Yazım Gereçleriniz

Eğer Latin kökenli Türk alfabemizin Türkçemize, gırtlak yapımıza nasıl uygun olduğunu ve Latin kökenli Türk alfabemizin kıymetini görmek ve anlamak istiyorsanız, Osmanlı(Arap) yazı sistemini öğrenmeniz/öğrenemeye çalışmanız yeterli olacaktır. Nokta.

1 Beğeni

Öyle öyle. Normal dağılım da iyidir. İşimizin başındayız, hissedarlara değer üretiyoruz vesselam. Ama neyse konuyu dağıtmayayım :sweat_smile:

2 Beğeni

Ben 10 sene kadar önce Osmanlıca öğrenmeye çalıştım. Aslında bayağı da ilerledim (sonra kullanmayınca unuttum). Ama mesela Fransızca öğrensem muhtemelen okunuşları vs unutmazdım da kelimeleri unuturdum. Bu açıdan Arap / Osmanlı alfabesinin kendi içinde bir zorluk teşkil ettiği kesin.

Ama şu zor bu kolay işi çok anlamlı gelmiyor bana. Çocukken neyi öğrendiyseniz o size varsayılan olarak kolay gelecek, diğerleri de yine varsayılan olarak zor gelecektir diye düşünüyorum. Bir Arabın Arapçayı zor bulduğunu sanmıyorum, hatta bu kadar kolay bir dili nasıl olur da zor bulurlar diye düşünüyor olabilir. :slight_smile:

2 Beğeni

Buna ben de katılıyorum, eminim Arapça konuşanlar için alfabenin bir zorluğu yokmuştur. Ama asıl problem Türkçe’yi Arap alfabesiyle kullanmaya başlayınca çıkıyor sanırım.

Sesle harf arasında nerdeyse her zaman birebir eşleşme olmasından daha kolay/düz/basit/uygun bir durum nasıl olabilir çok da aklıma yatmıyor açıkçası :sweat_smile: . Mis gibi alfabe işte ne bileyim.

@Everfever hocanın mesajını okuyunca hak verdim nazal n falan doğru. Ama bu işleri aksan işaretleriyle falan çözebilirdik bence çözmek istesek, elin adamları çözüyor. Alfabede değil de TDK’da falan bir sıkıntı olabilir :thinking:

2 Beğeni

Latin alfabesinin devşirilmesi de Arap alfabesi de Türkçe için maalesef ideal alfabeler değil. Bu iki alfabede de bulunmayan sesler var Türkçede. Mesela nazal n veya “kh” sesi. (Hatun ve kadın aynı kökenden gelir, baştaki o ses gırtlaktan çıkan kh sesi aslen) P ve J sesi de Arap alfabesinde yok mesela.

Tabii ki hocam, bize Türkçe çok kolay ama bir İngiliz için deliler gibi zor bir dil.

Estetik meselesi ise kişiye göre değişen bir şey. Hüküm vermek bence doğru değil.

1 Beğeni

İstanbul ağzı standart Türkçe kabul edildiği için Latin kökenli Türk alfabemize nazal n(ñ) ve kh (ķ) girmedi. Buradan Latin kökenli Türk alfabemizin yetersizliği anlamı çıkmaz.

Bulunduğum çevrede Suriyeli çocuklar var, zaman zaman sohbet ederim. Belki şaşıracaksınız ama onlara hangi yazıyı öğrenmek daha kolay diye sorduğumda kendilerinden emin bir şekilde Latin Alfabesi diyorlar. İşin bu tarafında değilim ama şu kesin ki gerek karakteristik olarak gerekse dilimize uygunluğu ve kolaylığı açısından Latin kökenli Türk alfabemizin üzerine alfabe tanımıyorum.

Osmanlı(Arap) yazısının dilimize uygunsuzluğu ve zorluğu hakkinda Ömer Seyfettin’in “Tuğra” adlı hikayesini okumanızı öneririm. Ashabı Kehfimiz hikayesinde de bu yazı sisteminden kurtulunması gerektiği dile getirilir.

