Rıhtım Kamarası

Acaba kitap rafta nasıl duruyordu? Dik bir şekilde rafa sıfır yerleştirdiğimiz kitaplarda da bu olur mu? Eve döndüğümde ilk iş kitaplığı havalandırmak olacak.

Bu arada Twitter’da gönderi altındaki yorumlara baktım da böcek duyarı bile kasmışlar. Bilerek yuvayı bozmayıp gözlemleyenler bile varmış.

1 Like

Kemal Ateş ’in Kendi Diliyle Kavrulmak kitabı dilbilgisi kuralları, dil yanlışları, karıştırılan sözcükler gibi konularda kapsamlı bir kılavuz niteliğinde. Türkçeye bir ömür vermiş yazar, bir yandan somut örneklerle okurların yararlanabileceği bir kılavuz hazırlarken diğer yandan dil devrimini karalamaya çalışanların foyasını meydana çıkarıyor.

“Karşısındakini Aşağılamak İçin Dilbilgisini Kullananlar Dile En Çok Zarar Verenlerdir”

Uzun yıllar Ankara Üniversitesi Türk Dili Bölümü Başkanı olarak görev yapan Kemal Ateş, dil tartışmalarında hoşgörüyü elden bırakmamak ve dilbilgisini bir kavga aracı olarak kullanmamak gerektiğini belirtiyor: “Yanlışları gösterirken, niyetiniz gerçekten bir yanlışa dikkat çekmek mi, yoksa dili bahane ederek birini bozmak, harcamak mı ya da neler neler bildiğinizi göstermek mi? İşi dil zaptiyeliğine götürenler, dile çok zarar verirler, zenginleşmeyi, yeni sözcükleri önleyebilirler.”

“Atıyorum” Demek Yanlış mı?

Kemal Ateş ’in bu hoşgörülü bakış açısı özellikle gençler söz konusu olduğunda daha çok ortaya çıkıyor. Ateş farzımuhal, faraza, mesela demek yerine “atıyorum” diyen gençlere kızmadığını belki de onların dilimize yeni bir sözcük kazandıracağını söylüyor.

Karıştırılan Sözcükler

Kendi Diliyle Kavrulmak ’ta sıklıkla karıştırılan sözcükler ve doğru kullanımlarıyla ilgili ayrıntılı bilgi de yer alıyor:

  • Şeb-i Arus / Şeb-i Aruz (doğrusu Şeb-i Arus)
  • Eskaza / ezkaza (doğrusu ezkaza),
  • Hak etmek / hakketmek (hakketmek ağaca ya da maden üzerine kazımak anlamına gelir),
  • Eşgâl / eşkâl (doğrusu eşkâl),
  • Yakînen / yakından (yakînen şüphesiz, mutlaka anlamına gelir),
  • Madden / maddeten (doğrusu maddeten).

70 Yıllık Yalanlar

Dil devrimini karalayanlara karşıysa aynı hoşgörüyü göstermiyor Kemal Ateş. Yazar, yıllardır uyarsa da “Kabataş yalanı” veya “camide bira içtiler” yalanı gibi dil devrimi konusunda da kasıtlı olarak bazı yalanların sürdürüldüğünü belirtiyor. Bu yalanlar öyle çok yineleniyor ki bugün bile pek çok kişi bu yalanları doğru sanıyor. Kitapta dil devrimini karalamak için 70 yıldır kullanılan iki ana yalandan söz ediliyor:

1-) Türk Dil Kurumu’nun şapka işaretlerini kaldırdığı yalanı:

Murat Bardakçı : “… üstelik kelime uydurmakla kalmayıp şimdi olduğu gibi eskiden de akıllarına estiğinde imlâ ile oynayanlar, bir ara şapka işaretini kaldırıp ‘mirasçı’ demek olan ‘vâris’i bacaktaki ‘varis’ yapma kerâmetini gösteren bunlardı.”

Kemal Ateş : “Murat Bey, daha önce de yazdım, adına şapka dedikleri düzeltme işaretini TDK hiçbir zaman kaldırmadı. Benim Dil Hurafeleri ’nde de yazdığım onlarca hurafeden biridir bu. Sizler yüzünden inanın elime davul alıp dersliklerde, dergâhta, bargâhta, sokaklarda davulun tokmağına güm güm vurarak, ‘Ey ahali adına şapka dedikleri işaret hiçbir zaman kaldırılmadı’ demek geçiyor içimden.”

