Beni aramışlardı, sepete attığınız ürünü almamışsınız yapamadıysanız yardımcı olalım diye.
Ben kaptan Adama sempatizanıyım ama Six de benim için BSG’nin favori karakterlerinden.
Kendilerine iklim aktivisti diyen ve çeşitli eylemlere girişen insanları son zamanlarda sosyal platformlarda daha sık görür oldum. Bu insanların yaptığı vandallıkları ve bunun arkasında yatan motivasyonları aklımda bir zemine oturtmak istiyorum. Bu konu üzerine özellikle eylem kısmına yoğunlaşan önerebileceğiniz kitaplar var mı?
İthakinin bastığı İnsanlığımı yitirirkeni okurken karşılaştığım şeye bakın
sadece iki sayfa böyle değil 98 99, 102 103, 106 107 110,111,118,119,122,123,126,127 yok
Hemen kitaplığa koşup baktım. İyi bendeki düzgünmüş. Size geçmiş olsun ![]()
@Agape cadılar bayramın kutlu olsun. Sağlıklı, mutlu ve bol kitaplı nice bayramlar ![]()
Hepsiburada’da işlem alındı aşamasından hazırlanacak aşamasına ne zaman geçer bilen var mı? 2 saat geçti hâlâ işlem alındı aşamasında bekliyor. İptal edilme riski var mı yok mu bilmiyorum.
https://twitter.com/kedikara/status/1588165395944701957?s=46&t=GS2tz7RQZNxFitLhp10UjQ
Şu yukarıda ki tweet dikkatimi çekti. Sizler belki okursunuz ama ben yine anlatıp bir şeyler yazmak istedim.
Kendi halince bir okur, okuduğu kitapta ki bir takım hataları tespit edip mail yoluyla bunu yayın evine bildiriyor. Bunun sonunda kendisine en azından bir teşekkür bile edilmediğini sitemli bir şekilde dile getiriyor.
Bunu gören bir yazar kalkıp hem dalga geçiyor hem de “kendi halinde okurlar böyle şeyler yapmamalı.” diye ahkam kesiyor.
Beyefendi bir kitap yazmış ya kimin ne yapıp ne yapmayacağına karar verme lüksüne sahip.
Neymiş bu görev kitapevinin-miş.
Yapmıyorlar işte kardeşim yap-mı-yorlar.
En büyük yayınevlerinin kitaplarında baskılarca devam eden bir sürü hatalar var ve düzeltmeye tenezzül etmiyorlar, umursamıyorlar bile.
Forum içerisinde bununla ilgili bir sürü mesaj vardır.
Hayır alıp baksak sanki kendi kitabında hiç hata yoktur. Baksak mükemmel bir editoryal süreçten geçmiştir, sonra birde milletle dalga geçiyordur.
Bu tarz insanlar nezaketin ne olduğundan bihaberler.
Ülkede ki okumuş cahiller, her şeyi ben bilirimciler maalesef çok korkunçlar.
Çünkü her şeyi kendilerine hak görüyorlar.
Kendisi epsilon ve ithaki’de çevirmenlik ve editörlük yapmış. Kitaplarını incelemek lazım aslında.
Tweeti yazan arkadaşın özellikle ilgili hesabı etiketlemeden dalga geçer bir üslupla eleştirmesini doğru bulmuyorum ama bence adam haklı. Elma Yayınevi dışında hiçbir yayınevinin kitaplarındaki hataları ulaştırmamızı istediğini görmedim. Sanırım bu işin tek istisnası Elma, onlar da yüce gönüllülüklerinden her kitaba bir yazım hatası koyup, düzelten ilk kişiye kitap hediye ediyorlar.
