Eser sahibi kaç adet bandrol alındığını sorgulayarak öğrenebilir ama bizim okur olarak künyede yazmıyorsa öğreneceğimiz bir yer yok.
Anladım teşekkürler.
Ben bahçedeydim, bir selam verip gitti yağmur.
Dün yanıyorduk, bugün donuyoruz. Hava da ülke gibi kafayı sıyırdı.
Ankara’da hortum çıkmış. İstanbul’un bir ilçesinde sel olmuş. Falanca ülke sıcaktan eriyor. Filanca ülkede sıcaktan ölenler olmuş. Delta varyantı çiftetelli oynuyor. Bazı iller için yarın da uyarı verilmiş. Arabalara zam gelmiş… Beş dakika mola verip şöyle bir baktım. Şimdi gidip kitabımdaki daha kasvetli evrende huzur bulacağım.
Merhaba Alfa Yayınları ile iletişiminiz oldu mu? Eğer olmadıysa izin verirseniz mail ve sosyal medya üzerinden çektiğiniz görsel ile kendilerine ulaşmayı deneyeceğim. Alfa’nın yazım hataları benim de çok canımı sıkıyor. Hatalar somut bir şekilde gösterildiğinde reaksiyonları ne olacak merak ediyorum.
Henüz olmadı. Pek vakit bulamadım. İsterseniz iletişime geçmeyi deneyebilirsiniz. Aşağıdaki görsel kitabın bitmiş halidir.
Zamanında Bay Uzay Gemisi’ni Büyülü Fener’den almış fakat okuyamamıştım. Berbat bir edisyondu. Daha sonra Alfa hiçbir düzeltiye gitmeden kitabı tüm hatalarıyla tekrar bastı. Bu rezalet bir durum. Daha önce de birkaç kez belirtmiştim bu durumu. PKD’yi çok merak etmeme rağmen henüz hiçbir kitabını okuyamadım. Bazı romanları nispeten sorunsuz sanırım. Elimde Alfa Ayının Kabileleri var. Umarım editörlük ve son okuma yönünden yine hayal kırıklığı olmaz.
Hem kurumsal mail adreslerine hem de Mustafa Küpüşoğlu’na mail attım. Bakalım cevap verecekler mi? 
Çeviriyi o kadar kötü bulmadım. Editörlük kötü sadece. Zorlayıcı mı? Kişiye göre değişir. Kişinin takıntı seviyesine göre değişir. Ben okunabilir olduğu ve çok saçmalamadıkları sürece takılmıyorum. Piyasadaki çoğu çeviri nasılsa bu da öyleydi. Bir kez daha son okuma yapılsa derli toplu olurdu. Kitap hoşuma gitti. Konu da güzeldi. Kitaptaki karakterlerin kişisel özelliklerini sevdim. Yazarın anlatım tarzı da hoşuma gitti. Bunlar da hataları görmezden gelmeme yardım etti.
@murgul Çok umudum yok. Daha önce defalarca belirttim.
@annihilator Evet, editörlük yok. Editörlüğü değerlendirecek olursam 10 üzerinden eksi 10 veririm. Bu bile az ama öyküler o kadar güzel ki. Okumasaydım pişman olurdum. Piyasa ortada, okuyucu profili ortada, alıcılar belli. Bu ortamda daha iyisinin bir gün olabileceğine inanmıyorum. O bir gün ben yaşıyor olacak mıyım, bilmiyorum. Aldığım zevke odaklanmaya çalışıyorum. Kapaklarda bile düzen tutturamayan bir yayınevi Alfa. PKD konusunda istisnalar olmadıkça kötü. Hatta Verne de büsbütün böyle. İnsanın görmezden geleceği hataların da bir sınırı var. Çok takıntılıysanız hiç bulaşmayın derim. Ben kendimce kabullendim. Diyorum ki Alfa seriyi abuk subuk kapak değişimleriyle de olsa tamamlar. Çevirisi iyi olur ama editörleri camdan atlamıştır. Eskiden çevirisi olanları alırsa yüzde 92 aynı şekilde basar, umursamaz. Gerçekleri kabul etmek lazım. Alfa böyle. Yani “Ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin.” bakış açısını benimsedim. Künyeye beş altı kişinin adını yazıp bu kişiler de birleşip kitabı adam etmiyorsa bu benim problemim olmamalı. Ek olarak Uzay Piyangosu da bu şekilde içler acısı. Okuduğum için söylemek istedim. Almayı düşünecek olursanız diye.
