Rıhtım Kamarası


#129

Kelin ilacı olsa başına sürermiş. Benim bu konudaki fikirlerim, bazı insanlar diğerleriyle girdikleri sohbetlerden bir şeyler almak istiyorlar ve aksi olduğunda o sohbeti de insanı da gereksiz buluyorlar. Ama bu bir şeyler almak dediğim illa ki ansiklopedik bilgiler ya da sinematografik hafızalarından kopup gelenler olmak zorunda değil. Bazı insanlar olur için ısınır, çok samimidir. Mesela bir şeyler katamıyordur belki bilgi olarak ama senden almak istiyordur. Ya da onun kattığı şeyler hayata bakışı, olayları yorumlayış biçimi ve davranışlarıdır belki de nesnel bilgilerdense. Tabi bu konu ayaküstü tartışılacak bir şey değil ama bence normal bu hisleriniz. Biraz ego barındırıyor olabilir. Bunu da hakaret olarak yazmadım çünkü ego da bir kişisel özelliktir ve hepimizde az-çok var. Bence her insanla konuşurken keyif almamak aşırı doğal, asıl alanlarda bir yapaylık bir sahtelik vardır diye düşünüyorum. Yine de sizi rahatsız eden bir durum olmuşsa, insanlarla iletişiminize sıfır beklentiyle başlamayı deneyin. Zevk almayı da, bir şeyler katmasını da, hatta değerli zamanınıza değip değmemesini de umursamayın. Mutluluk sıfır beklentide yatıyor :d


(Emre ) #130

Hep öyle davranıyorum ama karşılaştığım insanların çoğu benden tamamen ayrı örümcek beyinli, oturmasını kalkmasını bilmeyenler felan oluyor.


(Hiçliğin bekçisi…) #131

@AeroKnight @howl

İnsanların çoğu sizin insanları düşünüp, önemsediğiniz kadar size beyinlerinde vakit ayırmıyorlar. İnsanlarla iletişim kurabilmek, anlamak ve anlaşabilmek için çok fazla çabanın ben çoğunlukla hüsranla sonuçlandığını gördüm. @Lik 'in de dediği gibi; sıfır beklenti en güzel yaklaşım biçimidir. Kendimce eklemek istediğim bir nokta daha var. Olduğunuz gibi davranın ve insanları olduğu gibi kabullenin, yargılamayın. O kişi öyle, siz de nasılsanız öylesiniz. Bence gerçek olan samimiyet karşımızdaki insanı eksikleri ve fazlalarıyla olduğu gibi dümdüz kabul etmektedir. Çatışmalar, farklı fikirler mutlaka olacaktır ama ne zaman bir ortamda kendi fikrini diğerine kabul ettirmeye çalışan insanlar görsem o ortamda tartışma ve kavga vardır. Bence kişiler kendi fikirlerini dürüstçe söyleyebilmeli ve karşıt fikri de dinleyerek saygı duymalıdır. Böyle bir saygının olmadığı ortamlarda çatışma sürekli olacaktır. Şahsım olarak bu tip insanlarla iletişim kurmayı bile düşünmem. Mümkünse bir ortamda önce insanları izlemeyi, onları dinlemeyi ve benim gibi düşünen ve davranan kişilerle iki lafın belini kırmayı tercih ederim. Bu da çok fazla rastlanır değil maalesef.

Diğer açıdan neden çok fazla arkadaşa sahip olmalıyız ki? Bunun doğrusunu kim belirledi? Belli bir miktarı mı var bu işin? Beni olduğum gibi kabul eden, gereken yerde eleştiren, gereken yerde yanımda olan, beni dinleyen, dürüst olan, anlamaya çalışan, bana hatalarımı çekinmeden yüzüme söyleyebilecek ama yine de benim seçimlerime ve fikrime saygı duyacak bir kişiyi, bana bön bön bakıp, yargılayıp, sürekli bir açığımı arayarak benimle sürekli bir savaş halinde olan yüz tane yorucu insana değişmem. Aynı şekilde benim de bu şekilde davranmam gerektiğini düşünüyorum.