Birinin ücret karşılığı yapması gerektiği herhangi bir işi tüketicisinin gönüllü olarak yapmasını genel olarak doğru bulmuyorum. Bu dediğimden “Nasılsa temizlik görevlisi var hadi çöpümüzü yere atalım” gibi ilkel mağara adamı kafasında olduğumu çıkartmayın lütfen, demek istediğim o işi bırakalım da yapması gereken kişi yapsın. Ha yapılmıyorsa da bunu talep edelim, yine mi yapılmadı tepkimizi o yayınevinden bir süre kitap almayarak gösterelim ne bileyim bir yol bulamıyorsak da (ki ben cidden bulamadım) orijinal dilinde okumak için kendimizi geliştirebiliriz. Ben neden para verdiğim üründeki hasarı/yanlışı onarmaya çalışayım ki? Bu abinin yaptığı bozuk bir araba alıp kendi kendine tamir etmeye çalışmaktan farksız değil benim gözümde çünkü yayınevleri açısından kitap ticaretini yaptıkları bir üründen öte görülmüyor.(Tabii ki istisnalar hariç) Hele ki yazım yanlışı dolu, artık iyice yüzsüzleşmiş, okuru her anlamda enayi yerine koyanlar için edebi kaygıymış bilmem neymiş zerre umursadıklarını düşünmüyorum.
Teşekkür beklemek cidden temiz yüreklilik olmuş üzüldüm arkadaşa ve harcadığı zamana.
Bizde malesef ağır bir kültürel eziklik söz konusu. İki paragraf bişey yazan Dickens, iki akor basan Dylan, eline suluboya fırçası alan Dürer sanıyor kendini. Böyle ekran görüntüsü alıp sosyal medya üzerinden dalga geçmek kepzaelik.
Öte yandan adamın haklı olduğu yerlerde var. Bunlar fanzin falan değiller, kitapların etiket fiyatının içinde editörün ücreti de var. Örneğin gidip parasını verip yemek yediğiniz bir lokanta bulaşıkları iyi yıkamıyorsa lokantanın mutfağına girip bulaşıkları siz mi yıkıyorsunuz? Hem para verip hem yayınevinin yapması gereken işi yapmak bide üstüne minnet beklemek akıl karı değil. Bir kitaptaki hataları bulup, bunu dosya şeklinde hazırlayıp yayınevine yada yazara gönderiyorsanız bunu içinizden geldiği için yapıyorsunuz demektir. O halde iyilik yap denize at misali gönderin gitsin, bir daha dönüp bakmayın. Onlar okurlar okumazlar, cevap yazarlar yazmazlar, sonraki baskıda düzeltirler yada düzeltmezler kendi bilecekleri iş. Kişinin kendisinden istenmeyen bir işi kendi kendine yapıp bir de çıkıp “Bir teşekkür bile etmediler, bir cevap bile yazmadılar, şöyle böyle yapmadılar” diye triplere girmesi de karşındaki kişinin sinirini bozabilecek bir davranış şekli. Aynısını bana yapsalar benim de sinirim bozulur ama dediğim gibi ekran görüntüsü alıp dalga geçmek eziklikten başka bir şey değil.
Elma yayınevi konusunda ki bilgilendirmeniz için teşekkür ederim. Öğrendiğim iyi oldu.
Aslında sizin verdiğiniz örnek üzerinden konuyu açıklayayım. “Bu abinin yaptığı bozuk bir araba alıp kendi kendine tamir etmeye çalışmaktan farksız değil.”
Bu şahıs bozuk bir araba almıyor. Aldığı arabada ufak tefek arızalar çıkıyor ve arkadaşta üreticiye geri dönüş yapıyor.
Ücret karşılığında işi yapması gereken kişi ve kişiler zaten işini düzgün yapmış olsa iş buraya varmaz.
Hadi çeviri ürünü kendi dilinde okuduk. Peki ya Türkçe olan üründe hata varsa onu ne yapacağız?
Hadi tepki gösterelim kitap da almayalım, kaç kişi almayacak?
Umarım bir gün Rıhtım’da kitaplarda ki yanlışları ve çeviri hatalarını görüp paylaşmayacağımız günleri görmek bizlere de nasip olur.
Teşekkür bekleme konusunda hem size hem @Leingrad hocamın yazdıklarına katılıyorum.
Kasım ayında kitaplara %20 zam kapıdaymış diye haberde geçti bugün.
