Rıhtım Kamarası


(Buyici) #1573

Çok şey isyersen, çok çalışır, az yaşarsın. Az ile bir sorunun yoksa az çalışır, çok yaşarsın.


#1574

Aristo kültür sanat ve felsefenin nasıl doğduğunu söylüyor aslında. Artı değer ile bedensel çalışma zorunluluğu olmayan insanlar çıktı ortaya ve bunlar felsefe sanat gibi şeylerle ilgilenebildiler.

Ama esas sıkıntı onlar değil, artı değere el koyanlar. Yani benim yaşamamı sürdürmek için 1 saat çalışma yeterliyse 7 saat tembellik yapabilir veya sanat ve felsefe ile ilgilenebilirim. Belki 1 tane değil 500 ayrı Aristo olur o zaman.

Egemen kimse o veriyor. Evde baba, okulda hoca işyerinde patron ve hepsinin temsilcisi koltuğunda oturan devlet


(Emre ) #1575

Yapay zeka evrimi tamamlayınca milyonlarca insan boşta kalacak, kaç tane Aristo çıkacak acaba?


#1576

Neden boşta kalsınlar ki, varsayalım makineler kendi bakımlarını da yapıyorlar. Bugün Amerika’da denemesi yapılan Tıp ve hukuk gibi alanlar da dahil tüm üretim ve hizmet makineler ile yürüyor. İnsanlarda kültür, sanat felsefe gibi yaratıcılık işleri ile meşgul olurlar. Tarım toplumu ile sanayi toplumunun düşün bedensel çalışma azaldı ama yeni yaratıcı işkolları doğdu


(Emre ) #1577

Para lazım ama bunun için yine? Boşta kalıp nasıl para kazanacak bu insanlar, günümüz dünyasında, ben onu merak ediyorum.


#1578

Bugünün dünyasında olmaz zaten. Bu dinler, bu siyasal ve ekonomik sistemler ile olmaz.


#1579

Modern zamanlardayız :slight_smile: Felsefenin doğması için bedensel ihtiyaçların karşılanması tek başına yeterli değildir bence, en önemlisi bilme ihtiyacı duymak. Toplumumuz yaşama sebebini bilme ihtiyacına kafa yormak yerine bu ihtiyacı bir şeylerle doldurmak için uğraşıyor. Reklamlar ve sanal alem de bu ihtiyacı başarıyla karşılıyor. Oyun sektörü geleceğin dinlerini oluşturabilecek güce sahip. İnsanlara bir amaç, bir yol sunuyor. İnsanlar gelişimi, ilerlemeyi sanal karakterleriyle bütünleştiriyor. Bunun gibi sebeplerden dolayı artık çok daha az insan neden yaşadığını sorguluyor. Bu da felsefeyi ve düşünceyi öldürüyor.


(Emre ) #1580

Uzun zamandır oyun sektörüyle birlikte bütün yazılım sektörünün böyle bir girişim içerisinde olduğunu düşünüyorum ve insanlar bunu reddetmek istediğinde veya reddedebilecek cürreti kendisinde gördüğünde bunu yoksayabileceklerini sanıyorlar.

Buna tez yazılır aslında da şimdi çok üşendim yazmaya.


#1581

Ama bu birey olarak insanların suçu değil ki… İnançlarımızın, yaşadığımız siyasal ekonomik sistemlerin istediği insan kalıpları nedeniyle oluyor.

Şöyle düşünün insanlar daha az çalışsa ve barınma beslenme sağlık eğitim gibi kaygıları olmasa kültür sanat felsefe gibi yaratıcılık isteyen şeylere daha çok vakit ayırmaz mı?


#1582

Elbette. Bu ihtiyaçlar artık sorun teşkil etmediklerinde sanat ve felsefe de değişecektir. Son birkaç yüzyıldır felsefenin büyük bir kısmı bahsettiğimiz bu ihtiyaçlar çevresinde gelişiyordu. Bu ihtiyaçları aştığımızda şu an bahsettiğimiz felsefeden çok daha farklı bir felsefe tartışıyor olacağız.

Bu noktada şunu da belirteyim: çalışmayı maaş karşılığı yaptığımız hizmetle sınırlandırmamalıyız. Bütün günü kendisinin olan insan da sanat, felsefe ve bilimle uğraşmak yerine tembellik yapabiliyor. Peki bu tembelliğe de hak diyebilir miyiz, bu tembellik de kabullenilebilir bir kişilik özelliği olacak mıdır yoksa bununla savaşacak mıyız?


(Emre ) #1583

“Hayatın boyunca çalışıyorsun, 30 yıl boyunca yaptığın şeyin farklılık yaratacağını
düşünerek yaşıyorsun, insanlar için önemli olduğunu sanıyorsun bir sabah uyandığında
şunu anlıyorsun:
Hayır… orda küçük bir hata yapmışsın, sen harcanabiliyorsun, aman tanrım…"


#1584

Bir ermiş değilim ama bazen hiç düşünmemek nasıldır diye düşünüyorum. Hafta sonları dilediğinizce eğlenmek, özellikle de bedensel zevkleri fazla fazla tatmin etmek. Cesur Yeni Dünya tarzı: Şahsen o dünyanın pek de distopik olduğunu düşünmüyorum.

Elbette “insan” olmanın şartı, insanları diğer hayvanlardan ayıran yegane özelliktir düşünme eylemi. Nasıl olduk da onlardan ayrıldık, asıl mesele burada. Belki de hiç düşünmememiz gerekiyordu.

İnsan düşünmeden edemiyor.


#1585

İşte bu, konunun özeti… Ama işi bozan ekonomik sistemler gibi…


#1586

Tabi ama din ve ideoloji de gerekir… Örneğin ABD’yi düşünün neocon dedikleri yeni tip muhafazakarlık dini siyasal, ekonomi politikalarının bir uzantısı olarak kullanıyorlar.


