Rıhtım Kamarası


(Hüseyin gök) #150

Ben oynamadım ama full walkthrough videolarını izlemiştim. :joy: Kaliteli ve eglenceli bir oyuna benziyordu. Böyle oyunları almak için aceleye gerek yok bence %60-70 indirim oluyor epey bir zaman gencine.


#151

Aynen ben de öyle izliyorum zaten şimdi. Pintipanda’dan izliyorum. Bazıları çok sevmiyor, kolsuz falan diyor ama ben seviyorum hikayeli oyunları oynayışını. Benim elime geçene kadar bu oyuuuun… Ben mezun olur, kariyer iş güç çoluk çocuğa karışırım :dd


#152

İngiltere’de Yalnızlık Bakanı ve İntihar Bakanı varmış. İngiltere yönetim olarak yalnızlıkla savaşıyor. Şu açıklamaya bakın: :sweat_smile:

Tracey Crouch’un atandığı yeni bakanlıkla hükümet, sivil toplum örgütleriyle çalışarak yalnızlık ve sosyal izolasyonla mücadele edeceğini açıklamıştı. Soğuk hava ile yalnızlığın kış aylarında ölümcül olabileceği uyarısında bulunulan ülkede yapılan bir araştırma yalnızlığın günde 15 adet sigara içmek kadar kötü olduğunu ortaya koymuştu.


#153

Yalnız bunlar intihar ederse epey trajikomik bir şey olur. ://


(Doğan Can Urul) #155

Playsation Exclusive oyunların Steam’e ve ya başka bir platforma gelmesi gibi bir durum söz konusu değil maalesef.


#156

Ah evet fark ettim. O yüzden 13 saat boyunca başkasının oynayışını izledim :frowning: Ve hiç benim seçmeyeceğim seçenekleri seçişini :frowning:


#157

Gerek ortadaki yumruk görseli gerekse caps lock tuşu açıkken yazılmış kelimeleriyle muazzam bir eser. benzersiz üslubu ve içeriğiyle bir edebiyat harikası.

Tuba Ezici, Adam Sandıklarımız


(Umut K.) #158

Bu şaheseri ne zaman Hasan Ali Yücel Klasikleri’ne ekleyecekler, bilginiz var mı? Ona göee alınacaklar listemi güncelleyeceğim.


#159

Bu hızla fazla uzun sürmez. Sahi peki şeyin bunlardan haberi var mıdır, Türk Edebiyatının?



(Hiçliğin bekçisi…) #160

Sinirlerim bozuldu…


#161

“Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?” demişti Nietzsche. Tabuları ve ülkü putlarını yıkmalıydık ona göre. Peki putları yıkarak putların bu alacakaranlığından kurtulduktan sonra ne olacaktı? Kendi alevlerimizde yandıktan sonra kendimizi yenileyemezsek ne olurdu? Nietzsche kitaplarının arkasında uyarı bulunmalı :slight_smile:


#162



#163




image

image









#164

@Atter
:baris: Peki, uzatmayacağım çünkü Zizek taklitçiliği üzerinden değil, kendi özgün fikriniz ise tartışmak istemiştim, sonuçta Zizek’in şiddete bakış açısını az çok biliyorum ve her görüşüne katılmasam da değerli bir düşünür olduğu kanaatindeyim.

Şiddet isimli kitap tanıtımından bir alıntı yaparsak daha açıklayıcı olacaktır.


Zizek’e göre sahte şiddet-karşıtları var. Öznel şiddete karşı savaşırken nefret ettikleri durumun ta kendisini yaratan iki yüzlüler bunlar. Benzer bir şekilde, doğrudan şiddeti alt etmenin bir aracı olan dilin özünde bile bir şiddet yatar.

Şiddeti kesinkes kınamak, “kötü” bir şey olarak lanetlemek ideolojik bir operasyondur, bu operasyonla toplumdaki temel şiddet biçimleri görünmez kılınır. Batı toplumları şiddet türlerine büyük duyarlılık göstermesine rağmen bizi en vahşi şiddet biçimlerine karşı duyarsızlaştırır da. Üstelik bunu kurbanlara gösterilen insancıl sempati kisvesi altında yapar.

