Ben sigarayı bıraktım, dotayı bırakamadım hocam. Sıkıntı.
Hayır zaten vaktim yok ciddi oynayamıyorum, MMR külçe gibi düştü, oyunlarımda (ben dahil) iq ortalaması çok düşük, oyun zevki sıfıra yakın ama işte.
Ben sigarayı bıraktım, dotayı bırakamadım hocam. Sıkıntı.
Hayır zaten vaktim yok ciddi oynayamıyorum, MMR külçe gibi düştü, oyunlarımda (ben dahil) iq ortalaması çok düşük, oyun zevki sıfıra yakın ama işte.
Forumda henüz gündem olmadı sanırım. Maviçatı yayınevi kaliteli baskıları olmadığı için pek tercih edilmez zaten ancak bir de hırsızlık durumu varmış. Akademisyenlerin makalelerini farklı isimler altında kitap olarak basmışlar.
https://twitter.com/okaypeksen/status/1361945381312028682?s=20
https://twitter.com/okaypeksen/status/1361945392661807106?s=20
https://twitter.com/okaypeksen/status/1361945404657565697?s=20
https://twitter.com/okaypeksen/status/1361945416565161984?s=20
https://twitter.com/okaypeksen/status/1361945428770639873?s=20
https://twitter.com/okaypeksen/status/1361945476807987203?s=20
@Ufuk hayatının ilk yıllarını roman yapmışlar. 
Mavi Çatı olduğunu görünce şaşırdık mı? Hayır.


Sonradan ekleme:
@Alladierre paylaştığını görmemiştim. O nedenle tweet’in olduğu içeriği sildim.
Öyle saçma bir düzen varki, makaleleri çalınan kişiler dava açsalar dahi bu kitapları toplatabilirler mi? Yasaklatabilirler mi? Sanmıyorum, olsa bile dava açma - 3 ay sonrasına mahkeme tarihi verilmesi - konunun bilirkişiye aktarılması - bilirkişinin karar vermesi - intihalin kanıtlanması vs derken 6 ay belki 1 yıldan fazla zaman geçer. Hele tazminat konusunda dava sonuçlanacak, karşı taraf üst mahkemeye götürecek, temyiz istenecek vs. kim bilir ne kadar süre geçmesi gerekecek. Dava kazanılsa dahi tahsil etmesi ayrı bir süreç, dava bir de kişiye değil şirkete açılırsa Mavi Çatı iflas ettirilir Sarı Çatı devam eder. Bu tür takım elbiseli organize dolandırıcılık yapanlar işi çok güzel kılıfına uyduruyorlar.
Yakın zamanda binlerce kişiyi dolandıran İstanbul Bilişim’in devleti de milyonlarca lira dolandırdığı (vergi kaçırma) ortaya çıkmış. Şirketin iflasına karar verilip mağdurlar paralarını alamamıştı.
Üstüne üstlük ilgili yayınevi başka bir marka kurarak aynı kitabı küçük değişikliklerle tekrar basabilir.
Sanmıyorum ama umarım hukuki mücadeleyi kazanırlar, uzun yargılama süresi sebebiyle de ilerleyen sürede dava açtıklarına dahi pişman olacak hale gelmezler.
Rıhtım ne kadar bahtsız olduğumu yüzüme vurmak için sürekli çekiliş yapıyor sanırım :((
Pek ilgimi çekmedi o yüzden katılmadım ben. Zaten genelde katılırsam çıkmayacağını bilerek katılırım. ‘‘Çıkarsa benimdir, çıkmazsa zaten hiç benim olmamıştır’’ Öyle olmasına rağmen toplamda 4 çekiliş kazandım forum dışı başka çekilişler dahil. Takma, katıl sonra unut. Ben öyle yapıyorum 
Bu kez benim de ilgimi çekmedi çekiliş. O yüzden katılmadım.
Hayatımda hiç çekiliş kazanamadım. 4 tane kazanmayı nasıl becerdiniz ya? 
Ben de şaşırıyorum gerçekten bu şansla bana nasıl çıkıyor diye 
Pessoa olsa “keşke hayatım bir çekiliş olsa da kazanamasaydım.” derdi ama çok şükür ben Howlüm xd
Sana çıkmayan çekiliş güçlendirir 
@Howl illaki bir yerden sonra çıkar. Dediğim gibi öylesine katıl sonra unut katıldığını 


Aklıma o kitap geldi, dur bakayım bulabilecek miyim?
Tam doğru diyecektim ki fark ettim. Hata var. Tengwar kullanmışsın ama p harfi tutmuyor. Büyük ihtimal internette bir alfabe aldın onda hata var. Sakın moralin bozulmasın bir harf hatalı gibi ondan da eminim diyemem ben yıllardır bunu kullanmıyorum.
Bir de doğru yazabilmen için kelimeyi İngilizce yapıp sonra Elfceye geçirmen gerek. KAYIP değil LOST u çevireceksin gibi 

Çok iyi niyetli bir çalışma. Az kaldı başarmana devam et, bırakma.
Bak bu benim imzamdı. Erce yazıyor. Bunlar cüce rünleri. Ben cüce fanıydım. Bunu hatırlıyorum kendi harflerimi kullanarak oluşturmuştum. Tolkien’in imzası gibi. Ortada da Sauron’un gözü beliriyordu. 
Cevap için teşekkürler:)