Alfa’dan PKD okusaydınız İthaki’ye tapardınız editörlük konusunda. 
Saçmalık saçmalık. PKD ismi sayesinde kazanıyorlar hepsi bu. Ellerine yüzlerine bulaştımışlar tüm külliyatı. Umarım kimse almaz da vazgeçerler şu hazırcılıktan.
Bir farkı yok ki. Zaten bir kısmı 6.45’den alınan çeviriler ve Alfa kendi bünyesinde 6.45 çevirmenlerini de kullanıyor. 
Bu entryi görünce Kerem Sanatel sandım
Nedir okurun bu çevirmenlerden, editörlerden çektiği? Dur diyen de yok.
Bir tanesi vardı Hemingway ve S. King dahil yüzlerce kitap çevirmiş, İngilizce iyi konuşamıyorum ama çok hızlı çeviriyorum diyordu
Abi çevirmiyor kitapları kendisi yazıyor ![]()
Yayınevlerinin de umrunda değil
Kontrol mekanizması yok, ahbap çavuş ilişkisi yürüyor anlaşılan bu sektörde de. Öyle kitaplar var ki (Zaman Çarkı 2. Cilt gibi) editörün çevirmenden gelen metni okumadığı son derece bariz ortada. Her sayfada yazım hatası mevcut.
Kitabın telifini almışlar nasıl olsa okur ne yapabilir, el mahkum alacaklar diyorlar. Düşünce şekli kesinlikle bu şekilde. Dikkat ederseniz böyle evlere şenlik absürt durumlar büyük çoğunlukla telifli ve satacağı belli olan eserlerde oluyor çünkü okur nasıl olsa alacak diye düşünüyorlar.
Telifi olmayan klasiklerde çok daha özenli davranıyorlar bence.
Kerem Sanatel yüzünden Gene Wolfe’un serisini, Dost Körpe yüzünden Gormenghast üçlemesini okumuyorum. Yazar yerine çevirmen takip ediyorum. Böyle yapınca kafa daha rahat oluyor.
Yeni nesil okuduğu şeye bakıyor. İçerik, çeviri, editörlük vs. umurlarında değil. Bilmiyorlar zaten o yüzden de çok önemsemiyorlar. İnsan bilmediği şeyi fark edemez. Alım yüzdesi bu kişilerde yoğunlaştığından sistemin değişeceğini beklemek boşa vakit kaybı.
O halde stratejim doğru. Sadece editörlük ve son okuma görmüş PKD’leri alacağım. Çünkü belli bir yerden sonra yazım yanlışlarının fazlalığı okuma zevkimi sıfıra indiriyor. Eskiden böyle değildim ama artık katlanma seviyem çok düştü.
İnsanlar bilinçlenmek istiyor mu? 
@annihilator Ben katlanabilmek için etiket yapıştırıyorum ya da kendimi oyalamak için. Zamanla buna dönüştüm. Millet alıntılar, güzel sözler, notlar için yapıştırır ben akıl sağlığımı korumak için yapıştırıyorum. Son PKD kitabından sonra etiketlerim de bitti. Fiyatları da fantastikleşmiş. Sorunlu kitaplar bana daha pahalıya mal oluyor. 
O başlığı açan bendim yanlış hatırlamıyorsam. Benim bahsetmek istediğim farklı bir şey. Basit bir örnek vereyim. Fahrenheit451 kitabı Kitapyurdu sitesinde 125 bin adet satmış. Beş adet büyük site var diyelim. 600 bin adet satmış olsun. (Muhtemelen milyonun üstündedir) Ekşi sözlük, rıhtım, dergiler vb. yerlerde bu kitap ciddi eleştirilere maruz kaldı. Baktım 66 sayfa yorum almış ekşi sözlükte. Bazısı çok boş yorumlar ama diyelim ki 60 tanesi eleştiri. Her bir kişi 200 kişiyi kurtardı. 12 bin kişi bu berbat çeviriden kurtuldu. (Muhtemelen yok ya millet abartıyor veya aman diyen 10 bin kişi kitabı aldı) 600 bin adete karşılık 12 bin kişi ve hâlâ peynir ekmek gibi satıyor. Bu kitap çıktığından beri aynı şekilde. Hiçbir gelişme göstermedi. Kaç yıl oldu? Dokuz mu? On mu? Kitabı almayı planlayanların kaç tanesi çeviri araştırması yapıyor? Genelde araştırmalar kitabı aldıktan sonra “Hiçbir şey anlamadım abi! Bu kitap ne anlatıyor? Google’a bir bakayım özet filan var mı?” şeklinde gelişiyor bana göre. Zaten kitabı da almış oluyor.
