Rıhtım Kamarası

Marvel çizgi romanlarını yasal şekilde İngilizce okumak istiyorsanız Marvel Unlimited kullanabilirsiniz. Marvel arşivinin tamamına yakınını aylık 70 liraya kullanıma açıyor ve bir cilt çizgi romanın fiyatı 70 lirayı aştı artık. Ayda bir iki cilt kadar okusanız kârdasınız. Korsan sitelere kıyasla daha rahat okunuyor, panellere zoom falan yapılabiliyor, streaming platformları gibi okuyacağınız sayıları önceden indirmek de mümkün. Telefondan okuması pek pek rahat olmuyor ama tabletiniz varsa kesinlikle tavsiye ederim.
@deeepreader İngilizce okumayı düşünüyorsanız siz de Marvel Unlimited deneyebilirsiniz.

4 Beğeni

Bir dünya dolusu manga, manhwa, manhua’yı İngilizce’ye ve Türkçe’ye çeviren fansub siteleri var. Eğer ahlaki değerleriniz izin veriyorsa hiç olmazsa bir göz atın. Aksi halde yalnızca ekonomik durum değil ülkemizdeki pazar darlığı -dolayısıyla satışının olmaması- nedeniyle de bu mangalara yasal olarak erişebilmeniz mümkün değil

2 Beğeni

Polyester, akrilik ve naylonu biliyorum. Üreticilerin asıl yaptıkları ise bu maddeleri farklı isimlerle ve sağlıklı olan tekstil ürünleri ile karıştırarak satmak. Geçenlerde bir mağazada ürünlere bakıyordum; o kadar ürün içerisinde bu ve benzeri zararlı madde içermeyen ürünler neredeyse yok. Bulduğumun bedeni yok, mağazanın internet sitesinde buldum, alana kadar stok bitti. Rahat olsun diyorsanın en fazla elastan takviyeli alın, onun da yüzde ikiden fazla olmamasına dikkat edin. Aslında bu tür zararlı maddelerin tam olarak yerine kullanılabilecek bir ürün var; kenevir. Ancak gelin görün ki plastik cephesi o kadar güçlü ki, kullanılamıyor. Bu ürün sadece giyimde değil, plastiğin daha doğrusu petrol türevlerinin kulllanıldğı her yerde kullanılabiliyor.

3 Beğeni

Üyelik almayı uzun zamandır düşünüyorum aslında. Ancak hiç vakit bulamıyorum son zamanlarda herhangi bir şey yapmaya. Ama zamanım olunca kesinlikle yasal yoldan okuyacağım.

Hazır konusu açılmışken çr indirmeye ne kadar izin veriyor MU. Aylık belirli bir fasikül veya seri indirme sınırı var mı? Bir seferlik alıp çok merak ettiklerimi indirip vakit buldukça okurum en azından.

2 Beğeni

Evet dediğiniz gibi %40 Akrilik %20 pamuk %40 polyester gibi içerikler oluyor kıyafetlerde genelde. %100 pamuk bulmak zor ama imkansız değil neredeyse her mağazada var %100 pamuk ürünler. Geçmişe göre azalsa da ben denk geliyorum halen.

Şimdi kış geldiği için “termal” ibareli %100 polyester veya diğer petrol türevi içerikli taylar, “soft shell” ler dökülmüş her yere. Pantolon içine giyilen bu taytlar beni çok şüphelendiriyor, direkt ten ile temas halinde.

Alternatifi eski tip yün içlik ve aşırı sağlıklı. Vücut alışına kadar kaşındırıyor biraz o kadar. Siyah termal taytlar aşırı huzursuz ediyor beni.

Kenevir olayını biliyorum çok fazla kullanım alanı var ve sağlıklı ancak kullanılmıyor ne yazık ki. Kenevirin avantajlarını anlatan içerikler okumuştum, videolarda vardı. Murat Muratoğlu da yapmıştı bir video.

Bu mucizevi bir bitki olması bana çok gerçekçi gelmiyor açıkcası. Tekstil teknolojisi çok üst seviye bir şey değil. Yani savunma sanayi gibi “bizim istediğimizi yapmazsan ambargo uygularız” metodu burada çok işler mi emin değilim. Tekstil üretimi zaten yoksul ülkelerde yapılıyor ve yerli markaları da var çoğu ülkenin. Türkiye, Bangladeş, Mısır, Pakistan vs. Bunlardan hiç biri neden keneviri denemiyor bilemiyorum.