Vay be Dota dizisi güzel olabilir cidden. Phantom Assassin yengeniz olur 
Ben de epey oynamışımdır da siz benden baya fazla takılmışsınız. Bir de son açtığımın üstünden 1 yıl kadar geçmiş olması var. Kim bilir ne değişiklikler olmuştur yine.
- Mutena’nın, “taşra kurnazlığı” pahalıya mal oluyor, aynı kökten Metelik’e ise şefkat duyuyor Sadık. Metelik’i ayrıcalıklı kılan ne?
Meraklı Adamın On Günü’nün üç ayrı olayın çözülmesini anlatırken, romanın aynı zamanda karakter yaratma ve kurgu üzerine ders niteliğinde notlar taşıdığını bir kez daha belirtmek isterim.
Belki şunu da eklemeliyim: Seriye ilham veren İyi Adam Sadık, sanırım beş yıl önce, düzenlediğim seminerindeki katılımcılara verdiğim, “İyi olmak adaleti sağlar mı, önermesini vurgulayacak bir kurgu yazın,” ödevinden doğup gelişti.
Seminerlerde, çok önem verdiğim, olay anlatma, önermeyi vurgulama, merak/ilgi çizgisi oluşturma, düğüm noktaları gibi konuların üzerinde duruyoruz.
Bu açıdan bakıldığında Metelik, derinlikli bir karakterin sahip olması gereken her şeye sahip: Acılı bir çocukluk, sakatlık, yalnızlık…
Yani kurgu derslerinde tekrarladığımız, “her karakterin dramatik bir sorunu olmalı ve karakter sürekli acı çekmelidir” önermesine uygun bir kahraman Metelik. Acısı, zayıflığı, beklentisi ile iç burkan bir karakter. Aslında ayrı bir roman konusu da olabilirdi.
Sadık Demir ile karşılaşsaydınız onunla ne konuşmak isterdiniz?
Herhalde edebiyat ve kurgu üzerine konuşurduk. Onu ilk romanda enayi yerine koyduğum, ikincisinde ağrı kesici müptelası yapıp, kuyruk kemiğini kırdığım, üçüncüsünde de sıkı bir dayak yemesine neden olduğum için özür dilememi beklememesini, kahramanlarını asli görevlerinin acı çekmek olduğunu söyler, yanına Pınar, Hüso, Zeynel ve Meral gibi eğlenceli arkadaşlar kattığımı da hatırlatırdım. Sadık, yarattığım karakterlerin arasında en çok sevilenlerden biri olduğunu da unutmamalı.
Sadık’ın bir sonraki durağı olacak mı? Yeni projelerinizi paylaşır mısınız?
Sanırım şimdilik bu seriye, yani polisiye bir nokta koydum. Zaten İyi Adamın On Günü’nden sonraki, Kötü ve Meraklı Adamın On Günü romanlarını editörüm, okurların ve bazı yönetmenlerin ısrarıyla yazmıştım.
Sanırım sıra, yayınlanmayı bekleyen bitmiş diğer iki romanımda: Kendi Hayatında Ölme Vakti ve Ruhun Parmak İzi’nde. İkisi de en az üç yıldır bekliyor.
Kendi Hayatında Ölme Vakti, üzerinde epeyce çalıştığım ve emek verdiğim bir roman. Benim tarzıma daha yatkın. Diğeri ise bir bilim kurgu. Bu roman da, yayınlanmış romanlarımın arasında bir ilki oluşturacak.
Yazmaya başlarken aklımda olan üç şey vardı: Bir ara polisiye ve bilimkurgu yazmak. Bunları gerçekleştirdim. Sırada uygun bir zamanda bir ya da iki oyun yazmak var.
- Sizden ders alma olanağı olmayan ve yazmaya ilgi duyan okurlar için neler önerirsiniz?
Yazmak için önce okumak, sonra yine okumak gerek. İnsan yazmayı okuyarak öğrenir. Ama illa kurgu atölyelerine katılmak istiyorum diyorlarsa, UMAG Vakfı’nın uzaktan, Yazma ve Kurgu seminerlerine katılsınlar.
Salgın yüzünden dersleri online yapmak zorunda kalmamızın, katılımın yaygınlaşması açısından faydası oldu. Seminerlere katılanlar arasında Almanya, İngiltere, Hollanda, Finlandiya gibi Avrupa’da yaşayanlar olduğu gibi, Türkiye’nin dört bir yanından istekliler de var. Oysa salgın öncesinde seminer ve atölyelere sadece Ankara’da yaşayanlara katılabiliyordu, şimdi bu tablo tamamıyla değişti.
- Koronavirüs salgını edebiyatı nasıl etkileyecek, edebiyatçı olarak neler söylersiniz?
Distopik-bilimkurgu romanların artması ihtimal dâhilinde. Sırası gelmişken şunu da belirteyim: İnsanlığın ve ondan bağımsız düşünemeyeceğimiz gezegenimizin geleceği hakkında kaygıları, söylemek istedikleri olan yazarlar, eninde sonunda bilim kurguya başvuruyorlar. Bu alan aynı zamanda felsefi öngörülerin ortaya konmasına tartışılmasına da olanak sağlıyor.
https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/mehmet-eroglu-tanri-sonradan-zenginlesir-1812823
Bayağı bir şey değişti açıkçası. Oynarım derseniz bir gün girelim feedleyelim biraz.
