Bravo İthaki’ye. Kısa zamanda ikinci kitabı basıyor. İthaki’den beklenen hareketler bunlar işte. Darısı Kızıl Mars serisine.
Akıyor bugün maşallah. Pegasus da Ender’leri basmış
Eylül değil miydi Eyyyy! İthaki. Zaten Eylül denince sonu anlıyordum ben, şimdi Ekim sonuna mı kaydı? ![]()
Eylülde Banks varmış.
Pardayanlar var mı Pardayanlar?
Pardayanlar var tabii, olmaz mı? Eylül ayının 32’sinde geliyormuş. Benden duymuş olma ![]()
Valla Hyperion Eylüldü, bu sürprizden çıktı gibi.
Çok iyi oldu be. İki gün önce birinci kitabı bitirmiştim.
Belki bir sürpriz gelebilir ya da unuttular bu seriyi ![]()
Uzun yürüyüş yeni baskısını aldım. Alıntılar dahil bir çok eksiklik giderilmiş. Tam metin.
Çok iyi haber. İlk kitabı Pegasus basar basmaz okuyup hayran kalmıştım, o zamandan bu zamana anca nasip olacak 2. kitap hiç yoktan bir 3 yılı falan var galiba.
Güya devam edecektim seriye. ![]()
Yeni basım tam metin. Ben aldım alıntılar dahil bir çok eksiklik giderilmiş
İthaki bu haftada güzel şeyler yok yine. Bir sonraki haftaya kaldı.
Ali Demirsoy hocanın yeni kitabı çıkmış.
Dünya tarihinde en az beş büyük yok oluş yaşandı. Bu kez ise, altıncı yok oluşun nedeni ne gökyüzü ne de yerin altından geliyor. Bu defa yok oluşun sorumlusu bizzat insan… Nedeni ise çevre kirliliği ve özellikle küresel ısınma. 1950’li yıllarda denize dökülen, deniz canlılarının tanımadığı zehirli kimyasal maddelerin miktarı 1 milyon tondu. 2025 yılına gelindiğinde bu miktar 650 milyon tona ulaştı. Dünyanın ısı düzenlemesini, tuttuğu karbondioksitle sağlayan resiflerin %30’u bu kimyasallar nedeniyle yok oldu. Dünyadaki sıcaklığın güvenli sınırlar içinde tutulabileceği en yüksek karbondioksit miktarı 380 partiküldür. Ancak günümüzde bu oran 410 ile 453 ppm arasında seyrediyor. Atmosfer hızla ısınıyor; kutuplardaki ve dağlardaki buzlar eriyor. Bu durum, 4 milyar insanı yaşadığı kıyı bölgeleri tehdit ediyor. Atmosfer olayları felaketin kapımızda olduğunu gösteriyor. Her gün çeşitli ülkelerden iklimsel yıkım haberleri alınıyor. 2035 yılına gelindiğinde, Hindistan, Pakistan ve Bangladeş’i besleyen Ganj ve İndus Nehirlerinin kuruması bekleniyor. Bunun sonucunda en az 1,5 milyar insanın göç etmek zorunda kalacağı öngörülüyor. Bu rakama İran, Türkiye, Yunanistan, Güney Fransa ve İspanya gibi ülkeler dahil değil. Bu kitap, zamanımızın tükenmekte olduğunu; 2035 yılından sonra insanlık ve dünya tarihinde hiç görülmemiş yıkımlar başlayabileceğini; 9 milyar insandan 7 milyarının risk altında olabileceğini bilimsel veri ve bulgularla anlatmayı amaçlıyor. Güneş sistemimizde ve Evrende yerleşebileceğimiz başka bir yer yok. Belki çekilen bir evrensel piyangoda en büyük ikramiye dünyaya çıkmış olabilir. Değerini bilin. Hayal görmeyin, duyarsız kalmayın. El birliğiyle en az 100 milyon canlının yuvasını kurtarmaya çalışalım. Gerekli özeni gösterirsek, bu gezegen bize 7 milyar yıl daha yuva olabilir. Tercih sizin.
Henry James: Kadınları ve Sanatı, 19. yüzyıl Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından Henry James’in yaşamını ve yapıtlarını, hayatında belirleyici rol oynayan iki kadınla ilişkisi üzerinden özgün bir bakışla inceliyor. Usta biyografi yazarı Lyndall Gordon, James’in genç yaşta hayatını kaybeden kuzeni Minny Temple ile Amerikalı yazar Constance Fenimore Woolson’la kurduğu karmaşık ve dramatik ilişkiyi gün ışığına çıkarıyor. Bu iki kadın, James için hem ilham kaynağı hem de ölümlerinden sonra dahi zihninde yaşamayı sürdüren yaratıcı yol arkadaşları olarak anlatıya yön veriyor.
Lyndall Gordon, Minny’e dair hatıralar, Fenimore’la yürütülen uzun süreli mektuplaşmalar ve iki kadının kendi yazınsal üretimleriyle James’in eserleri arasında diyalog kurarken James’in ailesi ve çevresiyle kurduğu ilişkiyi de araştırıyor. Tanıklıklar, mektuplar ve arşiv belgelerine dayanan bu derinlikli biyografi, James’in yaşamı ile sanatı arasındaki bağın izini sürerek “yalnız deha” imgesini sorguluyor, başkalarıyla etkileşim içinde düşünen ve üreten bir sanatçı portresini öne çıkarıyor.“Harikulade canlı… Mükemmel bir fikir… Alışılmadık, sarsıcı, son derece keyifli bir metin.”
—Philip Horne, Guardian“Gordon’ın biyografiye yaklaşımı yaratıcı ve cesur. Ortaya çıkan eser, biyografi türü için yol gösteren ihtişamlı ve önemli bir kitap.”
—Kathryn Hughes, Literary Review






