“Okunmuş kitapların okunmamışlardan çok daha az değerli olduğunu” öne süren Taleb, “bilginiz arttıkça okunmamış kitapların sayısı da artar. İşte okunmamış kitaplardan oluşan bu koleksiyona ‘anti kütüphane’ diyebiliriz” ifadesini kullanıyor.
Yazar Kevin Mims ise 2018’de New York Times’da yayımlanan yazısında bu terime karşı çıktı:
*Taleb’in anti kütüphane kavramını gerçekten sevmiyorum. Zaten kütüphane, çoğu uzun süre okunmadan kalan bir kitap koleksiyonudur. Bunun bir anti kütüphaneden ne farkı var anlamıyorum. Söz konusu durum için, bir kavram olarak, satın aldığınız ancak henüz okumadığınız kitap yığını anlamına gelen Japonca tsundoku kelimesi kullanılabilir. Kişisel kütüphanem, okuduğum kitapların 10’da 1’ini oluşturuyor. 10’da 9’u ise tsundoku.
Bir kişinin kütüphanesi genellikle zihninin sembolik bir temsilidir. Kişisel kütüphanesini genişletmeyi bırakan bir adam, ihtiyacı olan her şeyi bildiğini ve bilmediği şeyin ona zarar veremeyeceğini düşündüğü bir noktaya gelmiş olabilir. —Kevin Mims, New York Times, 2018
Okumadığın tüm o kitaplar gerçekten senin cehaletinin bir işareti. Ama ne kadar cahil olduğunu bilirsen, diğer insanların büyük çoğunluğundan çok öndesin demektir.
Hocam ben bu konuda yazarların söylediklerini çok da ciddiye almayı pek doğru bulmuyorum. Bence bir yazarın “okumadığın kitabı da almak iyidir ya” demesiyle inditex CEO’sunun “giymediğin kıyafeti almak da iyidir, anti gardırobun olur” demesi benzer şeyler, ikisinde de ciddi bir çıkar çatışması var.
Tabi okunmayan kitaba sahip olmak bence prensip olarak yanlış bir şey değil; insan gayet de istediğinde okuyabilme imkanını vesaireyi de satın almak isteyebilir. Bu durumun yargılanacak ya da başlı başına hayıflanılacak bir şey olmadığı gibi yüceltilecek bir şey de olmadığını düşünüyorum nacizane fikrimce. Yazar yüceltir tabi hahah
Çeviri doğruluğu yüksek, Türkçe 'ye çevrilmiş İngilizce kitap arıyorum. Planım, kitabı İngilizce okumaya çalışıp kendi çevirimi profesyonel çeviriyle karşılaştırıp İngilizcemi geliştirmek.
BKK’de kitap kapaklarının aynısından ayraçları oluyor.
Ama her kitaptan çıkmıyor. Hadi diğer siteleri anlıyoruz ama ilknokta’dan gelen yeni çıkmış kitabın içinden bile çıkmayabiliyor… Neyse…
Modern’e özel bir standart ayraç var ama kitapların içinden çıkmıyor, genel dağıtıyorlar o ayraçları. Gelenleri ben elimde tutmayıp çöpe attım. Pek bir anlamı yok diye.
Diğerlerinde seriye özel bir ayraç yok.
3 Beğeni
MelihAntepli
(Kendi özgürlüğünün kendi efendisi yine kendisi)
13332
Karanlığın Şahidesi ile Tüm Panayırların Heyulası kitaplarında ayraç yok. Bunları kitapçıdan aldığım için birkaç tanesini kontrol edip öyle aldığım için biliyorum ama 1000 tane basıp belki 100 tanesine ayraç koymuşlardır o kadarını bilmiyorum
Düzce’de evde kalıyorum,daha güvenilir olduğu için kampüse çıktık ve sınıfların durumu böyle.Depremden yarım saat sonra boğazımın acıdığını farkettim ev arkadaşım sürekli çığlık attığımı söyledi ki ben 4 deprem yaşamış biri olarak hiç böyle bir şey hissetmemiştim.Umarım göreceğimiz en büyük deprem budur 99 depreminde kücüktüm ama etkisini yıllarca hissettik…
Çok geçmiş olsun hem size hem bölgedeki herkese. 6 çok ciddi bir şiddet eşiği, bölge daha büyük bir felaketten tam sınırdan kurtardı gibi gözüküyor haberlerde.
Herkese çok geçmiş olsun
Ben son anlarında uyanıp rüya gördüğümü sanıp geri uyudum sabah gerçeği öğrendim
Yıkılan binaların ve hayatını kaybedenlerin olmaması çok sevindirici umarım daha kötüsü yaşanmaz.
2 Beğeni
MelihAntepli
(Kendi özgürlüğünün kendi efendisi yine kendisi)
13343
Çok geçmiş olsun. Ankara’da gece 4:10 civarı uyandım, demek depremden uyanmışım ama depremi anlamadım, sabah gördüm. Herkese çok geçmiş olsun.