(Kasvet Ulu) #1587

On sekiz yaşına kadar ben de böyle düşünüyordum. Sonra tutkulu olduğum şeyler hakkında köpek gibi, bir makine gibi çalışabildiğimi, asla yorulmadığımı gördüm. Bence kendinize bu yakıştırmaları yapmadan önce hayatınızda hiç tutkuyla bir iş yaptınız mı onu düşünün. Gerçek bir tutkunuz oldu mu? En son neyi içinizden gelerek yaptınız? Cevap kitap okumaksa yanıldığınızı söyleyebilirim, her ne kadar kitap okumak çok güzel bir hobi olsa da pasif bir eylemdir. Bence çalışkanlık üretken olmaktır.

Bazen toplumun bize dayattığı sıfatları istemeden kabulleniyoruz. Bir süre sonra bu dayatmalara inanıp benimsiyoruz. Burada zenginlik yürektedir gibisinden kafa açmayacağım ama tembellik diye bir şey yoktur bence, doğru yere kanalize edilmemiş enerji, boşa harcanmış zaman vardır. Günümüz şartlarına göre yaşayacaksak, tutkumuz paraysa, günde on altı saat çalışır, yorulmayız. Önemli olan tutkuyu keşfetmek. Benim için üretmekti, sanatın hangi alanında olursa olsun.


(MerterKrkmz) #1589

FB_IMG_1559382029752
Aslında ne çok şey ifade eder bir kitap. Neyse sıradaki sitemim önüne gelene “seni seviyorum” diyenlere gelsin. :krs:


#1590

Ursula K. Le Guin Boşa Geçirecek Vakit Yok kitabını okuyorum ve blr şeyi merak ettim. Kedi besleyen arkadaşlar. Beslediğiniz Kedi öldürdüğü bir hayvanı fare,kuş vb size getirdiği oldu mu?

Sonradan Ekleme: Örneğin beslediğiniz Kedi bir kuş yakalasa ( Fare örneğini bilerek vermedim, tiksinç bulduğumuz ve korktuğumuz blr canlı Fare, muhtemelen evrimle kazandığımız bir bilinç Fare’den korkmamız) ve tam ağzında görseniz müdahale eder misiniz? Yoksa bu Kedi ile Kuş arasında bir mesele der, görmezden mi gelirsiniz.


#1591

İyi günler arkadaşlar.Sizlerden tavsiye rica ediyorum.Evinde yüzlerce kitabı olan(abartma yoktur :slight_smile: ) fakat kitap okuma alışkanlığına ulaşamamış birisiyim.Hep kitaplar aldım okurum bir gün diye.Bugün başlarım dedim,yarın başlayacağım dedim.-ecek’ler bir türlü bitmedi.Kitaplar raflarda duruyor öyle. Şuan bir oğlum var,ona okuma alışkanlığı kazandırmak istiyorum fakat iyi bir örnek olmak için önce benim düzenli olarak kitap okumaya başlamam gerekiyor.Bu garibe bir öneriniz var mıdır ? Şöyle yaparsan alışkanlık kazanırsın dediğiniz bir yöntem ? Yeri geldi,300 sayfalık kitabı bir günde bitirebildim ve yeri geldi 100 sayfalık kitap halen sayfalarının çevrilmesini bekliyor.Bir türlü düzene oturtamadım.Oğlum da benim gibi olmasın.Gaz ile çalışan insan olduğum doğrudur fakat gaz ile kitap okumak yerine,düzenli bir şekilde günlük kitap okumak istiyorum.
Cevaplar için şimdiden teşekkürler.


(Deepreader) #1592

Alışkanlık kazanmak için düzenli yapmak şart. Barış Özcan’ın zinciri kırma diye bir hareketi vardı. Youtube kanalında videolarını bulabilirsiniz, size yardımı dokunur diye düşünüyorum.
Okuma alışkanlığı kazanmak gerçekten çok ve düzenli okumakla olan bir şey. Mesela kitap okumayı çok sevmekle okuma alışkanlığı edinmek arasında fark var bence. Sadece kitap okumayı seven insanlar genelde bir tür üzerinde yoğunlaşan, o tür dışındaki kitaplarla yıldızı pek barışmayanlar oluyor. Okuma sevgisi alışkanlıkla birleştiğinde insan sadece keyifli vakit geçirmek istemenin dışında, ihtiyaçları doğrultusunda okumaya başlıyor. Merak ettiklerini birine sorarak ya da internetten bakarak değil de o konu hakkında geniş bir kaynak taraması yaparak, hakkında yazılmış kitaplara bu kitapların atıf yaptığı kaynak kitaplara ulaşarak öğreniyor. Bu sayede de sadece merak ettiği şeyi öğrenmekle kalmayıp üstbilişsel bir yolculuğa çıkmış oluyor.

Yazdıkça yazıyorum sanırım ama bu alışkanlığı kazanmak istemeniz, özellikle de çocuğunuz için yapmak istemeniz hoşuma gitti. Keşke her ebeveyn bu kadar duyarlı olabilse. Sadece çocukları ne okuyor, ne oynuyor anlayabilmek için bile şart okumak.

Umarım hedefinize ulaşabilirsiniz. Kolaylıklar dilerim.


#1593

Kedi ve farenin doğasında olan bir şeydir fakat kedinin getirdiği farenin bana vereceği zararı da hesaba katmam gerek.Kedi,onu bana hediye olarak da getirmiş olabilir tabi ki.Ama sonuç olarak doğa kanununun ve gelen hediyelerin zararlarını görmezden gelemem.Evin içine gelen fare ortalığı kirletir ise,hanım,doğal gücünü kullanarak bana zarar verir.