2-) Gökkonutsal Avrat, Ulusal Düttürü, Oturgaçlı Götürgeç:

Kemal Ateş, zamanında Nihat Sami Banarlı , Halide Nusret Zorlutuna gibi kişilerin espri olarak uydurduğu bazı sözcüklerin dil devimi karşıtlarınca Türk Dil Kurumu tarafından önerilmiş gibi sunularak dil devriminin karalanmaya çalışıldığını anlatıyor. Dil devrimi karşıtlarının düşüncelerine dayanak yaptıkları bu sözcüklerden bazıları:

Hostes: Gökkonuksal avrat

İstiklal Marşı: Ulusal düttürü

Otobüs: Oturgaçlı götürgeç

Yumurta: Tavuksal fırlatı

Kemal Ateş, sürekli gündeme getirilen tüm bu iftiralara rağmen, bugün devrim karşıtlarının bile kullandığı etki, tepki, bakan, başbakan, öğretmen, öğrenci, gelişme, iletişim gibi sözcüklerin varlığının devrimin ne kadar başarılı olduğunu gösterdiğini belirtiyor.

Kabak Tadı Veren Klişeler

Kemal Ateş, Türkçenin en büyük sorunlarından birisinin haberlerdeki klişeleşmiş dil yanlışları olduğunu belirtiyor. Klişe sözleri muhabirler bazen ilgi çekmek için bazen de bilmediklerinden kullanıyorlar: İmza atmak, bomba gibi düşmek, tavan yapmak, ezber bozmak… Ateş , “Gaziantep yeni bir cinayete ev sahipliği yaptı”, “Komşumuz Yunanistan’da gerilim tavan yaptı” gibi bu tür haber dilinden örnek manşetler de vererek eleştirilerini somutlaştırıyor.

Bir öykü kitabı gibi akıp giden ancak bir başvuru kitabı gibi sıklıkla yeniden taranacak bir kılavuz Kendi Diliyle Kavrulmak . Dille ilgilenenlerin ötesinde Türkçe okuyup yazan herkesin mutlaka okuması gereken bir rehber.

https://www.bilgiyayinevi.com.tr/kendi-diliyle-kavrulmak-2

kendidiliylekavrulmak-1554471105

12 Likes

Yazıyı okuyunca aklıma ben konuşurken cümlemdeki anlatım bozukluklarını arayan eski bir arkadaşım geldi. Kızın bana bir garezi vardı galiba çünkü okuduklarımı arkadaşlarımla paylaşıyordum ama o beni küstah görüyordu bunu kapatmak için de “BÜ CÜMLÜNDÜ ÜNLÜTÜM BÜZÜKLÜĞÜ VÜR” diyordu ben de sinirleniyordum olaya bak :joy:

1 Like

Çok güzel bir kitap. Yazarın söylediklerinden kimilerini arkadaş ortamlarında savunmuştum (ulusal düttürü, çok oturgaçlı götürgeç… gibi örenklerin TDK ile ilgisi olmadığını). Ancak bilgisiz kişilerin kalıplaşmış düşüncelerini yıkmak güç oluyor tabi…

Not: Bir dili sahiplenenler, o dilin kendi dilleri olduğunu hissedenlerdir… :wink:

3 Likes

Sonunda aynı dili konuşuyoruz… :blush: Nihayet yani… Kitabı mutlaka ama mutlaka bir şekilde temin edip alacağım. Teşekkürler Spiderman. :joy::heart_eyes:

3 Likes

Ne, yalan mı? Kpss sınavına hazırlanırken kursta bize şapka kaldırıldı diye öğrettiler, bu şapka yüzünden sınavda bir soruyu yanlış yapmıştım. Şu an çok büyük bir şok yaşıyorum. Bedavadan bir netim gitmiş :rage:

1 Like

Artık işine yaramayan KPSS/ön lisans kitaplarını toplu sana satmak isteyen varsa özelden mesaj atabilir mi?

Nasıl bir kursa gittin bilmiyorum ama ben 2018 de gittim ve hoca ısrarla kalkmadığını ve yanlış bir algı olduğunu söyledi. Şu şekilde bir revizyon oldu: Kâğıt kelimesindeki şapka kalktı çünkü kalkınca anlamda bozulma olmuyor fakat anlamda bozulma olan veya karışıklığa sebep veren kelimelerde “hâlâ” gibi kaldırılmadı. :blush: Hatta kurstaki hoca bununla alakalı bir çuval da örnek yazmıştı. Mesela;

“Hala seni bekliyorum.”

Bu cümlede şapka kullanmazsam halamdan bahsediyorumdur fakat şapka koyarsam anlam tamamen başka bir şekle bürünür. :smirk:

1 Like

Bir ara kaldırıcaz dediler ama sonra kaldırmadılar. Herkesin kafası karıştı doğal olarak. Ama kursta yanlış bilgi vermemeleri gerekirdi. Üzüldüm sizin adınıza.

Gerçekten çok şaşırdım açıkçası. Yanlış yaptığım sorudan sonra gidip hocaya sorduğumda kural geri gelmiş, onu sizlere iletmeyi unutmuşuz diye cevap vermişti. Çok üzüldüm şu an ya.

Kural geri mi gelmiş? :upside_down_face: Cuma’ya gitmiş demek ki…

5 Likes

Suçlu olan Madrid polisi değil, bizim böyle tanınmamızı sağlayanlar…

3 Likes

13 bin tanecik agaç kesilmiş, hiç bir şey hem bu iktidar ben çevrecinin daniskasıyım demişti. Her icraatlarıyla bunu kanıtlıyorlar.

