Yıllar önce ben çocukken Ankara’da fena bir kuraklık olmuştu. Yazın ortasında 2 gün sular kesilip sadece 1 gün akıyordu. Deniz olmadığı için memleket Dune’a, biz de fremenlere dönmüştük. Ocak ayı oldu İstanbul’da doğru dürüst yağmur yağmadı. Önce karı kaybettik sonra yağmuru. O kötü günler gelmez diye umuyordum ama Ocak oldu tık yok.
İyi su satmıştık o yaz biz. Ama kuraklık kaynaklı değildi, daha çok baraj, belediye ile ilgili bir meseleydi. Biz normalde 250-300 damacana satarken, o yaz günlük 2500-3000 sipariş geliyordu, bizim ise 1400-1500 damacana dağıtma kapasitemiz vardı. Çok zor bir yazdı.
Ortalama 10 senede bir böyle kurak dönemler yaşanıyor yani yeni bir durum değil bu. Baraj seviyesinin yüzde 20’lerden 80’lere çıkması için 1-2 hafta yağış olması yeterli. Kuraklık, kıtlık gibi felaketler, gelecek nesillerin bir numaralı sorunları olacak (uzaylı istilasını saymazsak tabi ki).
Kendim bir kitap gönderip karşılığında nasıl 30 kitap alıyorum ki. Büyük ihtimal o 30 kitap sizin olaya dahil ettiğiniz insanlar tarafından size gönderiliyor. Yani siz de böyle paylaşım yapıyorsunuz ve başka biri de katılmak istiyorsa kitabı size gönderiyor, kendisine kitap gönderilmesi için o da bu paylaşımları yapıyor. Bence kandırmaca gibi bir şey, uğraşmazdım hiç.
Şaka bir yana ilginçmiş. Tabii dünyanın herhangi bir yerinden geleceği için büyük ihtimal (o dili bilmiyorsanız) okuyamayacaksınız. Ama evde otuz değişik dilde kitap bulunması da hoş olurdu. Çince kitabın yanında Fince, Almancanın yanında Korece vb.
@Ozgur şimdi baktım çevirmen Ümit Altuğ. 2014’te okumuşum kitabı, çeviri ile ilgili aklıma gelen bir şey yok o_O o zamanlar etiket fiyati 18 lira şimdi 40 Liraya bile var. Vay canına enflasyon xd
Size de bazen sonsuz bir döngünün içindeyiz gibi geliyor mu?
Haftada bir kötü çeviri savaşları, on günde bir ‘o yayınevi bu kitabı basarım dedi, basmadı’ serzenişleri, en az ayda bir yeni bir üyenin hunharca forum/yönetim eleştirisi… Bazen konuşulup yazılacak herşey bir kazana konmuş da kepçeden o gün ne çıkarsa o konuşuluyor gibi hissediyorum.
@SJack hayatım ne zaman rutinleşse radikal kararlarla köklü değişiklikler yapıyorum. Bir defasında, gün içinde sadece 25 dakika çalışıp geri kalan zamanı kitap okuyarak geçirebildiğim işten ayrılmıştım sırf bu yüzden ve beş dakika mola veremediğim bir işe girmiştim. Şartların daha kötü olması bile mühim değil yeter ki değişiklik olsun.
@Artorias ‘yönetim işini yapmiyiiir’ serzenişi bu haftalık yapıldı ama çeşni katmak şart hakikaten.