2 haftalık rahat bir döneme girdim. Malazan okuyacaktım. Nerden sardınız başıma bu kitabı?
Juliette için bir oyuncak öyküsü güzeldi. Sonu gülümsetti ![]()
Yok olmuyor, kitap umduğum gibi çıkmadı maalesef ve yarım bırakıyorum. Zorladım, ettim ama cık yani olmuyor.
Çok normal yarıda bırakman. İlk 3 öyküden sonra çok gizemli ve anlaşılmaz bir hale geldi çoğu öykü. Ama ben devam edeceğim.
Sanırım ben de bırakacağım. 2 kere uyuyakaldım okurken ![]()
- Kitap bu olmamalıymış.

- Öykü başlarda biraz karışık olsada ortalarda toparlıyor
Sen bitirmeye yakınsındır zaten de
Beni içine çekemedi öyküler. Denedim denedim ama yok olmadı.
Yazıp yazıp siliyordum ben de önsöz-sonsöz konusunda yalnız değilmişim sevindim
o kadar çok olunca elime alasım gelmiyor kitabı. Günler oldu başlayalı 2 öykü ancak okudum.
İlk başlama paylaşımını yapmıştım ve 3 öykü okudum hemen. İlk iki öykü idare ederdi. Üçüncü öykü ve dörde başlayınca kitap elimde büyüdü sanki. Özellikle herkes gibi önsöz ve sonsözler beni de sıktı. Burada yorumları gördükçe de elime alamadım bir daha. Etkinlik sonuna kadar yavaş yavaş okumak niyetindeyim ama bakalım. Son dönemde yayınevinin fazla reklamını yaptığı her kitap fiyasko oldu ben de…
Bir sürü de para verdik.
Lord Randy, Oğlum öyküsü de diğerler sıkıcı öyküler gibi sıkıcıydı. 5/10
Eutopia öyküsü güzeldi. Tarihler arasında yolculuk yapan bir uygarlığın geçmişteki insanlardan dersler çıkarabileceğini gösteren anlamlı bir öyküydü.
Fantastiği ve bilimkurguyu çok güzel kaynaştırmış yazar. Fantastik dememdeki sebep Dünya’daki ülkelerin isimleri ve kültürleri.
7.5/10
Bebek Evi çok akıcı ve meraklandırıcı bir öyküydü. Öykünün gidişatı ve sonu hakkında bir tahminde bulunabiliyorsunuz. Diğer sıkıcı ve bunaltıcı öykülerden sonra rahatlatıcı bir durak noktasıydı.
7.5/10
Seks ve/veya Bay Morrison ise hangi anlamda bu seçkiye girmiş diye kendimi sorguladığım bir öyküydü. Tamam anlamayacak bir şey yok ama çok da iyi bir hikaye gibi gelmedi bana. @M3rett0
5/10
Toprak Sana Şükredecek mi?
Yani nasıl desem bilemedim. Efsaneydi, muazzamdı. Şu kısacık ve vurucu öyküleri öylesine seviyorum ki anlatamam. Bu öykü Tanrı’ya inanmış olsam da olmasam da benim için zirveye oynayacak her zaman.
Öykünün ismi de çok anlamlı. Ayrı bir keyif verdi.
10/10
Bence kitabın en garip öyküsü o.
Çok kafa karıştırıcı bir metin. Mesela anlatıcı yaşlı bir kadın, ama adam için “yaşı çok yoktu, oğlum yaşındaydı” diye başlayıp, hikaye ilerledikçe “hepimizin babası gibiydi, keşke başımı okşasaydı” gibi şeyler diyor. Bir de kadın adamı gözetlerken saklandığı yerler sanki kadın fare kadarmış izlenimi veriyor. Ve tabi ki asıl soru adam gerçekten uzaylı/robot gibi bir şey mi, yoksa kadın mı deli?
Bence kadın uzaylı. Bu şekilde tüm gizemler açığa kavuşuyor.
Üçüncü öykü olan Marslıların Geldikleri Günün Ertesi Günü’nü okudum.
Öykü güzel ama ben pek bir şey anlamadım.
Marslılar üzerinden siyah-beyaz ayrımcılığına gönderme yapılmış anladığım kadarıyla. Ama o etkiyi pek veremedi bende.
Çok bir şey yok zaten hocam. Marslıların gelişinin sonrası toplum üzerindeki etkilerini, neler olduğunu ve sonucunu anlatıyor kısacası. Gönderme kısmı da ekstra.
Teşekkürler üstat.
4. öyküye geçiyorum ![]()
Geçme daha iyi.
Kitaptan soğuma nedeni olarak bilinir o öykü ve sonrasındaki çoğu öykü.
30 sayfalık okumadan sonra direkt sonsöze geçtim. Çünkü yazarın yaptığı göndermeleri anlayacak kadar bilgim yok, zaten 1960’ların Amerikasında yaşadıkları endişeler her ne kadar haklı olsa da 2025 Türkiye simülasyonunda yaşayan biri olarak bize biraz vız gelir tırıs gider ![]()
Yazar zaten kendisi direkt söylemiş, bilimkurgudan ziyade sosyolojik kaygılarla yazmış öyküyü. O sebeple ben aradığımı bulamadım.
Zaten kitabın tarzı da bu, en iyi bilimkurgu öykülerinden ziyade en çarpıcı en kafa açıcı, yazarlara sınırsız esneklik tanınan bir antoloji.
Üstat kusura bakma, spoiler verdin diye yazdım, özür dilerim. Spoiler değil, öyküyü cümle cümle açıklasan, meal değil tefsir yapsan yine sıkıntı
Yine anlaşılması zor bir öykü