Kaldı ki insanlar bir günde bilinçlenmez. Bazıları “cahillik mutluluktur” ilkesine tüm cehaletiyle bağlanmış durumda. Deneyimleyip tecrübe edinerek bilinçlenir insan. Bizim toplumumuzda öğütler kulaktan bile girmeden uçup gider. Herkes en iyisini kendisi bilir. Bu kitap için çeviri harikaydı diyen de gördüm ve onu takip edenlerin sayısı 40 bindi. Bu kişi yabancı dilde de okuma yapıyordu. 
Umarım demek istediğimi anlatabildim. Çabanızı takdir ediyorum. Ben de söylerim çeviri ve editörlük konularını. Ekşi sözlüğü sevmiyorum ama Goodreads olsun, 1000kitap olsun, Kayıp Rıhtım olsun her zaman bu sorunları yazmışımdır. Yine de yazacağım fakat bu hızla 900 sene sonra bile aynı olacağını düşünüyorum. 
Zamyatin’in Biz ve Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sını sırf çeviriler çok çok kötü dendiği için yıllardır satın almıyorum. Gereksiz bir beklenti ama belki bir gün düzgün çeviriyle basılır her iki kitap da. Peki en az bunlar kadar kötü çevirilere sahip kitapları almadık mı? Aldık elbette. Ama bu aldıklarımızın çevirilerinin çok kötü olduğunu bilmiyorduk muhtemelen. Bu iki kitapla ilgili eleştirileri forum da dahil, pek çok yerde okuyorum. Pahalı değiller ama bile bile bu kötü çeviri/editörlüklere para vermek anlamsız geliyor bana.
Ben o kadar zarar ettiklerini sanmıyorum. Aşağı yukarı giderleri ve masrafları düşünerek diyorum bunu. Kitap yaklaşık 20 lira civarında ve bunun yüzde 60 gibi bir kısmı zaten komisyon oranlarına gidiyor. Bu kitap çapında konuşacak olursak en iyi ihtimalle kitap başına 4 lira kazanıyordur. Diğer yandan değil 10 bin kişi 2 bin kişi bile yoktur almamayı tercih eden. Bu da 8 bin gibi bir miktara denk gelir. Çevirmen tutsa 6 bin verse çeviriye karşılığında 8 bin kazanacak. Yani 2 bin tl için böyle ticaret merkezleri uğraşmaz. Bunları hesaplayan, anketlerle tartan, analizler yapan kişiler var. Ben kendim basit, boş, sıradan bir insan olarak bunu söylüyorum.
Benim penceremde kurumuş otlar ve ardında güneş doğmayan bir çukur var. Sizin pencereniz her gün güneşle şenleniyor, taze otlarınızın kokusu etrafa yayılıp yüzünüzü gülümsetiyor. Benim pencerem sıkıca kapalı olmasına rağmen dışarıdaki çürük kokusu sızacak delik arıyor ve yüzümü ekşitiyor. Hep böyle kalın.
Alfa editörsüz çalışıyor. Zamanında 6.45’i gömenler şimdi aynı çeviriyi övüyor. Bazı şeylerin farkında değil kimse. Akılçelen yedi çevirmenle kitap çevirip basıyor. Tepki koyan bir avuç insanız. Yazarın ajansına bile yazdık. Aylarca mailleştik. Üç sene önce neredeysek şimdi daha gerideyiz. Epsilon ve alt yayınevleri Kafka, Nemesis vs. çalışanlarını etik olmayacak şekilde işten çıkarttı. Umurumuzda olmadı. İthaki serileri yarım, bazı çevirileri çok kötü ama alıyoruz. Altın kitapların sansürsüz çevirileri bile yumuşatılmış. Çevirilere çeviri demek için heyet kurmak lazım. Wattpad kitapları milyonlar satıyor. Sel yayıncılık bandrol kurnazlığı yapıp yazarından, çevirmeninden çalıyor yine de alıyoruz.
Benim penceremde bunlar var. Bunları görüyorum ve iyiye gideceğimizi hiç sanmıyorum. Daha da unuttuğum o kadar çok olay var ki karanlıkta görünmüyor artık.
Fakat katılıyorum hiçbir şey yapmamaktansa kuyuya bir taş daha atmak iyidir. Belki bir gün kuyudaki karanlık su yüzeye çıkar da kimse o ziftten bir daha içmez. 
