum.
Kaydettiğim çalışma durmasına duruyor ama içine yüklediğim anlamlar kaybolmuş gibi…
Suç ve cezayı hiç okumadım ama biri sorunca okumuş gibi davranıyorum.
Normalde aşk temalı bazı yazıları okumayı seviyorum ama sorsalar “Bu ne ya vıcık vıcık saçma sapan ilişkileri mi okuyacağım… Cık cık” diyorum.
Oysa hayatımda kimse bilmiyor ki gizliden gizliye kendi kendime birçok söz yazıyorum hatta ağırlıklı aşk konulu olan fantastik kitap bile yazmaya çalışıyorum. Çalışıyorum çünkü bazen birkaç saat ara vermeden yazarken bazen de iki saat oturup kalem (klavye aslında
) oynatamıyorum. ![]()
Sanırım üzerimde hâlâ yılların getirmiş olduğu kırıcı bir duygu var. Bugün bir şeylere kızınca bana iyi bir gaf olarak geri döndü. Savunma mekanizması galiba… düşününce ben mi yaptım diye çok utandım. Hayır tam itiraf etmeyeceğim ama elden ne gelir ki. Bazen hâlâ minik bir kız gibi alınganım galiba. Of of…
Ana baba parası ile bir şeyler yapıp övünenlerin kafasında 64 parçalık yemek takımı kırmak istiyorum.
Yıllar geçtikçe, hayatın birilerin egosunu tatmin etmek için vakit ayıracak kadar uzun olmadığını fark ediyorsun.
Patron olur, arkadaş olur, akraba olur, olur da olur??? Bu tarz insanları salın arkadaşlar; denize bırakılan balıklar gibi salın… Salın ki hayatın tadını çıkarın.
Lakin biliyorum çok yapışkanlar.