Zizek için acımasızlık olmadan sevgi güçsüzdür; sevgiyi meleksi kılan, patetik bir duygusallığın ötesine taşıyan şey sevginin acımasızlığı, yani onun şiddetle olan bağıdır. Sevgiyi “insanın doğal sınırlarının ötesine” yükselten şey işte bu bağdır. Bu kitapta Zizek şiddete doğrudan değil kendi deyimiyle “yamuk” bakıyor ve altı farklı “yan bakış” sunarak yeni bir perspektif açıyor.

Slavoj Zizek - Şiddet


#165

Kendi fikirlerim Zizek’inkilerle örtüşüyor olamaz mı lol? İnternetten tanıtımı alıp yapıştırmışsınız. Tebrikler, Google kullanabiliyorsunuz. Asıl size sormalı, neden otorite olmak için bu kadar çabalıyorsunuz? Bilginizin yetmediği, konuyu bilen herhangi bir kişi için çok bariz. Konuya devam etmek istemezseniz, ben de bırakırım burada. Başından beri bunu söylüyorum zaten. Sizin bu konuda söyleyecekleriniz ilgimi çekmiyor, iletişim kurmak istediğim ve düşünsel meselelerde fikrini önemsediğim bir insan değilsiniz. Sürekli devam ettirmeye çalışıyorsunuz.


#166

Bu kontrolsüz öfke haliniz bana birisini anımsatıyor ve beni nereden tanıyıp da bu yorumları yapıyorsunuz, cidden çok ilginç. Kişisel atışmalara ayıracak zamanım yok maalesef.

Zizek hayranı olan siz olduğunuza göre, onun görüşleri hakkında benden daha fazlasını biliyor olabilirsiniz, yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere, kendisi her görüşüne katıldığım bir düşünür değildir ve şiddet hakkındaki söylemlerine de kesinlikle katılmıyorum. Şiddet konusunda görüş bildirebilmek için Zizek hayranı olmaya ya da bir filozofun cümleleri ile konuşmaya ihtiyacım olduğunu ise hiç düşünmüyorum.

Kitap kapağının arkasını alıntılamak başka onun görüşleri ile cümle kurmak bambaşka yani bir filozofa sempati duyuyor olabiliriz ve bize katkı da sunuyor olabilir, alıntı da yapabiliriz fakat görüşlerimizi kendi cümlelerimiz ile kurmalıyız ki taklitçilik yapmayalım. Siz bu eleştirime alındınız galiba…

Otorite olmak gibi bir çabam yok. İnsanlara cevap hakkı doğuracak yorumlar yapıp, arkasından da ‘benle muhattap olmayın’ demek biraz çocukça oluyor. Yine de büyüklük bende kalsın, bir daha sizinle diyalog kurmayacağım. İyi forumlar dilerim.


#167

Bu gecikmeli ama yine de güzel sonuç için teşekkürler ederim. Umarım sözünüze sadık kalırsınız.


#168

Kalırım tabii ki, yorumlarım ile sizi daha fazla köşeye sıkıştırmayı ben de tercih etmiyorum. İyi forumlar.


(Mesierg) #169

Ofis ortamında çalışmaktan nefret ediyorum.
İnsanlardan, aptal egolarından nefret ediyorum. En çok da birinin dedikosunu yapıp (gerizekalı lan o) sonra da gidip o insanın yüzüne gülenlerden ( ya cidden süpersin, sen olmasan napardık, bilemiyorum) nefret ediyorum.
Birbiri ile ve birbiri olmadan yaşamayı beceremeyen bir canlı türü olmamızdan da nefret ediyorum.

Ama bir saniye,
Şartlar iyi, iş rahat, masa başı (kitap bile okuyabiliyorum; o da bir şey mi, ben oyun bile oynuyorum), her ay başı maaşın aksamadan yatıyor (piyasanın durumu belli), haftasonu tatil. Ohhh, misss… (Pardon bakar mısınız, mutluluk seçeneğini göremiyorum da yardımcı olur musunuz ? )

Hayır efenim kişilik bölünmesi (artık adı her ne haltsa) yok bende, hayır hayır depresyonda da değilim.
Sadece, melankolik (oops) haller benimkisi …


#170

image
image
image
image
image
image
image
image
image