Şunun mürekkebini yapsınlar, yok satar. ![]()
Herkes taktığı için değil de tam tersi herkes takamadığı için, butiklere ismini yazıp sıra beklediğin için Rolex, Rolex değil miydi? ![]()
Şunun mürekkebini yapsınlar, yok satar. ![]()
Herkes taktığı için değil de tam tersi herkes takamadığı için, butiklere ismini yazıp sıra beklediğin için Rolex, Rolex değil miydi? ![]()
Yok abi Rolex 50 yıl önce de Rolex’ti. Bir saat o kadar çok satıyor ki üretimi yetişmiyorsa bu onların suçu mu? Markaya alerji geliştiğini kabul ediyorum ama adamlar kötü değil yani baya güzel ikonik saatler üretip yüz bin satıyorlar. Tüm markaların kuruluş amacı, misyonu, vizyonu, olmak istediği yer bu değil mi?
Rolex fanı da oldum. ![]()
Bence Rolex’in dizaynı çok temiz, herkese hitap ediyor. Ama yapay bir arz kısıtı yaptığı için (sıraya gir, bekle, biz istersek sana saat satarız) ben sinir oluyorum. Üretimi yetişmemesi gibi bir durum da söz konusu değil. AD’ler söylüyor arz kısıtı yapay diye.
Rolex ailesinden ben Tudor Black Bay 58 Blue’yu tek geçerim.
Kitap Fiyatlarındaki Aşırı Yükseli başlığından sonra burada konuşulan saatler falan iyi geldi. Bi serinledik sanki. :ddd
Lordlar kamarasına hoşgeldiniz ![]()
Şaka şaka biz de indirim kodu peşindeyiz.
İşte lordlar böyle böyle zengin oluyor ![]()
Neyse ki benim böyle meraklarım yok. ![]()
Şahsen sanırım en pahalı zevkim/hobim kumandalı model arabalar. Ama sanırım forumda pek karşılığı yok bu işlerin ![]()
Hocam bir başlık açıp paylaş sen, biz onun hakkında da geek out yaparız. Ben bilmiyorum ama öğrenirim. Alamam, ayrı konu.
(İki gün sonra ben: Torku şunun altında olan model araba Abdülhamid’i savunuyordur!)
@isos81 'u summonlayalım. Bugün ilgilenmezse bile yarın içinden geçecek seviyeye getirir.
Allahınız varsa açmazsınız.
Kötü haberlerim var hocam ![]()
(Baktım mesajım çok uzadı, dallandı, budaklandı. Başlıklara böldüm
)
Rolex-Mekan-Sunum
Üç aşağı beş yukarı saatler hakkında bilgi edinmeye çalışıyorum. Rolex mevzusu bana da itici geliyor, sahip olanların affına sığınarak diyorum. Çakma rolex ile gerçek rolexi anlayamam, kalkıp milletin saatine de yakından bakamam. Lakin sosyal bir deney yapılsa çakma rolex takan ve şık giyimli, lüks bir yerde duran bir adam olsun. Öte yandan, orijinal rolex takan sıradan bir yerde sıradan giyimli bir adam olsun. İnanın ben de dahil çoğu insan (iyi meraklısı olmayan) anlayamaz diye düşünüyorum.
Giyim Markası Benzer Bir Deney
Benzer bir deneyi ayakkabı çanta diye mağaza olarak yapmışlardı. Ucuz etiket üstüne pahalı etiket basıyorlar ama sunumu lüks yerde yapıyorlar ve insanlar alıyorlar. Bu geniş tartışmaya açık bir konu elbette…
Rolex ve Taşınabilir Mülk
İkinci bir mevzu rolex sınırlı üretim olan çok uçuk satılan modelleri yahudilerin taşınabilir mülk olarak edindiği yönünde, ırkıçı gibi olmayayım da ultra zenginlerin diyelim. Zira o saati/saatleri alıp ülke dışına kaçsa satıp iş kurabilirler, diyeymiş.