Bir şeyi merak ediyorum. Nerede bu sabit fiyat yasasını savunan arkadaşlar? O zaman uzun uzun açıklama yapma gereği duyan forumdaşlarım nerede yasanız?
Bu iki soruyu konu hakkındaki yorumlarınızı merak ettiğim için soruyorum, alaya almak ya da hesap sormak şeklinde algılanmasın lütfen. Yasa uygulamada mı, yasada yasal boşluk mu var ya da yasa hiç olmadı da biz boşuna mı konuştuk bunca zaman bilgilendirirseniz sevinirim.
Domates markette 20-30 TL arası olmuş. Ortalama beyaz peynir 80-90 TL. Ekmek 5 TL, Kaşar peynir 500-600gr 90-100 TL, yumurta orta boy 30’lu 60-70 TL, Damacana su 34 TL vs vs Elektrik - Su - Doğalgaz faturalarından behsetmiyorum.
Geçtim kağıt, boya, matbaa, kur farkı vs olaylarını, market fiyatları bu durumda ise kitap fiyatları da artmasında ne yapsın.
Demin tv de bir haber gördüm. Kitap satışları çok düşmüş. Doğal olarak kitap basımı da düşmüş. Eğer zam gelmezse küçük ve orta ölçek yayınevleri batabilir diyorlar.
Kitapların satışının düşmesiyle birlikte okuma oranı da azalacak haliyle. Zaten birileri okumamızı, hobilerimizi, sanatımızı ve edebiyatımızı sevmiyor. Hoşlarına gitmiştir bu durum.
Çok doğal satışların düşmesi. Ama ekonominin çok ilginç sosyolojik bir boyutu da var. Ekonomi kötü gittiğinde sadece kitap, tatil,ev , ekmek dert olmuyor. Ciddi ciddi bir kalite düşüyor. Hizmette, sohbette, iletişimde.
Sokaktaki insanlar ve işteki insanlar açık ara çok kalitesiz bir hal alıyor. Mutfaktaki gerilim başka şeylere yansıyor. Mesela bizim burada, hiç görmediğim kadar sokak ortasında tartışan genç çift gördüm. Küçük çocuklar oyun dışı her konuya hakim. Bir çok örneği var. Şimdi sen bunları neden söyledin ne alaka?
Eh işte bu duruma birde gelecekte, uzun vadeli, eğitim ve okumamışlık kalitesizliği eklenecek.
Yayınevlerinin kafa rahat. Ben bu ağlamalarını zırlamalarını bir gram samimi bulmuyorum. 10 liradan 50 kişiye satacaklarına 50 liradan 10 kişiye satarlar. Yarın 100 liradan 5 kişiye satarlar. Öbür sene 250 liradan 2 kişiye satarlar. Gelir adaletsizliği yüzünden alan birileri her zaman çıkar. Aradaki kar marjını her seferinde olabilecek en kalitesiz şekilde kitap bastırarak, editörlük, düzelti, son okuma falan yaptırmayarak, çeviri için alakasız üniversitelerin alakasız bölümlerinde okuyan öğrencilerin cebine yemek paralarını koyarak gani gani kompanse ediyorlar zaten. Yayınevleri kadar mağdur edebiyatına yatıp kafa rahat iş yapan işletmeler zor bulunur.
Kimse forumda yazmamış ben yazayım. Dün İzmir depremi fena salladı. 4.9 falan deniyor ama açıkçası hissedilen deprem yüzeye yakın olduğundan dolayı baya fazlaydı. Kısa sürede İzmir’ i rahatlıkla yerlebir ederdi. Geçmiş olsun herkese.
Aramızda TürkNet kullanan var mı? Varsa memnun musunuz? Hızından, fiyat performans vb. konulardan.
Turknet Fiber 100Mbps kullanıyorum, oldukça memnunum. Neredeyse sürekli max hız alıyorum, lag spike vs. de nadiren oluyor yaşadığım yerde. Fiyat olarak daha cazip bir seçenek yoktu ben geçerken. Turknet’e geçecek olursanız arkadaşını getir kampanyasından da faydalanabilirsiniz. Tanıdık yoksa ben talibim. ![]()
