Dedi askere gitmemiş birisi. ![]()
Karabasan olayı sanırım sırtüstü uyumalarda sık görülüyormuş. Benim başıma bir kez geldi, gerçekten sırtüstü yatıyordum yani doğru olabilir. Rüya içinde rüya yetiyorda artıyor bile, rüya içinde rüyanın rüyasını almayayım hiç ![]()
Cidden çok kötü.
Bu sırtüstü yatma olayına bir bakacağım internetten, teşekkür ederim.
Güldüm ve hak verdim buna. O da bir çeşit kabus demek ki. ![]()
En büyük kabusum! Ben askerliğimi yaptım diye bağırdım, “Biliyoruz. Bu senin ikinci askerliğin” dediler. Bir de öyle ikna edici konuştular ki en sonunda dayanamadım “Bari şafağım kaç, onu söyleyin” dedim ![]()
Kara basma iz olur güzellerde naz olur şarkısını söyleyince utanıp kaçıyor diyorlar.
Uyumadan önce dinleyim o zaman işe yararsa haber veririm. ![]()
Pandemi dönemi askerlik yaptım. Kışladan çıkışlar ciddi durumlarla sınırlıydı. Çıkan kafilenin birinde bulundum. Dönüşte dört er olarak karantinaya alındık. Hastanede doktor kalbin şöyle böyle demişti, psikolojimi duman etmişti. Diğer arkadaşların biri de ruh hastasıydı ( köşeye geçip kendi kendine konuşuyordu) çürük versinler diye psikoloğa göndermişler, askerden kaçmak için rol yapıyor diye karar vermişler neticede. Öteki arkadaş mahkemeden çağrılmıştı dışarıda birini bıçaklamış davası varmış, işin komiği bu elemanı berber yapmışlardı, jiletle arası iyi diye. Sonuncu elemansa zamanında hapis yatmış, kuduz oldum diye hastaneye gitmiş biriydi. Kaldığımız kulübe de elektriksiz penceresiz çatısı delik bir yerdi. O gece karabasan geldi bana işte, oturdum sohbet ettim. Artık köşede kendiyle konuşan iki kişi vardı.
Askerlik anısı dinlemeyi genel olarak severim de, senin anlatımınla daha bir güzel oluyor dinlemesi ya. İnsan bıçaklayan adamı berber yapmak güzel tezatlıkmış.
Valla askerlik konusunda dediğimi geri alıyorum, hiç normal bir kurum değil anlaşılan. ![]()
Yerde yatan köpeğin üztünden atlar mı bir insan? Evet atlar. Üstüne köpeğe takılıp düşerek omzunu çıkarır. 1 ay istirahat alacağım diye düşünür ama hiçbir şey alamaz. ![]()
Napsak Askerlik Anıları diye bir konu mu açsak? @Howl
Yine Tümgeneral Asım Kocaoğlu’ndan bahsedeceksin değil mi? ![]()
Yanımda Anne Frank’ın hatıra defteri vardı. Okurken ister istemez, soykırımdan kaçan o aileyle kendi durumumuzu kıyaslardık. Haftada bir duş imkanı vardı, acemilikte ay boyu iki kere ancak oldu hatta. Franklar galiba haftada iki-üç gündü ilk zamanlarda sanırım. Yemekte de gerideydik. Yemekhane yemeğini kediye vermişti biri on dakika sonra hayvan ne varsa geri çıkarmıştı. Lan çöpten beslenen hayvanın midesi kabul etmedi yemeği. Velhasıl kalbimdesin Anne.
Hakkari - Yüksekova der çekilirim kenara. Soljenitsin Sibirya soğuğunda gulaglarda nasıl calistirildiklarini anlatırken “Aha! Aynı benim askerliğim” diye okuyordum.
Abi yaz hatıralarını okuyalım. ![]()
Ben 28 günlük deneme sürümü kullandım. Sonra beğenmediler geri gönderdiler.
Bedelli olmuş 80.000, mecbur gitme durumu oluşuyor gibi artık ister istemez
.
Seksen bin alıp yine de bir ay çağırıyolar. O sürenin tamamı da yemin töreni için yürüyüş eğitimi. Askerlerin yemeği için üst başı için oluşan ranttan da kopamıyolar. İnsanların işi gücü sıkıntıya girmiş kim takar.
@Everfever Çanakkale ve Hakkari kıyasını geçtim, on iki aya karşı altı ayın lafı bile olmaz. Benim tek zorlandığım kısım çok sabıkalı asker vardı. Hapse girmemek için gelen, hapisten çıkıp gelen. Hapisten sonra tatile gelmiş gibilerdi. Ben de gece koğuşcusuydum. Bu delileri nöbete göndermekle ya da firar etmesinler diye uğraştım sadece. İlk ay hariç zaten dokunulmaz gibi bir şey olmuştum, aman ölüp başımıza kalmasın diye xd
Aynen o işi ilk bizim bedellide çıkardılar, kavga kıyamet 21 güne indirtmiştik bir şekil
15k 18 gün son çokomelli bedelliydi, şimdi standarda bağlanınca sıkıntı büyüdü
.
Gider/verim paralelinde düz hesap şu an 80k veren 5 ay orada olmaktan kurtulacağı için, 16 bin ve üstü kazananın gitmesi mantıklı. Ama kaç insan ayda 16 kazanıyor ve askerliği tecillidir orası ayrı tabi
Ben gittiğim zaman ayda 3 bin civarı kazanıyordum, bu hesap tutuyordu
.
Hakkari’de sosyal tesislerdeydik. Havalar soğukken -30 derecede nöbet tutuyorduk (askeriyenin termometresi en düşük -30’u gosterebiliyordu) havalar ısınınca da nizamiyeye roket atıyordu PKK. Çarşı izni diye bir şey hiç olmadı. Kulaklarım o kadar alışmıştı ki silah seslerini duymuyordum. Tüm bunlar olurken de paşalara hizmet ediyor, kahvaltıda corn flakes olmadığı için azar işitiyor (askerde dayak yok), demir küreklerle paşaların kayak pistinin zeminini duzeltiyorduk.
Bir tuğgeneraldense on tane deliyi tercih ederim.
Haber gelmediğine göre ya etki etmedi ya da hâlâ uyuyorsun.
Dün espri yapacağım derken benim sırtım tutulmuş. Yataktan kalkmaya çalışınca kulağımda bu sözler çınladı. ![]()

Oooo Asım Kocaoğlu bizim kışlayı seviyordu. Ayda bir denetleme yapardı. Yetmezdi bizim yemekhaneye gelirdi hep. ![]()
Nöbet kulesi çok soğuk olur, buz gibi olur, şöyle eser böyle çarpar falan demişlerdi. Ben de bizim oralar (Diyarbakır/bismil) gibi oluyor sandım, kar yağınca çeşmeler donardı. Hayır, Çanakkale ne kadar soğuk olabilir ki yani. Ama işte aralık ayıydı, ben de burda hasta olsak kimse hastasın demez, o halde daha perişan oluruz diye ilk nöbete giderken ne bulduysam üstüme geçirdim. Nöbet dönüşü havale geçiriyordum xd Corn flakes kısmına da güldüm, tutamadım xd
Admin yapalım ![]()
Bir ay da çalışmadığı için o seksenin üstüne bir maaş daha biniyor maliyet olarak.