@BilgeOzan çok teşekkürler. Çok incesiniz.
Çok teşekkürler @J.S. İlerde davetiyeyi de foruma atacağım. Müsait olan herkesi bekliyorum. @SJack teşekkürler. Herkes artık bir kitap asar. Sadece şaka.
Merhaba hocam. Paranormal Öyküler’den 3 öykü okudum. Çeviri iyi mi kötü mü pek anlamamakla birlikte okurken pek sıkıntı çekmedim. Okunacak düzeyde bir çeviri olduğunu söyleyebilirim. Tek tük sıkıntılı cümleler vardı fakat benim beklediğimden iyi diyebilirim çeviri için.
Diğer ikisini ben de alacağım. Öyle üst düzey bir işçilik olmasa da gebel olarak okunur duruyor bu kitaplar. Tabi özellikle orijinali İngilizce dilli ve alternatif çevirisi olmayan kitaplarda böyle düşünüyorum.
Ahahaha Ben bu komşuculuk kültürüyle büyüdüm. Annem kek yapacak, yumurta eksik, sormaya ben giderdim. Yumurtayı buldum derken kabartma tozu sorunu olurdu. Şimdi apartmanlar kocaman sitelere dönüştü ve kimse kiminle oturduğunu bilmiyor. İnsanlar da çok kaba. Bu tarz şeyler garip gelebiliyor artık.
90’lar iyiydi işte komşuculuk yönünden. Şimdi insanlarda bir değişik, tuhaf. Şimdi oturduğumuz yer değil de ondan önce oturduğumuz apartmanda selam sabah vermiyorlardı. Adamın biri önümden gidiyor, bende tam arkasından yürüyorum. Adam apartmanın kapısını açtı ben de saf saf kapıyı tutar nezaketen diye hazırlıksızım. Tutmadı kapıyı burnuma yiyordum ramak kalmıştı. Öyle lanet bir apartmandı.
Şu anki durum benim daha çok hoşuma gidiyor. Koca koca sitelerde yaşayıp kimse kimseyle muhatap olmuyor. Çok iyi bence. Öyle samimiyetlere gerek yok. Bu arada bende kapı tutmuyorum Açıkçası umrumda değil. Kendi kapısını kendi açsın. Mevcut durum devam etsin o yüzden ( Tabii burnuna yemesin kapıyı. O kadar umursamaz değilim)
Sorun site ya da apartman olması değil. Eskiden sitelerde de komşuluk vardı, belki bir apartman kadar değildir ama. Bizim geçtim apartmanı, sokakta dahi 90’lardan bahsediyorum hemen hemen herkes birbirini tanırdı. 4-5 yaşlarında anılarım bile var, ama çok iyi hatırlıyorum. En güzel 7 yılım o sokakta geçti. Oyun oynarken falan muhakkak birimizden birisinin annesi falan sadece kendi çocuğuna değil hepsine göz kulak olurdu. Kek falan yaparsa çağırırdı verirdi falan. O zamanki komşularla daha hala görüşüyoruz çok sık olamasa da. Ayrı bir tadı vardı, insanlar daha güler yüzlü, samimiydi ucundan da olsa tadabildik. Şimdi neredeyse sokakta oynayan çocuk dahi görmüyorum ben, çok şanssız bir nesil var.
Hocam 90lar bambaşkaydı. Arkadaşla Yu-gi-oh kartları ile oynardık. Taso, misket, saklambaç vs bir dünya oyun oynardık. Sokak maçları falan zaten Allah’ın emriydi. Şimdi 2000 sonrası doğan yeğenlerime vs bakıyorum ve acıyorum onlara. Boşluk içinde yaşıyorlar sanki. Telefon çıktı mertlik bozuldu bana kalırsa.
Bende o nesildenim. Çocukluğum sokakta geçti. Ama o zaman güzeldi. Şimdi değil bence. Şimdiki çocuklar şansız değil. Dünya değişiyor. Teknoloji bambaşka boyutlara gidiyor. Şimdiki çocukların şanssızlığı en basitinden 2022 yılında kolayca bilgisayar PlayStation sahibi olamamaları. Bu dönemin güzelliği de teknoloji ama bundan mahrum kalıyor birçoğu.