1 Beğeni

:100:

1 Beğeni

Mürekkep : Sailor Manyo HaHa
Kalem : Lamy Safari M
Defter : Hobonichi Techno Weeks





Telefon kendi kendine blurlamaya devam ediyor. Çözemedim.

10 Beğeni

Nazal “n” için Osmanlı Türkçesinde “ك” harfinin bir versiyonu kullanılır. P için پ، ç için چ، ve j için ژ harfi vardır. Hatta bizde istisna olan hala/hâlâ gibi kalın ince a sesi durumları için farklı harfler kullanılır. Bunların bir kısmı Arapça ve Farsçadan ödünç aldığımız sözcükler (loanwords) bir kısmı da bizim telafuzumuz için. Neyse ben estetik anlamda değerlendirmeyi yanlış bulduğumu ve bir yazma sistemini tanımlarken kullanılan uslubu yadırgadığımı belirtmiştim. Osmanlı dönemi Türkçesi ve Arap alfabesi kullanımı öğrenen arkadaşlar için yorum yapmaktan kaçınacağım ama konuyu derinlemesine araştırdıkça ve günlük hayatta kullanacak şekilde öğrenmedikçe veya en azından bir edebi eser okuyacak kadar öğrenmeden yazma sistemini değerlendirmek çok isabetli olmayacaktır. Yaklaşık 1000 yıl kullandığımız bu alfabenin bizim kullanımımızla birlikte değiştiğini ve zamanla bize de uyduğunu hatırlarsak bir asırlık Latin alfabesi maceramızın başında olduğumuzu ve hala uyumsuzluk çektiğimizi görebilirsiniz. Bunun için istisna sayısına bakmak yeter. Özellikle Fransızca ve İngilizce gibi istisnalar üzerine kurulu fonetik tutarlılığı olmayan yazma sistemlerine benzer durumlar bu alfabe ile bizde de normal karşılanmak zorunda kalmıştır.

Neyse, konu uzun, vakit sınırlı ve burası yazma gereçleri başlığı. Yeni bir başlıkta tekrar tartışmak isteyen olursa etiketlesin mutlaka.

Nazal n için Ke sesini veren Kef harfinin versiyonu kullanılıyormuş. Evet, gel bunu 6 yaşında bir çocuğa anlat bakalım. “Gönül” kelimesini yazdırıp okutmaya ve öğretmeye çalış mesela. İnce a sesi için farklı harfler bile kullanılıyormuş. Allah allah, bu yazı sistemi ne sürprizlerle doluymuş, benim için yıllar sonra surpriz oldu bu bilgi. Yıllarca bildiğimi sandığım bu yazı sistemini hâlâ öğrenememişim demek ki. Şu an kullandığımız yazı sisteminde ne uyumsuzluk yaşıyormuşuz anlamadım gitti. Sen belki EnverFever gibi İstanbul Türkçesiyle uyumsuzluk yaşıyor olabilirsin, zira bu yazı sistemimiz İstanbul ağzını esas aldı ve İstanbul ağzında nazal n yok. İstersen transkrip olan ň şeklini kullan, sana engel mi var? Ha, demek istediğin fonetik olmayan yabancı isimlerin bizde kullanımıysa eğer, onu TDK parantez içi okumasını da yanında verilmesini tavsiye ederek zaten bu durumu çözdü. Yaklaşık 1000 yıldır kullanılan bu alfabe sorunu kendi içinde çözdü demek, gerçeklikten uzak, romantik bir hayal kurmak demek. Katip Çelebi “Keşfü’z-Zünun” adlı eserinde bu yazı sisteminden sürekli dert yanarak doğru düzgün okunamamasından ve yazılamamasından dem vurur. Enver Paşa, orduya gelen mektupların bile doğru düzgün okunamaması ve ordu içi iletişimin aksaması yüzünden bu yazı sistemini Latin yazı sistemi gibi harfleri ayrı yazmaya çalıştığı ama tutmadığını biliyoruz. Evet gelinen içler acısı nokta buydu.

Bak, Abdülhamit Siyasi Hatıralarım adlı eserinde ne diyor:

“ Yazımızı öğrenmek pek kolay değildir. Bu işi halkımıza kolaylaştırmak için belki de Latin Alfabesini kabul etmek yerinde olur.” Syf.192

5 Beğeni

Mustafa Kemal Atatürk, saray erkanı haricinde bir yere ulaşmamış Osmanlıcayı lağvedip halkın da ilim irfana entegre olabilmesi ve okur-yazarlığa ulaşabilmesi adına Harf Devrimi’ni yapmış, temel öncelik bu.

Bu bağlamda milliyetçi bir yaklaşımla Göktürk alfabesinin dahi incelenip yine okur-yazarlığı ulaşılabilir ve kolay kılma adına uygun bulunmadığı söylentileri mevcut. Türkçe kendi öz alfabesi olan bir dil iken uyumluluk için Arap alfabesinin konu ediliyor olması çok gülünç geliyor bana. Latin/Arap; iki alfabenin devşirilmesi de fonetik açıdan %100 karşılık sağlamıyor olsa da Osmanlıca’dan sonra Latin alfabesinin tercih edilmesi ve eğitime verilen önem sayesinde halkın okur-yazarlığı cumhuriyetin ilk yıllarında dahi önemli ölçüde artıyor.

Öznel bir yorum olarak, günümüz eğitim sisteminin vasatlığı düşünülünce okullarda haftalık 10-15 saat İngilizce dersi işlenmesine rağmen verim alamayan öğrenciler üstüne bir de Latin değil Arap-Fars alfesi kullanıyor olsa ülke aydınlığı mum ışığı seviyesinde bile olamazdı herhalde. Modern dünyanın Lingua Franca atfedilen dilleriyle aynı alfabeyi kullanabiliyor olmak, modernleşmeye ve ilerlemeye standart bir araçla yaklaşabilmek, nasal n’nin yazılı dilde karşılık bulmasından daha önemlidir diye düşünüyorum. İlerici bir terazide böyle olmalı en azından. Bana kalırsa günümüzde aksayarak da olsa bir şekilde işlemeye devam edebilen çoğu alan cumhuriyetin ilk yıllarında alınan sıkı aksiyonların ekmeğini yiyor hala.

Latin Alfabesi kullanımında bu gibi önemli ve nesnel parametreler varken hala Arap alfabesi tartışması yapılması çok subjektif bir bakış açısı olan dinden kaynaklanıyor. Bu bir kenara, büsbütün objektif bir açıdan dilbilimsel kıyas yapılıyorsa dahi orijinal bir Türk alfabesi varken öncelikli olarak Arap alfabesinin uygunluk nispetini yapmak oldukça ilginç bir gereklilikte olur.

7 Beğeni

Lâl olan everfever ile eehbee’ye soralım bakalım, ikisi de Latin kökenli Türk alfabemizin Türkçeye uymadığını söylüyor. Yazarken ve okurken ne sıkıntı yaşıyorlarmış? Üzerine düşünmeden ezberinizi sormuyorum ki onu da anladık, kendi deneyimlerinizi soruyorum. Sesli harfler mi yetersiz geliyormuş, mesela “oldu” sözcüğünü okurken “öldü” diye mi okuyorlarmış, kullanmadığımız Türkçemizde olmayan bir sürü gereksiz harf mi barındırıyormuş(mesele Türkçemizmiş ya), Latin kökenli Türk alfabemizle yazılan sözcükleri doğru okuyabilmek bilmece çözmek gibi mi geliyormuş, cümle içinde bir sözcük, bölük pörçük göründüğü için nerde başladığı ve nerde bittiği bile mi belli olmuyormuş, sözcükler yazıldıkları gibi mi okunmuyormuş, harfler birbirine çok mu benziyormuş da işin içinden çıkamıyorlarmış?… bunun gibi ne sorun yaşadıklarını merak ediyorum.

3 Beğeni

Rica ederim, başka başlıkta etiketleyin. Bu başlığa bir moderatör baksa bu konuşulanlar bu başlığa ait değil diye bizi uyarır.

Bilgim dahilinde cevap veririm. Tartışma (münazara) şeklinde argüman sunarım. Ama benden tarafgirlik beklemeyin. Aynı şekilde tarafgir bir tutumu da yadırgadığım için bana şaşırmayın. Taraf tutunca haklı olmuyoruz sonuçta.

Konunun yeri burası değil. Uzatmanın da bir manası yok. Tarafgirlikle yaklaştığınızın bile farkında değilsiniz. Değiştirilmiş Latin alfabesi de Arap alfabesi de Türkçeye tam uyumlu değildir, Türkçedeki tüm sesleri karşılamıyor dediğim için saldırmaya uğraşıyorsunuz. Latin alfabesini Latinler bu kadar cansiperane savunmazken bu saldırganlık neden?

İngilizce veya Fransızcanın aksine Türkçe fonetik yazılan bir dil ama bazı kelimeler yazıldıkları gibi okunmuyor çünkü o sesler alfabede yok. Kısa a, uzun a ayrımı yok mesela. “Bazı” ve “pazı” kelimelerine bakalım. “Kavi” ve “mavi” kelimelerini okuyun. A sesleri farklı ama iki farklı ses için iki sembol yok. Türkçeyi sonradan öğrenen birinde bu çok daha belirgin oluyor. “Aa,” diyorsunuz, “yazıldığı gibi okuyor yabancı ama biz maviyi yazıldığı gibi okumuyormuşuz.” Tarlaya vuran “don” ile giyilen “don” da aslında farklı n seslerine sahip. Alfabede nazal n olmadığı için kaybolmaya başlamış.

Geçen yıl Bakü’de bir toplantı yapıldı ve Latin alfabesine geçmiş/geçecek Türk toplumları için ortak bir Türk alfabesi geliştirmeye çalıştılar. Burada mesela kısa ve uzun a sesi için, kalın ve ince k sesi için, nazal n için semboller önerdiler. Bu sesler hepimizin dillerinde var. Alfabede olmayınca bu sesleri kaybetmeye başlamışız ama dilde var.

Niye lâl olduğuma gelince: Tartışmayı çok yorucu ve boş buluyorum. Örnekleriyle, somut verilerle, değiştirilmiş Latin alfabesinin iddia ettiğiniz gibi mükemmel olmadığını söylüyorum. “Onlar saylanmaz!” deyip geçiyorsunuz. Deli işi geliyor bana. “Yeşilden başka renk tanımam!” “E kırmızı var.” “O sayılmaz!” Nesini tartışalım, konuşalım?

3 Beğeni

Kilk Türkiye’nin 100. Yılı Özel Kalemi (Architect) ve Waterman Serenity Blue.

8 Beğeni

Lamy 2000 (OBB) ve Diamine Autumn Oak.

11 Beğeni

7 Beğeni

Scrikss 419 (M) ve Pilot Tsuki-Yo.

8 Beğeni

Bununla ilgili aslında diyeceklerim var. :slight_smile: Bu kalem belki bilenler vardır, atlama problemi yaşattığı için çok uzun süredir çekmecede yatıyordu. Geçen gün aldım kalemi, pirinç levha ile yanakların arasını bir güzel açtım. Üstüne, akışkanlığı ile meşhur Pilot mürekkep çektim. Atlama sorunu tamamen bitmişti ama hafif cızırtı yapıyordu. Bu sefer de 12000 mesh zımpara ile ucunu temizledim ve şu an gayet keyifli yazıyor. Keşke kutudan da bu şekilde çıksaydı. Neyse, en azından elimden bir şeyler geldi. :slight_smile:

Platinum Izumo Tagayasan (M) ve J. Herbin Poussiere de Lune.

7 Beğeni

Benim de moonman T2 çok kuru ve bazen atlayarak yazıyordu. Aldım elime neşteri damağını yardım, genişlettim, temizledim. Ucunu güzel ayarladım. Şimdi maşallah pelikan gibi ıslak yazıyor.

2 Beğeni