Rastgele denk geldim. İki cümle yazayım dedim yine dayanamadım uzattım sanırım. Kusurum olduysa affınıza sığınırım.


(Emre ) #132

Ben hep ikinci paragrafınızda bahsettiğiniz gibi insanlarla karşılaşıyorum bunları ben seçmiyorum işte seçme şansım olsa hayatımda olmazlar zaten. Ya iş için, ya proje için birlikte vakit geçiriyoruz. Örnek psikoloji okuyan bir arkadaş var, psikoloji de ilgi alanımdır, psikoloji konuşmaya başladım bir gün “sen nerden biliyorsun ki” gibi saçma sapan bi ses tonu ve mimikle bana cevap veriyor. İnsanlar sadece üniversitede okudukları bölüm hakkında bilgi sahibi oluyor sanıyor sanırım. Böyle örnekler çoğaltılabilir. Negatif enerjiyle doldum zaten, son günlerde aynaya bile bakamıyorum aşağılık, ezik bir tipe benzedim iyice. Mutlu uyanmak için çabalıyorum sadece.


(Hiçliğin bekçisi…) #133

Böyle bir tepkiyi aldıktan sonra zaten konuşmaya çalışmanın da bir mantığı olmaz. Böyle insanları ben ciddiye almadığım için çok dinlemem. Hatta yüzüne de onun bu tutumuyla alakalı fikrimi söylerim.

Sorunu kendinizde arayıp kendinize işkence etmeyin boş yere. Malum toplumun insanlarının çoğu böyle. Sorarım size, son günlerde bu saçma sapan insanlar için kendinizden tiksinmeniz kaçının umurunda? Bana kalırsa böyle insanlara aylar, yıllar verip sonra beş para etmez olduklarını anlamak çok daha korkunç ve üzücü. En başında nasıl biri olduğunu gördüğünüz için bence mutlu olmalısınız. Hayatınızda bir başkasına ayıracağınız değerli vaktinizden saçma sapan bir insan daha azaldı. Bu sevindirici. Böylece elinize kalan bu vaktinizde daha çok okuyup, daha çok araştırıp, kendinizi daha çok geliştirebilirsiniz.

Ayrıca kendimi tekrar etmiş gibi olacağım ama yine bir sorum olacak. Neden mutlu olmak zorundayız? Herkes mutlu mu olmak zorundadır? Ben bunun bize dayatılmış bir tutum olduğunu düşünürüm. Sanki insanlar hep mutlu olmak zorundaymış gibi bir dayatma olduğundan, uzun süre bir şeyler ters gidince depresyona giriyoruz. Kendimizi mutlu olmaya mecbur hissediyoruz. Lakin bu dünyada mutlu olduğunu sanan insanların çoğu cahil insanlardır. Sorgulamazlar, basitlerdir, düşünmezler vs. bu sebeple de mutlu sanırlar kendilerini.


(Emre ) #134

Mutlu olmak dayatma değil içimizde var zaten. İnsanlar konfor alanında yaşamak ister ve bu huzura dönüşür. Yani dayatma olan insanların “mutlu gibi görünmek” istemesi. Mutluluğun özü değil bence. Çünkü mutlu gibi görünmek ve etrafındakilere ben güçlüyüm mesajı vermek istemektedirler.

Diğer dediklerinize de katılıp kendime olumlamalar veriyorum teşekkür ederim.


(Emre ) #136

https://eksisozluk.com/kitapligindan-odunc-kitap-vermeyen-insan--5610352?a=popular


#137

Black Mirror


#138

“Ben düşünmekten yoruldum, benim yerime de düşünür müsün? Benim yerime ilgilenir misin insanlarla, yalanla, ihanetle, yalnızlıkla? Geceleri birdenbire bastıran sağanak yağışlı korkuları alır mısın yamacımdan? Gündüz gözüyle sevemiyorum kimseyi. Yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin?”