Rolex ve Müşteriye İletişimi (Söylentiler)
Diğer taraftan Kemal beyin de dediği gibi sıra beklemeler, biz istersek satarız demeler, yok hangi işi yapıyorsun dşye sormalar varmış, hatta istediğiniz model yok şu model var diyerek öncesinde ne kadar bağlısınız markaya diye başka model satmalar, sadık müşterilerine model geldi dşye haber verip öncelik tanımalar… Bu söylemleri duymak itici geliyor elbette…
Rolex ve Tabldot Hayaller
Gene arkadaşları ayrı tutuyorum. Sözüm meclisten dışarı… Toplumda gördüğüm Tabldotvari hayallerin olması da bana itici geliyor. Bir Ferrari hayali ya da bir BMW hayali, Bahçeli Ev Hayali… Yani 100 liralık tabldot ferari, 50 liralık tabldot bahçeli ev 20 liralık tabldot iPhone gibi gibi. Elbette bu markaların sağlam yapılarına veya kullanım kolaylıklarından dolayı alanlar oluyor ve onları dılarda tutuyorum. Ama kabul etmek gerekir ki çoğunluk bunları gerçekleştirmeyi psikolojideki kendini gerçekleştirme olarak yansıtıyor.
İşin özü sanatta kendini gerçekleştirme, yaptığınız işte kendini gerçekleştirme tatminliği yerine kolayına veya toplumsal sunulan tabldot hayallere tutunma eğilimi olarak görüyorum. Denetlediğim fabrika işçilerin in (genelde 18-25 yaşa aralığı) aylarca maaşını iPhone bağlaması ve kendini gerçekleştirme tatminliğine ulaşmasını üzülerek izliyorum. Yeni model yeni tabldot yeni aylarca çalışmayı ona verme. Bundan dolayı da bana itici geliyor bu markalar. Kaldı ki belki aralarında çok iyi resim yapacak veya çok iyi şarkılar yazacak olanlar var, sanat anlamında belki çok yetenekliler var belki. Lakin sunulan lüks tobldot hayallerle zamanını ve emeğini harcayıp yok oluyorlar.
Ruhum Fakir Be Dostum
Evet, 7-8 saatlik ufak bir koleksiyonum var. Lakin genelde en ucuzu casio yineliyorum ya da sıradan kadranı olan seikoya, koleksiyonuma pahalı ürüne geçince (rolex değil tabii devlet memuru gariban bir veterinerim ne rolexi) utanıyorum saklayalım geliyor.
Bir es vereyim gerçek bir hikaye anlatayım. Arkadaşım zengin bir kızla evlendi kayınpederi havuzlu ev hediye etmiş. Çocuk sabah kahvaltıya olsun akşam yemeği, kahve olsun hep havuz kenarında yiyelim içelim diyormuş. Sonunda sormuşlar neden demişler hep havuz başı merakın, benim arkadaş da bakımı için aylık şu kadar para veriyorum benim bunu çıkarmam gerekir demiş. İşte arkadaşını söyle kim olduğunu söyleyeyim hesabı, ruhum fakir koskoca ev hediye edilmiş, verilen bakım parasını çıkarmaya çalışıyoruz. ![]()
Rolex gibi bir saat alabilsem takamam büyük ihtimalle… ![]()
![]()
Rolex’in sahtesiyle gerçeğini yan yana koyup inceleyen YouTube kanalları var, onlar saatin içini açıp baktıkları halde zor ayırt edebiliyor. Hatta ben işin yatırımının değil statüsünün peşinde olan birçoğunun sahte Rolex taktığını düşünüyorum. Ben sahte Casio taksam kimse şüphelenmez; o da sahte Rolex taktığında kimse şüphelenmiyor.
Bahçeli ev hayali ayrı ya. Köye ev yaptırmak erkeklerin milli hayalidir (altında da aslında çocukluğa duyulan özlem, o kaygısız günlere dönme hayali yatar). Bahçedeki ağaçtan meyve topla, akşamları masa kur okey oyna. Yolculuğun tamamlanıp başa dönme hissi vardır. Balinanın karnından çıktı, büyülü yolculuğu tamamladı, evine döndü ama artık değişmişti.