Türkiye’de ise kenevirin tekstilde kullanımı kanunlarla mı yasaklanmış durumda yoksa başka bir engel mi var bir bilgim yok açıkcası. Afyon üretimi mesela ilaç sanayisinde kullanılmak için kontrollü şekilde yapılıyor hatta gıda olarak haşhaş kullanımı da mevcut.

3 Beğeni

Böyle ifadeler insanları böyle sayfalara çekmek için kullanılıyor. Mucizevi olarak tanımlandırılması sadece abartı.

Bununla ilgili okudum. Siz ne kadar üretimi kendi ülkenizde yapıyor olsanızda üretimi yapabilmek için ilgili ham maddeyi satan yerden tedarik ediyorsunuz. İşleyip zararlı sanayi atıkları kendi ürettiğin yerde bırakıp satılacak yerlere gönderiyorsun. Önemli olan ham madde, üretim değil. Haliyle petrol ve türevleri de her yerde üretilmiyor. Benzer bir durum bio-dizel için de geçerli. Bio-dizel yağ üreten her yerde üretilebilirken neden dizel petrol satanlar tarafından ihraç ediliyor? Plastik ve türevleri her yerde ve şu anki çevre kirliliğinin en büyük sebeplerinden birisi.

1 Beğeni

Eskiye nazaran mağazalarda pamuklu ürün sayısı azaldı. Ancak dikkat ediyor musunuz, şu an satın aldığınız pamuklu bir gömleği eskiden olduğu gibi yıllarca yıkayıp ütüleyip giyemiyorsunuz.

Ben mesleğim gereği birçok farklı sektörde birçok farklı fabrika gördüm. Geçen yıl gittiğim yerli bir kumaş fabrikasında şunun farkına vardım. Aslında bizim %100 pamuklu kumaş dediğimiz kumaşın birçok kalite seviyesi var. O fabrikada çalışan bir tekstil mühendisi ülkemizdeki mağazalarda satılan ürünlerdeki pamuklu kumaşın eskiye nazaran çöp seviyesinde olduğunu söylemişti. Tabii 2000 liraya satılan Vakko pamuklu gömlekler böyle değil ancak orta sınıf olarak aldığımız ürünlerdeki bizim %100 pamuklu kumaş dediğimiz kumaşın kalitesi yerlerde.
Benim 7 8 yıl önce Mudo’dan aldığım gömlekler hala çok kaliteliyken geçen sene aldıklarım rezil bir haldeler.

Burada etken sadece alım gücü değil. Avrupada veya amerikada dolar bazında aynı fiyata bizden çok daha kaliteli ürün almak mümkün. Burada ülkemizin rezil bir yolsuzluk sarmalında olması, vergilerin artık haraç haline gelmesi gibi konular var ama o da çok uzun çok başka bir konu.

5 Beğeni

Sistem Netfix tarzı streaming platformları gibi, bir indirme sınırı yok ama indirme cihaza değil uygulamanın içine indirme şeklinde. Yani bir ay para ödeyip istediklerinizi indirip ödemeye devam etmeden okumak gibi bir imkanınız yok. İndirmenin avantajı internetin çekmediği yerlerde falan da okuyabilmek veya internet o an yavaşladı diye sonraki sayfanın yüklenmesini beklememek. Çizgi roman ağırlıklı okumak istediğiniz bir ay aylık üyeliği deneyin, beğenirseniz devam edin derim ben.

2 Beğeni

Hocam pamuk dışardan gelmiyor ki bu ülkelere,
pamuk doğa açısından en masraflı bitkilerden, çok fazla su istiyor onun için gelişmiş ülkeler pamuk üretimini bizim gibi fakirliğinden dolayı doğayı yapmalamaya meyilli ülkelere bıraktılar. Mısır sanırım dünyada en fazla pamuk üreten ülkelerden birisi Nil Nehri sayesinde. Bizde de yüksek seviyede pamuk üretimi.

Kenevirin pamuğa da alternatif olabilmesi lazım anlatılanlar doğruysa. Bir de yerli onca marka var bunların polyester, akrilik yerine kenevire yönelmesinin önünde bir engel yok. Bu markaların çoğu zaten iktidarın güdümünde, karlılık görseler kenevir üretimi için teşvik de çıkarırlar. LC ve diğer tekstil markaları çok güçlüler. Konuyu bunlardan dinlemek lazım bir de.

@Srbs Kesinlikle dediğiniz gibi. Aynı şeyi yabancı markalar da yapıyor ülkemizde satılan Levis 511’in bile kalitesinin pazar malından bir farkı yok neredeyse.