Jack Kerouac

Kendime okuyacak yeni bir yazar buldum sanırım.


(fatih çetin) #139

Kitapseç sitesinden ilk defa alışveriş yaptım. Birkaç sorum olacak. Bu siteden alışveriş yapanlar cevaplarsa sevinirim.

Öncelikle; siparişimde 6 ürün vardı. 6 ürün 97 tl tutuyor ama Ptt kargo gönderi sorgulama kısmında ücret 76 tl gözüküyor. Büyük ithimalle 1 kitap eksik gelecek ama hangisi olduğunu sistemde göremiyorum. 76 tl ödeme yapıldıktan sonra eksik kitabı artık göndermezler değil mi?


(Umut K.) #140

Benim Kitapseç maceramda sipariş ettiğim 6 kitabı 3 ayrı kargoda göndermişlerdi. Ve 1 kitabı da iptal etmişlerdi. Demek ki o günden bugüne değişen pek bir şey yok. Kitapseç’e durumla ilgili her mail attığımda 1 gün içinde sms le geri dönüş yapmışlardı. Sana da tavsiyem durumla ilgil mail atman.
Bir de yanlış konuya yazmışsın sanırım.


#141

Antarktika’da ilk kriminal suç spoiler sebebiyle işlenmiş :joy: Adam okuduğu kitapların sonunu söyleyen arkadaşını bıçaklamış.


(Emre Saydam) #142


Orjinal Matrix filminin kamera arkasına da buraya tıklayarak izleyebilirsiniz!


(Duygu) #143

Şu sosyal medya yüzünden fenomen adı altında bir sürü virüs türedi. Her geçen gün saçmalıklarına saçmalık katıyorlar. İyi niyetle bir şeyler yapanları ayırıyorum ama sınırları aşan o kadar çok kişi var ki bunlar insan mı demekten kendimi alamıyorum. Özellikle çocuklar konusunda kaygılıyım. Maalesef internet ortamının denetimi de çok zor. Bunlar yüzünden internet öncesi dönemi özlemeye başladım.


(Cankut Değerli) #144

Fenomen denen şey nasıl türedi onu da anlamak zor zaten. Yani ne yaptı bu insanlar, nasıl yaptılar da bu kadar ilgi topladılar?
Sanırım hiçbirini takip etmiyorum ama zaten boş iş olduğunu düşünüyorum aslında, samimiyetle içerik üretip gerçek kişilikleriyle ortaya çıkan çok az kişi var zaten internet dünyasında bence.


(Duygu) #145

Evet, kesinlikle öyle. Ben de takip etmiyorum ama artık bu insanlardan bıkanların televizyona yansıyan tepkileri sayesinde farkına vardım. Ki görmediğimiz daha neler var kim bilir? Suç böyle insanlara prim verende.


(Cankut Değerli) #146

Ne yazık ki onlara prim veren çok da insan var.


#147

Bu konuyla ilgili dün bir haber okumuştum.

Erhan Nacar isimli bir baba, çocuğunun Enes Batur’un yaptığı bir paylaşımdan etkilenmesi üzerine annesine “anne ütüyü kullanarak saçlarını düzeltebilirim” dediğini iddia etti. Bu olayın üzerine Enes Batur hakkında suç duyurusunda bulunan Nacar, ünlü YouTuber’ın bu paylaşımlarının küçük çocukları etkilediğini ve kaldırılması gerektiğini düşünüyor.


(Emre Saydam) #148

Ve dostoyevski bir sigara yakar.


#149

Detroit: Become Human oynayan var mı? Harika bir oyunmuş. Playstation’ınım olmamasına ağlıyorum bugün de. İnş steame gelir yakın zamanda ama sanmıyorum. Ama araştırcam.