Bende bi 15 senedir saat al sat yapıyorum bir nevi. Koleksiyon olarak biriktirme şansım pek olmadı başka bir saate çok yükseldiğimde elimdekileri elden çıkartıp giriyorum diğerine. Yukarıda son elimde kalan saat olarak Orientstar ımın resmi vardır. Onu da satarsam yine bir saat alırım. ![]()
Longines, Hamilton, Nomos, Tissot, Bolca Casio saatlerim oldu. Koleksiyon olayına dönmem bence ben maddi olarak elim çok rahatlasa da ancak el atında 2-3 güzel saat bulundururum herhalde.
Giriş seviyesi mekanik saat olarak en çok hoşuma gidenin resmini de şuraya bırakayım. Bence tam “damat saati” nin karşılığı. F/P
Le Locle’da şuncuyum ya.
2015 yılında 1.100₺ ye alacaktım. Kapısından döndük. 11 yıl olmuş, rakamı bile unutmadım. Aklımda kaldı garibim. Canı sağolsun. Gerçekten çok güzel. Arka kapağı önden bile güzel.
Her eve lazım bir tane bence. ![]()
Klasik giyimde Le Locle, sporda da PRX (Royal Oak’tan esinlenme) bence gayet keyifli, üzmeyecek saatler. Daha uyguna Tsuyosa (Rolex’ten esinlenme) ve Seiko 5 de güzel alternatifler.
@BiblofilYouTube boşver Rolex’i, çak şundan bi tane. ![]()
Elbette var bir hayalimiz, Abidin Dino mutluluğun resmindeki gibi bir ev olsun damı damlatsın, kedisi olsun, köpeği olsun, tavuğu olsun ve ailemizle orada yaşayalım. Mümkünse egede olsun ve zeytin ağaçları olsun, incir ağacı da olursa bahçesinde tadından yenmez.
Yukwrda bahsettiğim tobldot hayaller böyle bir hayal değildi banliyo evi ve scareface gibi gevşek karakterler. Kimileri o bizim sıradan hayalimizi olduğu köydeki evleri ve tarlaları satıp banliyo evi alıyor. Gördüm böylelerini, oturuşu değişti, konuşması değişti.
“Dostum yaaa apartman dairesi bize göre değil, ben saat 12de müzik dinlerim, mangalımı yakarım, şu perdeye var ya şu kadar para verdim. Kış bahçesi mi ona da bu kadar para verdim, ev kaloriferli lakin kış bahçesine soba attık, şömine gibi” böyle böyle gidiyor söylemler.
“Kocam memur olsa bu evi rüyada göremeyiz,” falanda filanda işte tobldot dememin nedeni bu bana sallar dururlar ama sabah fabrika düdüğü çalar kendileri için. Dededen kalan ne varsa sat al banliyo evini sonra tamam ben oldum de.
Nereden nereye evrildi toplumumuz. Ağaçlar altında basit bir hayat özlemi duyan Atatürk ki sıradanlığım huzurunu arıyor. Emeğiyle kendince ufak ya da ülkece büyük işler başarmış birinin bu özlemini kabul ederim. Lakin o sıradan hayatların emeklerini satarak kendisine geçici etiket ve ışıltılı ambalajlarla saran ve bakın bakın ben buradayım diye göstermeye çalışan insanları anlamıyorum. Ortak özellikleri de şudur “Ben yaptım” ve “Ailenin bana hiç yardımı dokunmadı.”
Elbette fabrikada çalışıp banliyo evi alan insanlar ülkesindeyiz,doktorları dövme özgürlüğü de yürürlükte, bir kereden bir şey olmaz zaten, misafir desen apayrı bir şey ya zaman yok ya da yük. Diyorlar ki 2012 yılında cern deney yaptı, hepimiz kara delikten geçtik ve bir paralel evrene dünyaca girdik. Güneş eskisi gibi sarı değil, zaman da eskisi gibi yavaş değil vs. Haklı olabilirler insanlar da eskisi gibi değil. Tamam 90larda pek parlak değildi ama bu kadar da karanlık değildi. Yahut biz büyüdük ve balina yuttu.