Gerçekten çok saçma bir durum içindeyiz ve ben bunu sadece alım gücüyle ilgili olmadığına eminim.

ABD, Almanya, İngiltere’de 70 dolara satılan indirimde 40 dolara düşen Champion marka spor ayakkabı beğendim. Ülkemizde sadece sneaksup isimli firma satıyor benim istediğim ayakkabıyı ve fiyatı 2.499 lira.

Aynı ayakkabının farklı rengi deichmann’da var ve fiyatı 1.300 lira. Birebir aynı marka ve model sadece rengi farklı.

70 doların karşılığı şu an zaten 1.300 tl olması gereken fiyat bu fakat ithalatçı 2.500 e satıyor. Böyle bizim kendi sistemimizden kaynaklanan Türk’ün Türk’ü kazıklaması durumları çok fazla var.

AliExpress’de kargo ve vergi dahil 500 liraya satılan akıllı saati Trendyol’da 1.200 liraya satanlar da var mesela.

Bunlar alım gücüyle alakası olmayan şeyler.

Dediğiniz gibi vergi saçmalıkları da var. Gelirin düşük olması etkenlerden sadece 1 tanesi.

Yine Merrel bir bot beğendim Türkiye’deki satıcılar 3.800 liraya satıyor avrupa fiyatı 1.000-1.500 tl arası. İthalat yapan firmalar işin suyunu çıkarmış durumda. Tabii bir çok markanın doğrudan türkiye satışının olmaması da bu duruma çanak tutuyor.

Siz de bilirsiniz Pierre Cardin 90’larda çok kaliteli premium bir markaydı çünkü Türkiye üretimi yoktu, şimdi US Polo ve Pierre Cardin gibi bir çok marka isim haklarını satmış durumdalar Türk firmalarına üretim de burada yapılıyor ve kalite yerlerde.

3 Beğeni

Zamanında bir yerde bir adam okuyabildiğiniz kadar kitap okuyun çünkü ileride onu okumak için ya vaktiniz olmayacak ya da artık o eserler size hitap etmeyecek tarzında bir şey diyordu. Gerçekten çok doğru bir saptama bu. Şu an ben de mesela daha çok Fantastik kitap okumak isterdim hayatım boyunca daha hiç Harry Potter okumadım. Diyorum ki keşke çocukluğumda okusaydım liseli yıllarımda keşke Zaman Çarkını okusaydım diyorum. Şimdi bu iki eseri okumam çok zor çünkü uzun soluklu eserler ve çok pahalılar o kitapları ayıracak bütçeyi klasiklere, tarih kitaplarına ayırıyorum kendi alanımla ilgili eserler okumaya gayret ediyorum. Gerçekten her şey zamanında güzel.

2 Beğeni

Daha önce denemiştim ancak çizgi romanlar öyle çok da ilgimi çekmemişti. Aslında hem benim için tuzlu oluşları hem de koleksiyon yapmaktan ziyade okumaya daha çok ağırlık vermemden dolayı olduğunu düşünüyorum. Okumaya daha çok ağırlık vermekten kastım da çizgi romanların çabuk tüketilebilir olması nedeniyle çok kısa sürede bitirilebilmeleri.

Tabii manganın yeri ayrı. İnternet üzerinden çok manga ve webtoon okudum. Elimde de fiziksel olarak 20 - 25 cilt falan okuyup bitirdiğim manga var. Daha devam etmek istiyorum ancak manga fiyatları da malum 40-50 TL olmuş ve dediğim gibi çabuk tüketiliyorlar. Şu sıralar internet üzerinden okuduklarımı tek tük temin edebiliyorum yalnızca.

Ayrıca dediğiniz gibi ben de aile büyüklerimden kalan manga, çizgi roman veya kitap olmasını çok isterdim. Ancak maalesef ki ailede çok kitap okuyan yok. Bir aralar amcamın elinde Hakan Günday, Ahmet Ümit vs. görüyordum da şu sıralar pek konuşmuyoruz hala okuyup okumadığını bilmiyorum. Bu yüzden sanırım okuduğum kitapları almaya ve biriktirmeye başladım. İleride evimde TV yerine büyük bir kitaplığımın olması fikri beni daha çok cezbediyor. :sweat_smile:

1 Beğeni

“Okunmuş kitapların okunmamışlardan çok daha az değerli olduğunu” öne süren Taleb, “bilginiz arttıkça okunmamış kitapların sayısı da artar. İşte okunmamış kitaplardan oluşan bu koleksiyona ‘anti kütüphane’ diyebiliriz” ifadesini kullanıyor.