2 Likes

TDK sözlük ya da yazım kılavuzuna bakarsanız kâğıt kelimesi de hâlâ şapkalı. Anlam karmaşası olmasa da dilimize Arapça ya da Farsçadan geçmiş ince okunan a sesi için (mekân, rüzgâr gibi) düzeltme işareti kullanılmaya devam ediliyor. Nasıl oluyor da bir ülke bu hurafeye inandırılmış anlamak mümkün değil.

3 Likes

Kâğıt kelimesinde kaldırıldı. Tdk bazı şeylerde güncel değil maalesef. Son birkaç haftadır güncelleme yapıyorlar çoğu şeyi kaldırdılar. Son değişikliklerden sonra bazı karmaşalar mevcut. Son dediysem de son değil aslında. İyice karmaşıklaştı. Kurum adlarına gelen eklerle de alakalı bir değişiklik söz konusuydu. Kpss gibi sınavlarda kağıt kelimesindeki şapka yok sayılıyor. TDK’nin içinde eskiden baktığınızda her iki kullanımı da görebiliyordunuz. Hatta benzeri bir konuyu tekrardan sözcüğü için de tartışmışık. Bir sayfada yoktur olarak geçerken bir sayfada olduğu gösteriliyordu.

Yazılışları bir, anlamları ve söylenişleri ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine ko­nur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); aşık (eklem kemiği), âşık (vurgun, tutkun); hal (sebze, meyve vb. satılan yer), hâl (durum, vaziyet); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); rahim (esirgeme), rahîm (koruyan, acıyan); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu) vb.

2 Likes

Kağıt sözcüğünün şapkalı ya da şapkasız kullanılmasında bir sıkıntı olmaz. Şapka, yazılışları aynı, anlamları farklı sözcüklerde işe yarar (kar ve kâr gibi). Kağıt (ya da kâğıt) gibi sözcüklerde bunu bir kural durumuna getirip işi zorlaştırmaya gerek yoktur.

Ayrıca bir sesin bir başka dilde okunuşuna göre yazılması Türkçe’ye bir şey katmaz, yalnızca o sözcüğün sırıtmasına neden olur. Bunu çok dillendirip bir sözcüğü kendi aksanında yazıp söylemenin çok önemli bir şey olduğunu söyleyenler olur hep (bunlar genelde durumdan kendilerine pay çıkarmaya çalışan entellerdir). Örneğin bir zamanlar Zeki Müren’in musiki sözcüğünü Arap aksanıyla mûsıkıiy diye söylemesi büyük bir beceri olarak sunulurdu. Ama bu sözcük Türkçe’de musiki diye söylenir. Tabi amaç kişinin bilgi düzeyini gözler önüne serip hava atmasıysa o başka…

4 Likes

Bu kuralı kopyaladığınız yerde şu kural da yer alıyor:

Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelimelerle özel adlarda bulunan ince g, k ünsüzlerinden sonra gelen a ve u ünlüleri üzerine konur: dergâh, gâvur, karargâh, tezgâh, yadigâr, Nigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, Hakkâri, Kâzım; gülgûn, merzengûş; mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût vb.

Özel yayınevleri kuralları dilediklerince esnetebiliyorlar. Kimisi TDK yerine Dil Derneğinin önerdiği kullanımları tercih ediyorlar mesela ama ben MEB tarafından dağıtılan ders kitaplarının hazırlandığı bir yayınevinde çalışıyorum ve biz TDK’ye uymak zorundayız. TDK tarafından çıkarılan son kılavuzda da kâğıt kelimesi düzeltme işaretiyle yazılıyor. Eğer TDK bu tarz kurallarda kökten bir değişikliğe giderse yeni kılavuz basarlar. İnternet sitesini kimse her gün kontrol edemez güncelleme var mı diye.

Katılıyorum bu fikre ama konu burada bir şey katıp katmayacağı değil, kuralın ne olduğu.

Özel yayınevleri yapabilir buna katılıyorum fakat burada Kpss içeriğinden bahsediyorum ben daha çok. Sınav için geçerli olan kurallar bazen TDK ile uyuşmuyor nedense. Bu konuyu kursta Türkçe hocasıyla uzun uzadıya tartışmıştım. Konu da buna istinaden başladı aslında. Ösym Türkçe, Tarih bazı noktalarda farklılık gösteriyor. Hatta sınav kitapçığında kendi kurallarına uymadıkları yerler bile var. :slight_smile:

Hatta bu konudaki tartışmanın sonucu fonetik konusuna dek gitmişti. MEB ile OSYM arasında farklılıklar olduğunu biliyorum yalnız. :slight_smile:

Hatırlamadığım bir sebebi vardı. Baz aldıkları kaynak değişik olabilir. :thinking: