Yarım Bıraktığınız Kitaplar ile Sebepleri

Yarım bırakmadım ama yarısından sonra atlayarak okudum. Daha doğrusu atlayarak okumak zorunda kaldım keza atlamadan okusanız da birşey anlaşılmıyor. Editörlük rezil seviyede. Yazım yanlışlarını falan geçtim saçma sapan cümle hatarı yüzüden yazarın ne dediği anlaşılmıyor. Bu yayınevinden aldığım ilk ve son kitaptı.

12 Beğeni

Yakamoz yayınevi zaten siyasi yakınlığı olmasa malum yerlere batardı şuana kadar.Küçüklüğümde de vardı bu yayınevi,nerede saçma kitap varsa basardı ki gördüğüm kadarıyla bir şey kaybetmemiş bu çizgisinden.Gazete kağıdına basıyor bir de utanmadan kitaplarını,rezillik.

3 Beğeni

Imprimatur çok uzun bir aradan sonra yarım bıraktığım ilk kitap oldu.

Benim en sevdiğim kitaplar arasında başı çeken Gülün Adı’na rahatsız edecek derecede öykünen bir kitap olması beni zaten başta kendinden biraz soğutmuştu. 17. Yüzyıl İtalya’sında dönen politik-dini oyunlar ve entrikalarda çok ilgimi çekmedi çünkü ilgi çekicek şekilde yazılmamıştı. Arkada dönen ve tarihsel gerçekliğe dayanan politik ve dini olaylar bir şekilde hikayeye yedirilememiş. Böyle lise öğrencileri için hazırlanan tarih eğitimi amaçlı kısa filmler gibi ilerliyor. Ayrıca tüm cümleler devrik olarak yazıldığı için okumayı aşırı derecede seketeye uğratıyor. Belki yıllar sonra tekrar şans verebilirim.

5 Beğeni

İtalyanca devrik bir dil olduğu için çevirmen devrik çevirmiştir %90 ama aslında bu kötü bir şeydir. Hocalar okulda devrik çevirenlere yanlış baştan çevir diye bir cümleyi bazen tekrar tekrar çevirtirken, bir çevirmenin bu hatayı yapması absürt açıkçası.

4 Beğeni

  1. sayfada biten 1. bölüm/kitap itibariyle Aslan Asker Şvayk’ın verdiği mesajı aldığımı düşünüyorum. Komik ve güzel yerleri var ama malesef benim için birbirini tekrarlayan olaylar okumayı sıkıcılaştırdı. Şvayk’ın sürekli alakasız insan ve olaylardan bahsetmesi de dikkatimi çok dağıtıyor. Kesinlikle kötü bir kitap değil, sadece konusu ve tarzı düşünülünce bence 800 küsür sayfa okunacak bir kitap da değil. Forumda ve diğer başka ortamlarda bu kadar beğenilmiş bir kitabı yarım bırakıp bırakmamayı çok düşündüm ama bu kadar düşünmek bile sanırım ne yapmam gerektiğinin bir göstergesi.
9 Beğeni

Bu kitabı almayı çok istemiştim. Sonra bir yerde denk geldim. Bir bakayım dedim de baskı kalitesinden bahsetmek imkansız. Hangi kalite? Kalite kalite olalı böyle dandiklik görmemiştir. Neyse dedim, içerik düzgün olsun da… İki sayfada gözlerim kanayınca sakince bıraktım ve uzaklaştım.

Üzüldüğüm konu ise kitaplarının çok ucuz olması. Klasikler basmışlar ve okunası değil… İnsanlar da ucuz diye alıp okuyor bu kitapları ve sonra klasik okur sanıyorlar kendilerini.

2 Beğeni


Fazlasıyla sembollere, metaforlara boğulmuş olduğu için ve belki benim edebi birikimimin yetersiz olması sebebiyle almam gereken mesajı ve hazzı alamadığımı düşünüp yarım bıraktım. Belki 10 yıl sonra tekrar okumayı denerim.

