Ne kadar doğru bilemem ama Hintliler bazen Çin ile olan Himalaya sınırında Çin askerlerinin robotlar ile devriye attığını iddia ediyor.
Doğru mudur bilemem ama bunu yaparsa da Çin yapar gibi geliyor bana.
Ne kadar doğru bilemem ama Hintliler bazen Çin ile olan Himalaya sınırında Çin askerlerinin robotlar ile devriye attığını iddia ediyor.
Doğru mudur bilemem ama bunu yaparsa da Çin yapar gibi geliyor bana.
Bana çok muhtemel gibi geliyor hocam. Teknoloji parçalar halinde var çünkü. Birinin parçaları birleştirip üstüne silah monte etmemiş olmasını beklemek yanlış olurdu bence.
ATAM’ın Kızları Şampiyon yaptı bizi. Bravo , tebrikler
![]()
Bu kızlar her şeyin en iyisini hak ediyor.
Başta @Pyrewrath olmak üzere size sorum var. Adrian reis’in Doyma Noktası kitabı seri mi yoksa tekil mi?
Tek başına okunan bağımsız bir roman. Terrible Worlds: Transformations dizisinde yer alıyor. İkinci kitabı da gelecek aya çıkış yapacakmış. Onu da yeni yılla basımını yapabilirler.![]()
Tek kitap, oku gitsin, Adriyan Reyiz candır. ![]()
Yerli Bilimkurgu Yükseliyor dergisinin 101. sayısı yayında.
Bu sayıda, kuantum bilgisayarların bugünkü şifreleme algoritmalarını nasıl kırabileceğinden bahsettiğim “Y2Q: Kuantum Kıyameti” adlı yazım ve “Ömür Hırsızı” adlı öykümle ben de varım!
Türkçe’den bir sözcük var, ama naz sözcüğünün Urduca olması şaşırtıcı, etimolojik olarak Farsça kökenli ve anlamı tamamen aynı. Japonca Ikigai de güzel ![]()
Urduca zamanında Türk devletlerinin Hindistan’ı fethetmesinden ortaya çıkmış bir dil. Saray ve ordunun kullandığı içinde Türkçe, Farsça, Arapça ve Sankritçe kelimeler bulunduruyor. Türkçe kelime geçişi yoğun bir dil.
Burada Naz kelimesinin oradan önce İran, Azerbaycan yada Türkiye üzerinden alınması daha doğru olabilirdi belki.
Pakistan’da o çevrede konuşuluyordu diye biliyorum. Naz sözcüğü bize Farsça’dan geçti, malum Divan Edebiyatı-Osmanlıca ( Türkçe’den çok Arapça ve Farsça kelimelerden oluşur).
Güncel olarak baktığımda Farsça kökenli, Farsça 'ya da Urduca’dan geçmiş olabilir diyordum ama etimolojik sözlük Farsça diyor halen.
Tam buna benzer şekilde “nazar” sözcüğü de Arapça’dır mesela.
Kelimenin etimolojik kökenini Türkçe demek istemiyorum. Urducanın oluşumu Türk devletlerinin etkisi ile oluşan bir dil. Türkler İranlılar ile MÖ 800’lerde temas ettiği için, bu Türkçe üzerinden taşınmıştır. Bundan dolayı bu kelimenin aslında yukarıda saydığım ülke dillerinden alınması gerekirdi demek istedim.
Karışıklık orada değil, (Türkçe kökenli değil zaten). Kaynak görsel naz sözcüğünü Urduca kökenli diyor. (Urduca Pakistan tarafında konuşuluyordu - Farsça ile Urduca aynı aileden ama Pehlevice çok daha eski. Modern Farsça’nın atasıdır.) Urduca’nın Türk devletleri etkisini hiç okumadım, bakmak lazım.
Ama kelimenin kökeni Urduca değil mevcut kaynaklarda. Etimolojik sözlük (ikinci mesajda ekledim) naz sözcüğü için Farsça diyor. Hayati Develi’nin Osmanlıca sözlüğü de Farsça kökenli alıyor bu sözcüğü. Yakın coğrafyalar birbirinden sözcük almaları normal. Ama köken konusunda karışıklık var demek istediğim. ( Bence Urduca değil Farsça olması daha muhtemel, anlam dairesi açısından kelimenin yüklendiği anlam Pers kültürüne daha yakın)
Biz çok sonraları (muhtemelen orta Çağatayca’dan sonra) sözcüğü Farslardan aldık. DLT geçiyor mu bilmiyorum ama zayıf bir ihtimal.
30 yıl önce bugün Taht Oyunları çıkışını yaptı. Tek kitapla kalmayıp seri oldu Yıllar geçti. Serinin son kitabı/ları hala piyasaya sürülmedi.
5 yaşındaymışım
Kitaplığımın en üst rafında kar küresi vardı. İçindeki heykel kopmuş ve su rafa akmış. Raftaki mangalarımın hepsinin altları ıslanmış ve bugün fark ettim. Güne puanım sıfır.
Müthiş keyifsiz bir durum. En rahatsız olduğum durumlardan biridir kitaplarımın fiziki zarar görmesi. Geçmiş olsun.
Cihan Karamancı’yı tanıyan var mı. Bugün internette kendisini biraz araştırdım ve ne biyografisine, ne ropörtajına, ne fotoğrafına, ne de kendisi hakkında herhangi bir şeye rastlayabildim. Çevirdiği kitaplar hariç internette kendisi hakkında hiçbir bilgi yok.
Yirmi yıldan fazladır çeviri yapan, çoğu altı yüz yedi yüz sayfayı aşan yüzlerce kitap çevirmiş, neredeyse ülkedeki fantastik kitap çevirmenliğinin tekeli haline gelmiş birisinin bu kadar izole kalabilmesi bana pek mantıklı gelmiyor. Çok kısa zamanda çok fazla kitap çevirebilmesi ve çevirilerinin sadece İthaki’de yayınlanması da şu teoriyi üretmeme sebep oldu:
Cihan Karamancı İthaki’nin bir projesi, böyle biri yaşamıyor. Farklı çevirmenlerin çevirdiği kitaplar Cihan Karamancı adıyla yayınlanıyor. Ya da sadece görünür olmayı pek sevmeyen ama çok çalışkan birisi. ![]()
Şaka bir yana Cihan Karamancı hakkında bir şey bilen var mı?