Yazar Kevin Mims ise 2018’de New York Times’da yayımlanan yazısında bu terime karşı çıktı:

*Taleb’in anti kütüphane kavramını gerçekten sevmiyorum. Zaten kütüphane, çoğu uzun süre okunmadan kalan bir kitap koleksiyonudur. Bunun bir anti kütüphaneden ne farkı var anlamıyorum. Söz konusu durum için, bir kavram olarak, satın aldığınız ancak henüz okumadığınız kitap yığını anlamına gelen Japonca tsundoku kelimesi kullanılabilir. Kişisel kütüphanem, okuduğum kitapların 10’da 1’ini oluşturuyor. 10’da 9’u ise tsundoku.

Bir kişinin kütüphanesi genellikle zihninin sembolik bir temsilidir. Kişisel kütüphanesini genişletmeyi bırakan bir adam, ihtiyacı olan her şeyi bildiğini ve bilmediği şeyin ona zarar veremeyeceğini düşündüğü bir noktaya gelmiş olabilir. —Kevin Mims, New York Times, 2018

Aynı konuyu işleyen yazar Jessica Stillman, “Neden kendinizi okumak için vaktiniz olacağından daha fazla kitapla kuşatmalısınız?” başlıklı yazısında çok fazla kitap satın aldığınız ya da yaşamınız boyunca asla bitiremeyeceğiniz bir “okunacaklar” listesine sahip olduğunuz için kendinizi hırpalamayı bırakmanızı öneriyor:

  • Okumadığın tüm o kitaplar gerçekten senin cehaletinin bir işareti. Ama ne kadar cahil olduğunu bilirsen, diğer insanların büyük çoğunluğundan çok öndesin demektir.

Yazının tamamı şurada:

8 Beğeni

Hocam ben bu konuda yazarların söylediklerini çok da ciddiye almayı pek doğru bulmuyorum. Bence bir yazarın “okumadığın kitabı da almak iyidir ya” demesiyle inditex CEO’sunun “giymediğin kıyafeti almak da iyidir, anti gardırobun olur” demesi benzer şeyler, ikisinde de ciddi bir çıkar çatışması var.

Tabi okunmayan kitaba sahip olmak bence prensip olarak yanlış bir şey değil; insan gayet de istediğinde okuyabilme imkanını vesaireyi de satın almak isteyebilir. Bu durumun yargılanacak ya da başlı başına hayıflanılacak bir şey olmadığı gibi yüceltilecek bir şey de olmadığını düşünüyorum nacizane fikrimce. Yazar yüceltir tabi hahah :roll_eyes:

8 Beğeni

Diğer söylediklerinize bir itirazım yok. Özellikle şu söylediklerinizle ise tamamen aynı fikirdeyim.

3 Beğeni

Çeviri doğruluğu yüksek, Türkçe 'ye çevrilmiş İngilizce kitap arıyorum. Planım, kitabı İngilizce okumaya çalışıp kendi çevirimi profesyonel çeviriyle karşılaştırıp İngilizcemi geliştirmek.

1 Beğeni

İthaki Yayınları’nın;
Karanlık kitaplık serisi
Bilimkurgu klasikleri serisi
Modern Serisi
Pangea Serisi
Gölge Serisi
Kapsül Serisi

Bu serilerden hangilerinde kitapların içinde özel ayraç oluyor?

1 Beğeni

Ben Pangea ve BKK dizisinde var diye biliyorum. Karanlık kitabın yok.

2 Beğeni

Pangea’da da yok sanırım. Bende Pangea’dan çıkan 2 kitapta da ayraç yok.

1 Beğeni

Ben var diye hatırlıyorum. Belki de İthaki kararsız kalmıştır bu konuda. Bir yapıp bir yapmamıştır.

1 Beğeni

BKK’de kitap kapaklarının aynısından ayraçları oluyor.

Ama her kitaptan çıkmıyor. Hadi diğer siteleri anlıyoruz ama ilknokta’dan gelen yeni çıkmış kitabın içinden bile çıkmayabiliyor… Neyse…

Modern’e özel bir standart ayraç var ama kitapların içinden çıkmıyor, genel dağıtıyorlar o ayraçları. Gelenleri ben elimde tutmayıp çöpe attım. Pek bir anlamı yok diye.

Diğerlerinde seriye özel bir ayraç yok.

3 Beğeni