3 Beğeni

Resim
Yüzyıllık Yalnızlık’a devam edemedim. Hem yorucu hem ağır ilerleyen bir kurgusu var. İçinde rahatsızlık verici şeyler de mevcut. Bunlar epeyce fazla diyebilirim.

5 Beğeni

Nedir bunlar tam olarak? Kitabı öyle büyük bir zevkle okumuştum ki…

Takip etmesi zor bir kitap ama bir kere o dünyaya girildi mi zevkten dört köşe okunan bir romandır. Tabi büyülü gerçekçiliğe aşina olmak gerek.

Sanırım biraz da okur olgunluğu gerek. Bir kaç zor kitabın altından kalktıktan sonra Yüzyıllık Yalnızlık’ın başına oturulursa alınan zevk büyük olur.

Benim yarım bıraktığım kitap:

Temel fizik noktasında kendime güvenirim. Bilmesem de okuyunca anlarım. Ama Saklı Gerçeklik bir popüler bilim kitabına göre çok ağır. Daha doğrusu bana ağır geldi.

3 Beğeni

Yüzyıllık Yalnızlık benim de en sevdiğim eserlerden biri. Beğenisine güvendiğim bir okur da ilk okuyuşunda gereken değeri verememişken tekrar okuduğunda bayılmıştı. İlk yüz sayfayı aştıktan sonra bir nebze kara görünüyor, dile alışılıyor. Dediğiniz gibi ön koşullardan biri de büyülü gerçekçiliği sevmek.
Kendi fikrimce, tekrar şans verilmeli. :blush:

2 Beğeni

Mülksüzler = 14 yaşımdayken okumaya çalışmıştım ağır gelmişti.
Gene Wolfe’nin bilim kurgu fantastik bir serisi vardı ismini unuttum o serinin ikinci kitabında seriyi bıraktım. Evren hoş, güzel ama karakterin potansiyeli kitap tanıtımında yüksek izlenimini veriyordu ancak kitapta sıradan bir cellatan fazlası çıkmadı birde dili bir garipti eserin ısınamadım.
Karanlık Zihinler serisi = Şu zamana kadar okuduğum en kötü üslup olduğundan bıraktım. Yani bir olay oluyor yazar tırnak içinde karakterin ne düşündüğünü belirtmiş kitapta bu akıcılığı öldürüyordu.
Savaş ve Barış = Üniversitesi sınavına hazırlanmaya başlayınca okumaya başlamıştım. Derslerin arasında karakterlerin Fazlılığını görünce soy ağacına bakıp okumam gerektiğini anlayınca ileri bir tarihe erteleyip eseri yarım bıraktım.
Taht oyunları = Neden yarım bıraktım bilmiyorum. Ben önce dizisini izlemiştim ne olup bittiğini bildiğim için okuyasımmı gelmedi bilmiyorum onu da yarım bıraktım ne yazık ki.
Başka yok sanırım çoğu zaman yarım bırakmamaya çalışıyorum okuduğum kitapları. Beğenmesem bile kendimi zorluyorum verdiğim para boşa gitmesin diye :joy:

4 Beğeni

Okur olgunluğuyla ilgili bir durum olduğunu düşünmüyorum ben. Her kitap herkese hitap edemez derler ya, renkler zevkler meselesi hani. Yazardan bir kitap daha önce okumuş ve beğenmiştim ama bu kitap böyle oldu. :slight_smile:

Kitapta rahatsızlık duyduğum kısımlardan bahsedeyim. Çocuk yaştaki bir kıza (9 yaşındaydı) aşık olunup, onunla evlenilmesi. Başta donuna işediği ve hala oyun oynadığı dahi belirtiliyordu. Sonrasında torununu kuruşla her gece erkeklere satan bir ninenin olması. Torunun betimlemelerden çocuk olduğu belli oluyordu. Yani çocuk olmaları benim için rahatsız edici oldu.

5 Beğeni

Artık Jules Verne okumaktan keyif almıyorum.

Balonun içinde kaç galon sülfirik asit olduğu ya da barometrenin tam olarak kaçı gösterdiğiyle ilgilenmiyorum. Ben yalnızca iyi edebiyat okumak istiyorum ama Verne’de malesef çoğunlukla bundan ziyade bolca kafa karıştırıcı terim var. Bilimkurgudan ziyade bilim kitabına benziyor.

Evet, o dönem farklıydı. Evet, ırkçılık da çok normaldi. Ama maymun sürüsünü Afrikalı vahşi bir kabile sanan, nüfusu azalmış değerli bir antilobu gözünü kırpmadan öldüren bu sözde maceracı, aslında ise yalnızca Afrika’nın ne kadar pis ülkelerle ve ilkel insanlarla dolu olduğunu birinci elden görmek dışında fazla beklentisi olmayan bir grup insanı okumak bana bir şey katmıyor.

Ay’a Yolculuk ve Seksen Günde Dünya Gezisi’ni çok beğenmiştim. Verne’nin kitapları birbirinden çok mu farklı yoksa bir okur olarak ben mi değiştim emin değilim. Ama İş Bankası’ndan çıkan tüm Verne’leri toplamayı artık bırakıyorum. Okuyacak yüzlerce kitap varken sırf eskiden çok seviyordum ya da dünyada çok hayranı var diye bir yazarı/kitabı okumak zorunda hissetmek istemiyorum.

11 Beğeni

Genelde okuduğum her 5 kitaptan 4’ünü yarıda bırakıyorum. Ama bitirdiğim kitapları da gerçekten seviyorum. Her seferinde o 5 kitaptan canım gibi seveceğim 1 tanesini aralarından bulabilmek için okumaya devam ediyorum. bilim kurgu, fantastik kurgu, tarih, psikanaliz, klasik edebiyat, modern edebiyat özellikle hoşuma giden türler olmasına rağmen diğer insanlar gibi ‘Bu türü seviyorum o halde kesin okumalıyım’ diyemiyorum. En sevdiğim yazar dahi yazmış olsa beğenmediysem beğenmemiş olabiliyorum ve en sevdiğim yazar bile olsa sevmediğim kitabını kitaplığımda tutmuyorum. sevmediğim, yarıda bıraktığım ya da içten içe asla doğru düzgün okumayacak olduğumu bildiğim bir kitabın kitaplığımda olması kadar bana itici gelen bir şey yok. Lakin diyeceğim o ki: güzel bir kitap bulmak hem çok fazla zamanıma, hem çok fazla parama, hem de çok fazla sabrıma mal oluyor, lakin o kalabalığın içinde nihayet okumaktan usanıp soğuyacakken her seferinde bulduğum o tek kitap, bütün bunlara değiyor.

4 Beğeni

image

Konu ilgi çekici olsa da içerik ne yazık ki konusu kadar heyecanlı ve gizemli değil. Zaman Polislerimiz iki kez geçmişe gitse de olaylar çok sıkıcı ve yüzeyseldi. Romanda okuru şaşırtacak ve onu kitabın sonuna kadar götürecek gizem de olmayınca yarıda bıraktım. Kitaptaki komedi unsuru yer yer gülümsetti ama bu eksiklikleri kapatacak kadar iyi değildi. Diyaloglar kısa ve içleri fazla boştu.

8 Beğeni

Daha önce IRA temalı bir iki eseri beğenerek okumuştum. Bu düşünceyle almıştım ama okurken bu temadan artık sıkılmış olduğumu anladım. Bu tarz eserlerdeki “İrlandalılar çelik gibidir” teranesi de usandırmıştı. Bu yüzden bıraktım, yoksa kitap fena değil aslında.

5 Beğeni

Yerdeniz Serisi - En Uzak Sahil (3.Kitap)

Ben bu seriye zaten çok bağlanamadım deniz filan çok hoşuma gitmiyor. İkinci kitap öldüresiye sıkıcıydı bazı yerleri hariç orada doldum burada patladım.

5 Beğeni